Sci Fi Türkiye - Bilim Kurgu Siteniz
Dizi Senaryoları => Stargate Senaryoları => Konuyu başlatan: Kara Thrace - 23 Haziran 2014, 19:37
-
Part 1:Pilot Part 1
MÖ 1.350,Mısır...
Kızgın güneşin altında,yarı çıplak köleler,tanrı Osiris'in yeni sarayını bitirebilmek için ölümüne çalışıyorlardı.Zırhlı ve migferli muhafızlar,işlerin başında bekliyor ve yavaşlayan olduğu zaman,onları kırbaçlıyorlardı.Köleler için iki seçenek vardı.Ölene kadar çalışmak yada muhafızlar tarafından ölene kadar dövülmek.Ancak bugün herşey değişmek üzereydi.Bir grup kölenin çalışmayı reddedip,muhafızlara baş kaldırmasının ileride büyük bir isyana dönüşeceğini kim bilebilirdi.Tüm efendilerin dünyayı terketmesine neden olacak kadar büyük bir isyan.Osiris,Ra,Horus,İsis,Set ve diğerleri.Hepsi gittiler...
**************************************************************
2013,Kahire,mısır...
Sharon O'Neil,bir grup silahlı adam ile beraber mağaranın önüne yaklaştı.Sharon,omuz hizası uzunluğundaki sarı saçlarını açık bırakmıştı.Koyu gri atletinin üzerinde,düğmeleri tam iliklenmemiş olan mor deri ceketi göze çarpıyordu.Altınada yeşil pantolon giymişti.Sharon'ın yanında duran silahlı adamlar,yüzlerini kapatan siyah çarşaflara sarınmışlardı.Başlarında ise beyaz takım elbise giymiş,şapkalı bir adam vardı.Profesör Richard Walken,50'li yaşlarının ortalarında,çenesinde hafif top sakalı olan bir adamdı.Kumral saçları ağarmaya başlamıştı.Walken,Sharon'a baktı.
-Önce sen.
Adamlar,silahlarını Sharon'a çevirmişlerdi.Sharon,Walken'a baktı.
-Tamam.
Sharon,mağaradan içeri doğru ilerledi.Bir adım attı.Tam o sırada önüne sivri kayalar düştü.Sharon,geldiği yöne döndü ve bağırdı.
-Bu mağara çöküyor.İçeri girmek delilik olur.
Walken,Sharon'a bağırdı.
-Sana,içeri gir dedim.
Adamlar silahlarını tekrar Sharon'a doğrultmuşlardı.Sharon,içeri girmezse vurulacağını biliyordu.Şansını mağarada denemek daha iyi bir seçenek gibi göründü o an Sharon'a.
-Tamam,gireceğim.
Sharon,içeri doğru koşmaya başladı.Her yandan kayalar düşüyordu.Bir süre koştuktan sonra artık kayaların düşmediğini farketti.Kayanın birine saplı olan mızrağı gördü.Mızrağı kayadan çıkarmak için uğraştı.Tüm gücüyle asıldı ve onu çekti,çekti.Ta ki yerinden çıkarmayı başarana kadar.Sonra mızrağı eline aldı ve tekrar koşmaya başladı.Kaya yağmuru içinde koşmaya devam etti.Sonunda çıkışa ulaştı.Mağaranın çıkışında Walken,adamları ile beraber onun çıkmasını bekliyordu.Sharon,silahların gene kendisine doğrultulduğunu görmüştü.Sonra,Walken'ın sesini duydu.
-Mızrağı dışarı doğru fırlat.
-Çıkınca,onu sana veririm.
-Mızrağı şimdi bize gönder.Yoksa,burası mezarın olur.
-Pekala,vur beni.Ve mızrağıda girip kendin alırsın.
Walken,Sharon'a bağırdı.
-Tamam,mızrağı sen getir.
Walken,adamlarına döndü.
-Mızrağı alır almaz kızı vurun.
Sharon,dışarı çıktı.Mızrağı verir vermez vurulacağını biliyordu.Birşeyler yapmalıydı.
Walken,adamlarına döndü.
-Mızrağı,ondan alın.
Sharon,mızrağı adamlara doğru çevirdi.Mızrağın üzerinde bir düğme olduğunu farketmişti.Ona bastı.Sonra mızrağın ucu alev gibi parladı.Sonrada üzerinden bir ışın çıktı ve adamları tek tek buharlaştırmaya başladı.Sharon şaşkın bir şekilde mızrağı adamlara doğru tutmaya devam etti.Bir süre sonra hepsi küle dönmüştü.Walken,adamlarının yanışını görmüş ve paniye kapılmıştı.Pekala kendiside bu mızraktan çıkan gizemli enerjiye hedef olabilirdi.Kaçabildiği kadar uzağa kaçmalıydı.Sharon,mızrağın düğmesine tekrar basıp onu kapattı.
-Bu ne tür bir silah böyle?
**************************************************************
Birkaç hafta sonra...
Ballroom, Park Plaza Hotel ,Los Angeles, California.
Sharon,saçlarını at kuyruğu yapmıştı.Üzerinde ,mor bir gömlek ve bej rengi pantolon vardı.Genç kadın,otelin konferans salonunda,kendisini dinleyen bir grup insanın önünde,konuşmasına devam ediyordu.
-Son zamanlarda,kazılarda elde ettiğimiz kanıtlar,mısır uygarlığı hakkında bilmediğimiz pek çok şey olduğunu ortaya koyuyor.Belki bu güne kadar inandığımız herşeyi tekrar gözden geçirmemiz ve yeni bir düşünce şekline kapımızı açmamız gerekiyor.Burada sormamız gereken soru,piramitlerin nasıl yapıldığı değil.Onları kimin yaptığı olmalı.
Salondaki koltuklarda oturan insanlar yavaş yavaş dışarı çıkmaya başlamışlardı.Anlaşıldığı üzere Sharon'un konuşmasını dinlemeye değer bulmamışlardı.Sharon,giden profesörler ve basın mensuplarının arkasından baktı.Ve içinden söylendi.
-Hepinizin canı cehenneme.
Sharon,otelin garajında arabasına doğru ilerlediği sırada yanına koyu renk takım elbiseli iki adam yaklaştı.Sonra biri konuştu.
-Lütfen bizimle gelin bayan O'Neil.
-Sizde kimsiniz ve benden ne istiyorsunuz?
-Size herşey daha sonra açıklanacak.Şimdi,lütfen bizimle gelin.
-Hayır,sağolun.
-Bu bir rica değil bayan O'Neil.
-Sizinle hiçbir yere gelmiyorum.
Sharon,ters yöne doğru koşmaya başlamıştı.Arabası,diğer tarafta kalmıştı.Garajdan koşarak kaçmaya devam etti.Adam,diğerine bağırdı.
-Kaçmasına izin veremeyiz.
Sharon,garajdan çıkmıştı.Adamların peşinden gelmediğini görünce rahat bir nefes aldı.Sonra arkasından bir araba sesi duydu.Araba doğruca Sharon'un üzerine geliyordu.Bunlar o iki adam olmalıydı.Ama kendisinden ne istiyor olabilirlerdi? Tabi,dönüp onlar soracak değildi.Sharon,hızla koşmaya devam etti.Arabanın kendisine yetişmesinin an meselesi olduğunu biliyordu.Ama şu an yapabileceği en iyi şey kaçmaktı.Sonra Sharon,birden büyük bir gürültü duydu.Arkasını döndü ve başka bir arabanın,kendisini izleyen arabaya çarptığını gördü.Diğer arabanın kapısı açıldı ve içinden,kısa sarı saçlı,gri takım elbiseli,1.78 boylarında,oldukça yakışıklı bir adam çıktı.Muhtemelen 40'lı yaşlarında olmalıydı.Adam,Sharon'un yanına yaklaştı.
-Yaşamak istiyorsan benimle gel.
-Sende kimsin? Ve neden seninle gelmem gerekiyor?
-Daha sonra açıklarım.Şimdi hemen arabaya bin.Acele et.
Sharon,daha fazla soru sormadan arabaya bindi.Zaten başka bir şansıda yoktu.Adam,yanındaki koltukta oturan Sharon'a baktı.
-Kemerini bağla.
Sharon,kemerini bağladı.Sonra,adamda kemerini bağladı ve arabayı çalıştırdı.Sonrada araba hızla uzaklaştı.Diğer arabada peşlerinden geliyordu.Sharon,pencereden diğer arabaya baktı.
-Benden ne istiyorlar?
-Kahire'de bulduğun mızrak yüzünden senin peşindeler Dr. O'Neil.
-Peki sen kimsin?
-Albay John Collins.Seni korumakla görevliyim.
-Hala takip edildiğimizi düşünürsek,işinde çok iyi olmadığın sonucuna varabiliriz.
-Belki bu fikrini değiştirir.
John,ani bir manevra yaptı ve yolun ters yönüne geçti.Sonra hızla uzaklaştı.Peşindeki arabada aynı manevrayı yapmayı denedi ama başka bir arabayla çarpıştı ve yanarak havaya uçtu.Sharon,John'a baktı.
-Kimsin sen,James Bond mu?
John,sadece gülümsemekle yetindi.Sharon,ona baktı.
-Pekala.Şimdi ne yapıyoruz?
-Babanı bulmalıyız.Onun yardımına ihtiyacımız olacak.
-Onu uzun süredir görmüyorum.Onu tekrar görmeye hazır değilim.
-Onun yardımına ihtiyacımız var.
-Önce oğlunu kaybetti.Sonra karısı onu terketti.Ordudanda atıldıktan sonra bir daha kendini toparlayamadı.Sürekli içen yaşlı bir ayyaştan başka birşey değil artık.Bize bir faydası olmaz.
-Sana şimdi açıklayamayacağım şeyler var.Ama bana inanman gerekiyor.Jack O'Neil'i bulmamız çok önemli.
-Pekala.Ama hiçbir faydası olmayacak.
*****************************************************************************************************************
Jack O'Neil'in evi...
Sharon,omuz hizasındaki sarı saçlarını açık bırakmıştı.John ile beraber kapıya yaklaştı ve onu çaldı.Birkaç kere çaldıktan sonra kapıyı,beyaz saçları çene hizasına kadar uzamış,beyaz sakallı bir adam açtı.Aslında 60'lı yaşlarda olmasına rağmen sakalı onu daha yaşlı gösteriyordu.Tahminen 1.80 boylarındaydı.Jack,Sharon ve John'a baktı.
-Evet?
Sharon,Jack'e baktı.
-Benim baba,Sharon.
Jack,Sharon'a baktı.
-Seni son gördüğümde küçücük kızdın.Zaman ne çabuk geçiyor.Peki annen nasıl?
-Kanser.Geçen sene öldü.
-Üzüldüm.
Jack,Sharon'un yanındaki John'a baktı.
-Neden arkadaşın ile beraber içeri gelmiyorsun? Birşeyler içeriz.
John,araya girdi.
-Efendim.Ben albay John Collins.Sizin yardımınıza ihtiyacımız var.
Jack'ın suratı birden asıldı.
-Ben artık bu işler için çok yaşlandım.
-Sharon,Ra'nın mızrağını buldu.Ve bu yüzden onun peşindeler.
-Hayır.Onlar benim peşimdeler.Ve siz şimdi onları doğruca buraya yönlendirdiniz.
Jack,tam sözünü bitirmişti ki,bir patlama sesi duyuldu ve kapı havaya uçtu.Jack,Sharon ve John'a döndü.
-Beni izleyin.Arkada bir çıkış daha var.
Devam edecek
-
Part 2:Pilot Part 2
Episode Guest Cast
John Diehl - Colonel Kawalsky
**************************************************************
Stargate'de daha önce...
John,araya girdi.
-Efendim.Ben albay John Collins.Sizin yardımınıza ihtiyacımız var.
Jack'ın suratı birden asıldı.
-Ben artık bu işler için çok yaşlandım.
-Sharon,Ra'nın mızrağını buldu.Ve bu yüzden onun peşindeler.
-Hayır.Onlar benim peşimdeler.Ve siz şimdi onları doğruca buraya yönlendirdiniz.
Jack,tam sözünü bitirmişti ki,bir patlama sesi duyuldu ve kapı havaya uçtu.Jack,Sharon ve John'a döndü.
-Beni izleyin.Arkada bir çıkış daha var.
**************************************************************
Ve sonuç...
Sharon ve John,Jack'i izleyerek arka kapıdan çıktılar.Ve takım elbiseli adamları karşılarında gördüler.Sayıları epey fazlaydı.Hepside silahlıydı.Başlarında da Professor Richard Walken vardı.Walken,Sharon,John ve Jack'e baktı.Sonra,Sharon'ın yanına yaklaştı.
-Seni tekrar görmek güzel Sharon.
-Ben,aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
John,Sharon'a baktı.
-Onu nereden tanıyorsun?
-Eski öğretmenim.
-Öyle mi?
Walken,Jack'e yaklaştı.
-Albay Jack O'Neil.Yıldız geçidinden dönen adam.Oysa şimdi şu haline bak.Yaşlı ve yorgun bir adamsın.
Walken,Sharon'a döndü.
-Bizimle geliyorsun.
Sharon,Walken'ın adamları nezaretinde John ve Jack'in yanından uzaklaştı.Takım elbiseli adamlardan biri,John ve Jack'i işaret etti.
-Ya bu ikisi?
-Öldürün.
Sharon,bağırdı.
-Hayır.
Adamlar,makineli tüfeklerini John ve Jack' çevirdiler.Tam bu sırada,Sharon,yanındaki adamlardan birinin kolunu tuttu ve onu yere fırlattı.Sonrada diğerine bir yumruk indirdi ve adam yere yığıldı. Ancak,Sharon,ensesinde hissettiği metal dokunuşu ve duyduğu tık sesi ile durmak zorunda kaldı.Sonra Walken konuştu.
-Bu kadar yeter.
Bu arada John ve Jack'de Sharon'un verdiği fırsattan yararlanıp kaçmayı denemişlerdi.İkiside arkalarına bakmadan koşuyorlardı.Jack,mermilere hedef olmuş ve yaralanmıştı.Bir süre koştular.Sonra Jack,yere yığıldı.Ağzından kan geliyordu.John,onun yanına eğildi.Jack,zorlukla konuştu.
-Kızımı kurtar John.
-Kurtaracağım.Söz veriyorum.
Jack O'Neil'in başı yana düştü.Artık nefes almıyordu.John,hemen ayağa kalktı ve tekrar koşmaya başladı.
**************************************************************
Birkaç saat sonra,yıldız geçidi komutanlığı...
John,temizlenmiş,üniformasını giymiş ve general Howard Hopkins'in karşısına çıkmıştı.Howard Hopkins,70 yaşlarında,beyaz saçlı bir adamdı.Yaklaşık 1.91 boylarındaydı.Masasında oturmuş ve karşısında duran John'a bakıyordu.
-İşi,elinize yüzünüze bulaştırdınız albay Collins.Sharon O'Neil,şimdi onların elinde.Eğer yıldız geçidini çalıştırmayı başarırlarsa neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.
Tam bu sırada içeri 60 yaşlarında,kır saçlı bir adam girdi.Yaklaşık 1.83 boylarındaydı.Üzerinde subay üniforması vardı.General,konuşmasına devam etti.
-Albay Kawalsky. Görevin sorumlusu artık o.Sizde onunla beraber çalışacaksınız.
-Evet efendim.
**************************************************************
Sharon,Walken ve adamlarının nezaretinde depo gibi bir yere gelmişti.İçeri girdiler ve asansör ile en alt kata indiler.Sharon,asansörden çıktıktan sonra bir süre onlarla beraber boş ve karanlık bir alanla ilerlemeye devam etti.Sonra adamlar durdular.Walken,adamlarına işaret etti.
-Açın.
Adamlar uzaktan kumandanın düğmesine bastılar.Ve garaj kapısına benzer bir kapı yukarı doğru açılmaya başladı.Kapı açıldıktan sonra Sharon gördüğü şey karşısında şaşkın bir şekilde bakakalmıştı.Gri ve ortası boş bir daire duruyordu karşısında.Dairenin önünde kısa bir demir yürüme yolu vardı.Sharon,Walken'a baktı.
-İkinci bir yıldız geçidi mi?
-Evet.Ama üzerinde sembolleri deşivre etmeyi başaramadık.
-Ve benim yapmamı istiyorsunuz?
-Eğer semboleri deşivre edip,geçidi çalıştırmayı başarabilirsen yaşamana izin vereceğiz.
-İyi bir anlaşma gibi görünüyor.
Sharon,Walken'ın bilim ekibi ile beraber çalışmaya başlamıştı.Sembolleri çözmek zor değildi.Eski mısır dilinde yazılmıştı.Sharon,diğer arkeologlar tarafından çevirilmiş olan taslakları inceledi.
-Bunları kim çevirdi böyle? Bu çeviri tamamen yanlış.Doğrusu şöyle olmalı.''Onlar,bize hizmet etmek için yaratıldılar.Ama bu işlevlerini yerine getirmiyorlar.Hizaya sokulmaları gerekiyor.Yada yokedilmeleri.''
Pekala,başlıyoruz.
Bilgisayar işleme başlamıştı.Bir kadın sesi gelişmeleri bildiriyordu.
-Birinci sembol kilitlendi.
Geçit yavaş yavaş çalışmaya başlamıştı.
-İkinci sembol kilitlendi.
Tam bu sırada etrafı silahlı askerler sarmıştı.
-Üçüncü sembol kilitlendi.
John,Kawalsky ve askerler ile beraber içeri girdi.
-Dördüncü sembol kilitlendi.
Birden daire dönmeye başladı.Walken,bilim adamlarına seslendi.
-Gözü açın.
Birden dairenin ortasını mavi ve saydam bir madde kapladı.Saydam,diş macunu gibi bir görüntüsü vardı.Kawalsky bağırdı.
-Bu deney burada sona eriyor.Herşeyi kapatın.
Walken acele ile yürüme yoluna çıktı ve saydam maddenin içinden geçti.Adamlarıda onu izledi.Sharon'da hemen onların arkasından yürüme yoluna girdi ve saydam maddenin içinden geçti.John'da onun arkasından yürüme yoluna girdi ve saydam maddenin içinden geçti.Ondan sonrada dairedeki saydam madde birden kayboğuldu.Geçit,kapanmıştı.Kawalsky ve askerleri geçitten geçmeye fırsat bulamamışlardı.Sharon,kendini rüyada gibi hissetti.Sanki uzay boşluğundan aşşağı düşüyordu.Sürekli düşüyordu.Yıldızlar,gezegenler önünden geçiyordu.Sonra,John'un uyandırmasıyla kendine geldi.Ormanlık bir alandaydılar.John,Sharon'a baktı.
-İyimisin?
-Evet.Sanki uykudan yeni uyanmış gibiyim.
-Birazdan normale dönersin.
-Bizden başka kaç kişi geçti?
-Hiç kimse geçemedi.
-Peki ya Walken ve adamları?
-Bizden önce geçmiş olmalılar.
Sharon,birden birçok ayak sesi duydu.Sanki bir sürü insanın ayak sesi gibiydi.
-Bu da ne?
Sharon ve John,arkalarına baktılar ve koşan bir sürü insan gördüler.Giyinişleri,daha çok kasabalıya benziyordu.Kovboy şapkası,yelek,pantolon ve siyah çizmeler.
John,Sharon'a baktı.
-Bunlar neden kaçıyor böyle?
-Öğrenmek istediğimi sanmıyorum.
Birden herşey havaya uçmaya ve yanmaya başladı.Sharon,yukarıya baktı ve havada uçan kuşa benzeyen yaratıklar gördü.Sanki kuşlar ateş ediyor gibiydiler.John,Sharon'a bağırdı.
-Bunlar kuş değil.Bir tür avcı uçağı olmalılar.
-Ve şimdi bizi vuracaklar.
Sharon ve John,diğer insanlarla beraber koşmaya devam ediyorlardı.Birçok insan,metal görümlü yaratıklardan gelen laser ışınlarına hedef oluyor ve yere yığılıyordu.Sonunda,metal yaratıklar uzaklaştılar.Sharon gülümsedi.
-Sanırım saldırı bitti.
-Evet.Ama tekrar gelecekler.O zamana kadar buradan uzaklaşmış olmalıyız.
-Peki ama nereye gideceğiz?
-Bu insanlar nereye gidiyorsa,bizde oraya gideceğiz.
Ormanlık bir alanda uzun bir yürüşten sonra kasaba benzeri bir yere geldiler.Sharon,etrafına baktı.Sonra,John'a döndü.
-Kendimi John Wayne filminde gibi hissediyorum.
Sokaklarda atlı arabalar vardı.Ve at üzerindeki kovboylar.
John,Sharon'a baktı.
-Hiç motorlu taşıt yok.Elektrik telleri yok.Sanki 19. yüzyılı yaşıyor gibiler.
-Peki ya ormandaki avcı uçakları? Onları nasıl açıklıyorsun?
-Burada yaşayan iki ayrı toplum olmalı.Bir tanesi modern teknolojiye sahip.Diğeri ise 19. yüzyıl imkanlarıyla yaşamaya çalışıyor.
-Belkide teknolojiye karşı,dini bir topluluk olabilir.Emin değilim.
-İleride bir bar var.Girip birşeyler içelim.Boğazım kurudu.
-Sence dolar alıyorlarmıdır?
-Bir şekilde ödemenin yolunu buluruz.
Sharon ve John içeri girdiler.Bardaki korumalar onları durdurdu.Bellerindeki silah kılıfı göze çarpıyordu.Sonra biri konuştu.
-Buraya kadınlar giremez.
John,araya girdi.
-O,benimle.
-Buraya kadın sokamazsınız bayım.
-Sorun çıkarmayacağız.Sadece birşeyler içmek istiyoruz.
-Siz içeri girebilirsiniz ama kadın dışarıda beklesin.
Sharon,araya girdi.
-Ben,neden içeri giremiyorum?
-Buraya kadınların girmesi yasaktır.
John,cebinden yüz dolar çıkardı.Bu paranın bu gezegende geçtiğinden bile emin değildi ama şansını denemekten zarar gelmezdi.John,100 doları,korumalardan birine uzattı.
-Belki bu fikrinizi değiştirebilir.
Adam,doları eline aldı.Bir süre baktı.Sonra diğer adama uzattı.O da baktıktan sonra barmene verdi.Barmen 100 doları inceledi.Ve güldü.
-Dünya parası.Görmeyeli uzun zaman oluyor.
Barmen,korumalara döndü.
-Bırakın kadınla beraber içeri girsin.
Sharon ve John,bara yaklaştılar ve bir içki aldılar.Barda hiç kadın görmemiş olan diğer adamlar,Sharon'a ıslık çalmaya başlamışlardı.John,Sharon'a baktı.
-Onlara aldırma.
-Aldırmıyorum.
Sharon ve John içkilerini içerlerken yanlarına sakallı bir adam geldi.Sonra,John'a baktı.
-Kadın için ne kadar istiyorsun?
Sharon,şaşkınlıkla bakakalmıştı.
-Bu ne diyor böyle?
John,adama döndü.
-Neden bizi rahat bırakmıyorsun?
Adam tekrar sordu.
-Sana ne kadın için ne kadar istiyorsun dedim?
-O satılık değil.
Sharon,araya girdi.
-Neden defolup gitmiyorsun?
Adam,John'a baktı.
-Kadınına susması söyle.Yoksa onu ben sustururum.
Sharon,adamın yanına yaklaştı.
-O zaman bir dene bakalım.
John,cebinden 100 dolar çıkardı.
-Bu işi belki başka bir yoldan halledebiliriz.
Bardaki herkes birden bağırmaya başladı.
-Kavga,kavga,kavga.
John,Sharon'a baktı.
-Ben dövüşürüm.
-Hayır.Ona meydan okuyan benim.Ben dövüşmek zorundayım.
-Saçmalama.Adam en az 1.95 boyunda.Onunla dövüşemezsin.
-Eskiden kafes dövüşlerine katılmıştım.Bu adam,daha önce dövüştüklerimden farklı değil.
-Sen,kafes dövüşlerine mi katıldın?
-Üniversite paramı çıkarmama yardımcı oluyordu.
Sharon,ceketini ve gömleğini çıkardı.Üzerinde koyu renk atleti kalmıştı.John,Sharon'ın kaslı kollarına baktı.
-Güzel kaslar.
Sharon,sakallı,iri adam ile karşı karşıya gelmişti.İnsanlar,Sharon'ın ne zaman düşeceği üzerine iddiaya girmeye bile başlamışlardı.Adam,Sharon'a doğru bir yumruk savurdu.Ama,Sharon,yana eğilerek ondan kaçtı.Sonra,adamın karnına sıkı bir yumruk indirdi.Adam,yediği yumruk ile yere yığıldı ve öylece kaldı.1.68 boyundaki bir kadının,1.95 boyundaki iri yapılı bir adamı tek yumrukta yere sermesi karşısında herkes şaşkınlıktan bakakalmıştı.John,
Sharon'un yanına geldi.
-Bunu nasıl yaptın?
-İnsan vücudunda pek çok zayıf nokta vardır.Eğer doğru noktayı bulabilirsen tek yumruk ile rakibinin işini bitirebilirsin.
Devam edecek
-
Part 3:Pilot Part 3
Akşam üstü,bir otel odası...
Sharon ve John,odadan içeri girdiler.John kapıyı kapattı.Sharon,sinirli bir şekilde John'a baktı.
-Kadınların,yanlarında erkek olmadan odalarda kalmalarına izin vermemeleri çok saçma.
John,kir,toz içindeki odaya ve lekeli çarşaflı büyük yatağa baktı.
-Yatağı sen mi almak istersin?
-Peki sen nerede yatacaksın?
-Ben yerde yatarım.
-Rahatsız olmayacağından eminmisin?
-İdare ederim.Iraktayken çadırlarda yatardık.Yerde yatmaya alışkınım.
-Sen,Iraktamıydın?
-90'lı yıllardaydı.O zamanlar teğmendim.Irak'a gönderilen birliklerden birinde bölük komutanıydım.Soğuk bir gecede,tüfek sesleriyle uyandık.Çadırdan çıktık ve hepimiz sipere yattık.Sonra ateş etmeye başladık.Her taraftan mermiler geliyordu.Bize kimlerin ateş ettiğini bile göremiyorduk.Öylesine ateş ediyorduk ve birilerini vurmayı umuyorduk.Birden yanımdaki asker yere düştü.Vurulmuştu ve her tarafından kanlar akıyordu.Gözlerimin önünde öldü ve ben hiçbirşey yapamadım.O gece bölüğümün yarısını kaybettim.Ertesi gün sağ kalan olup olmadığını kontrol etmeye gittiğimizde gördüğümüz manzara hepimizi şaşırttı.Yerde yatan insanları gördük.Hiçbiri asker değildi.
Bazıları çocuktu.Bu bir savaş değildi.Katliamdı.
John,Sharon'a baktı.
-Baban için üzgünüm.
-Boşver.Onu 13 yaşından beri görmüyorum.Şimdi öldüğü için üzülmem mi gerekiyor?
-Genede senin babandı.
-Sadece biyolojik olarak.Doğum günlerimde gelirdi.Onun dışında,onu hiç görmüyorduk.13. doğum günümdü.Babam o gün bizdeydi.Ona bir telefon geldi ve hiçbirşey söylemeden çıkıp gitti.Ertesi gün bize bir telefon daha geldi.Oğlu,onun silahıyla oynarken kendini vurmuş.Cenazede gördüğümüzde,
babam bizimle konuşmadı bile.Sanki bir yabancıymışız gibi.Ondan sonra hiçbir doğum günüme gelmedi.Her yıl umutla gelmesini bekledim.Ama hiç gelmedi.Sanki oğlunun ölmesi benim suçumdu.Ve o,olmadan yaşamımıza devam ettik.
-Seni sevmekten hiç vazgeçmediğine eminim.Ölürken,bana seni kurtarmam için söz verdirdi.
Sharon,John'a baktı ve gülümsedi.
-Bu yatak,yeterince büyük.İkimizde yatabiliriz.
-Bunun sorun olmayacağından eminmisin?
-Hayır,sorun olmaz.
Sharon,tamamen soyundu ve yatağa girdi.Sonra,John'da soyundu ve Sharon'un yanına yattı.Birkaç dakika sonra ikiside uyumuştu.Birkaç saat sonra,ikiside derin uykudayken bir anahtar odanın kilidini açtı ve içeri köpek başlı,insan vücutlu ve üzerinde gri metal zırhlar olan,mızraklı savaşçılar girdi.Birbirlerine anlaşılmaz dilde birşeyler söylüyorlardı.John,uyandı ve Sharon'u uyanması için dürttü.
-Uyan,Sharon,ziyaretçilerimiz var.
Sharon,uyandı ve John'a baktı.
-Ne oluyor?
-Sanırım başımız dertte.
-Bunun bir rüya olmadığına eminmisin?
-O zaman uyumaya devam et.
-Tamam.
Sharon,tekrar uykuya daldı.John'da onun arkasından.
**************************************************************
Ertesi sabah...
John,uyandı.Sharon hala uyumaya devam ediyordu.John,odanın darmadağın olduğunu farketti.Dün gece gördüklerinin rüya olup olmadığını bilmiyordu ama birilerinin odaya girdiği kesindi.Kapıya baktı.Hala kilitliydi ve bir zorlanma belirtisi yoktu.Eğer gece içeri birileri girdiyse,kapıyı anahtarla açmış olmalıydılar.John,tuvalete girdi ve kapıyı kapattı.Sonra pek temiz olmayan klozete işemeye başladı.Bu arada Sharon uyandı.John'da çırılçıplak bir şekilde tuvaletten çıktı.Sharon,ona baktı.John'da Sharon'a baktı.Üzerinde hiçbirşey yoktu.O da çırılçıplaktı.John,Sharon'un kocaman göğüslerine ve kolundaki yazı şeklindeki dövmeye baktı.Latince yazılmıştı.
-Halkın malı.
Sharon,güldü.
-15 yaşındaydım ve ilk dövmemdi.Vurucu birşey olmasını istedim.Tabi annem görünce çıldırdı.
Sharon,dağılmış olan odaya baktı.
-Dün gece birileri gerçekten buradaydı öyle değil mi?
-Dün geceden ne hatırlıyorsun?
Köpek başlı,insan vücutlu askerler vardı.Gri metal zırh giymişlerdi ve mızrakları vardı.Sonra sen bana uyumamı söyledin ve bende öyle yaptım.
-Hatırlamıyorum.Dün gece çok derin uykudaydım.
John ve Sharon giyindiler.John,Sharon'a baktı.
-Burada kısılıp kaldık.Yıldız geçidi kasabanın dışında.Ve avcı uçaklarına hedef olmadan oraya ulaşmayı başaramayız.
-Belkide bu sefer onlarla karşılaşmayız.
-Bundan asla emin olamayız.Eğer onlarla karşılaşırsak kurtulma şansımız olmayabilir.
-Peki sence ne yapalım? Bu lanet kasabada oturup bekleyelim mi?
-Yıldız geçidini tekrar açıp bizi aramaya gelebilirler.
-Gelemezler.Yıldız geçidi o şekilde çalışmaz.Eğer öbür taraftan yıldız geçidini tekrar açarlarsa tamamen başka bir noktaya giderler.Geçit,sadece buradan açılabilir.
-Yani,geldiğimiz yere tekrar gidersek ancak o zaman dünyaya geri dönebiliriz.
-Evet.
-O zaman avcı gemilerinin nereden geldiğini bulmalıyız.
-İleri bir uygarlık olmalı.Belki onlarla anlaşmanın bir yolunu bulabiliriz.
-Yada bizi öldürürler.
-Bu olasılıkta mümkün.
-Yanlız küçük bir sorun var.Oraya nasıl gideceğiz?
-İki at alırız ve kasabadan çıkarız.Biz güneyden geldik.Eğer kuzayden gidersek avcı uçaklarıyla karşılaşmayabiliriz.
-Denemeye değer.
Sharon ve John,otelden çıktılar ve atların satıldığı yere geldiler.John,satıcı adama baktı.
-İki at istiyoruz.
-Herbiri 20 dolar.
-Tamam.
Sharon ve John,atlarına eyerlerini taktılar.Sonra Sharon,John'a baktı.
-Pekala gidelim.
Sharon ve John,kasabada ilerlediler.Sonra kasabadan uzaklaştılar ve yollarına devam ettiler.Birkaç saat ıssız vadide ilerlediler.Sonra John,Sharon'a seslendi.
-Bu atlar daha fazla ilerleyemez.Dinlenmeleri gerekiyor.Ayrıca bir yerden su bulmalıyız.Elimizdeki su uzun süre idare etmez.
John ve Sharon,atlarından indiler.Sharon,John'a baktı.
-Atları bağlayabileceğimiz bir yer yok.Kaçarlarsa,onları bir daha yakalayamayız.
-Saatlerdir koşuyorlar.Kaçacak halleri olduğunu sanmıyorum.
Tam o sırada etraflarını köpek başlı,siyah metal zırhlı ve ellerinde mızraklar olan bir grup asker sardı.Sharon,köpek başlı askerlere baktı ve John'a döndü.
-Dün gece olanlar rüya değildi öyle değil mi?
-Dün gece hakkında fazla şey hatırlamıyorum.Hayal meyal bazı görüntüler.Tek hatırladığım bu.
-Ama ben hatırlıyorum.Bunlar dün bizim odamızdaydı.Birşey arıyorlardı ama ne?
-Belkide bunu onlara sormalısın?
Sharon,onları doğru gelen köpek başlı askerlere baktı.
-Bu iyi bir fikir gibi görünmüyor.
Askerler,onlara iyice yaklaştı ve biri anlaşılmaz bir dilde birşeyler söyledi.John,Sharon'a baktı.
-Ne dediklerini anlayabiliyormusun?
-Eski bir mısır lehçesi konuşuyorlar.Sanırım onlarla gitmemizi istiyorlar.
-Zaten başka bir seçeneğimizde yok.
Sharon ve John,askerleri takip ettiler.Askerler,onları küçük bir uçağa benzeyen bir araca bindirdi.Sonra havalandılar.Sharon,John'a baktı.
-Avcı uçaklarının birinin içindeyiz.
-Evet.Ama nereye gidiyoruz?
-Sanırım geldikleri yere.
Devam edecek
-
Part 4:Pilot Part 4
Sharon ve John,köpek başlı askerlerin nezaretinde,araçtan indiler.Sonra yürüyen yoldan ilerlemeye başladılar.Sharon,John'a baktı.
-Yürüyen yollar.Bakalım daha neler göreceğiz?
Tam bu sırada yukarıdan siyah renkli metal bir küre havada süzülerek yanlarına geldi.John,küreye baktı.
-Bu şey de ne böyle?
Küre,önce John'a yaklaştı ve vücudunun heryerini x ışınlarıyla taramaya başladı.Sonra durdu.
-Temiz.
Küre,John'un yanından uzaklaştı ve Sharon'a yaklaştı.Sonra onunda vücudunun heryerini x ışınlarıyla taramaya başladı.Sonra durdu.
-Temiz.
Küre uzaklaşırken,Sharon arkasından baktı.
-Onlara cinsel taciz davası açabilirim.
John,yolun karşısındaki insanları farketti.Hepsi çeşitli renklerde,beyaz,sarı,kırmızı ve mavi işçi tulumları giyiyorlardı.Kadınların hepsinin saçları at kuyruğu yada topuz yapılmıştı.Erkeklerin hepsinin ise jöle ile arkaya doğru yatırılmıştı.İşin en ilginç yanı ise hiçbirinin yürüyen yolu kullanmamasıydı.Sharon,John'a baktı.
-Bu yolun sonunu görmek istediğimi sanmıyorum.
-Sende aynı şeyi mi düşünüyorsun?
-Bir,iki,üçte yapalım.
Sharon ve John,ani bir hareket ile yoldan atladılar.Askerler ise yolu izlemeye devam ediyordu.
Sharon,onlara baktı.
-Bizi neden takip etmiyorlar?
-Kimin umrumda.Hemen gidelim buradan.
Sharon ve John,işçi tulumu giyen insanların yanından geçtiler.John,yanlarından geçen insanlara baktı.Sonra,Sharon'a döndü.
-Bu giysilerle farkedilmemiz uzun sürmez.
-O zaman,değişmeliyiz.
-Bu giysilerden bulmalıyız.
-İlk gördüğümüz mağazadan iki tane alalım.
John,uzaktan kendilerine doğru gelen iki kişiye baktı.Sonra,Sharon'a döndü.
-Kaç numara giyiyorsun?
Sharon,gülümsedi.
-Şu kadın ile aynı beden olabilirim.
**********************************************************************************************
Sharon ve John,yerde çırılçıplak yatan adam ve kadının yanından uzaklaştılar.Sharon'ın üzerinde beyaz işçi tulumu vardı.Sarı uzun saçları sıkıca toplanmış ve at kuyruğu yapılmıştı.
John'un üzerinde de kırmızı işçi tulumu vardı.John'un saçları askeri kurallara göre kısacık kesilmiş olduğu için jöle ile arkaya yatırması gerekmiyordu. Zaten yanlarında değil jöle,saçlarını ıslatacak su bile yoktu.Sharon,John'a baktı.
-Buradan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız.
-Araçların olduğu yerde çok sayıda asker var.Onlara ulaşmayı başaramayız.
-O zaman başka bir çıkış yolu bulmak zorundayız.
Sharon ve John,diğer işçileri izleyerek ilerlemeye devam ettiler.İşçiler,sırayla gri renkli bir kapıdan geçiyorlardı.John,Sharon'a baktı.
-İçimden bir ses onları izlemememiz gerektiğini söylüyor.
-Artık geri dönemeyiz.
-Evet.Dönemeyiz.
Önce John kapıya yaklaştı.Kapının yanındaki gri tulumlu görevli,John'a yaklaştı.Sonra anlamadığı dilde birşeyler söyledi.John,adamın ne dediğini anlamıyordu bu yüzden aklına gelen ilk şeyi yaptı.Adama bir yumruk attı ve onu yere serdi.Sonra Sharon'a yanına gelmesini işaret etti.İkisi beraber içeri girerlerken diğer işçiler hiçbirşey olmamış gibi yollarına devam ediyorlardı.Sharon ve John,bir süre koridorda ilerlediler.Sonra etrafları köpek başlı,siyah zırhlı,mızraklı askerler tarafından sarıldı.İkiside tekrar askerleri izlemek zorunda kalmışlardı.
Sonunda askerler onları bir taht odasına soktular.Tahtın üzerinde kısa saçlı,hafif sakallı,kumral saçları kırlaşmaya başlamış,60'lı yaşlarda bir adam oturuyordu.Üzerinde siyah ve parlak savaşçı zırhı vardı.Oturuyor olsada oldukça uzun boylu olduğu belli oluyordu.Muhtemelen 1.90'ın üzerindeydi.Yanındaki taht'da ise 40 yaşlarında bir kadın oturuyordu.Üzerinde açık kahverengi,parlak kumaştan yapılmış bir elbise vardı.Kumral uzun saçları omuzlarından aşşağı dökülüyordu.Taht'ın yanında ise gene siyah savaşçı zırhı giyen,kumral saçlı ve hafif sakallı bir adam ayakta duruyordu.O da,kadın ile aynı yaşlardaydı.1.83 boylarında olduğu söylenebilirdi.Taht odasını koruyan köpek başlı askerlerin başında ise dazlak siyah bir adam vardı.Vücudu bol kaslıydı ve 1.87 boylarındaydı.Çenesinde küçük gri bir sakalı vardı.Seth,tahtında oturan Osiris'e baktı ve konuştu.
-Bu ikisi sınırlarımızı kaçak yollardan geçmeye çalışırken yakalandı.Onların sınıflandırmaya tabi tutulmalarını öneriyorum.
Seth,karşısında ayakta duran Sharon ve John'a baktı.
- Sağlıklı görünüyorlar.Onları dövüş için hazırlayın.
Seth,Osiris'in önünde eğildi.
-Nasıl arzu ederseniz.
Sonra,askerlerin başında duran Horus'a seslendi.
-Adamı ve kızı dövüş için hazırlayın.
Horus'un işaretiyle köpek başlı askerler,Sharon ve John'ı taht odasından çıkardılar.Onlar uzaklaşırken tahtında oturan Isis'de arkalarından baktı.
***********************************************************************************************
Sharon ve John,götürüldükleri odada kendilerine verilen giysileri giymekle uğraşıyorlardı.
Sharon,siyah deri bir atlet giymişti.Ve üzerine aynı renkte omuzluklar takmıştı.Altında da gene siyah renk bir pantolon vardı.Kaslı kolları açıkta kalmıştı.John'ın üzerinde de aynı renk bir atlet ve omuzluk vardı.Onunda kolları bayağı kaslıydı.Sharon,saçlarının üst kısmını örmüş ve kalanlarını ise tamamen salıvermişti.Bu haliyle,bir amazon savaşçısına benzemişti.
Sonunda,beklenen zaman gelmişti.Sharon ve John,müzik eşliğinde arenaya çıktılar.Kameramanlar yerlerini almıştı.Dövüş tüm gezegenden naklen yayınlanacaktı.John,Sharon'a baktı.
-Şimdi,arenaya aslanlar girerse hiç şaşırmayacağım.
Arenada bir kapı açıldı ve gri renkli,ejderhaya benzeyen,dev bir yaratık arenaya daldı.John,Sharon'a bağırdı.
-Kaç.
Ejderha,üzerilerine doğru geliyordu.Sonra bir nefes aldı ve ağzından ateş püşkürmeye başladı.John ve Sharon,alevlerden korunmak için bir o yana bir bu bu yana kaçıyorlardı.Sonra Sharon,durdu ve ejderha'ya bağırdı.
-Buraya gel,seni koca yaratık.
John,ona bağırdı.
-Ne yapıyorsun Sharon?
Sharon,onu dinlemeden ejderhanın üzerine doğru koştu.Sonra havada bir takla attı ve ejderhanın üstüne atladı.Ejderha,Sharon'ı üzerinden atamayınca,onunla beraber havalandı.Sharon,ejderhanın idaresini ele aldı ve onu,arenadaki locaların üstüne doğru sürmeye başladı.Ejderha,heryeri ateş içinde bırakmıştı.Osiris,locasından kalktı ve asasını çıkardı.Osiris'in asası birdenbire parladı.Sonra asasını ejderhanın üzerine çevirdi ve kullandı.Ve herşey karardı.
**********************************************************************************************
Sharon,uyandı.Rahat ve güzel bir yataktaydı.Yatağın etrafı perde ile örtülüydü.Sharon'ın üzerinde pembe bir gecelik vardı.Sarı uzun saçları tamamen serbest kalmıştı.Sharon,yataktan kalktı.Perdeyi çekti ve dışarı çıktı.Sonra,sarışın,30 yaşlarındaki genç kadını farketti.1.65 boylarında olmalıydı.Saçları,oğlan çocuğu modeli kısacık kesilmişti ve kakülleri önüne düşüyordu.Sharon'ın 23 yaşındaki halini hatırlatıyordu.Sharon,o zamanlar üniversite parasını çıkarabilmek için kafes dövüşlerine katılmıştı.Sert görünmek için saçlarınıda oğlan çocuğu modeli kısacık kestirmişti. Kadın,Sharon'a,meyva sepetinin bulunduğu masayı gösterdi.Sharon,muzları soyarken kadın konuştu.
-Ben Dr. Jenny Reed.Gelmeni bekliyorduk Sharon O'Neil.
-Burası neresi? Ve John nerede?
Tam bu sırada John,yanında sarı saçları dökülmeye başlamış,50'li yaşlarda bir adam ile içeri girdi. Adam yaklaşık 1.78 boylarındaydı.Üzerinde siyah ceket ve mavi bir gömlek vardı.Gri pantolon giyiyordu.John,Sharon'a baktı.
-Dr. Daniel Jackson ile tanış.
Daniel'in gözleri birdenbire kırmızı bir şekilde parladı ve sesi yankılı bir şekilde çıkmaya başladı.
-Aynı zamanda ben Ra'yım.
Devam edecek
-
Part 5 - Pilot Part 5
Sharon,Daniel'in kırmızı bir şekilde parlayan gözlerine baktı.
-Bu,bir tür lens mi?
Daniel'in gözleri tekrar normal haline geldi ve sesindeki yankı kayboğuldu.
-Ra ile ben aynı bedeni paylaşıyoruz.
-Anladığımı sanmıyorum.
Jenny,araya girdi.
-Ra,Daniel Jackson'ı aldığı zaman,o varlığını korumak için mücadele etti.Ve şimdi ikisi aynı bedeni paylaşıyorlar.
-Bir tür kişilik bölünmesi gibi.
Daniel,cevap verdi.
-Öylede düşünebilirsin.
John,Jenny'ye baktı.
-Seni tekrar göreceğimi sanmıyordum yüzbaşı Reed.
-Bende burada sizinle karşılaşmayı beklemiyordum efendim.
John,Jenny'nin kısacık kesilmiş sarı saçlarına baktı.
-Yeni saç modelini beğendim.
Sharon,araya girdi.
-Sen de mi ordudansın?
-Evet.Vancouver askeri okulunda,fizik,biyoloji ve kimya üstüne eğitim gördüm.Sonra birleşik devletler ordusunda özel birliğe alındım.
Sharon,John'a baktı.
-Buraya nasıl geldiğimizi hatırlamıyorum.Aslında nerede olduğumuzu bile bilmiyorum.
-Son hatırladığın şey ne?
-İkimizde arenadaydık ve Yüzüklerin Efendisinden fırlamış bir canavar bizi kovalıyordu.
John,Jenny'ye baktı.
-Gerçekten hatırlamıyor.
-Buraya geldiğimde banada olmuştu.Önceki gün tamamen hafızamdan silinmişti.Ben ve bölüğüm,köpek başlı askerler tarafından yakalandık.Birlikteki tek kadın ben olduğum için,beni diğerlerinden ayırdılar.Sonra beni başka kadınların olduğu bir bölüme götürdüler.Saçlarımı taradılar,yüzüme makyaj yaptılar ve bana kırmızı bir elbise giydiler.Sonra kadınlar dışarı çıktı ve içeri kumral saçlı ve hafif sakallı,oldukça yakışıklı bir adam girdi.Ve bana tecavüz etti.Karşı koymaya çalıştım,ama çok güçlüydü.Sonra,burada bir yatakta uyandım.Saçlarım çok kısa kesilmişti ve sarıya boyanmıştı.Saçlarımı ne zaman kestiklerini ve boyadıklarını hatırlamıyordum.
John,Jenny'ye baktı.
-Peki,daha sonra ne oldu?
Daniel,araya girdi.
-Jenny'yi mekanik efendiye bağladık.Ve mekanik efendi onun bilinçaltına gizlediği anılarının açığa çıkmasına yardımcı oldu.
Jenny,araya girdi.
-Eğer,gerçekten olanları hatırlamak istiyorsan,mekanik efendiye bağlanmalısın.Ama seni uyarmalıyım.Bu oldukça acı verici bir süreç olabilir.
-Bökrek taşı düşürmekten daha acı verici olamaz.
John,Sharon'a baktı.
-Kendinde bir farklılık hissediyormusun?
Sharon,gülümsedi.
-Saçlarım hala duruyor.Ama bu elbiseyi hangi mağazadan aldığımı hatırlamıyorum.
Sonra,Jenny'ye baktı.
-Diğer yıldız geçidini daha önce bir kere çalıştırdılar ve senin birliğinde o zaman buraya geldi.
-Profesör Richard Walken,sembolleri çözmeyi başardı.Yıldız geçidi açıldı ve biz içinden geçtik.Profesör Walken'ın da bizimle geçitten geçmesi gerekiyordu.Ama öbür taraftan birileri yıldız geçidi kapattı ve profesör Walken ve ekibi geçitten geçmeye fırsat bulamadılar.
-Bu yüzden beni geçidi tekrar açmaya zorladılar.Ve onlarda bizim gibi geçitten geçtiler.
John,araya girdi.
-Muhtemelen,diğer insanlarla beraber kasabada olmalılar.
*********************************************************************************
Walken,köpek başlı askerlerin nezaretinde büyük bir odaya girdi.Seth,koltuğunda oturken ona baktı ve konuştu.
-Dünyadan gelen bu iki yabancı hakkındaki herşeyi bilmek istiyorum.
-Albay John Collins.Babasını onurlandırmak için orduya katılmış.Irakta,barış gücünde görev yapmış.
-Bu çok iyi.Onu asker olarak kullanabiliriz.Peki ya kız?
-Eski öğrencilerimden biri.12 dili yazabilir ve konuşabilir.Antik mısır,yunan ve iskandinav dilleri ve tarihi üzerinde tam bir uzman.
-Ve oldukçada güzel.Ayrıca atletik yapılı.Onun bedeni ırkımız için mükemmel.
-Peki ya adamlarım? Onlara ihtiyacım var.
-Adamların dönüştürme işleminden geçtikten sonra işimize daha çok yarayacaklar.
-Ama hala benim emrim altında olacaklar.
-Tabiki.Ve sende benim emrim altında olacaksın.
-Evet lordum.
**********************************************************************************
Isis,kapıyı açtı ve Ra içeri girdi.Sonra ikisi birbirlerine sarıldılar.Isis,Ra'ya baktı.
-Buraya gelmeye devam edemezsin Ra.Osiris,seni burada yakalarsa neler olacağını biliyorsun.
-Neden onunla kalmaya devam ediyorsun? Benimle gel.Bugün,şimdi gidebiliriz.
-Yapamam.Osiris'i terkedemem,bunu biliyorsun.
-Peki ya biz?
-Artık biz diye birşey yok.
Daniel'in sesi normal bir tona döndü.
-Sha'uri,sende aynı şekilde mi düşünüyorsun?
-Hayır.Seninle gelmek istiyorum ama Isis bana izin vermez.
-Dünyadan iki kişi daha geldi.Bir kadın ve bir erkek.Onlar planımız için çok uygunlar.
-Bize yardım edeceklerini nereden biliyorsun?
-Bize yardım edecekler.Başka bir seçenekleri yok.
**********************************************************************************
Birkaç saat sonra...
Sharon,Daniel'e baktı.
-Biz şu anda tam olarak neredeyiz?
-Şu anda Abydos gezegenindeyiz.Dünyadan milyarlarca ışık yılı uzaklıkta bir gezegen.
Jenny,araya girdi.
-Yıldız geçidi üzerindeki her sembol bir takımyıldızını simgeler. Takımyıldızların şekillerini biliyorsanız,yıldız Geçidi üzerinde kolaylıkla bulabilirsiniz.
Sharon,onun arkasından devam etti.
-Her yedili sembol dizisi başka bir Yıldız Geçidi'ni ifade eder.Telefon gibi numara yerine sembolleri girince o sembollere sahip olan geçite bağlantı kurulur.
John,konuşulanlardan hiçbirşey anlamıyordu.
-Şunu ingilizce olarak anlatabilirmisiniz?
Jenny,Sharon'un kaldığı yerden devam etti.
-Bu bağlantı solucan deliği olarak ifade edilir. Bağlantı kurulduğunda daire şeklindeki Yıldız Geçidi'nin içi mavi bir suya benzeyen maddeyle kaplanır. Bunun içine giren kişi atomlarına ayrılır. Diğer geçitte ise yeniden birleşerek tek vücut olur.
John,Jenny ve Sharon'a baktı.
-Neyse boşverin.Şimdi buradayız ve esas sorun nasıl geri döneceğimiz.
Daniel,John'a baktı.
-Eğer istediğin buysa,seni hemen dünyaya geri gönderebiliriz.
-Sadece beni mi?
-Seninle gelmek isteyen herkesi geri gönderebiliriz.
-O zaman hemen hazırlıklara başlayalım.
Jenny,John'a baktı.
-Ben sizinle gelmiyorum.
-Yani burada mı kalacaksın?
-Bu insanların bana ihtiyaçları var efendim.Osiris,oğlu Seth ve komutanı Horus'un desteğiyle istediği herşeyi yapıyor.Askerlerini yıldız geçidinden başka gezenlere gönderiyor.Askerler,o gezegenlerdeki insanları toplayıp buraya getiyorlar ve onları sınıflandırıyorlar.
Sharon,araya girdi.
-Sınıflandırmada ne?
Daniel,devam etti.
-Başka gezegenlerden alınan insanlar iki sınıfa ayrılırlar.Şanslı olanlar işçi olarak ayrılır.Ömür boyu işçi olarak çalışırlar.Bu sayede yemek ve yatacak yer hakkına sahip olurlar.
-Peki ya diğerleri?
-Onlar asker olarak ayrılırlar.Gördüğünüz köpek başlı askerler.
-Yani onlar insan mı?
-Artık değiller.İnsan dna'sına köpek dns'ı eklenir ve ikisi karıştırılır.Ve ortaya insan vücutlu ama köpek başlı askerler çıkar.
John,araya girdi.
-Dr. Moreau'nun adasındaki gibi.
Sharon,cevap verdi.
-O filmi izlediğimde lisedeydim.Ve beni çok etkilemişti.
-Dr. Moreau,hayvan dna'sı ile insan dna'sını karıştırıyordu ve ortaya ne insan nede hayvan olmayan yaratıklar çıkıyordu.Ve şimdi bu gerçekten oluyor.
-Öyle görünüyor.Jenny'ye katılıyorum.Bu insanları böyle yüzüstü bırakamayız.Üzgünüm John ama seninle geri dönemem.
-Jack O'Neil'e seni koruyacağıma söz verdim.Ve bu sözümü tutmaya kararlıyım.
-Yani kalıyormusun?
-Sadece bir süre için.
Daniel,diğerlerine baktı.
Pekala,hazırlıklara başlayalım.
Pilot sonu