İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - nanoeray

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 16
46

Türkçe Çeviri : Sci Fi Türkiye Ekibi

47
Star Wars / Işın Kılıçları Hakkında Bilinmesi Gerekenler
« : 01 Ağustos 2015, 18:53  »
Işın Kılıçları Star Wars Dünyasının en ilginç kılıçlardan bir tanesi. Lazer kılıcı, Jedi ve Sith Lord ların tercih edilen silah aleti olarak kurlanılmaktadır ve bütün sezon boyunca böyle anılacaktır. Kitaplarda ve filmlerde güçlü olan Jedi ve Sith
bunu kurlanmaktadırlar. Katil zanlıların kurlandığı bu kılıç (oyunlarda olduğu gibi) çift blade yapmaya izinleri vardır. Kılıçların farklı olanları vardır bunlar normal bilmek olduğumuz jedi ışın kılıçlarıdır birde sith ışın kılıçlarıdır. Unutmayalım ki iki tarafından çift kurlandıkları ışın kılıçları vardır. Renklerine bakarsak daha önce filmlerde gördüğümüz 5 ayrı renk var kılıçlarda ; orijinal kılıçları açık mavi , diğeri yeşil ve kırmızı , daha sonra çekilmiş olan filmlerde lacivert (açık mavi yerine)
ve Samuel Jackson talebi üzerine Mace Windu kılıcı menekşe rengindeydi. Birde unutmayalım sarı ışın kılıcı eski cumhuriyet serisinin (star wars çizgi filmi) şovalyeleri kurlanmaktadırlar.

Işın kılıçları sadece güç kullanıcılar tarafından üretilebilir . Samuraylarda olduğu gibi kılıcın gücü yapıcısıyla (yapan kişinin ne kadar güçlü olmasıyla )alakalı bir fenomen , buna göre kılıç güçlü veya güçsüz oluyor .
Kılıçın parlayıp ışınlanması bir parça kristal tarafından oluşturulmuştur , kristal den yapılmıştır.

48
Star Wars / Ynt: Star Wars Bölüm özetleri
« : 01 Ağustos 2015, 18:52  »
BÖLÜM VI
Lord Vader’in kurduğu tuzak sonucu Karbon Tankına konulmuş şekilde Jabba’nın eline düşen Han Solo’yu kurtarmak üzere arkadaşları harekete geçmişlerdir bile.R2-D2 , C3-PO ve Lando suçlar Lordu Jabbanın sarayına girmeyi başarırlar ardından Solo’nun değişmez dostu Chewbacca , Leia ve Luke’ta Solo kurtarmak üzere Tatooine’e gelirler.

Bu arada İmparator yeni bir Ölüm Yıldızının yapımını başlatmıştır bile.Palpatine ‘in emriyle yapılan Ölüm Yıldızı romanlık bir gezegen olan Endor’un yörüngesinde yine aynı gezegende bulunan imparatorluğun kalkan jeneratöründen güç alarak dış saldırılara karşı korunaklı bir şekilde tamamlanmayı beklemektedir.

Luke ve arkadaşları Han’ı zalim Jabba’nın elinden kurtardıktan sonra Jabba’yıda yok ederek Tatooine’den ayrılırlar.Han ve diğerleri asilerin yıldız filosuna katılmak üzere randevu noktasına giderlerken Luke ise eski bir dosta Jedi Hocası Yoda’ya eğitimini tamamlamak üzere yola çıkar.Luke , Dagobah Sistemine geldiğinde artık çok geçtir, yaşlı Jedi Hocası Yoda artık ömrünü tamamlamak üzeredir.Luke’a ise ancak hocasına veda etmek kalır.Asiler is Ölüm Yıldızı II’nin yerini saptamışlar ve yok etme planlarına girmişlerdir bile.Han Leia Chewie ve onlara eşlik eden bir ekip ele geçirilen eski bir imparatorluk mekiği ile Endor’a gidecek , General Lando ve Amiral Ackbar komutasındaki yıldız filosuda Ölüm Yıldızına yok edici darbeyi indereceklerdir.

Ama herkesin tahmin ettiğinin aksine Ölüm Yıldızı tam olarak çalışır haldedir.Palpatine’de Ölüm Yıldızına gelir.Onun tek amacı ise Asiler için artık bir sembol haline gelen Vader’in oğlu Luke’u ele geçirip, ya gücün karanlık kısmına geçirecek yada yok edecektir.Endora giden Han ve ekibi , önce Ewok denilen ilkel ancak zeki yaratıkların eline düşerler daha sonra bu yaratıklar Lazer kalkanı jeneratörüne yapılacak saldırıda büyük rol oynayacaklardır.

Luke ise İmparatorluğa teslim olur ve babası ile birlikte Ölüm Yıldızı’na gider ve İmparatorla karşılaşır.Palpatine onu Gücün karanlık kısmınba geçmesi için zorlar ama başaramaz. Luke ve babası Vader arasında ölümcül bir düello başlamıştır bile.Bu arada Endor yakınlarına ulaşan Asi birlikleri Ölüm Yıldızına saldırmak üzeredir ama Yıldızın kalkanı hala çalışmaktadır çünkü aşağıda Endor gezegeninde Han ve arkadaşlarının başına beklemedikleri olaylar gelmiştir.

Ancak üstesinden gelmeyi başarıp kalkan için enerji üreten jeneratörler yok edilir.Luke ile babasının düellosu ise sonuçlanmıştır.Luke Vader’i altetmiştir , buna çok kızan Palpatine ise Luke yoketmek üzereyken Vader tarafından öldürülür.Ancak Lord Vader için artık yaşam sona ermek üzeredir , Vader’in tek isteği artık oğlunu kendi gözleriyle görmektir ki bunuda yapar.

Bu arada asilerin saldırısı başarıyla sonuçlanır, Lando ve arkadaşları Ölüm Yıldızı II’nin ana reaktörünü havaya uçururlar ve bu ölümcül savaş makinasını yok ederler .

Ve bu yok oluş artık bazı şeylerin başlangıcı anlamına gelmektedir , Coruscant’tan , Bespin’e , Tatooine’den Yavin’e her yerde İmparatorluğun yok oluşu kutlanmaktadır.Artık eski Cumhuriyetin üzerine yeni taşlar mı örülecektir yoksa bu ölümcül savaşlar daha sürecek midir ?

49
Star Wars / Ynt: Star Wars Bölüm özetleri
« : 01 Ağustos 2015, 18:52  »
BÖLÜM V
Ölüm Yıldızının yokedilmesinden sonra Asiler üslerini 6 gezegenden oluşan Hoth sistemine taşıdılar.Ancak Ölüm Yıldızının yok olması ile büyük yara almasına rağmen İmparatorluk güçleri Yıldız Kruvazörlerini kullanarak galaksideki binlerce gezegene gözcü droidler yollayarak Asilerin Üssünü bulmaya çalışıyorlardı..Ve Lord Vaderin Bayrak Gemisi Executor’da daha sonra Amiral rütbesi alacak olan Kaptan Piett Asilerin üssünü, gözcü droidlerden gelen mesajlar yardımı ile buldu.İmparatorluk savaşçıları hemen Hoth Sistemine gittiler.

Leia Komutasında Asiler durumdan haberdar olur olmaz hemen gezegeni terk etmek için hazırlıklara başladılar. Ancak bu girişim büyük Hoth savaşından kaçmalarına yetmedi İmparatorluğun AT-AT araçları ile başlattığı yer saldırısı sırasında Asilerin büyük bölümü çeşitli sınıfta ve boyutta gemilerle kaçmayı başardılar.Bu kaçış esnasında Asilerin en büyük defansı Ion Topu oldu ..

Ion Topu Yıldız Destoyerlerine ateş açarken Asiler taşıma gemileri ve savaşçılarını aradan kaçırarak daha sonra , Amiral Ackbar komutasındaki diğer grupla buluşmak üzere planlanan bölgeye hareket ettiler.Prenses Leia ve Han Solo ise gezegenden en son kaçanlar oldu ..

Luke Skywalker ve arkadaşları ise Snow speeder araçları ile AT-AT kuvvetlerini mümkün olduğunca püskürtmeye çalıştılar.Daha sonra Luke’da gezegenden kaçarak Lord Vader’e yakalanmadan Dagobah Sisteminde büyük jedi ustası Yoda’dan ders almak üzere yola çıktı. Bu arada gemisi arızalı olan Han Solo ise İmparatorluk güçlerinin arasından kendine has yöntemleri ile kaçmaya çalışırken bu gergin ortamda Prenses Leia’ya karşı romantik hisler beslediğini farketti.

Luke Dagobah’ta Yoda’dan Jedi Şovalyeliğini öğrenirken, Han ve Leia İmparatorluk güçlerini atlatarak Han’ın eski bir arkadaşı Lando’nun Valisi olduğu Bespin Bulutlar şehrine gittiler.Ancak peşlerinde acımasız kelle avcısı Yüce Jabba için çalışan kelle avcısı Boba Fett’in olduğunu hiç farkedemediler.Boba Fett Han ve Leia’nın Bespin’e gideceğini önceden Lord Vader’e haber vererek İmparatorluk güçlerinin oraya gelmesini sağlamıştı.

Vader hem Asilerin komutanı durumunda olan Leia’yı hemde İmparator Palpatine’nin isteği doğrultusunda Luke’u ele geçirmek istiyordu.Çünkü Luke Skywalker üstün Jedi özellikleri nedeniyle Gücün Karanlık yüzüne Vader ve Palpatine için tehlike teşkil ediyordu .Vader Leia , Han Solo ,Chewbacca ve C3-PO’yu Bespinde yakaladı.Han Solo yu Karbon Odasında dondurarak Yüce Jabbaya teslim etmek üzere Boba Fett’e verdi.Leia ve Chewie’yi ise esir aldı.

Luke can düşmanı Lord Vader ile karşı karşıyaydı artık.Luke ile Vader arasında ölümcül bir ışın kılıcı düellosu başladı. Düellonun sonunda Luke sağ elini kaybederken kaderi ile yüzyüze geldi. Lord Vader Luke’a onun babası olduğunu söyledi.

Oysa Luke babasının yıllar önce Vader tarafından öldürüldüğünü sanmaktaydı.Oysa babası gücün karanlık tarafını tercih etmişti.Bu gerçeği öğrenmek Luke için büyük yıkım oldu .Öte yandan Lando adamlarının yardımıyla İmparatorluk güçlerinden kaçarak Leia ve Chewie’yi kurtardı .Han’ın gemisi Millenium Falcon’u ve de son anda Luke’u da alarak Bespinden kaçtılar, ve asilerin buluşma noktasına uçtular.Daha sonra Lando ve Chewie ise Han’ı Jabba’nın elinden kurtarmak üzere Tatooine’e gittiler.

50
Star Wars / Ynt: Star Wars Bölüm özetleri
« : 01 Ağustos 2015, 18:52  »
BÖLÜM IV
Yıldız Kruvazörü Diplomatik görevle yol alan Corvette’i kıstırır.Bu küçük gemide aslında senato üyesi olan ancak asilerle işbirliği içinde de bulunan eski Cumhuriyetin savunucularından Prenses Leia’da bulunmaktadır.İmparatorluk gemisinde ise hem Leia’yı hemde asi casusların kaçırdığı Ölüm Yıldızı’nın planlarını ele geçirmek isteyen kötü Lord Vader.

Ancak son anda Leia droid dostları R2-D2 ve C3-PO ya ölüm yıldızının planlarını yükleyerek gemiden kaçmalarını sağlar. Lord Vader ise Leia’yı ele geçirerek Ölüm Yıldızında bir hücreye hapseder.
R2-D2 ve ortağı C3-PO ise Tatooine’de tesadüfler eseri Luke Skywalker isimli genc pilot adayına satılırlar.Droidlerin amacı yüklü olan mesajı Obi Wan Kenobi isimli yaşlı bir keşişe iletmektir.

Bir gün efendilerinin yanından kaçarak Kenobi’yi aramaya giderler, peşlerinden giden Luke ile birlikte Çöl Adamlarının saldırısına uğrarlar. Onları bu saldırıdan yaşlı Ben Kenobi kurtarır.
Luke evine geri döndüğünde ise amcası ve halasının İmparatorluk güçleri tarafından yokedildiğini görür. O nun yapacak tek şeyi kalmıştır artık ..

Hayalini kurduğu akademiye giderek iyi bir pilot olmak.. Kenobi ile birlikte Mos-Eisley uzay limanına giderek gezegenden ayrılmayı planlar. Mos-Eisley’ de kaçakçı pilot Han Solo ve ortağı Chewbacca ile tanışırlar . Kısa bir pazarlıktan sonra Alderaan gezegenine gitmek üzere anlaşırlar.Han bu yolculuktan alacağı para ile Jabba’ya olan borcunu ödeyerek başına konan ödülden kurtulmayı planlamaktadır..

Ölüm Yıldızında hapsolan Prenses Leia ise tüm baskılara rağmen asilerin üssünün yerine kötü Tarkin ve Lord Vader’e söylememektedir.Bu yüzden istendiğinde dev bir cehennem makinasına dönüşen Ölüm Yıldızı Alderaan gezegenini üzerinde yaşayan milyonlarca masum insanla yokeder.

Han Solo ise gemisi Millenium Falcon’la ışık hızından çıktığında Alderaan gezegeni yerine Ölüm Yıldızı ile karşılaşır. Ölüm Yıldızı’nın çekim alanına girerek oraya mecburi iniş yapmak zorunda kalırlar.
Lord Vader ise en büyük düşmanı Kenobi’nin oraya geldiğini anlamıştır bile..

Han, Luke ve Chewie asker kılığına girip Leia’yı kurtarırlarken Kenobi ile Vader arasında ölümcül bir düello başlamıştır bile..
Düellodan galip çıkan Lord Vader, Kenobi’yi yokeder.Bu arada Luke ve arkadaşları kaçmayı başarırlar ve hemen Yavin gezegenine asilerin üssüne giderler. R2-D2′de yüklü olan Ölüm Yıldızının planları sayesinde gezegeni yoketmek için bir savaş planı hazırlarlar.

Ve büyük Yavin savaşı başlar.Asiler Ölüm Yıldızını yoketmek için X-Wing ve Y-Wing sınıfı gemiler ile harekete geçerler.Uzun bir savaştan sonra Kenobi’nin ona öğrettiği Jedi gücünüde kullanan Luke Ölüm Yıldızını yoketmek üzere torpillerini ateşler son anda Han Solo ve Chewbacca’da Millenium Falcon la oraya gelerek dostlarına yardım ederler..

Ölüm Yıldızı büyük bir patlamayla yok olur.ancak Lord Vader bu yıkımdan son anda kurtulmayı başarır.
Luke ,Han ve Chewie ise artık birer kahraman olmuşlardır.
Luke Skywalker ise eski Cumhuriyetçiler için adeta yeni bir umutolmuştur..

51
Star Wars / Ynt: Star Wars Bölüm özetleri
« : 01 Ağustos 2015, 18:51  »
BÖLÜM III
Klon Savaşları bütün evreni sarmıştı. Ayrılıkçılar ile Cumhuriyet arasındaki bu kanlı savaş, Klon Orduları sayesinde sona yaklaşmaktaydı. Ayrılıkçılar durumu lehlerine çevirmek için Cumhuriyet’in başkenti olan Coruscant’a büyük bir saldırı düzenlemiş ve Şansölye Palpatine’i kaçırmışlardı. Şansölye’yi kurtarma görevi daha yeni Jedi Şövalyesi olan Anakin Skywalker ve Obi-Wan Kenobi’ye verilmişti. Şansölye’nin tutsak tutulduğu gemide Kont Dooku ile yapılan düelloyu Anakin kazanmış ancak Yüce Şansölye Palpatine’in zorlaması ile Kont Dooku’yu öldürmek zorunda kalmıştı.

Coruscant Savaşı’nda başarısız olan ve liderlerini kaybeden Ayrılıkçılar’ın başına General Grevious getirilmişti. Cumhuriyet lideri Palpatine, General Grevious ölene kadar savaşın bitmeyeceğini ve acil durum yetkilerini o zamana dek devretmeyeceğini bildirmişti. Jedi Konseyi bu karardan dolayı rahatsız olmuştu. Palpatine, karanlık yüzünü gölgelerin ardından çıkarmaya böylece başlamıştı.

Anakin ve Padmé arasındaki ilişki savaşın gölgesinde ilerlemeye devam etmiş ve genç Senatör hamile kalmıştı. Anakin ilk filmlerdeki yerinde durmaz kabına sığmaz delikanlı görünümünden çıkmış daha olgun bir Jedi olmuştu. Ama aynen annesinde olduğu gibi Padmé hakkında kötü kabuslar görmeye başlamıştı.

Palpatine, Anakin’e olan ilgisini artırmış ve onun Jedi Konseyi’ne girmesini sağlamıştı. Bu Jedilar’ı çok fazla kızdırmıştı. Anakin’i konseye kabul etmişler ancak ona Üstat rütbesini vermemişlerdi. Anakin buna karşı çıksa da bu durumu kabullenmek zorunda kalmıştı. Jedi Konseyi ve Palpatine artık birbirilerine zıt iki kutup gibi görünmeye başlamışlardı. Konsey, Palpatine’den şüphelenmeye başlamış ve bu yüzden Anakin’den Palpatine’in tüm hareketlerini izlemesini istemişlerdi.

Bu arada Kashyyyk Savaşı patlak vermişti. Üstat Yoda, Wookieler ile olan iyi ilişkileri sebebiyle bu savaşı yönetmeye bizzat kendi gitmişti. Üstat Yoda’nın yokluğunda Palpatine, Anakin ile ilişkisini ilerletmiş ve ona Güç’ün karanlık tarafı hakkında hikayeler anlatmaya başlamıştı. Bu hikayeler, Güç’ün karanlık tarafının insanları ölümden bile döndürebileceği hakkındaydı. Anakin, Padmé’yi kaybetmektense bu gücü öğrenmeyi istiyor ama Jedi tarafı ona engel oluyordu. Kafası karışmıştı.

Cumhuriyet istihbaratı, General Grevious’un yerini tesbit etmişti. Konsey, Palpatine’in bu göreve Anakin’in gitmesini istediğini bildiği halde bu göreve Obi-Wan’ı atamıştı. Utapau gezegenine giden Obi-Wan, burada General Grevious’u öldürdü ve Ayrılıkçılar’a çok büyük bir darbe indirdi. Bunun üzerine Konsey, Palpatine’e Acil Durum yetkilerini Senato’ya zorla bıraktırma kararı aldı. Bu sırada Anakin, Palpatine’in aradıkları Sith Lordu olduğunu öğrenmişti. Palpatine, karanlık tarafa geçmesi şartıyla Anakin’in Padmé’yi kurtarmasına yardım edeceğini vaat etmişti. Ama Anakin bu teklifi ilk başta kabul etmeyip ve Palpatine’i tutuklamaları için Jedi Tapınağı’nda Mace Windu’ya haber vermişti.

Mace Windu ve beraberindeki üç Jedi Üstadı, Palpatine’in karşısına geldiğinde artık Palpatine karanlıkların ardından çıkmış ve gerçek kimliğine bürünmüştü. Bu sırada Tapınak’ta Palpatine’nin tutuklanmasını bekleyen Anakin, Palpatine’in dediklerini düşünmekteydi, “Beni öldürürlerse Padmé’yi kurtaramazsın”.

Kafası allak bullak olan Anakin kendisine tapınakta kalması gerektiğini söyleyen Mace Windu’nun emirlerine karışı gelerek Senato binasına geldiğinde Palpatine’i çaresiz bir şekilde Mace Windu’nun ayaklarının dibinde yatarken bulmuştu. Palpatine’i öldürmesini engellemek için Mace Windu’nun elini kestiği sırada Palpatine, karanlık gücün yıldırımlarını Mace Windu’ya göndererek onu öldürdü.Anakin yaptığından pişman gibi görünüyordu, ama Padmé’yi kaybetme korkusu ve güç arzusu, Palpatine’in önünde diz çökmesine sebep olmuştu. O, artık Darth Vader’dı. Palpatine, Darth Sidious kimliğini artık gizlemekten vazgeçmişti. Lord Vader’a Tapınak’taki bütün Jedilar’ı öldürmesi emrini verirken kendi de galaksinin dört bir tarafındaki klon birliklerine Emir 66 kodunu göndererek bütün Jedilar’ın ölüm emirini vermişti.


Bu felaketten canlarını zor kurtaran Yoda ve Obi-Wan Kenobi, Darth Vader’ın Tapınak katliamına şahit olan Senatör Bail Organa’nın yardımı ile hayatta kalmayı başarmıştı. İki Jedi Üstadı, Darth Sidious’u durdurmak için Coruscant’a geldiklerinde Anakin’in artık tanıdıkları kişi olmadığı öğrenmişlerdi.

Bu sırada Darth Sidious ilk Galaktik İmparatorluk’u kurarak kendisini İmparator ilan etmişti. Yoda, İmparator’u durdurmak için senatoya geldiğinde aralarında geçen zorlu düellonun ardından şansızlığı yüzünden yenilmiş ve kaçmak zorunda kalmıştı.

Obi-Wan, eski dostu Anakin’in yeni düşmanı Darth Vader haline gelmesinin acısını içinde hissederek Padmé’yi takip etti, ve Mustafar gezegenine ayrılıkçı liderleri yok etmek için gitmiş olan Sith Lordu’nu orada buldu. Mustafar gezegeninin lavları arasında geçen düellonun ardından Darth Vader yenilmiş ve vücudu çok büyük hasarlar görmüştü.

Darth Vader, Sidious tarafından kurtarılıp o efsanevi siyah zırhının içine konurken, hamile olan karısı Luke ve Leia yı doğurmuş ve doğum sırasında ölmüştü. Yoda çocukları Vader’dan saklamak için bebekleri ayırmış, Leia’yı Aldeeran’a, Bail Organa’nın yanına; Luke’u Tatooine’e, üvey amcasının yanına göndermişti.


Belki de Yıldız Savaşları filmleri içinde en hüzünlü ve en karanlık olan bölüm, Tatooine de ikiz güneşlerin batışı ile böylece son bulmuş oldu.

52
Star Wars / Ynt: Star Wars Bölüm özetleri
« : 01 Ağustos 2015, 18:51  »
BÖLÜM II
Aç gözlü Ticaret Federasyonunun Naboo’ya karşı giriştiği işgalin yenilgiyle sonuçlanmasının üzerinden 10 sene geçmiştir. İlk filmde 9 yaşında karşılaştığımız Anakin Skywalker artık 19 yaşındadır ve Obi Wan’ın gözetimi altında Jedi Eğitimini sürdürmektedir. Naboo Kraliçesi Padme Amidala ise, görevini halefi Jamillia’ya devretmiş ve bir senatör olarak Naboo’yu Galaktik Senatoda temsil etmeye başlamıştır.

Bu sırada Galaksi yine büyük bir savaşın eşiğine gelmiştir. Jedi düzenini kendi isteğiyle terkeden eski Jedi Ustası Count Dooku, gizlice Darth Sidious’la çalışmaya başlayarak Ayrılıkçılar grubunun başına geçmiştir ve galakside huzursuzluk yaratmaktadır.

Yüce Başkan Palpatine, kötü gidişe bir dur demek için bir klon ordusu hazırlama önerisini getirir ve Senatoda oylamaya sunar. Oylamaya katılmak üzere Coruscant’a gelen Senatör Amidala, bir suikast girişiminden kılpayı kurtulur. Bunun üzerine Palpatine, Obi Wan ve Anakin Skywalker’ı Amidala’yı korumakla görevlendirir.

Ne varki iki Jedi’nin yolları bir süre sonra ayrılır. Anakin ve Amidala, arka arkaya gelen suikast girişimlerini atlatmak için Naboo’ya hareket ederken, Obi Wan, galakside esen savaş rüzgarlarının arkasındaki kişileri ve nedenleri araştırmak üzere sularla kaplı gezegen Kamino’ya doğru yola çıkar. Bu arada Anakin ve Amidala arasındaki ilişki gittikçe gelişmektedir. Naboo’da Amidala’nın ailesinin yanında geçirdikleri bir kaç gün içinde birbirlerine aşık olduklarını farkederler.

Anakin sürekli annesiyle ilgili kabuslar görmekte ve 10 yıl içinde onu görmeye gidemediği için suçluluk duymaktadır. Kabuslar artmaya başlayınca, herşeyi göze alarak Tatoine’e gitmeye karar verir. Amidala da onunla birlikte gider. Aradan geçen 10 sene içinde Shmi, Cliegg Lars adındaki çiftçiyle evlenmiştir ve artık Watto için çalışmamaktadır. Anakin ve Amidala Lars çiftliğine gittiklerinde, Shmi’nin Kum adamlar tarafından rehin alındığını öğrenirler. Anakin, kimseyi dinlemeyerek, öfkeyle annesini kurtarmak için yola çıkar. Ne yazık ki çok geç kalmış ve annesini ölürken bulmuştur. Öfkesine yenik düşen Anakin, kum adamlarının kampını yerle bir ederek, kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere önüne çıkan herkesi katleder.

Bu sırada Obi Wan’ın başı büyük derttedir. Kamino’da Count Dooku için çalışan ödül avcısı Jango Fett’le yaptığı düellodan kılpayı kurtulduktan sonra, kayalık Geonesis gezegeninde Ayrılıkçı hareket ve Darth Sidious tarafından tuzağa düşürülmüştür. Anakin’e yardım isteyen bir mesaj yollar.

Jedi Konseyinin ne pahasına olursa olsun Amidala’yı koruması emirlerine uymak isteyen Anakin kararsız kalmıştır. Ama Amidala’nın ısrarlarıyla Geonesis’e gitmeye karar verir. Ne var ki onların da akibeti Obi Wan’dan farklı olmaz ve esir alınırlar. Öldürülmeye götürülürken, Mace Windu önderliğindeki diğer Jedi’lar yardımlarına gelir.

Jedi’lar kahramanca savaşır ama sayıca az olduklarından savaşı kaybetmek üzeredirler. Bu sırada Palpatine baştan beri hayal ettiği amacına nihayet ulaşmış ve bir klon ordusu kurulmasını kabul ettirmiştir. Çaresiz kalan Yoda, klon ordusuna başkanlık etmeyi kabul eder.

Bu sırada Anakin ve Obi Wan, nihayet eski Jedi ustası ve yeni Sith Lordu Count Dooku ile karşı karşıya gelirler. Dooku iki Jedi’yı da büyük bir yenilgiye uğratır ama Yoda düelloya katılarak, Jedi’ları kurtarır. Count Dooku ise bu arada kaçmayı başarmıştır.

Finalde Anakin Skywalker ve Padme Amidala Naboo’da gizlice evlenirler. Yoda ise Ayrılıkçıları yenilgiye uğratmalarına rağmen, durumdan hiç memnun değildir ve çok daha kötü günlerin kapıda beklediğini düşünmektedir.

53
Star Wars / [SPOILER]Star Wars Bölüm Özetleri
« : 01 Ağustos 2015, 18:51  »
BÖLÜM I

Küçükve barışçı bir gezegen olan Naboo, açgözlü Ticaret Federasyonu tarafından, Cumhuriyetin galaktik ticaret yollarının vergilendirmesini protesto etmek bahanesiyle kuşatma altına alınmıştır. Galaktik senatonun yüce başkanı Valorum, genç jedi Obi Wan Kenobi ve ustası Qui Gon Jinn’i gizlice Naboo’ya göndererek, anlaşmazlığı çözmelerini ister.



Federasyon, aslında gücün karanlık tarafını kullanan Sith Lordu Darth Sidious’tan emir almaktadır. Sidious’un isteği üzerine, jediların öldürülmesine ve Naboo’nun işgalinin başlamasına karar verilir. Ama Qui Gon ve Obi Wan Kenobi, gücü kullanarak, saldırıdan kurtulur ve işgal gemilerinden birine saklanarak, Naboo’ya inmeyi başarırlar.

Bu sırada, Naboo’nun işgali başlamıştır. Genç Naboo kraliçesi Amidala, danışmanları ve muhafızlarının başı Yüzbaşı Panaka, Galaktik Senato’da Naboo’yu temsil eden Senatör Palpatine’le durumu değerlendirmeye çalışırken, Federasyon tarafından dış dünyayla iletişimleri kesilir.

Naboo’nun kendini savunacak bir ordusu olmadığı için teslim olmaktan başka çareleri yoktur. Aynı anda, Obi Wan ve Qui Gon, Jar Jar adında sakar ve korkak bir Gungan’la karşılaşırlar. Jar Jar, Gungan şehrinden sakarlığı yüzünden kovulmuş olmasına rağmen, onları Gungan su altı şehri Otah Gunga’ya götürmeyi kabul eder. Burada Gungan’larin lideri Boss Nass ile karşılaşan Jediler, işgale karşı Gunganlerin yardımını isterler ama Boss Nass onları reddeder. Jediler, Jar Jar’ı da yanlarına alarak gezegenin yüzeyine çıkarlar. Esir kampına götürülmek üzere olan kraliçe, nedimeleri ve muhafızlarını, savaş droidlerinin elinden kurtararak, Coruscant’a doğru yola çıkarlar. Federasyon gemilerinden açılan ateş sonucu gemileri zarar görür ama küçük robot Artoo-Detoo gemiyi kurtarmayı başarır. Fakat artık Coruscant’a erişemeyecek durumda olduklarından, yakın bir gezegene, Tatooine’e inmeye karar verirler.




Qui Gon, Tatooine’de, gemi için gerekli olan parçaları ararken, kraliçenin nedimelerinden Padme, Jar Jar ve Artoo da ona eşlik ederler. Küçük bir hurdacı dükkanında, esrarengiz bir çocuk olan Anakin Skywalker ile karşılaşırlar. Geçerli paraları olmadığı için, dükkan sahibi Watto onlara parçaları satmaz, bunun üzerine Anakin onları evine davet eder. Anakin, annesi Shmi ve hurda parçalarından yaptığı robotu 3-PO ile birlikte Tatooine’de köle olarak yaşamaktadır, ama en büyük düşü bir jedi olmak ve Tatooine’den kurtulmaktır.



Ertesi gün yapılacak pod yarışına katılıp ödül parasını onlara vermeyi teklif eder. Böylece gerekli olan parçaları alabileceklerdir. Qui Gon, Anakin’i kölelikten kurtarmak için, Watto’yla iddiaya girer. Anakin yarışı kazanır. Artık serbesttir. Annesine veda ederek Jedilarla beraber yola çıkar. Gemiye yaklaşmışken, Darth Sidious’un öğrencisi Darth Maul karşılarına çıkar ve Qui Gon’a saldırır.



Kısa bir düellodan sonra, Tatooine’den uzaklaşmayı başarırlar. Coruscant’a vardıklarında, Senatör Palpatine onları beklemektedir. Kraliçe Amidala, senatoda konuşmasını yapar, ama zayıf karakterli yüce başkan Valorum baskıların etkisi altında kalarak, Naboo’ya gereken desteği vermez. Bu durumda, Kraliçe Amidala yeni bir senato başkanı seçilmesi için oylamaya gidilmesini ister. Senatör Palpatine da yeni başkan adayları arasındadır. Bu sırada Anakin Skywalker, Jedi Konseyi’nin karşısına çıkarılır. Fakat yaşı büyük ve içinde çok fazla korku olduğu için, konsey onu eğitmeyi reddeder. Kraliçe Amidala Naboo’ya geri döner. Anakin, Obi Wan, Qui Gon, Jar Jar da onunla giderler. Amidala, Boss Nass’ın ayağına kadar giderek, ondan yardım ister. Bu sırada nedime Padme ve Amidala’nın aynı kişi olduğu anlaşılır.



Yardım isteği kabul edilir. Gungan ordusu, savaş droidlerini oyalarken, Naboo pilotları federasyon gemisine saldırırlar.

Kraliçe Amidala, jedilar ve Anakin ile, saraya giderek, federasyonun hırslı valisi Nute Gunray’i ele geçirmeye çalışır. Sarayın içinde savaşarak ilerlerlerken, karşılarına Darth Maul çıkar. Bu sırada Anakin yanlışlıkla saklandığı gemiyi çalıştırır ve federasyon gemisine saldıran, Naboo pilotlarına katılır.




edilar ise Darth Maul’la savaşmaktadırlar. Darth Maul, Qui Gon’u öldürmeyi başarır. Amidala ise valiyi ele geçirir. Bu sırada Anakin, şans eseri federasyon gemisini havaya uçurur. Obi Wan Kenobi de zorlu bir düellodan sonra Darth Maul’u öldürür. İşgal sona ermiştir. Konsey Anakin’i Obi Wan Kenobi’nin eğitmesini kabul eder. Senatör Palpatine galaktik senatonun yeni başkanı seçilir ve galaksiye huzur getirmeye söz verir.

54
Star Trek / Star Trek : Bilinmeze Doğru
« : 01 Ağustos 2015, 18:49  »
Star Trek Bilinmeze Doğru (2013)


2009'un tam puan verdiğim filmlerinden biri olan "Star Trek / Uzay Yolu" ile ölmüş bir seriyi yeniden canlandırmakla kalmayan J. J. Abrams, fantastik bilimkurgu türündeki hünerlerini de göstermiş oldu. Filmi izledikten hemen sonra iddia ettiğim tek şey ise gelecek "Star Trek" serisinin günümüzün yeni "Star Wars / Yıldız Savaşları"ı olacağıydı ki, üzerinden 3 yıl geçtikten sonra Abrams'ın yeni "Yıldız Savaşları" filmini yöneteceği haberleri bu iddiamı doğrulamış oldu. Abrams'ın bu işin üstesinden tam anlamıyla geleceğine inanmama rağmen kendi "Star Trek" serisinin ikinci filmi olan "Star Trek Into Darkness / Bilinmeze Doğru Star Trek"in fikirlerimi değiştirme ihtimali bulunuyordu. Filmi izledikten sonra artık rahatlıkla söyleyebilirim ki, Abrams fantastik bilimkurgu türünde olayı bitirmiş.

Abrams'ın "Yıldız Savaşları" öncesi muhtemel son filmi olan "Bilinmeze Doğru Star Trek", en az ilk film kadar iyi olan bir devam filmi olarak karşımıza çıkıyor. Abrams'ın hünerlerini bir kez daha gözler önüne serdiği filmde Chris Pine, Zachary Quinto, Zoe Saldana, Karl Urban ve Simon Pegg gibi isimler rollerini tekrarlarken, kadroya yeni katılan filmin kötü adamı rolünde Benedict Cumberbatch ise rolünde harikalar yaratıyor. Sanat yönetiminden görsel efektlere kadar kaliteli bir fantastik bilimkurgu olabilme şartlarını kusursuz bir şekilde yerine getiren filmin senaryosu da bir o kadar derin çıkmazları konu alıyor. Zaman zaman sırtını klişelere vermesine rağmen hikayesinin temelini emin adımlarla atan "Bilinmeze Doğru Star Trek", aksiyon sahnelerinin de yardımıyla 2013'ün en iyi filmleri arasına girmeyi tam anlamıyla hak eden ilk film olma ünvanının sahibi oluyor.






Spock (Zachary Quinto) ve Kaptan Kirk (Chris Pine)





İlk filmin kaldığı yerden devam eden "Bilinmeze Doğru Star Trek", adından da anlaşılacağı gibi ilk filme göre biraz daha karanlık bir tona sahip. USS Enterprise (NCC-1701) ekibinin bir gezegeni yok olmaktan kurtarma operasyonuyla açılış yapan filmde Spock'ın (Zachary Quinto) bencil davranışlarından başta sevgilisi Uhura (Zoe Saldana) ve Kaptan Kirk (Chris Pine) olmak üzere herkesin rahatsız olmaya başladığını görüyoruz. Zamanında kendi gezegeni Vulcan'ın yok oluşunu izleyen Spock'ın sırf bu gezegeni kurtarmak için neredeyse kendini feda ettiği filmde Kaptan Kirk'in de aslında pek bir farkı bulunmuyor; çünkü Kirk önemli bir uzay protokolünü ihlal ederek Spock'ı kurtarırken aynı zamanda yine fazlasıyla sorumsuz bir davranış sergilemiş oluyor. Bir Vulcan (yarı insan) olduğundan ötürü tamamiyle mantık yoluyla harekete eden Spock'ın ise bu duruma rağmen Kirk'i rapor etmesi USS Enterprise'ın Kirk'in elinden alınmasını sağlıyor. Fakat bu sıralarda Londra karargahında gerçekleşen patlama Kirk'i Amiral Marcus'un (Peter Weller) izniyle tekrardan geminin başına getiriyor. Patlamadan sorumlu Khan'ın (Benedict Cumberbatch) bulunması için Amiral Marcus tarafından gemiye yüklenen 72 gizemli torpidoyla Klingon gezegeninin yolunu tutan Kirk ve Spock, zamanla kendi aralarındaki eksiklikleri gidermeye başlıyorlar. Tabii bunda ikilinin Khan'ı yakaladıktan sonra karşılacağı zorlukların katkısı epey fazla. 

"Bilinmeze Doğru Star Trek", ilk filme kıyasla karakter gelişimine daha çok önem verdiği bir gerçek. Özellikle Spock ile Kirk arasındaki ilişkiye odaklanan film, karakterlerin ilk filmden kalan belli başlı problemlerini çözerek üçüncü filme harika bir temel atıyor. Spock'ın tamamiyle mantık yoluyla verdiği kararlar nedeniyle duygusuz olduğu için durmadan eleştirildiği seride sevgilisi Uhura'nın bu durumdan fazlasıyla rahatsız olduğunu görünüyor. Bardağı taşıran son nokta ise Spock'ın gezegeni kurtarmak için kendini feda ettiği bencilce karar oluyor. Öte yandan, ilk filmden de hatırlayacağımız gibi Kirk'in sorumsuz davranışları bu filmde ekibinin başını yakmaya devam etmekte. Zeki ve çapkın olmasının yanında sorumsuzluğu ile nam salmış Kirk'in ilkel kabilelere uzay gemisini gösterme protokolünü arkadaşının hayatı için ihlal etmesi sonucu Spock'ın yine mantıken hareket ederek durumu rapor etmesi işleri iyice karıştırıyor. Aslında dikkatli bir şekilde üzerine düşünüldüğü takdirde olayların hazırlanış biçiminin gerçekten zekice olduğunu görmek hiç de zor değil. Özellikle ortaya çıkan yıkıcı sonucun iki karakterin en rahatsız olunan davranışlarından kaynaklandığını düşünürsek. Ama bana kalırsa asıl güzel olan şey karakterlerin olgunlaşma süreci anlatılırken karakterler gelişmine önem verilmesi. Bunun en güzel örneği ise annesinin ölümünün ve gezegenin yok oluşunun ardından hüznün ne demek olduğunu tadan Spock'ın aslında bu duygudan oldukça rahatsız olduğu için duygularını kontrol ettiğini öğrendiğimiz sahne. Bu sahneyle insanların şu andaki davranışlarının aslında geçmişlerinin birer yansıması olduğu vurgulanan filmde Kirk'in kaptan olmanın ne demek olduğunu anlamaya başlaması da uzun sürmüyor. Zaten filmin duygusal anlamda en yoğun sahnesi olduğunu düşündüğüm Kirk ile Spock'ın cam arkasından konuştukları sahneyle karakterler arasındaki duygu iletişimi gayet güzel açıklanmış. Sahne belki biraz klişe gelebilir, ama bu sahnedeki Spielberg etkisi fark edildiği takdirde sahneyi bir nevi eski usül Hollywood göndermesi olarak yorumlamak da mümkün. Bu arada, filmin açılış sahnesinin Spielberg'in "Raiders of the Lost Ark / Kutsal Hazine Avcıları" (1981) filminin açılış sahnesiyle ve fragmanda da görülen suikast sahnesinin de "The Godfather: Part III / Baba 3" (1990) filmiyle olan benzerliği dikkat çekici.






USS Enterprise (NCC-1701)




Şimdi belki sürprizbozan barındırabilecek bir bölüme giriyoruz, ondan bu paragrafı filmi izledikten sonra okumanızı öneririm.
 Akıcı kurgusu ve olay örgüsüyle heyecanı bir an bile elinden bırakmayan "Bilinmeze Doğru Star Trek"in en önemli özelliği kötü karakteri Khan; çünkü Khan'ın amacı çoğu filmin aksine bir şehri veya gezegeni ele geçirmek veya yok etmek değil. Yani film, fragmanda lanse edilenin aksine tamamen kişisel nedenlerden dolayı yaşanan bir olayın sonuçlarını konu alıyor. Bunu yaparken de seyirciyi karar vermekte zorlanacağı bir çıkmazın içine iterek içerik anlamda da zengin bir boyuta geçiyor. 20. yüzyılda insanlar tarafından üretilmiş bir süper insan olan Khan'ın Klingon'larla savaşmak amaçlı bir gemi üretmesi için Amiral Marcus tarafından kriyojenik (dondurulmuş) uykusundan uyandırıldığını ve halkını öldürmekle tehdit edilerek zorla çalıştırıldığını öğreniyoruz. Bu sırada halkına zarar gelmesini istemediği için onları kaçırabileceği özel torpidolar hazırlayan Khan'ın kaçırma operasyonu sırasında Starfleet tarafından yakalanması ise işleri karıştırıyor. Çareyi tek başına kaçmakta bulan Khan, doğal olarak yakalanan halkının öldürüldüğünü düşünmesi onu Starfleet'e karşı intikam almaya yönlendiriyor. Aynı köle gibi çalıştırılan ve halkı rehin alınan Khan'ın aslında mağdur olması zaten Kaptan Kirk'i de çıkmaza itiyor. Her iki tarafında yanlışlar yollara başvurduğu hikayede yanlışlıklar sonucunda oluşan yıkıcı gücün cezasını ise bu işte hiç parmağı olmayan canlılar çekmekte. Gelinen son noktada hiçbir tarafın tamamiyle doğru veya yanlış olmadığını seyirciye gösteren filmde Kirk'in hem fiziksel, hem de mental açıdan kaldığı ikilemi hissetmemek elde değil. Filmi zinde tutmasının yanında seyirciyi de düşündüren bu tür şaşırtmacalar ve durum analizleri "Bilinmeze Doğru Star Trek"i bir önceki filmin kalitesine yaklaştıran en önemli unsurların başında geliyor. 

Abrams'ın "Star Trek" serisinin en güzel yanı kuşkusuz yarattığı eşsiz fantastik evren ki, ikinci filmde aynı harika evreni eksiksiz bir şekilde korumayı başarıyor, hem de üstüne eklemeler yaparak. "Yıldız Savaşları" etkisinin oldukça fazla görüldüğü bu evren o kadar güzel seyirciye sunuluyor ki, açıkçası filmin daha uzun sürmesini istiyorsunuz. Tabii bunda Abrams'ın George Lucas'ın fazla bilgisayar kullanma hatasına düşmemesinin etkisi oldukça fazla. Çünkü filmdeki sanat yönetimi ikinci "Yıldız Savaşları" üçlemesinin aksine fazlasıyla gerçekçi olup, adeta nefes alıyor. Filmin açılış sahnesindeki Nibiru gezegeninden Khan'ı bulmak için gittikleri Kronos'a kadar dahil her dünyanın en ince ayrıntısına kadar işlendiği filmde gezegen üzerinde yaşayan yaşam formları da bir o kadar harikulade. Görsel efektlerin gerektiği kadar kullanıldığı, gücünü harika makyajlarından alan bu sahnelerle vizyonunu bir kez daha ortaya koyan Abrams, neden yeni "Yıldız Savaşları" filmi için doğru tercih olduğunu kanıtlıyor adeta. Her gezegenin kendine has renkleri ve ırkının olduğu serinin bu yeni halkasında ise kırmızı ve sarı tonlarının hakim olduğu Nibiru gezegenindeki Nibirular ile siyah ve koyu kırmızı tonlarıyla bulanmış Kronos gezegenindeki savaşçı bir ırk olan Klingon'larla tanışıyoruz. İzledikçe bu evren hakkında durmadan yeni şeyler öğrendiğimiz filme bir de birbirinden iyi makyajlar ve son kalite görsel efektlerle donatılmış savaş sahneleri eklenince tadından yenmiyor. Açıkçası ışık hızı halindeki iki gemi arasındaki savaşa hayran kalmamak elde değil.

Başta Chris Pine ve Zachary Quinto olmak üzere tüm kadronun rollerinden beklenileni başarıyla yerine getirdiği filmde asıl öne çıkan oyuncu ise tartışmasız Benedict Cumberbatch. Özellikle yakın plan çekimlerle karakterini harikulade bir şekilde ekrana taşıyan Cumberbatch, karizmatik ses tonuyla kariyerinin en iyi performanslarından birini veriyor. Öte yandan, nam-ı diğer RoboCop Peter Weller'da performansıyla filmi renklendirirken Abrams'ta eski "RoboCop" (1987-1990) filmlerine gönderme yapmayı ihmal etmiyor. Tabii Leonard Nimoy'ın ilk filmde olduğu gibi yaptığı cameo da gayet güzel olmuş. Tüm bunların yanında bir alkışı da ilk fliminde bestelerini üstlenen Michael Giacchino'nun hak ettiğini düşünüyorum. Yaptığı bestelerle filme bambaşka bir hava katan Giacchino, bu filmle resmen John Williams kulvarına girmiş bulunuyor. Bunu özellikle "Ship to Ship", "Earthbound and Down" ve "Warp Core Values" parçalarında dinlemek mümkün. Bu arada Giacchino'nun "London Calling" piyano sonatının ise kendini diğer parçalardan ayıran muhteşem bir beste olarak ön plana çıktığını söyleyebilirim. 






Khan (Benedict Cumberbatch) ve Bones (Karl Urban)

Toparlamak gerekirse; en az bir önceki film kadar başarılı olan "Star Trek Into Darkness" (Bilinmeze Doğru Star Trek), 2013'ün en iyi filmleri listesine girmeyi tam anlamıyla hak eden ilk film. Ufak tefek klişelerine rağmen karakter gelişimine verdiği önemle serinin temelini güçlendiren yapımın sanat yönetimi, makyaj tasarımı ve görsel efektleri de bir o kadar şahane. Şaşırtmacaları ve olay analizleriyle seyirciyi zinde tutmasını başaran filmin en önemli özelliği ise kuşkusuz Benedict Cumberbatch'ın harika performansı. Yönetmen J. J. Abrams'ın bir fantastik bilimkurgu filminden beklenileni yine fazlasıyla verdiği serinin bu yeni halkasının değerinin zaman geçtikçe daha da artacağına inanıyorum.


Yönetmen: J.J. Abrams
Senaryo: Roberto Orci, Alex Kurtzman ve Damon Lindelof
Oyuncular: Chris Pine, Zachary Quinto, Zoe Saldana, Karl Urban, Simon Pegg, Benedict Cumberbatch, Bruce Greenwood, Peter Weller, Leonard Nimoy
Görüntü Yönetimi: Daniel Mindel
Kurgu: Maryann Brandon, Mary Jo Markey
Orijinal Müzik: Michael Giacchino

Süre: 132 dk.
Ülke: ABD

55
Bilgiler / Fringe Oyuncuları
« : 01 Ağustos 2015, 18:48  »
Anna Torv:



Anna Torv (d. 15 Nisan 1978, Melbourne), Avustralyalı aktris.
Gold Coast, Queensland'da büyüdü. Annesinin adı Susan, babasının adı Hans'dır. Dylan adında bir erkek kardeşi vardır.Yeşil gözlüdür. Halası Anna Maria Torv Murdoch Mann 31 yıl boyunca milyarder Rupert Murdoch ile evli kalmıştır. Fox TV'de yayınlanan Fringe dizisinde FBI ajanı Olivia Dunham rolündedir.Fringe dizisinin starıdır.

Joshua Jackson:



Joshua Carter Jackson, (d. 11 Haziran 1978, Vancouver, Britanya Kolumbiyası, Kanada) Kanadalı-Amerikan Erkek oyuncu. Adını, 1998-2003 arası yayımlanan Dawson's Creek adlı dizideki Pacey Witter rolüyle duyurdu.
Joshua Jackson şu anda 2008 yılının favori dizisi Fringe'de rol almaktadır.

John Noble:



John Noble (d. 20 Ağustos 1948) Avustralyalı film, televizyon aktörü ve tiyatro yönetmenidir. 80'e yakın tiyatro oyununda görev yapmıştır. (Ayrıca Yüzüklerin Efendisi'nde Denethor'u canlandırmıştır.) Port Pirie, Avustralya doğmuştur.


Lance Reddick:



Lance Reddick (d. 31 Aralık 1969) Baltimore, Maryland'de doğmuş Amerikan tiyatro, film ve televizyon aktörüdür. The Wire dizisindeki Cedric Daniels karakteri ile ünlenmiştir. Oz dizisinde Dedektif Johnny Basil'i canlandırmış, Lost dizisinin dördüncü ve beşinci sezonlarında ve Law & Order dizisinin iki bölümünde rol almıştır. 2003 yılında çekilen Jay-Z/Beyoncé "'03 Bonnie & Clyde" klibinde şef polis memurunu oynamıştır.

Jasika Nicole:



Jasika Nicole Birmingham, Alabama doğumlu Amerikan aktris ve ressamdır. Fringe dizisindeki Astrid Farnsworth rolüyle tanınmaktadır.
Salisbury, Kuzey Carolina'da bulunan Catawba Koleji'nde dans, müzik ve tiyatro dersleri almıştır.

Blair Brown:



Brown Washington, D.C.'de doğdu. Annesi öğretmen, babası istihbarat ajanıydı. Richard Jordan ile ilişkisi vardır, Captain and the Kings filmi çekimindeyken 1976 yılında tanışmışlardır. 1983 yılında doğan bir oğlu vardır.Kanada Ulusal Tiyatro Okulu'ndan mezundur.
Bonnie Blair Brown (d. 23 Nisan 1947) Amerikan tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusudur. Broadway'de oynadığı Copenhagen oyunuyla Tony Award kazanmıştır.

56
Doctor Who / Tüm Doktorlar ve Yol Arkadaşları
« : 01 Ağustos 2015, 18:46  »
Resmi Büyütmek için üzerine tıklayınız.


57
Doctor Who / Yeni Seri Yol Arkadaşları
« : 01 Ağustos 2015, 18:45  »
1. ve 2. Sezon Rose Tyler(Billie Piper)

3. Sezon Martha Jones(Frema Agyeman)


4. Sezon Donna Noble(Catherine Tate)


5.Sezon , 6. Sezon ve 7.Sezonun yarısına kadar-Amelia Jessica Pond(Karen Gilligan)--Rory Arthur Williams(Arthur Darvil) ikilisi;


7. Sezonun yarısından itibaren ve 8. sezonun tamamı; Clara Oswin Oswald(Jenna-Louise Coleman)

58
Doctor Who söz konusu olduğunda insanlar nereden başlayacaklarını bilmiyorlar. 1. sezon mu? 5. sezon mu? Eski seri mi? Bu yazı dizisinde bir bölüm rehberi oluşturuyorum, umarım diziye başlamak isteyen ama bu kadar çok bölümü korkutucu bulanlara yardımcı olur.

Şimdi kimseyi kandırmayalım, Doctor Who'nun harika bölümleri olduğu kadar çok kötü bölümleri de var ve bence yeni başlayan kimse bu bölümlerle vakit kaybetmemeli. İşte bu rehberin amacı da bu. Bunu yaparken sadece kişisel görüşlerimi değil aynı zamanda internette okuduğum genel yorumları da göz önünde bulundurmaya çalıştım.

İlk olarak RTD bölümleri var. Bundan sonra Moffat ve en sonra klasik seri için yapmayı düşünüyorum aynısını.

Mavi: Harika aşmış bölümler, kesinlikle izlenmeli.
Yeşil: Güzel, izlenmeli.
Sarı: Güzel değil ama hikaye için önemli olduğundan izlenmeli.
Kırmızı: Geçilmeli.

1. Sezon


Rose: Pilot bölümü olduğu için izlenmesi lazım ama çok iyi değil.
End of the World. Kötü, izlemeden geçilmesi lazım.
The Uniquie Dead. Charles Dickens falan, izlenebilir. Gatiss'in sonradan yazdıklarından daha iyi.
Dalek. Kesin izleyin.
The Long Game. İzlenmeyebilir ama hikaye için önemli sayılır.
Father's Day. Aynı şekilde iyi ama geçilebilir. Canavarlar özellikle kötü.
The Empty Child/The Doctor Dances - Dizinin en iyi bölümlerinden. Kesinlikle izlenmesi lazım.
Boom Town. Kesinlikle izlenmemesi lazım. Baş ağrısı yapıyor.
Bad Wolf/The Parting of Ways. Hikaye kötü, sonu daha kötü ama önemli bu yüzden izlemek zorundasınız.

The Christmas Invasion. İzleyin, gayet keyifli.

2. Sezon

New Earth. Kedi hemşireler. Rezalet ötesi. Geçiniz.
Tooth and Claw. Kraliçe Victoria kurt adama karşı. İzlenebilir ama eh.
School Reunion. Sarah Jane var ve gayet güzel bölüm.
The Girl in the Fireplace. Harika bir bölüm, izlemeden geçmeyin.
Rise of the Cybermen/Age of Steel: Hikaye için önemli ama o kadar güzel işlenmemiş bir bölüm.
Idiot's Lantern: Geçiniz.
The Impossible Planet/The Satan Pit: Harika, korkunç, orjinal. Mutlaka izleyin.
Love and Monsters: Uzak durun. Mide bulandırıcı. Dizi tarihinin en kötü bölümlerinden biri.
Fear Her: Bir önceki kadar rezalet olmasa da izlememeniz tavsiye edilir.
Army of Ghosts/Doomsday. Güzel bir final. İzleyin ama çok şey beklemeyin yine de.

The Runaway Bride. Donna olduğu için güzel ama o kadar da iyi bir hikaye değil.

3. Sezon

Smith and Jones. Martha iyi bir şekilde tanıtılıyor. Eğlenceli.
The Shakespeare Code. İzleyin, çok keyifli.
Gridlock: Geçiniz.
Daleks in Manhatten/Evolution of Daleks: Geçiniz.
The Lazarus Experiment. Kesinlikle geçiniz.
42: Çok geçtiğinizi düşünebilirsiniz ama gerçekten geçin bunu da.

Human Nature/The family of Blood: Harika. Kesinlikle izleyin, çok çok iyi.
Blink: Dizinin en iyi bölümlerinden biri. Başyapıt.

Utopia/The Sound of Drums/ The Last of the Timelords: RTD'nin yazdığı en iyi hikayelerden. Sonlara doğru saçmalasa da gayet keyifli.

Voyage of the Damned: Uzak durun, yanına bile yaklaşmayın.


4. Sezon

Partners in Crime: Donna'ya tekrar merhaba. Ama en absürd Who bölümlerinden. Sadece dalga geçmek için izlenebilir.
The Fires of Pompeii. Sevenler var ama bence kesinlikle geçilebilir.
Planet of the Ood: Güzel, izleyin.
The Sontaran Strategem/The Poison Sky: Bölüm kötü, Sontaranlar kötü, karakterler kötü.
The Doctor's Daughter: Fena değil, izlenebilir bölümlerden.
The Unicorn and the Wasp: Doctor Who kendini nasıl rezil kepaze eder merak ediyorsanız bakın, yoksa uzak durun.
The Silence in the Library/Forest of the Dead: Harika, kusursuz. İleriki sezonlar için de çok önemli o yüzden mutlaka izlenmeli.
Midnight: Abartıldığı kadar iyi değil ama yine de sezonun en iyi bölümlerinden.
Turn Left: Yine abartılan bir bölüm ama izlenmesi şart.

The Stolen Earth/Journey's End. Off, çok iyi olabilecekken çok rezilliklere sahne oldu. İzlemeniz şart ama yine de yani...

Özel bölümler:
Next Doctor: Geçiniz.
The Planet of the Dead: Geçiniz.

The Waters of Mars: En iyi özel bölüm. Mutlaka izleyin.
The End of Time. Çok iyi başlamıştı ama sonra saçmaladı. Master'ın maymunlukları artık sıkıyor bir noktadan sonra. Yine de çok önemli bölüm, izlenmesi şart.

5. Sezon

The Eleventh Hour: Diziye yeni bir nefes. Çok büyük olasılıkla en iyi sezon açılışı şu ana kadar. Hikaye çok iyi, karakterler çok iyi, yeni Doktor inanılmaz.
The Beast Below: Moffat'ın en kötü bölümü, ama yine de izlenebilir. İzlemezseniz bir şey kaçırmazsınız ama.
Victory of the Daleks: Çok kötü. Bıktık artık Daleklerden, yine de izlenmesi gerekiyor sezon içinde.
The Time of Angels/Flesh and Stone: Blink'den çok daha korkunç ve daha heycanlı. Harika, River Song'un gizemi de çok ilgi çekici.
Vampires in Venice: Hiç bir şey ifade etmeyen bir bölüm. Geçin.
Amy's Choice: Gayet güzel bir bölüm. Çok ilginç olaylar oluyor.
The Hungry Earth/Cold Blood: Sonu yüzünden izlenmesi gerekebilir ama onun dışında çok kötü bölüm. Bence sadece son 15 dk'yı izleyin.
Vincent and the Doctor: Beklenmedik bir şekilde inanılmaz güzel bir bölüm oluveriyor.
The Lodger: Son derece keyifli ve komik bir bölüm.

The Pandorica Opens/The Big Bang: Büyük patlama evreni oluşturan değil bu bölümü izledikten sonra beyninizin içinde olan şeye deniyor. Harika. En heycanlı biten bölüm Pandorica bilimkurgu tarihinde. Çözüm kısmı daha zayıf kalsa da tatmin ediyor.

A Christmas Carol: Zamanda yolculuk konseptinin sınırları bu bölümde gösteriliyor: hiç bir sınırı yok. Benim kişisel favorim bu bölüm.


6. Sezon

The Impossible Astronaut/Day of the Moon. Akıl almaz derecede yaratıcı bir hikaye, kimsenin aklına gelmeyecek bir çözüm. Çok iyi.
The Curse of the Black Spot: Canınızı seviyorsanız geçin.
The Doctor's Wife: Başyapıt. Dizinin en iyilerinden.
The Rebel Flesh/The Almost People: Zayıf bir hikaye ama sezon içerisinde önemli.
A Good Man Goes to War/Let's Kill Hitler. Moffat bu bölümde beyninize suç teşkil edecek şeyler yapıyor.
Night Terrors. Gatiss, yani geçebilirsiniz.
The Girl Who Waited: En duygusal Who bölümü olabilir, mendilsiz izleme hatasına düşmeyin.
The God Complex: Hikaye güzel ama daha iyi işlenebilirdi. Sonu önemli.
Closing Time: The Lodger'ı aratıyor, sonu önemli yine.
The Wedding of River Song: Çok kısa zamanda çok şey anlatmaya çalıştığı için o kadar etkili değil.


The Witch, the wardrope, The Tardis: Geçebilirsiniz, çok bir şey ifade etmiyor.

7. Sezon

Asylum of the Daleks: En iyi Dalek hikayelerinden biri. Daha doğrusu çok az iyi Dalek hikayesinden biri.
Dinosaurs on a Spaceship: 11 yaşında değilseniz geçin.
A Town called Mercy: Çok bir olayı yok bunun da.

The Power of Three: Çok iyi anları var ama bölüm zayıf. İzlenmesi lazım yine de.
The Angels Take Manhattan: Mantık hataları bol olasa da oldukça güzel.
The Snowman: keyifli, heycanlı, güzel bir bölüm.
The Bells of Saint John: Daha iyi olmasını bekleyeceğiniz bir hikayeye sahip.
The Rings of Akhaten: Bence geçilebilir.
Cold War: Kesinlikle geçilebilir.

Hide: Beklenmedik bir biçimde güzel.
Journey to the centre of Tardis: Yine güzel bir bölüm.

The Crimson Horror: Gatiss beni yanıltmıyor. Tamamen kötü değil ama geçmemek için hiç bir neden yok.
Nightmare In Silver. Neil Gaiman'ın ikinci bölümü bir hayalkırıklığı aslında, ama tamamen kendi standartlarına göre. Beklentisiz izlenirse gayet keyifli.
The Name of the Doctor. Vasat bir sezonun mükemmel bölümü. 50. yılda 50. yıla yakışır tek bölüm.


8. Sezon
Bu sezonda herhangi bir extra yoktur. normal bölüm sırasına göre izleyiniz.

59
Duyurular / Ynt: Sci Fi Türkiye 2015 Senaryo Yarışması
« : 30 Temmuz 2015, 18:57  »
Yarışmanın sonucu açıklandıktan sonra başka sitelerde yayınlayabilirmiyiz.yayınlayabilirmiyiz? Mesela wattpad'de.

evet ama sonuçlar açıklanana kadar hiç bir yerde yayınlayamazsınız.

60
Duyurular / Ynt: Sci Fi Türkiye 2015 Senaryo Yarışması
« : 27 Temmuz 2015, 21:53  »
word belgesini na e-mail olarak göndere bilirim? hiç bu özelliği kullanmadığım için bilmiyorum yardım ederseniz sevinirim.

Outlook yada hangi mail servisini kullanıyorsanız Yeni Mail gönder kısmında Maile 'Ek Ekle' yada 'Eklenti Ekle' seçeneği buunur. bu seçenek ile Word Belgesini ek olarak bize gönderebilirsin.

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 16