2.BÖLÜM
Tam 22 yıl olmuştu jack O’neill ve Daniel Jacson geçitten geçip Ra yı öldüreli. Ra dünyaya gelememiş ama ondan sonra bir sürü farklı ırk ve ittifak dünyaya saldırmıştı. Hiç biri dünyayı yenememiş ve yok olmaya doğru ilerlemişti. Ama bir düşman halen yaşıyordu. Wraithler !! öyle bir düşmandılar ki evrenin görüp görebileceği en büyük ırklardan birini, milyar yıllık bir imparatorluğu sadece tek yüz yılda yok oluşa sürükleyebilmişlerdi. On bin yıl önce kadimler savaşı kaybedip Atlantis’i okyanusun dibine gömdüklerinde kalanların çoğu yükselmeyi ve kardeşlerine katılmayı seçmişti. Bazıları da eski vatanları olan dünyaya dönmüşlerdi. Ama çok küçük bir topluluk, sayıları iki yüzü bile bulmayan bir gurup savaşmaktan vazgeçmemişti. yıllar önce denediklerini tekrar deneyeceklerdi.
Savaş kaybedilmeden birkaç yıl önce konseye bir seçenek sunmuştu general Komorius. Yüz yıl süren savaşı birkaç gün içerisinde bitirebilecek bir seçenek. İnsan imparatorluğunu tekrar şaha kaldırıp tüm evrene meydan okuya bilecek bir seçenek….
On bin yıl önce Atlantis
General odada bulunan konsey üyelerine dönerek
-bu savaşı kaybettiğimizi görmek zorundasınız. Atalarımız kadar güçlü ve yenilmez değiliz artık. Ama bu onlar gibi olamayacağımız anlamına gelmez
“-ne demeye çalışıyorsun” diye çıkıştı konsey üyesi merlin.
-bu savaşı kazana biliriz. Her şeyi yeniden inşa edebiliriz.
Morgan araya girdi ve;
-boş sözlerle bizi oyalamaya çalışma komorius amacın nedir?
-peki. Amacım şu. Mu’yu tekrar bir araya getirmek.
Komorius sözleri konseye bomba gibi düşmüştü. Herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyordu çünkü yıllardır düşünmelerine rağmen hiçbirinin aklına gelememişti Mu. Konsey üyeleri yavaş yavaş gülümsemeye başlamıştı. Ama merlin oturduğu yerden kalkarak şiddetli bir sesle komoriusa bağırmaya başladı.
-nasıl böyle bir fikri aklına getirebilirsin. Milyon yıl önce olan olayların yaralarını halen kapatamıyoruz. Kurtarıcı olarak sunduğun şey bize kendi kardeşlerimizi öldürttü. Atalarımız kardeşlerini öldürdükleri için kendilerini affedemediler. Çoğu intihar etti.şimdi gelmiş kardeş kanı döktüren bu şeyi tekrar bir araya getirmekten bahsediyorsun!
-her şey geçmişte kaldı. Artık ne muryalılar var nede lantianlar. Geriye sadece biz kaldık.
-o haklı merlin. Artık iki kavimde yaşamıyor karar bize ait. Dedi Morgan
Ellerini masanın üstüne koyan merlin başını aşağıya eğdi. Ayalarına bakıyordu. Bir müddet düşündükten sonra komorius a döndü ve…
-her gün insanlarımdan binlercesi katledilirken eski bir kan davasını gütmem aptallık olur. Oylamaya sunuyorum. Evet diyenler?
Tüm konsey üyeleri yavaşça ellerini kaldırdı. Onayını alan komorius hemen atlantisten ayrılarak gemisine doğru yola çıktı. Komorius son bir kez camdan bakarak atlantise baktı.
On bin yıl sonra dünya.
Mavi gezegen tüm ihtişamı ile uzayın sonsuz boşluğunda kendi güneşinin etrafında süzülüyordu. Gezegen yörüngesinde ise telaş vardı. 6 adet deadalus sınıfı dünya gemisi yan yana dizilmiş aynı noktaya odaklanmışlardı. Ayın yörüngesinde iki gemi belirdi. Amerikan gemisi O’neill ve Türk gemisi Atatürk’tü. Albay Sheppard yörüngedeki odysey le bağlantıya geçti.
-erken geldik galiba?
-tam zamanında albay tam zamanında. Dedi deadalus komutanı albay Samuel Sins.
Ve konuşmasına devam etti
-geldiğinize göre konumlarımızı almaya başlaya biliriz. Wraitler birkaç dakikaya gelmiş olur.
-konum derken?
-güneşe sırtımızı vererek yan yana dizeceğiz gemileri albay.
- peki sebebini sorabilir miyim.
-elbette albay. Bir planımız var.
Gemiler konumlarını almış wraitleri bekliyorlardı. Birkaç saniyelik şimşek fırtınasının ardından 11 kovan jüpiterin yörüngesinde ortaya çıktılar. Dünyada ise güney kutbundaki merkez komutanlıkta bu hareketlilik hemen yakalanmıştı. General O’neill kendisinin hemen mars üssüne bağlanmasını istedi.
-albay Chan wraitler dünyaya gelirken marsın yanından geçecekler. Tahminimiz sizi fark etmedikleri yönünde
-bizde aynısı düşünüyoruz general. Asgard topları şarj olmak üzereler. Görünmezlik kalkanları da tam güçte. Umarım fark edilmeyiz.
-albay sizden kovanları yok etmenizi beklemiyoruz. Elinizden gelenin en iyisini yapın ve tüm kovanlara verebileceğiniz en büyük hasarı verin. Kalkanların sizi koruduğunu anlayınca dünyaya yöneleceklerdir. Ondan sonrası bizde
-anlaşıldı general. İyi şanslar. Mars üssü tamam.
Kovanlar her şeyde habersiz marsın yanından geçmeye başladılar. Dünya yörüngesindeki gemilerin dizilişine bir anlam verememişlerdi. Dünya ile kendi aralarına girmektense sırtlarını güneşe vermişlerdi. Ama fark etmezdi. Tam bir ziyafet istiyorlardı ve kimse onlara engel olamamalıydı. Kovanlar daha bu mesafeden dartları salmaya başlamıştı ki, marsın ve güneş sisteminin en büyük dağı 27 km olimpos dağından mars üssü ateşe başlamıştı. V formasyonunda ilerleyen kovanları sol kanadı ağır ateş altındaydı. En arkadaki kovan ansızın bir iç patlama yaşadı. Gemi yok olmamış ama artık hareket edemez durumdaydı. Diğer gemiler durumun vahimiyetini anlamışlardı çünkü dağ çok büyüktü ve ateş edilen noktalar birbirin çok farklı yerdeler di. Birini yok etseler diğerleri saldırıya devam ediyordu. Kaçmaya çalışırken iki gemi daha kaybettiler. Sonunda silahların menzilinden çıkmışlardı. Kalan 3 gemi ise mars üssü tarafından ateş yağmuruna tutuldu ve çok geçmeden yok edildiler.
Wraithler böyle bir savunma beklemiyorlardı. Kalan sekiz kovan tüm dartları salarak 4 erli iki guruba ayrıldı. İki grupta geride beklemeye ve dartların sonuç elde etmesine odaklanmıştı. Bin beş yüze yakın dart atmosfere doğru yaklaşırken dünya gemileri hareketsizdi. Dartlar gruplara ayrılıyor ve çeşitli noktalara saldırmaya hazırlanıyorlardı ama atmosfere girmeye başladıklarında onları bir sürpriz bekliyordu. Atmosfere girer girmez yanmaya başlamışlardı. Daha ne olduklarını anlamadan ateş topuna dönmüşlerdi. Bu sırada yörüngede
DR. Rodney albay john a dönerek.
-atmosferin başlangıç noktasına birazcık elektrik verince güzel bir sinek tuzağımız oldu.
-birincisi sen bunun çalışacağına hiç inanmadın ve ikincisi birazcı dediğin elektirik için yüz kilo naquadah kullandık.
-çalışmayacağına halen eminim tabi benim hesaplarım olmazsa.
-sen ve egon!!! Gruplardan biri bize doğru yöneldi. Kalkanlar tam güç. Silahlar beklemede kalsın. Merkez komutaya başlayın daha ne kadar süre ördek gibi durmamızı bekliyorlar?
Merkezden gelen yanıt olduğunuz yerden kıpırdamayın dı. Kovanlar gemilerimizin tam karşısına geçmiş ve güneşle bir çizgi oluşturmuşlardı. Menzile girer girmez ateşe başlamışlar ama bizim gemilerden hiçbir karşılık alamıyorlardı. Bunu gören diğer dört gemide savaş alanına yönelmişlerdi. Yan yana duran gemilerimizin arasından sarı sarı ateş topları geçmeye başladı. Rastgele geliyorlar ama hiçbir dünya gemisine çarpmıyorlardı. Kovanlar hiçbir anlam verememişlerdi anlam verecek kadar da zamanları olamamıştı zaten. Dört kovanda yok olmuştu. Diğer dört kovan ise birkaç isabet almış ve uzaklaşarak kurtulmuşlardı. Formasyondan ayrılan dünya gemileri kovanların peşine düşmüş ve işler tersine dönmüştü. Asgard topları ve nükleer füzelerle ağır hasar alan kovanlar hiper uzaya atlamaya çalıştılar. Biri başaramadan havaya uçtu ama üçü atlayışa geçti. 2 kovan pegasusa doğru yol alırken bir kovan pencereyi kaçırmış ve insanların merhametine kalmıştı. Kendi halkından beslenen bu yaratıklara insanların bir merhamet göstermeyeceği ortada idi. Son gemide yok edilmişti.
Savaş kazanılmış ve dünya kurtarılmıştı ama kaçan kovanlar dünyanın yerin tüm ırktaşlarına söyleyeceklerdi ve herkes bunu biliyordu. Sevinç kısa ve buruk sürdü.
6 saat sonra Antartika; Dünya Askeri Komutanlığı
Yörüngede ki gemiler kendi ülkelerine bakım dönüşümlü bir şekilde iniş yapmaya başlamışlardı. John ve rodney ise antartikaya ışınlanmış ve general O’neill la olan toplantılarına doğru gidiyorlardı.
Rodney;
-bakım için gemide olmam gerekiyor. Burada değil.
-ne bakımı gemi hasar almadı ki.
-geminin bakımından bahseden de kim. 8 saattir hiçbir şey yemedim.
-aman ne önemli
İkili yavaşça salona girdiler. Salonun ortasında u şeklinde 30 kişilik bir masa vardı. General ikiliye dönerek
-hoş geldiniz beyler.
-teşekkürler efendim. Burada olmak güzel.
-maalesef fazla kalamayacaksın.
-maalesef mi? Neden wraitler gerimi geliyor?
-hayır doktor.Az önce dünya savunma ajansı ile bir toplantıdan çıktım. Ve sizin için yeni bir maceramız var.
-nasıl bir macera efendim?
- dünyaya gelmeden önce içine girdiğiniz macera. Ajans atlantisden gelen yeni bilgileri ve daniel ın harika sunumu ile ikna oldu.
-yeni bilgiler dediniz nasıl bilgiler?
-daniel ın bir saatlik harika açıklamasından sonra anladığım kadarı ile Mu denilen şey bir tür uzay üssü. Yada uzay üsleri.her neyseler artık. 6 parçadan mı ne oluşuyormuş ve en güze kısmı onu bir parçasını bulabilirsek kendimize yeni kadim gemileri inşa edebiliriz.
-o gemilerle wraithleri tarih edebiliriz. Kovan gemileri mısır gibi patlata biliyorlar. Harika şeyler…..ee… efendim
-onları ter bile dökmeden yendik artık tehdit değiller sanıyordum.
-dünyaya saldıran grup tüm galaksi içinde küçük bir gruptu. Gittiklerinde ilk yapacakları iş tüm galaksiye dünyanın yerini yaymak olacaktır. Elimizde ki olanaklar sınırlı ve artık gizli üssümüzde kalmadı.
-gizli üs demişken efendim şu sarı ateş topları onlarda neydi öyle?
-çek dostumuz radek in destiny den aldığımız bilgilerle geliştirdiği yeni savunma sistemimiz. Güneş enerjisini alıp eski gouald enerji silahlarına yüklüyor. Eski falan ama o kadar enerjiyi alınca yeni oluyorlar.
-radek mi? O hale yaşıyor mu?bir dakika o şimdi dünyayı mı kurtardı? Altı üstü bir kaç aylığına gemi turuna çıktım ve dünyayı o kurtarıyor.
-tura çıkmadın rodney sürüldün.
-sürülmedim kendim seçtim.
-aptal bir deney için bir volkanı patlattın rodney. Tüm kıta yaşanamaz durumda.
-birincisi deney benim deneyim değildi ve o aptal deneyi hiç onaylamadım. Neymiş kıtalar arası kaymaları kontrol edeceklermiş. Ben olmasaydım tüm gezegen ateş topuna dönüşmüştü.
-BEYLER!!! Tartışmanıza yolda devam edebilirsiniz!
-özür dilerim efendim. Nereye gidiyoruz?
-atlantis de ki araştırmalar 6 parçadan birinin wraitlerin elinde diğerinin ise siriusta olduğunu söylüyor.
-wraitlerin mi?
-casus gemilerimiz daha önce fotorafları çektiği bir bölgede. Fotolarda wraitlerin onun ne işe yaradığını bilmediğin yada kullanamadıklarını gösteriyor. Ama yinede etrafında onlarca kruvazör var. Onun için önce sirius. Ha birde daniel sizinle gelemeyecek.
-o olmadan çok zorlanırız efendim
-biliyorum ama Mu araştırmaları sırasında destiny e bir gidiş bileti bulmuş olabiliriz. 2 yıl önce starz kapsüllerinden çıkmış olmalılar ve biz halen haber alamadık. Gideceğiniz yer belli ona ihtiyacınız yok.
Emirlerini alan ekibimiz gemilerine dönerek sirius a doğru yola çıktılar. Pegasusta ise general Carter galakside bulunan 2 gemi ile wraith lere karşı saldırı hazırlığındaydılar. Planları görünmez jumperlarla etrafa nükleer bombalar bırakmak ve tam da ani saldırı anında bombaları patlatmaktı. Mu ya ait parça önce ki resimlere bakıldığında ayın dörtte biri büyüklüğünde be mükemmel bir yuvarlaktı.
O’neill hiper uzaydan çıktı e rodney hemen atıldı.
-aradığımız şey devasa gibi muhtemelen etrafta ki gezegenlerin birinin yörüngesinde olmalı.
- bir milyon yıldır orda ve kimse onu bulamadı.planın ne?
-önce gemi tarayıcılarını kullanıp sistemin taramasını yaparız. Ondan sonrası teknik detay
-peki bu teknik detaylar sonuç verecek mi?
-aslında düşük bir olasılık. Bulabilmek için muhtemelen etrafta ki tüm aylara ateş etmemiz gerekecek.
-işte bunu sevdim. Yeni silah sistemlerini denemenin zamanı gelmişti.
Yan koltukta oturan subay albaya dönerek efendim galiba bunlara gerek kalmayacak. 3. Gezegenin yörüngesinde ki aylardan birinden enerji sinyalleri alıyoruz. Hatta bir ileti alıyoruz
-ileti mi? Ekrana ver
Ekrana gelen görüntü herkesi şaşırtmıştı. Ekranda general carter vardı ve gülümsüyordu.
-beyler galiba biz daha önce geldik
.
-Siz? Ama? Nasıl?
Rodney şaşkınlık içinde ekrana baka kalmıştı Carter ise sinsi sinsi gülümsüyordu……….