Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz
196
Bilim Kurgu Kitapları / Catching Fire
« : 25 Haziran 2014, 12:50 »
Ateşi Yakalamak Açlık Oyunları'nın İkinci Kitabı
(Catching The Fire)
Yazar: Suzanne Collins
Çevirmen: Sevinç Tezcan Yanar
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Bilim-Kurgu, Edebiyat
Capitol mutsuz, huzursuzluk artıyor. Ateşle dans eden kız bir kıvılcım yaktı, yerin altından yükselen isyan şimdi patlama noktasında!
Kıvılcımlar parlıyor, alevler yayılıyor ve capitol intikam istiyor.
Suzanne Collins'in çok satan açlık oyunlarının ikinci kitabı Ateşi Yakalamak 5 Eylül'de çıkıyor.
"Açlık Oyunları Serisi, insanı meraktan çatlatan, gerilim dolu, müthiş akıcı ve inanılmaz sarsıcı! Elimden bir türlü bırakamadım. Bağımlısı oldum!"
-Stephen King-
Sabırsızlıkla çıkmasını beklediğim fenomen kitap Açlık Oyunları'nın devamı olan Ateşi Yakalamak kitabını erkenden okuma fırsatı buldum.. Benim yüksek beklentilerimi haklı çıkartmakla kalmamakla birlikte bunun çok üstüne çıktı. Bu kitap Açlık Oyunları kadar heyecanlı fakat daha bir yürek burkucu çünkü zaten karakterleri tanıyorsunuz, zaten onlarla birlikte zorluklara göğüs germiştiniz. Suzanne hikayenin gerçekleştiği yerleri ummadığım yerlere taşımış ve o bu çok zor yerleri seçmekten hiç çekinmemiş. Olağanüstü. Bu kitabı okurken uykunuzu erteleyeceksiniz. Çıktığı andan itibaren listeleri altüst edecek. Tavsiyem o sabah için hazırlanın ve takviminizi ona göre ayarlayın.
-Stephenie Meyer-
"Zekice kurgulanmış ve çok akıcı bir kitap! Büyüleyici."
-John Green-
"Bilimkurgu, heyecan, gerilim ve aşkın muhteşem bir karışımı."
-USA Today-
"Nefes Kesiyor"
-Publisher Weekly-
"Aksiyon, Entrika, Aşk. Kesinlikle mükemmel."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)
(Catching The Fire)
Yazar: Suzanne Collins
Çevirmen: Sevinç Tezcan Yanar
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Bilim-Kurgu, Edebiyat
Capitol mutsuz, huzursuzluk artıyor. Ateşle dans eden kız bir kıvılcım yaktı, yerin altından yükselen isyan şimdi patlama noktasında!
Kıvılcımlar parlıyor, alevler yayılıyor ve capitol intikam istiyor.
Suzanne Collins'in çok satan açlık oyunlarının ikinci kitabı Ateşi Yakalamak 5 Eylül'de çıkıyor.
"Açlık Oyunları Serisi, insanı meraktan çatlatan, gerilim dolu, müthiş akıcı ve inanılmaz sarsıcı! Elimden bir türlü bırakamadım. Bağımlısı oldum!"
-Stephen King-
Sabırsızlıkla çıkmasını beklediğim fenomen kitap Açlık Oyunları'nın devamı olan Ateşi Yakalamak kitabını erkenden okuma fırsatı buldum.. Benim yüksek beklentilerimi haklı çıkartmakla kalmamakla birlikte bunun çok üstüne çıktı. Bu kitap Açlık Oyunları kadar heyecanlı fakat daha bir yürek burkucu çünkü zaten karakterleri tanıyorsunuz, zaten onlarla birlikte zorluklara göğüs germiştiniz. Suzanne hikayenin gerçekleştiği yerleri ummadığım yerlere taşımış ve o bu çok zor yerleri seçmekten hiç çekinmemiş. Olağanüstü. Bu kitabı okurken uykunuzu erteleyeceksiniz. Çıktığı andan itibaren listeleri altüst edecek. Tavsiyem o sabah için hazırlanın ve takviminizi ona göre ayarlayın.
-Stephenie Meyer-
"Zekice kurgulanmış ve çok akıcı bir kitap! Büyüleyici."
-John Green-
"Bilimkurgu, heyecan, gerilim ve aşkın muhteşem bir karışımı."
-USA Today-
"Nefes Kesiyor"
-Publisher Weekly-
"Aksiyon, Entrika, Aşk. Kesinlikle mükemmel."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)
197
Diğer Senaryolar / Star Wars - Darkness
« : 25 Haziran 2014, 12:49 »
Star Wars - Darkness
Cast List
Keira Knightley - Padme Amidala
Chris Pine - Anakin Skywalker
Jude Law - Obi-Wan Kenobi
Christian Bale - Senator Bail Organa
Liam Neeson - Mace Windu
****************************************************************************************
Burada anlatılan olaylar hayal ürünüdür.Episode 3 ile hiçbir ilgisi yoktur.
Çok uzak bir galakside,uzun zaman önce
Ben Padme Amidala.Hepiniz Anakin Skywalker'ın darkside'a geçip jedi'lara ihanet ettiğini ve Obi-Wan'a dövüşüp lav çukuruna düştükten sonra Darth Vader olduğu hikayelerini duymuşsunuzdur.Ama gerçekte olanları kimse bilmiyor.Yada hatırlamıyor.Olanları öğrenmek istiyormusunuz? O halde beni dinleyin.
Part 1
Anakin ile evliliğimizin ilk sabahıydı.Anakin bağırarak uyandı.
-Hayır,hayır olamaz.
Anakin ter içindeydi.İyi görünmüyordu.
-Ne oldu Anakin,kötü bir kabusmuydu?
-Seni kaybetmiştim.Sen başka birinin kollarındaydın.Ben sana sesleniyordum ama beni duymuyordun.
Anakin'e sıkıca sarıldım.
-Beni asla kaybetmeyeceksin.
Anakin'de bana sarıldı.
-Bizi hiç bir şey ayıramayacak.Yemin ediyorum.Unutmadan söylemeliyim.Yarın jedi konseyi beni erkenden çağırdı.Hemen gitmek zorundayım.İşim biter bitmez dönerim.
Ertesi sabah Anakin evden çıkarak jedi konseyine doğru yola koyuldu.
Jedi konseyi toplanmıştı.Mace Windu konuşmasına başladı.
-Anakin Skywalker,en iyi jedi'larımızdan biri olma yolunda ilerliyorsun.Geleceğin çok parlak.Ama senatör Amidala ile yaptığın bu evlilik jedi olmana önemli bir engel teşkil ediyor.Bildiğin gibi jedi'ların evlenmesi yasaktır.Bu yüzden eğer jedi olabilmek istiyorsan senatör Amidala'dan ayrılman gerekiyor.
-Ya ayrılmayı kabul etmezsem.
-Bunun kolay verilecek bir karar olmadığını biliyorum ama geleceğinide düşünmek zorundasın.Kararını yarın bize bildir.Artık gidebilirsin.
Anakin öfkeli bir şekilde dışarı çıktı.Obi-Wan yanına geldi.
-Jedi kurallarını biliyorsun Anakin.Padme'den ayrılmak zorundasın.
-Yapamam Obi-Wan.Padme'yi seviyorum.
-Onu unutmak zorundasın.Senin jedi olarak iyi bir geleceğin var bunu riske atma.
-Sen aşk nedir,aşık olmak nedir bilmiyorsun Obi-Wan.Neler hissettiğimi asla anlayamazsın.
Obi-Wan durdu kaldı.Evet hiç aşık olmamıştı.Hayatının büyük bir bölümünü jedi eğitimiyle geçirmişti.Anakin'in hissettiklerini tahmin bile edemezdi.
-Bak Anakin,eğer konseyin isteğine uyup Padme'den ayrılmazsan asla jedi olamazsın.
-Padme'den vazgeçemem.
-Hala anlamıyorsun Anakin.Padme'den ayrılmazsan jedi'lık ile ilişkin kesilir.Temelli olarak uzaklaştırılırsın ve bir daha asla jedi olamazsın.
-Ben en iyi jedi adaylarından biriyim.Beni asla atmazlar.Yeteneklerimi küçümseme master.
Obi-Wan,Anakin'i ikna edemeyeceğini anlamıştı.Benimle konuşmaya karar vermişti.
Obi-Wan benimle görüşmek istediğini bildirdiğinde çok şaşırmıştım.Neden bahsedeceği konusunda hiç bir fikrim yoktu.Şaşırmamın nedeni ise bu görüşmeyi Anakin olmadan yapmak istemesiydi.
Obi-Wan içeri girdi.Ve söze başladı.
-Jedi yasalarına göre jedi'ların evlenmesi yasaktır.Anakin'de jedi olma yolunda ilerliyor.Geleceği çok parlak.
Obi-Wan'ın sözleri beni biraz meraklandırmıştı.
-Demek istediğin nedir Obi-Wan?
-Klon savaşları çıktığından beri her jedi'a ihtiyacımız var.Klon ordusuna güvenmiyorum.Güvenebileceğimiz sadece jedi'lar var.
Obi-Wan sanki önemli bir şey söylemek istiyor ve bunu bir türlü söyleyemiyordu.Ciddi bir durum olduğunu anlamıştım.
-Benden istediğin bir şey var öyle değilmi?
-Duyması senin için çok zor olacak ama bunu söylemek zorundayım.Anakin'in geleceği sana bağlı.Anakin için fedakarlık yapmak zorundasın.
Obi-Wan'ın ağzından çıkanlar beni şok etmişti.Sevdiğim erkekten ayrılmam isteniyordu.Kalbimin sesini bastırmam,duygularımı görmezden gelmem isteniyordu.
-Anakin ile konuşmam gerekiyor.Ama kolay olmayacak.
-Anladığın için teşekkür ederim.
Obi-Wan memnun görünüyordu ama bu benim en üzgün anımdı.
Bunu sadece Anakin'in iyiliği için yaptığıma inanmaya çalışıyordum.
Part 2
Anakin eve dönmüştü.Anakin'e söylemek zorundaydım.Ama bu benim için çok zor olacaktı.
-Anakin,seninle konuşmalıyız.Çok önemli.
-Benimde sana söylemek istediklerim var ve bekleyemez.
Anakin'in neden bahsettiğini biliyordum ama Anakin'in düşüncelerini bilmem çok önemliydi.
-Jedi yasalarına göre evlenmemiz yasak.Ben buna karşı geldim ve konsey eğer ayrılmazsak jedi olamayacağımı söylüyor.
Anakin'in düşüncelerini çok merak ediyordum.Acaba jedi olmak bizden daha önemlimiydi?
-Ama ben seni kaybetmeye asla dayanamam.
Anakin beklediğim cevabı vermişti.
-Peki jedi konseyi ne olacak? Jedi olmaktan vazmı geçeceksin?
-Ben en iyi jedi adaylarından biriyim.Bana ihtiyaçları var.Beni atmayacaklar.Sadece gözdağı vermeye çalışıyorlar.
Anakin'in söyledikleri beni rahatlatmıştı.Obi-Wan'ın istediğini yapmama gerek kalmamıştı.Anakin'e sarılarak yatağa uzandım.Bu mutluluğu artık kimse bizden alamazdı.Ertesi sabah Anakin konseyin karşına çıkmak için evden çıktı.Konsey binasına ulaştı.Obi-Wan yolunu kesti.
-Anakin,kararını açıklamadan önce iyi düşünmelisin.
-Ben kararımı verdim.Merak etme ben en iyi jedi adaylarından biriyim.Beni atamazlar.Yeteneklerimi küçümseme master.
Anakin konsey karşısına çıktı.Mace Windu,Anakin'e bakarak.
-Kararın nedir Anakin? Konseyin isteğine uyacak mısın?
-Hayır,Padme'yi seviyorum ve ondan asla ayrılmayacağım.
Kalabalıkta sesler yükseldi.Mace Windu bağırdı.
-Sessiz olun.Konseyin kararını açıklayacağım.
Herkes sustu.Mace Windu konuşmaya devam etti.
-Anakin Skywalker,jedi yasalarına muhalefet etmekten dolayı jedi'lıktan atılmış bulunuyorsun.Asla jedi olamayacaksın.Artık jedi öğrenciside olamazsın.Işın kılıcını teslim et ve eşyalarını topla.
Anakin şok olmuştu.Böyle bir kararı beklemiyordu.Işın kılıcını masaya bıraktı ve salondan çıkarak odasına gitti.Masasını boşaltmaya başladı.Obi-Wan yanına geldi.
-Üzgünüm Anakin,böyle olmasını istemezdim.
-Konseye beni savunacak hiç bir şey söylemedin.Artık konuşacak bir şeyimiz kalmadı.
-Şimdi ne yapacaksın?
-Padme ile beraber yaşayacağım.Gerisi önemli değil.
Anakin konsey binasından çıktı.Uzaklara doğru yürürken Obi-Wan arkasından bakakaldı. Master Qui Gon'a verdiği sözü tutamayacaktı.
Anakin eve geldiğinde yüzünde üzgün bir ifade vardı.Kötü bir şeyler olduğunu anlamıştım.Anakin söze başladı.
-Konseyin beni attığına inanamıyorum.Çok iyi bir jedi olabilirdim.Büyük bir fırsatı kaçırdılar.Hep bu Obi-Wan'ın yüzünden.Yeteneklerimi hep kıskandı ve konseyi aleyhime çevirdi.
Anakin'i sakinleştirmeliydim.Anakin'e sakıca sarıldım.
-Bunuda atlatacağız,Anakin.Artık her zaman beraber olacağız.
Anakin bana sarıldı.Gözlerinden yaşlar damlıyordu.
Part 3
Anakin'in jedi'lıktan atılması üzerinden bir yıl geçmişti.Anakin hiç bir iş yapmadan evde oturuyordu.Ben ise senatör olarak görevime devam ediyordum.Görevim gereği Aldrean senatörü Bail Organa ile zaman zaman toplantılara katılmak zorunda kalıyordum.Eve geç gelmem sebebiyle Anakin ile aramızda sorunlar başlamıştı.Anakin geç geldiğim bir gece bana baktı ve
-Artık bu toplantılara katılmanı istemiyorum.
Bu Anakin'den beklemediğim bir tepkiydi.
-Senatör olarak senatodaki her toplantıya katılmak zorundayım.Bunu biliyorsun.Bu konuda yapabileceğim bir şey yok.
-Özür dilerim,jedi'lıktan atılmış olmama hala alışamadım.O yüzden biraz sinirliyim.
Anakin'e sarıldım.Beraber yatağa gittik.
Ertesi gün Obi-Wan eve geldi.Anakin hala yataktaydı.
-İçeri nasıl girdin?
-Padme gitmeden önce beni içeri aldı.
-Ne istiyorsun Obi-Wan.
-Biliyorsunki savaştayız ve konsey çok fazla jedi kaybetti.Bu yüzden her jedi'a ihtiyacımız var.Konseyi tekrar jedi'lığa alınman için ikna etmeyi başardım.Knight olarak tam bir jedi olacaksı
-Padme'den ayrılmayacağım.
-Ayrılmana gerek kalmadı.Konsey bir istisna yapmaya karar verdi.
Anakin gülümsedi.
-Zamanı gelmişti.
Obi-Wan yanında getirdiği ışın kılıcını Anakin'e teslim etti.Beraber jedi konseyine doğru yola çıktılar.Anakin,Obi-Wan ile beraber bir çok savaşa katılmaya başladı.Bende senatodaki görevime devam ediyordum.Birbirimizi çok az görüyorduk.Anakin ile uzaklaşmaya başladığımızı hissediyordum.Bir gece senato toplantısı çok uzamıştı.Çıkışta senatör Bail Organa yanıma geldi.
-Senatör Amidala,sizi evinize bırakabilirmiyim?
Bu teklif beni çok şaşırtmıştı.Ama ağzımdan hayır cevabı çıkmadı.Kimbilir,belkide Anakin ile ilişkimiz iyi olmadığı içindi.Eve vardığımızda Anakin evde yoktu.Senatör Bail Organa evden ayrıldıktan sonra telesekrete baktım.Bir mesaj vardı.Görüntülü telefonu açtım ve Anakin'in mesajı karşıma çıktı.
-Padme,önemli bir görev için bir ay burada olmayacağım.Daha önce haber veremediğim için özür dilerim ama vaktim olmadı.
Telefonu kapatıp yatağa girdim.Anakin olmadan bir ay nasıl geçecekti?
Part 4
Anakin'in olmadığı süre boyunca Bail Organa ile aramızda bir yakınlaşma başladı.Bu yakınlaşma zamanla ilişkiye dönüştü.Anakin'i hala seviyordum.Ama Bail Organa'da daha önce hiç hissetmediğim duyguları hissetmeye başlamıştım.İkimizinde zevkleri aynıydı.Beraber çalıştığımız için birbirimizi sürekli görüyorduk.Ama sonunda korktuğumuz başımıza gelmişti.Bir ay geçmişti.Anakin yarın dönüyordu.Üstelik buda yetmezmiş gibi hamile olduğumu öğrenmiştim.Ama babasının Anakin'mi yoksa Bail'mi olduğunu bilmiyordum.Bail Organa'ya baktım
-Bail,biliyorsun,Anakin yarın geliyor.Ne yapacağız.
-İlişkimiz benim için çok önemli.Ama eğer bitmesini istersen bunu anlarım.Ben asla Anakin'in yerini alamayacağımı biliyorum.
Bail ile olan ilişkimiz benim içinde çok önemliydi.Ama Anakin'i de hala seviyordum.Üstelik hamile olduğumu ne Bail nede Anakin'e söylememiştim.
-İkiniz arasında seçim yapmak istemiyorum.Ama hamileyim.
-Benden mi?
-Gerçekten bilmiyorum.Ama ilişkimizin bitmesi en iyisi.Anakin'e hiç bir şey söylemeyeceğim.Seninde hiçbir şey söylemeyeceğine söz vermeni istiyorum.
-Eğer istediğin buysa tamam.Bir daha görüşmeyeceğiz ve Anakin'in de bundan haberi olmayacak.
Bail Organa evden ayrıldı.Giderken arkasından baktım,ama arkasını hiç dönmedi.
Ertesi gün Anakin eve geldi.Bana sarıldı.
-Seni çok özledim Padme.
Bende Anakin'e sarıldım.
-Bende seni çok özledim.
Anakin'i ne kadar özlediğimi fark etmiştim.Ama suçluluk duygusu içindeydim.Anakin'e Bail Organa ile olan ilişkimizi anlatmak istiyordum ama yapamadım.Onun yerine hamile olduğumu söyledim.
-Hamileyim,Anakin.
Anakin birden sevinçle bağırmaya başladı.
-Baba oluyorum,yaşasın,baba oluyorum.
Sonra bana sarıldı.
-Çocuklarımız Skywalker ismini devam ettirecek ve iyi bir jedi olacaklar.
Ben o zaman Anakin'in ne demek istediğini anlamamıştım.Çocuklarımın benden alınacağını bilmiyordum.
Part 5
Aradan iki yıl geçmişti.Benim ve Anakin'in biri kız bir oğlan ikizleri olmuştu.Kızın adını Leia,oğlanın adını ise Luke koymuştuk.Henüz ikiside 2 yaşındaydı.Anakin sonunda korkunç gerçeği bana söyledi.
-Luke ve Leia'yı jedi konseyine vermemiz gerekiyor.Onları bir daha göremeyeceğimiz için üzgünüm ama jedi olmaları için bu gerekli.
Bail Organa ile olan ilişkimizi söylememin zamanı geldiğini düşündüm.Eğer Anakin çocukların Bail'den olma ihtimalini bilirse belki Luke ve Leia'yı jedi konseyine vermekten vazgeçerdi.Bu ilişkimizin bitmesine sebep olabilirdi ama çocuklarımdan asla vazgeçemezdim.
-Anakin sana bir şey söylemek zorundayım.Çok önemli.
-Konu nedir?
-Senin olmadığın bir ayda çok şey değişti.Bir ilişkim oldu ve Luke ile Leia'nın kimden olduğunu bilmiyorum.
Anakin birden sinirlendi.
-Kim o ilişkiye girdiğin adam.
Bail Organa'nın ismini vermek istemiyordum ama Anakin ısrar ediyordu.
-Fark edermi?
-Sen söylemezsen ben öğrenirim. Ama bu hiç hoşuna gitmez.
-Senatör Bail Organa ile senin olmadığın bir ay ilişkimiz oldu.Ama sen gelmeden bir önce ondan ayrıldım ve bir daha görüşmedim.
Anakin sinirli bir şekilde evden çıktı.Anakin doğruca Obi-Wan'ın yanına gitti.
Obi-Wan Anakin'in bir sorunu olduğunu anlamıştı.
-Ne oldu Anakin,sinirli gibisin? Bir sorun mu var.
-Görevde olduğum bir ay Padme'nin bir ilişkisi varmış.
-Üzgünüm Anakin.Peki kim olduğunu öğrenebildin mi?
-Senatör Bail Organa ile burada olmadığım bir ay boyunca beraber olmuş.
-Peki şimdi ne yapacaksın?
-Bilmiyorum ama önce senatör Bail Organa ile konuşmalıyım.
-Bende seninle geleyim.Aptalca bir şey yapmanı istemiyorum.
Anakin ve Obi-Wan senatoya doğru yola çıktılar.Senatör Bail Organa onları kabul etti.Anakin söze başladı.
-Padme bana herşeyi anlattı.İlişkinizi biliyorum.
-O halde Luke ve Leia'nın babası olma ihtimalimide biliyorsun.Padme'nin isteğine saygı gösterek bugüne kadar onlardan uzak durdum ama artık daha fazla bekleyemem.Babalık testi istiyorum.
-Bende Luke ve Leia'nın benim çocuğum olup olmadıklarını bilmek istiyorum.
-Eğer Luke ve Leia senden çıkarsa bir daha sizi rahatsız etmem.Ama benim çocuğum çıkarsa kararı Padme vermeli.
Part 6
Durum bana haber verildikten sonra babalık testi başladı.Sonunda sonuçlar ortaya çıktı.Anakin Luke ile Leia'nın babasıydı.Anakin,Luke ve Leia'nın gelecek sene jedi konseyine verilmesine karar vermişti.Bu konudan Bail Organa'ya da bahsetmiştim.Bail Organa,Anakin'i ikna edebileceğini düşünüyordu.Ama işe yaramadı Anakin fikrinden vazgeçmiyordu.Sonunda çocuklarımı alıp kaçmaya karar verdim.Bail Organa'yı tehlikeye atmak istemiyordum.Bu yüzden Obi-Wan'dan yardım istedim.Obi-Wan da bir jedi master olmasına rağmen bana yardım etmeyi kabul etti.Bir süre Obi-Wan'ın bulduğu gizli bir evde yaşadık.Obi-Wan zaman zaman bize yiyecek ve ihtiyaç malzemeleri getiriyordu.Ama Anakin sürekli beni ve çocuklarımızı arayıp duruyordu.Anakin'in günün birinde yaşadığımız yeri bulmasından korkuyordum.Sonunda korktuğum başıma geldi.Anakin hiç beklemediğim bir gün kapıyı kırıp içeri girdi.
-Demek kaçarak benden çocuklarımı saklayabileceğini sandın.Luke ve Leia'yı bana ver.Sonra sen Bail Organa ile istediğini yapabilirsin.
Ben hayır dedim.Anakin öfkeyle bana bir tokat attı.
-Ben sana ne dersem onu yapacaksın.
Tam o sırada Obi-Wan anahtarı ile kapıyı açıp içeri girdi.
-Anakin,ne işin var burada?
Anakin şaşkın ve sinirli bir şekilde Obi-Wan'a baktı.
-Anlamalıydım.Demek Obi-Wan'la da ilişkin vardı.Önce Bail Organa,şimdide Obi-Wan'mı? Bu kadarı çok fazla fahişe.
Anakin öfkeyle beni force kullanarak ileri fırlattı.Yere düşüp bir süre kendimden geçtim.Obi-Wan sinirlenmişti.Anakin'e bağırdı.
-Sen ne yaptın Anakin?
Anakin ışın kılıcını çekti ve Obi-Wan'ın üstüne yürüdü.
-Senin bu ihanetine karşılık bu yaptığım az bile.Beni hep kıskandın ve yeteneklerimi küçümsedin.Artık senden iyi olduğumu göreceksin.
Anakin ışın kılıcı ile Obi-Wan'a saldırdı.Obi-Wan'da kendini savunmaya başladı.Uzun bir dövüş oldu.Dışarı çıkarak dövüşe orada devam ettiler.Dağlarda,kayalıklarda dövüştüler.Sonunda Anakin dengesini kaybederek lav çukuruna düştü.Düşerken korkunç çığlıkları yankılanıyordu.Kendime geldiğimde Obi-Wan bana Anakin ile dövüştüklerini ve Anakin'in öldüğünü söyledi.Ancak daha sonra Anakin'in ölmediği anlaşıldı.Sith lordu Dark Sidius tarafından vücudu mekanik parçalarla birleştirilmiş ve darkside'a geçmişti.Sith lordu olarak kutsanıp Darth Vader adını almıştı.Sonra senatör Palpatine'nin Dark Sidius olduğu ortaya çıktı.Klon savaşlarının bitiminin hemen ardından kendini imparator ilan etti ve jedi konseyini yasakladı.Darth Vader tüm eski jedi arkadaşlarına ihanet etti ve imparatorluğa onların katliamında yardım etti.Darth Vader'in çocuklarımı bulmasını istemiyordum.Bu yüzden zor bir karar verip birinden ayrılmak zorundaydım.En azından biri güvende olmalıydı.Luke'u Anakin'in üvey kardeşi Owen Lars'a vermesi için Obi-Wan'a verdim.Obi-Wan Luke'u alıp Tattoine gezegenine götürdü.Zaman zaman Luke'u izleyebilmek ve korumak için orada kaldı.Yoda katliamdan kurtulmayı başararak Degobah isimli kimsenin kendisini bulamayacağı bir gezegende saklanmayı tercih etti.Bende Leia'yı yanıma alarak Bail Organa ile evlenip Alderean gezegenine yerleştim.Artık Darth Vader olan Anakin için geçmişinin bir önemi yoktu ve korktuğumun aksine ne beni,ne Leia'yı aramak için Alderean'a gelmedi.Obi-Wan ve Luke'dan ise bir daha haber alamadım ama güvende olduklarından eminim.
SON
Kara Thrace Senaryo yazarıdır.
Cast List
Keira Knightley - Padme Amidala
Chris Pine - Anakin Skywalker
Jude Law - Obi-Wan Kenobi
Christian Bale - Senator Bail Organa
Liam Neeson - Mace Windu
****************************************************************************************
Burada anlatılan olaylar hayal ürünüdür.Episode 3 ile hiçbir ilgisi yoktur.
Çok uzak bir galakside,uzun zaman önce
Ben Padme Amidala.Hepiniz Anakin Skywalker'ın darkside'a geçip jedi'lara ihanet ettiğini ve Obi-Wan'a dövüşüp lav çukuruna düştükten sonra Darth Vader olduğu hikayelerini duymuşsunuzdur.Ama gerçekte olanları kimse bilmiyor.Yada hatırlamıyor.Olanları öğrenmek istiyormusunuz? O halde beni dinleyin.
Part 1
Anakin ile evliliğimizin ilk sabahıydı.Anakin bağırarak uyandı.
-Hayır,hayır olamaz.
Anakin ter içindeydi.İyi görünmüyordu.
-Ne oldu Anakin,kötü bir kabusmuydu?
-Seni kaybetmiştim.Sen başka birinin kollarındaydın.Ben sana sesleniyordum ama beni duymuyordun.
Anakin'e sıkıca sarıldım.
-Beni asla kaybetmeyeceksin.
Anakin'de bana sarıldı.
-Bizi hiç bir şey ayıramayacak.Yemin ediyorum.Unutmadan söylemeliyim.Yarın jedi konseyi beni erkenden çağırdı.Hemen gitmek zorundayım.İşim biter bitmez dönerim.
Ertesi sabah Anakin evden çıkarak jedi konseyine doğru yola koyuldu.
Jedi konseyi toplanmıştı.Mace Windu konuşmasına başladı.
-Anakin Skywalker,en iyi jedi'larımızdan biri olma yolunda ilerliyorsun.Geleceğin çok parlak.Ama senatör Amidala ile yaptığın bu evlilik jedi olmana önemli bir engel teşkil ediyor.Bildiğin gibi jedi'ların evlenmesi yasaktır.Bu yüzden eğer jedi olabilmek istiyorsan senatör Amidala'dan ayrılman gerekiyor.
-Ya ayrılmayı kabul etmezsem.
-Bunun kolay verilecek bir karar olmadığını biliyorum ama geleceğinide düşünmek zorundasın.Kararını yarın bize bildir.Artık gidebilirsin.
Anakin öfkeli bir şekilde dışarı çıktı.Obi-Wan yanına geldi.
-Jedi kurallarını biliyorsun Anakin.Padme'den ayrılmak zorundasın.
-Yapamam Obi-Wan.Padme'yi seviyorum.
-Onu unutmak zorundasın.Senin jedi olarak iyi bir geleceğin var bunu riske atma.
-Sen aşk nedir,aşık olmak nedir bilmiyorsun Obi-Wan.Neler hissettiğimi asla anlayamazsın.
Obi-Wan durdu kaldı.Evet hiç aşık olmamıştı.Hayatının büyük bir bölümünü jedi eğitimiyle geçirmişti.Anakin'in hissettiklerini tahmin bile edemezdi.
-Bak Anakin,eğer konseyin isteğine uyup Padme'den ayrılmazsan asla jedi olamazsın.
-Padme'den vazgeçemem.
-Hala anlamıyorsun Anakin.Padme'den ayrılmazsan jedi'lık ile ilişkin kesilir.Temelli olarak uzaklaştırılırsın ve bir daha asla jedi olamazsın.
-Ben en iyi jedi adaylarından biriyim.Beni asla atmazlar.Yeteneklerimi küçümseme master.
Obi-Wan,Anakin'i ikna edemeyeceğini anlamıştı.Benimle konuşmaya karar vermişti.
Obi-Wan benimle görüşmek istediğini bildirdiğinde çok şaşırmıştım.Neden bahsedeceği konusunda hiç bir fikrim yoktu.Şaşırmamın nedeni ise bu görüşmeyi Anakin olmadan yapmak istemesiydi.
Obi-Wan içeri girdi.Ve söze başladı.
-Jedi yasalarına göre jedi'ların evlenmesi yasaktır.Anakin'de jedi olma yolunda ilerliyor.Geleceği çok parlak.
Obi-Wan'ın sözleri beni biraz meraklandırmıştı.
-Demek istediğin nedir Obi-Wan?
-Klon savaşları çıktığından beri her jedi'a ihtiyacımız var.Klon ordusuna güvenmiyorum.Güvenebileceğimiz sadece jedi'lar var.
Obi-Wan sanki önemli bir şey söylemek istiyor ve bunu bir türlü söyleyemiyordu.Ciddi bir durum olduğunu anlamıştım.
-Benden istediğin bir şey var öyle değilmi?
-Duyması senin için çok zor olacak ama bunu söylemek zorundayım.Anakin'in geleceği sana bağlı.Anakin için fedakarlık yapmak zorundasın.
Obi-Wan'ın ağzından çıkanlar beni şok etmişti.Sevdiğim erkekten ayrılmam isteniyordu.Kalbimin sesini bastırmam,duygularımı görmezden gelmem isteniyordu.
-Anakin ile konuşmam gerekiyor.Ama kolay olmayacak.
-Anladığın için teşekkür ederim.
Obi-Wan memnun görünüyordu ama bu benim en üzgün anımdı.
Bunu sadece Anakin'in iyiliği için yaptığıma inanmaya çalışıyordum.
Part 2
Anakin eve dönmüştü.Anakin'e söylemek zorundaydım.Ama bu benim için çok zor olacaktı.
-Anakin,seninle konuşmalıyız.Çok önemli.
-Benimde sana söylemek istediklerim var ve bekleyemez.
Anakin'in neden bahsettiğini biliyordum ama Anakin'in düşüncelerini bilmem çok önemliydi.
-Jedi yasalarına göre evlenmemiz yasak.Ben buna karşı geldim ve konsey eğer ayrılmazsak jedi olamayacağımı söylüyor.
Anakin'in düşüncelerini çok merak ediyordum.Acaba jedi olmak bizden daha önemlimiydi?
-Ama ben seni kaybetmeye asla dayanamam.
Anakin beklediğim cevabı vermişti.
-Peki jedi konseyi ne olacak? Jedi olmaktan vazmı geçeceksin?
-Ben en iyi jedi adaylarından biriyim.Bana ihtiyaçları var.Beni atmayacaklar.Sadece gözdağı vermeye çalışıyorlar.
Anakin'in söyledikleri beni rahatlatmıştı.Obi-Wan'ın istediğini yapmama gerek kalmamıştı.Anakin'e sarılarak yatağa uzandım.Bu mutluluğu artık kimse bizden alamazdı.Ertesi sabah Anakin konseyin karşına çıkmak için evden çıktı.Konsey binasına ulaştı.Obi-Wan yolunu kesti.
-Anakin,kararını açıklamadan önce iyi düşünmelisin.
-Ben kararımı verdim.Merak etme ben en iyi jedi adaylarından biriyim.Beni atamazlar.Yeteneklerimi küçümseme master.
Anakin konsey karşısına çıktı.Mace Windu,Anakin'e bakarak.
-Kararın nedir Anakin? Konseyin isteğine uyacak mısın?
-Hayır,Padme'yi seviyorum ve ondan asla ayrılmayacağım.
Kalabalıkta sesler yükseldi.Mace Windu bağırdı.
-Sessiz olun.Konseyin kararını açıklayacağım.
Herkes sustu.Mace Windu konuşmaya devam etti.
-Anakin Skywalker,jedi yasalarına muhalefet etmekten dolayı jedi'lıktan atılmış bulunuyorsun.Asla jedi olamayacaksın.Artık jedi öğrenciside olamazsın.Işın kılıcını teslim et ve eşyalarını topla.
Anakin şok olmuştu.Böyle bir kararı beklemiyordu.Işın kılıcını masaya bıraktı ve salondan çıkarak odasına gitti.Masasını boşaltmaya başladı.Obi-Wan yanına geldi.
-Üzgünüm Anakin,böyle olmasını istemezdim.
-Konseye beni savunacak hiç bir şey söylemedin.Artık konuşacak bir şeyimiz kalmadı.
-Şimdi ne yapacaksın?
-Padme ile beraber yaşayacağım.Gerisi önemli değil.
Anakin konsey binasından çıktı.Uzaklara doğru yürürken Obi-Wan arkasından bakakaldı. Master Qui Gon'a verdiği sözü tutamayacaktı.
Anakin eve geldiğinde yüzünde üzgün bir ifade vardı.Kötü bir şeyler olduğunu anlamıştım.Anakin söze başladı.
-Konseyin beni attığına inanamıyorum.Çok iyi bir jedi olabilirdim.Büyük bir fırsatı kaçırdılar.Hep bu Obi-Wan'ın yüzünden.Yeteneklerimi hep kıskandı ve konseyi aleyhime çevirdi.
Anakin'i sakinleştirmeliydim.Anakin'e sakıca sarıldım.
-Bunuda atlatacağız,Anakin.Artık her zaman beraber olacağız.
Anakin bana sarıldı.Gözlerinden yaşlar damlıyordu.
Part 3
Anakin'in jedi'lıktan atılması üzerinden bir yıl geçmişti.Anakin hiç bir iş yapmadan evde oturuyordu.Ben ise senatör olarak görevime devam ediyordum.Görevim gereği Aldrean senatörü Bail Organa ile zaman zaman toplantılara katılmak zorunda kalıyordum.Eve geç gelmem sebebiyle Anakin ile aramızda sorunlar başlamıştı.Anakin geç geldiğim bir gece bana baktı ve
-Artık bu toplantılara katılmanı istemiyorum.
Bu Anakin'den beklemediğim bir tepkiydi.
-Senatör olarak senatodaki her toplantıya katılmak zorundayım.Bunu biliyorsun.Bu konuda yapabileceğim bir şey yok.
-Özür dilerim,jedi'lıktan atılmış olmama hala alışamadım.O yüzden biraz sinirliyim.
Anakin'e sarıldım.Beraber yatağa gittik.
Ertesi gün Obi-Wan eve geldi.Anakin hala yataktaydı.
-İçeri nasıl girdin?
-Padme gitmeden önce beni içeri aldı.
-Ne istiyorsun Obi-Wan.
-Biliyorsunki savaştayız ve konsey çok fazla jedi kaybetti.Bu yüzden her jedi'a ihtiyacımız var.Konseyi tekrar jedi'lığa alınman için ikna etmeyi başardım.Knight olarak tam bir jedi olacaksı
-Padme'den ayrılmayacağım.
-Ayrılmana gerek kalmadı.Konsey bir istisna yapmaya karar verdi.
Anakin gülümsedi.
-Zamanı gelmişti.
Obi-Wan yanında getirdiği ışın kılıcını Anakin'e teslim etti.Beraber jedi konseyine doğru yola çıktılar.Anakin,Obi-Wan ile beraber bir çok savaşa katılmaya başladı.Bende senatodaki görevime devam ediyordum.Birbirimizi çok az görüyorduk.Anakin ile uzaklaşmaya başladığımızı hissediyordum.Bir gece senato toplantısı çok uzamıştı.Çıkışta senatör Bail Organa yanıma geldi.
-Senatör Amidala,sizi evinize bırakabilirmiyim?
Bu teklif beni çok şaşırtmıştı.Ama ağzımdan hayır cevabı çıkmadı.Kimbilir,belkide Anakin ile ilişkimiz iyi olmadığı içindi.Eve vardığımızda Anakin evde yoktu.Senatör Bail Organa evden ayrıldıktan sonra telesekrete baktım.Bir mesaj vardı.Görüntülü telefonu açtım ve Anakin'in mesajı karşıma çıktı.
-Padme,önemli bir görev için bir ay burada olmayacağım.Daha önce haber veremediğim için özür dilerim ama vaktim olmadı.
Telefonu kapatıp yatağa girdim.Anakin olmadan bir ay nasıl geçecekti?
Part 4
Anakin'in olmadığı süre boyunca Bail Organa ile aramızda bir yakınlaşma başladı.Bu yakınlaşma zamanla ilişkiye dönüştü.Anakin'i hala seviyordum.Ama Bail Organa'da daha önce hiç hissetmediğim duyguları hissetmeye başlamıştım.İkimizinde zevkleri aynıydı.Beraber çalıştığımız için birbirimizi sürekli görüyorduk.Ama sonunda korktuğumuz başımıza gelmişti.Bir ay geçmişti.Anakin yarın dönüyordu.Üstelik buda yetmezmiş gibi hamile olduğumu öğrenmiştim.Ama babasının Anakin'mi yoksa Bail'mi olduğunu bilmiyordum.Bail Organa'ya baktım
-Bail,biliyorsun,Anakin yarın geliyor.Ne yapacağız.
-İlişkimiz benim için çok önemli.Ama eğer bitmesini istersen bunu anlarım.Ben asla Anakin'in yerini alamayacağımı biliyorum.
Bail ile olan ilişkimiz benim içinde çok önemliydi.Ama Anakin'i de hala seviyordum.Üstelik hamile olduğumu ne Bail nede Anakin'e söylememiştim.
-İkiniz arasında seçim yapmak istemiyorum.Ama hamileyim.
-Benden mi?
-Gerçekten bilmiyorum.Ama ilişkimizin bitmesi en iyisi.Anakin'e hiç bir şey söylemeyeceğim.Seninde hiçbir şey söylemeyeceğine söz vermeni istiyorum.
-Eğer istediğin buysa tamam.Bir daha görüşmeyeceğiz ve Anakin'in de bundan haberi olmayacak.
Bail Organa evden ayrıldı.Giderken arkasından baktım,ama arkasını hiç dönmedi.
Ertesi gün Anakin eve geldi.Bana sarıldı.
-Seni çok özledim Padme.
Bende Anakin'e sarıldım.
-Bende seni çok özledim.
Anakin'i ne kadar özlediğimi fark etmiştim.Ama suçluluk duygusu içindeydim.Anakin'e Bail Organa ile olan ilişkimizi anlatmak istiyordum ama yapamadım.Onun yerine hamile olduğumu söyledim.
-Hamileyim,Anakin.
Anakin birden sevinçle bağırmaya başladı.
-Baba oluyorum,yaşasın,baba oluyorum.
Sonra bana sarıldı.
-Çocuklarımız Skywalker ismini devam ettirecek ve iyi bir jedi olacaklar.
Ben o zaman Anakin'in ne demek istediğini anlamamıştım.Çocuklarımın benden alınacağını bilmiyordum.
Part 5
Aradan iki yıl geçmişti.Benim ve Anakin'in biri kız bir oğlan ikizleri olmuştu.Kızın adını Leia,oğlanın adını ise Luke koymuştuk.Henüz ikiside 2 yaşındaydı.Anakin sonunda korkunç gerçeği bana söyledi.
-Luke ve Leia'yı jedi konseyine vermemiz gerekiyor.Onları bir daha göremeyeceğimiz için üzgünüm ama jedi olmaları için bu gerekli.
Bail Organa ile olan ilişkimizi söylememin zamanı geldiğini düşündüm.Eğer Anakin çocukların Bail'den olma ihtimalini bilirse belki Luke ve Leia'yı jedi konseyine vermekten vazgeçerdi.Bu ilişkimizin bitmesine sebep olabilirdi ama çocuklarımdan asla vazgeçemezdim.
-Anakin sana bir şey söylemek zorundayım.Çok önemli.
-Konu nedir?
-Senin olmadığın bir ayda çok şey değişti.Bir ilişkim oldu ve Luke ile Leia'nın kimden olduğunu bilmiyorum.
Anakin birden sinirlendi.
-Kim o ilişkiye girdiğin adam.
Bail Organa'nın ismini vermek istemiyordum ama Anakin ısrar ediyordu.
-Fark edermi?
-Sen söylemezsen ben öğrenirim. Ama bu hiç hoşuna gitmez.
-Senatör Bail Organa ile senin olmadığın bir ay ilişkimiz oldu.Ama sen gelmeden bir önce ondan ayrıldım ve bir daha görüşmedim.
Anakin sinirli bir şekilde evden çıktı.Anakin doğruca Obi-Wan'ın yanına gitti.
Obi-Wan Anakin'in bir sorunu olduğunu anlamıştı.
-Ne oldu Anakin,sinirli gibisin? Bir sorun mu var.
-Görevde olduğum bir ay Padme'nin bir ilişkisi varmış.
-Üzgünüm Anakin.Peki kim olduğunu öğrenebildin mi?
-Senatör Bail Organa ile burada olmadığım bir ay boyunca beraber olmuş.
-Peki şimdi ne yapacaksın?
-Bilmiyorum ama önce senatör Bail Organa ile konuşmalıyım.
-Bende seninle geleyim.Aptalca bir şey yapmanı istemiyorum.
Anakin ve Obi-Wan senatoya doğru yola çıktılar.Senatör Bail Organa onları kabul etti.Anakin söze başladı.
-Padme bana herşeyi anlattı.İlişkinizi biliyorum.
-O halde Luke ve Leia'nın babası olma ihtimalimide biliyorsun.Padme'nin isteğine saygı gösterek bugüne kadar onlardan uzak durdum ama artık daha fazla bekleyemem.Babalık testi istiyorum.
-Bende Luke ve Leia'nın benim çocuğum olup olmadıklarını bilmek istiyorum.
-Eğer Luke ve Leia senden çıkarsa bir daha sizi rahatsız etmem.Ama benim çocuğum çıkarsa kararı Padme vermeli.
Part 6
Durum bana haber verildikten sonra babalık testi başladı.Sonunda sonuçlar ortaya çıktı.Anakin Luke ile Leia'nın babasıydı.Anakin,Luke ve Leia'nın gelecek sene jedi konseyine verilmesine karar vermişti.Bu konudan Bail Organa'ya da bahsetmiştim.Bail Organa,Anakin'i ikna edebileceğini düşünüyordu.Ama işe yaramadı Anakin fikrinden vazgeçmiyordu.Sonunda çocuklarımı alıp kaçmaya karar verdim.Bail Organa'yı tehlikeye atmak istemiyordum.Bu yüzden Obi-Wan'dan yardım istedim.Obi-Wan da bir jedi master olmasına rağmen bana yardım etmeyi kabul etti.Bir süre Obi-Wan'ın bulduğu gizli bir evde yaşadık.Obi-Wan zaman zaman bize yiyecek ve ihtiyaç malzemeleri getiriyordu.Ama Anakin sürekli beni ve çocuklarımızı arayıp duruyordu.Anakin'in günün birinde yaşadığımız yeri bulmasından korkuyordum.Sonunda korktuğum başıma geldi.Anakin hiç beklemediğim bir gün kapıyı kırıp içeri girdi.
-Demek kaçarak benden çocuklarımı saklayabileceğini sandın.Luke ve Leia'yı bana ver.Sonra sen Bail Organa ile istediğini yapabilirsin.
Ben hayır dedim.Anakin öfkeyle bana bir tokat attı.
-Ben sana ne dersem onu yapacaksın.
Tam o sırada Obi-Wan anahtarı ile kapıyı açıp içeri girdi.
-Anakin,ne işin var burada?
Anakin şaşkın ve sinirli bir şekilde Obi-Wan'a baktı.
-Anlamalıydım.Demek Obi-Wan'la da ilişkin vardı.Önce Bail Organa,şimdide Obi-Wan'mı? Bu kadarı çok fazla fahişe.
Anakin öfkeyle beni force kullanarak ileri fırlattı.Yere düşüp bir süre kendimden geçtim.Obi-Wan sinirlenmişti.Anakin'e bağırdı.
-Sen ne yaptın Anakin?
Anakin ışın kılıcını çekti ve Obi-Wan'ın üstüne yürüdü.
-Senin bu ihanetine karşılık bu yaptığım az bile.Beni hep kıskandın ve yeteneklerimi küçümsedin.Artık senden iyi olduğumu göreceksin.
Anakin ışın kılıcı ile Obi-Wan'a saldırdı.Obi-Wan'da kendini savunmaya başladı.Uzun bir dövüş oldu.Dışarı çıkarak dövüşe orada devam ettiler.Dağlarda,kayalıklarda dövüştüler.Sonunda Anakin dengesini kaybederek lav çukuruna düştü.Düşerken korkunç çığlıkları yankılanıyordu.Kendime geldiğimde Obi-Wan bana Anakin ile dövüştüklerini ve Anakin'in öldüğünü söyledi.Ancak daha sonra Anakin'in ölmediği anlaşıldı.Sith lordu Dark Sidius tarafından vücudu mekanik parçalarla birleştirilmiş ve darkside'a geçmişti.Sith lordu olarak kutsanıp Darth Vader adını almıştı.Sonra senatör Palpatine'nin Dark Sidius olduğu ortaya çıktı.Klon savaşlarının bitiminin hemen ardından kendini imparator ilan etti ve jedi konseyini yasakladı.Darth Vader tüm eski jedi arkadaşlarına ihanet etti ve imparatorluğa onların katliamında yardım etti.Darth Vader'in çocuklarımı bulmasını istemiyordum.Bu yüzden zor bir karar verip birinden ayrılmak zorundaydım.En azından biri güvende olmalıydı.Luke'u Anakin'in üvey kardeşi Owen Lars'a vermesi için Obi-Wan'a verdim.Obi-Wan Luke'u alıp Tattoine gezegenine götürdü.Zaman zaman Luke'u izleyebilmek ve korumak için orada kaldı.Yoda katliamdan kurtulmayı başararak Degobah isimli kimsenin kendisini bulamayacağı bir gezegende saklanmayı tercih etti.Bende Leia'yı yanıma alarak Bail Organa ile evlenip Alderean gezegenine yerleştim.Artık Darth Vader olan Anakin için geçmişinin bir önemi yoktu ve korktuğumun aksine ne beni,ne Leia'yı aramak için Alderean'a gelmedi.Obi-Wan ve Luke'dan ise bir daha haber alamadım ama güvende olduklarından eminim.
SON
Kara Thrace Senaryo yazarıdır.
198
Stargate Senaryoları / Ynt: Stargate Rise of Mu
« : 25 Haziran 2014, 12:48 »
4.bölüm
pegasus galaksisi… Atlantis
Sam;
-kalkanlar ne durumda
-Yüzde 40 ve düşüyorlar
-kim bu lanet olası yaratıklar
-ateş yüzünden kör durumdayız kaç gemi olduklarını bile bilmiyoruz
- neyle ateş ediyorlar ki bize hiçbir sensör çalışmıyor. Dünyaya haber ulaştımı peki
-ulaştı efendim tek güzel haber bu
Daniel destiny için yaptığı araştırmasını bırakarak atlantisin tahliyesi için ekiplere önderlik ediyordu ve Sam’in yanına gelerek
-tüm siviller hazır gitmek için hazırız.
-gücümüz azdı daniel tek bir geçit yolculuğu yapabiliriz onun için herkesin geçtiğinden emin ol
-peki ya siz?
-savunmam gereken bir şehir var. Geçidi tuşlamaya başlayın
Geçit tuşlamaya başlanamadan dışarıdan bir yerlerden geçit tuşlanmaya başlamıştı.
Kontrol panelinin başındaki teğmen bağırdı
-gelen solucan deliği!!
Geçit açımlı ama geçidin kalkanı açılmamıştı. Sam teğmene döndü
-neden kalkan açık değil?
-bilmiyorum efendim karşılık vermiyor hasar görmüş olmalı
-tamamen bağımsız sistemleri var nasıl olabilir bu?
Sorusunun cevabına alamadan geçitten tealc ve general O’neill geçmişti. Arkalarından ise bir tabur asker ve malzeme.
Daniel, Jack e dönerek
-senin yönetmen gereken bir gezegen savunma sistemi yokmuydu?
-jaffa dostlarımız sayesinde karakollar sorunsuz olarak olarak düşmandan arındırıldı. Ayrıca eski bir dost burada bana
ihtiyaç olduğunu söyledi
Tealc;
-kendisinden bahsediyor.
Sam;
-nasıl?
Jack;
-saldırılar sırasında antartikaya bir kapsül düştü içinde size getirdiğimiz 3 snm ve bir not vardı.
Daniel;
-peki onu gönderenin sen olduğundan nasıl emin olabiliyorsun?
-benim el yazımla yazılmış
-nota bakabilirmiyim?
-hayır
-neden?
-sana göstermememi söylüyordu
-jack tuzak olabilir lütfen
-olmaz
-tekrar neden?
-yanımda getirmedim daha acil meseleler vardı
Arkadan bir bağırma konuşmaları sonlandırmıştı
-ateş kesildi veriler almaya başlıyoruz
Sam merdivenleri tırmanarak bilgisayarların başına gitti.
-lanet olsun 60 tene gemi var yukarıda ve halen ateş ediyorlar. Ama bize değil. Başkalarıda var.
Jack araya girdi
-kim?
-enerji sinyalleri tamamen farklı ve birbirlerine ateş ediyorlar. Tealc o snm’lere ihtiyacımız var yukarıdaki kargaşa uzun
sürmeye bilir.
Tealc snmleri alarak yola çıktı ve bu sırada geçit kapanmıştı. Daniel;
-daha önce gördüğümüz hiçbir ırka benzemiyorlar atlantisin bile daha ilerisinde bir teknolojileri olmalı
Jack;
-wraitler varken bir bu eksikti
Sam;
-tealc acil olarak o snmlere ihtiyacımız var
Daniel;
-sam sorun ne?
Sam;
İlk gelen gurup savaşı kaybediyorlar.
Jack;
-eee ne güzel işte yesinler birbirlerini
Sam;
-savaştan çekildiler tüm gemiler bizim üstümüze doğru geliyor. İntihar edecekler o kalkanlara ihtiyacımız var tealc hemen
Yirminin üstünde gemi atmosfere acil giriş yapmış ve girerken oluşan sürtünmeden büyük hasar almışlardı. Görüş
alanına girdiklerinde ise sadece ateş topları vardı.
Tealc;
-snmler yerleştirildi kalkanlar açabilrsiniz
Sam;
-kalkan açılıyor 3..2…1…
Gemiler çarpmadan önce atlantisin kalkanları açılmaya başlamıştı. Mavi boloncuk şeklinde ki kalkan yukarıya doğru yükseliyordu.
Daniel;
-Sam benim gördüklerimi senden görüyormusun?
Jack;
-ne görüyorsun?
Sam;
-kalkan bir sorun var. Snmler yüzünden olmalı. Snmler tuzakmış!
Kalkan en yüksek noktaya ulaşıp birleştiğinde yeşil bir ışık etrafı kapladı ve tüm düşen gemiler bu ışık huzmesine çarpmaya başladı.
1 saat sonra sirius
-efendim gelen bir iletiniz var
-ekrana ver.
-ekranda
-lorne senmiydin haberler ne?
-iyi değil albay hiç iyi değil.
-binbaşı ne oluyor?
-diğer ayla yola çıkmıştık size doğru geliyorduk ama atlantisten geri dönmemizi istediler. Saldırı altındalarmış
-saldırımı? Wraithler atlantisin yerini nasıl öğrenmiş?
-Wraithler değil aslında kim olduklarını bilmiyoruz. Bir anda ortaya çıktılar ve gördüğümüz tüm ırklardan daha güçlüler
-O’neill la hemen yola çıkyoruz binbaşı. Dünyanın haberi var mı?
- 2. Ay şu anda iki galaksi arasında sizinle ve dünya ile bağlantı sağlaya biliyoruz ama artık yapabileceğimiz bir şey yok
-ne demek yapabileceğimiz bir şey yok neler oluyor orda?
-birkaç saat önce Atlantis durumu dünyaya geçitle bildirmiş. General O’neill yanına büyük bir müfreze ve teçhizatla
atlantise gitmiş.
-peki sorun ne?
-şu anda atlantisin bulunduğu güneş sistemindeyiz
-Ve?
-gezegen. Gezegen yok. Etrafta bir sürü kaya yığını var ne Atlantis nede düşmandan iz yok
- lanet olsun. Hem Carter hem O’neill iki generalde oradaydı. Şimdi komuta kimde?
-dünyayla iletişime geçtik sizden önce ama beklememizi söylediler hükümetler birbirine girmiş durumda. Birkaç düzine albay kaldı geriye ve diğerleri sizin emirlerinizi bekliyor.
-benim mi?
-diğer gemilerin kaptanları dünyaya giderlerse bir savaşın parçası olabileceklerinden korkuyorlar. X304 ün dünyaya neler yapabileceğini bir düşünün
-haklılar. Bir dakika
- albay?
-tüm gemileri güneş sitemine çağıracağız. Plüto yörüngesine toplanıyoruz. Dünyada bir kargaşa olursa yada saldırı
hemen müdehale edebiliriz savaşa da sebeb olmayız
Rodney;
-plüto olmaz
-neden
-yörüngesi sabit değil. Dengesiz. Bize çok zorluk çıkarır. Uranüs daha iyi bir seçenek
-peki öyle diyorsan. Binbaşı tüm gemilere ve 2. Aya haber veriyoruz yer Uranüs
2 ay sonra
Güneş sisteminin en uzak uçlarında…
2 ay önce iki generalin ortadan kaybolmasıyla dünya kısa süreli bir kargaşa yaşamış ama gemi kaptanlarının savaşı önlemeye yönelik aldığı birlik kararları ile hükümetler geri adım atmıştı. En zor vazgeçen ise çin olmuştu. Kendi askerlerinin nasıl böyle davranabildiklerine inanamıyorlardı. Komuta zincirine yeni general ise atanmamıştı.
Eldeki generallerin hepsine karşı çıkan bir devlet vardı ayrıca hiçbirinin bu derece deneyimi yoktu. Askeri sistem direk olarak dünya savunma ajansına bağlanmıştı. Ün üst rütbe askeri komutanı ise gemi komutanları arasında yapılan oylama ile belirlenmişti. Yeni komutanda alman İngiliz gemisi Churchill in kaptanı albay Jakop Simons dı. Sheppard ise ayların komutasına devam ediyordu.
Uranüs’ün son 2 aydır yeni konukları vardı. 2 minik ay Uranüs yörüngesinde sessizce dolanıyor ve azıcıkta olsa gelen güneş ışıklarını tüm yüzeyi ile yakalamaya çalışıyordu. Bu yüzden ayların güneşe bakan kısımları koyu karanlıktı. Diğer yüzleri ise Uranüs’ten yansıyan ışıkla loş bir parlaklığa sahipti. Samanyolu’nda bulunan ay John tarafından komuta merkezi olarak seçilmişti. Ayın yüzeyine yakın bir yerde bulunan eski bir yaşam alanı ise merkez ofis olmuştu.
Pegasus parçasının gelmesi ile işler değişmişti. Çünkü pegasus ay ı büyük gemiler üretebilmekle beraber asıl kabiliyeti küçük gemi ve robotlar üretebilmekti. Büyük tersanelerden ziyade küçük küçük fabrikalardan oluşan bu parça belirli kalıplar dışında dünya tasarımı olan şeyleri üretebiliyordu. Yedek parça fabrikası gibiydi. kadimlerin onu neden kendilerine yakın tuttuğu anlaşılmıştı.yeni gemiler üretmek zorunda değillerdi sadece parçaları değiştirerek işi hallediyorlardı. Samanyolu ay ı ise halen kadim parçaları üretebiliyordu.
Uzun denemeler sonuç vermemiş ve aurora sınıfı gemiler üretimi devam etmişti. Ama diğer ay sayesinde yeni yedek parçalar üretilebileceği için asgard silahları üretiliyor ve eski kadim gemilerine monte ediliyordu. Ayrıca ikinci ay sınırsın dron kaynağı sağlıyordu. Derin uyku kapsülleri gemi yapım aşamasında iken atlanıyor gemi bittikten sonra pegasus ayında yerleri dron depoları olarak değiştiriliyordu. Kapasiteleri on kat armış ve artık plazma topları vardı. Ama halen büyük bir sorunları vardı. Kalkanlar! Kadim kalkanları çok gelişmişti ama bu teknoloji çok büyük güç istiyordu. Dünya insanlarının elinde ise kalkanları tam kapasite çalıştıracak hiçbir güç kaynağı yoktu. Onlara sıfır noktası modülü lazımdı.
İki ayda didik didik edilmiş ama snm üretimine dair hiçbir şey bulunamamıştı. Rodney snm için diğer parçalrın kullanıldığından gayet emindi ama diğer mu parçaları hiç var olmamış gibiydi. Haklarında hiçbir bilgi yoktu.
Shepprad ın odasının kapısı çalındı ve içeri Rodney girdi yanında radek vardı.
Rodney;
-john ilk üretilen kadim gemisi ile yapılan testlerin sonuçları geldi
Radek;
-sonuçlar hiç iyi değil. Silahlar için gerekli gücü asgard çekirdekleri karşılıyor ama kalkanlar…
John;
-Kalkanlar?
Rodney;
-Bir türlü dengeye kavuşamıyorlar. Orijinal jeneratörler bir türlü tam kapasite çalıştıramadık asgard çekirdekleri de
uyum sağlamıyorlar.
Radek;
-tonla silah ama sıfır kalkan. Snm lerimiz olsaydı sorunumuz kalmazdı.
John;
-ama yok başka bir yol bulmalıyız
Rodney;
-başka yolu yok. Bu kadar çok silah yükleyeceksek en güçlü kalkanları kullanmalıyız.
John;
-peki tamam birkaç tane üret iverde şunlardan kullanalım
Rodney;
-çok komik ha ha. Belki ben yapamam ama yapacak olan ayın yerini biliyor olabilirim
Radek;
-çok küçük bir olasılık ama galiba diğer parçaların yerini bulmuş olabiliriz
John;
-şunu baştan söylesenize iki saattir oyalamak yerine
Rodney;
-sorunda burada başlıyor ya zaten. Sinyallerin kaynağı andromeda ve aldığımız birkaç sinyalde bize parçaların harıl harıl çalıştığını söylüyor. Kadimlerde olabilir başka yaratıklarda.
John;
-kadimler olsa bilirdik şimdiye wraithlere saldırmış olurlarda. Kesinlikle başka şeyler olmalı. Albay simons a haber veririm bir iki gemi ile keşif yolculuğuna çıkabiliriz
Albay simons keşif için bir türk gemisi ile O’neill ı görevlendirmişti. O’neill halen john un komutasında idi ama john’un komuta etmesi gereken daha büyük şeyler vardı. Bu yüzden yerini eski ekip arkadaşı Ronon ve teyla’ya bırakmıştı.
Teyla aslında asıl komutandı. 2 aylık uzun yolculuğun sonunda gemiler andromeda’ya giriş yaptılar.
Önlerine gelen ilk yaşanabilir gezegene gidip etrafa bakmak istediler. Siteme girdiklerinde fark ettikleri ilk şey etrafta dolanan gemi parçlarıydı. Geminin bilgisayarları alarm vermeye başlamıştı. Gelenler vardı. Ardı ardına hiper uzay pencereleri açıldı ve yüz elliye yakın gemi çıktı. Gemiler aurora sınıf gemilerdi. Dünya gemilerinin etrafını sarmaya başlamışta hiçbir iletişim çabaları yoktu ve silahlara güç vermeye başlamışlardı
pegasus galaksisi… Atlantis
Sam;
-kalkanlar ne durumda
-Yüzde 40 ve düşüyorlar
-kim bu lanet olası yaratıklar
-ateş yüzünden kör durumdayız kaç gemi olduklarını bile bilmiyoruz
- neyle ateş ediyorlar ki bize hiçbir sensör çalışmıyor. Dünyaya haber ulaştımı peki
-ulaştı efendim tek güzel haber bu
Daniel destiny için yaptığı araştırmasını bırakarak atlantisin tahliyesi için ekiplere önderlik ediyordu ve Sam’in yanına gelerek
-tüm siviller hazır gitmek için hazırız.
-gücümüz azdı daniel tek bir geçit yolculuğu yapabiliriz onun için herkesin geçtiğinden emin ol
-peki ya siz?
-savunmam gereken bir şehir var. Geçidi tuşlamaya başlayın
Geçit tuşlamaya başlanamadan dışarıdan bir yerlerden geçit tuşlanmaya başlamıştı.
Kontrol panelinin başındaki teğmen bağırdı
-gelen solucan deliği!!
Geçit açımlı ama geçidin kalkanı açılmamıştı. Sam teğmene döndü
-neden kalkan açık değil?
-bilmiyorum efendim karşılık vermiyor hasar görmüş olmalı
-tamamen bağımsız sistemleri var nasıl olabilir bu?
Sorusunun cevabına alamadan geçitten tealc ve general O’neill geçmişti. Arkalarından ise bir tabur asker ve malzeme.
Daniel, Jack e dönerek
-senin yönetmen gereken bir gezegen savunma sistemi yokmuydu?
-jaffa dostlarımız sayesinde karakollar sorunsuz olarak olarak düşmandan arındırıldı. Ayrıca eski bir dost burada bana
ihtiyaç olduğunu söyledi
Tealc;
-kendisinden bahsediyor.
Sam;
-nasıl?
Jack;
-saldırılar sırasında antartikaya bir kapsül düştü içinde size getirdiğimiz 3 snm ve bir not vardı.
Daniel;
-peki onu gönderenin sen olduğundan nasıl emin olabiliyorsun?
-benim el yazımla yazılmış
-nota bakabilirmiyim?
-hayır
-neden?
-sana göstermememi söylüyordu
-jack tuzak olabilir lütfen
-olmaz
-tekrar neden?
-yanımda getirmedim daha acil meseleler vardı
Arkadan bir bağırma konuşmaları sonlandırmıştı
-ateş kesildi veriler almaya başlıyoruz
Sam merdivenleri tırmanarak bilgisayarların başına gitti.
-lanet olsun 60 tene gemi var yukarıda ve halen ateş ediyorlar. Ama bize değil. Başkalarıda var.
Jack araya girdi
-kim?
-enerji sinyalleri tamamen farklı ve birbirlerine ateş ediyorlar. Tealc o snm’lere ihtiyacımız var yukarıdaki kargaşa uzun
sürmeye bilir.
Tealc snmleri alarak yola çıktı ve bu sırada geçit kapanmıştı. Daniel;
-daha önce gördüğümüz hiçbir ırka benzemiyorlar atlantisin bile daha ilerisinde bir teknolojileri olmalı
Jack;
-wraitler varken bir bu eksikti
Sam;
-tealc acil olarak o snmlere ihtiyacımız var
Daniel;
-sam sorun ne?
Sam;
İlk gelen gurup savaşı kaybediyorlar.
Jack;
-eee ne güzel işte yesinler birbirlerini
Sam;
-savaştan çekildiler tüm gemiler bizim üstümüze doğru geliyor. İntihar edecekler o kalkanlara ihtiyacımız var tealc hemen
Yirminin üstünde gemi atmosfere acil giriş yapmış ve girerken oluşan sürtünmeden büyük hasar almışlardı. Görüş
alanına girdiklerinde ise sadece ateş topları vardı.
Tealc;
-snmler yerleştirildi kalkanlar açabilrsiniz
Sam;
-kalkan açılıyor 3..2…1…
Gemiler çarpmadan önce atlantisin kalkanları açılmaya başlamıştı. Mavi boloncuk şeklinde ki kalkan yukarıya doğru yükseliyordu.
Daniel;
-Sam benim gördüklerimi senden görüyormusun?
Jack;
-ne görüyorsun?
Sam;
-kalkan bir sorun var. Snmler yüzünden olmalı. Snmler tuzakmış!
Kalkan en yüksek noktaya ulaşıp birleştiğinde yeşil bir ışık etrafı kapladı ve tüm düşen gemiler bu ışık huzmesine çarpmaya başladı.
1 saat sonra sirius
-efendim gelen bir iletiniz var
-ekrana ver.
-ekranda
-lorne senmiydin haberler ne?
-iyi değil albay hiç iyi değil.
-binbaşı ne oluyor?
-diğer ayla yola çıkmıştık size doğru geliyorduk ama atlantisten geri dönmemizi istediler. Saldırı altındalarmış
-saldırımı? Wraithler atlantisin yerini nasıl öğrenmiş?
-Wraithler değil aslında kim olduklarını bilmiyoruz. Bir anda ortaya çıktılar ve gördüğümüz tüm ırklardan daha güçlüler
-O’neill la hemen yola çıkyoruz binbaşı. Dünyanın haberi var mı?
- 2. Ay şu anda iki galaksi arasında sizinle ve dünya ile bağlantı sağlaya biliyoruz ama artık yapabileceğimiz bir şey yok
-ne demek yapabileceğimiz bir şey yok neler oluyor orda?
-birkaç saat önce Atlantis durumu dünyaya geçitle bildirmiş. General O’neill yanına büyük bir müfreze ve teçhizatla
atlantise gitmiş.
-peki sorun ne?
-şu anda atlantisin bulunduğu güneş sistemindeyiz
-Ve?
-gezegen. Gezegen yok. Etrafta bir sürü kaya yığını var ne Atlantis nede düşmandan iz yok
- lanet olsun. Hem Carter hem O’neill iki generalde oradaydı. Şimdi komuta kimde?
-dünyayla iletişime geçtik sizden önce ama beklememizi söylediler hükümetler birbirine girmiş durumda. Birkaç düzine albay kaldı geriye ve diğerleri sizin emirlerinizi bekliyor.
-benim mi?
-diğer gemilerin kaptanları dünyaya giderlerse bir savaşın parçası olabileceklerinden korkuyorlar. X304 ün dünyaya neler yapabileceğini bir düşünün
-haklılar. Bir dakika
- albay?
-tüm gemileri güneş sitemine çağıracağız. Plüto yörüngesine toplanıyoruz. Dünyada bir kargaşa olursa yada saldırı
hemen müdehale edebiliriz savaşa da sebeb olmayız
Rodney;
-plüto olmaz
-neden
-yörüngesi sabit değil. Dengesiz. Bize çok zorluk çıkarır. Uranüs daha iyi bir seçenek
-peki öyle diyorsan. Binbaşı tüm gemilere ve 2. Aya haber veriyoruz yer Uranüs
2 ay sonra
Güneş sisteminin en uzak uçlarında…
2 ay önce iki generalin ortadan kaybolmasıyla dünya kısa süreli bir kargaşa yaşamış ama gemi kaptanlarının savaşı önlemeye yönelik aldığı birlik kararları ile hükümetler geri adım atmıştı. En zor vazgeçen ise çin olmuştu. Kendi askerlerinin nasıl böyle davranabildiklerine inanamıyorlardı. Komuta zincirine yeni general ise atanmamıştı.
Eldeki generallerin hepsine karşı çıkan bir devlet vardı ayrıca hiçbirinin bu derece deneyimi yoktu. Askeri sistem direk olarak dünya savunma ajansına bağlanmıştı. Ün üst rütbe askeri komutanı ise gemi komutanları arasında yapılan oylama ile belirlenmişti. Yeni komutanda alman İngiliz gemisi Churchill in kaptanı albay Jakop Simons dı. Sheppard ise ayların komutasına devam ediyordu.
Uranüs’ün son 2 aydır yeni konukları vardı. 2 minik ay Uranüs yörüngesinde sessizce dolanıyor ve azıcıkta olsa gelen güneş ışıklarını tüm yüzeyi ile yakalamaya çalışıyordu. Bu yüzden ayların güneşe bakan kısımları koyu karanlıktı. Diğer yüzleri ise Uranüs’ten yansıyan ışıkla loş bir parlaklığa sahipti. Samanyolu’nda bulunan ay John tarafından komuta merkezi olarak seçilmişti. Ayın yüzeyine yakın bir yerde bulunan eski bir yaşam alanı ise merkez ofis olmuştu.
Pegasus parçasının gelmesi ile işler değişmişti. Çünkü pegasus ay ı büyük gemiler üretebilmekle beraber asıl kabiliyeti küçük gemi ve robotlar üretebilmekti. Büyük tersanelerden ziyade küçük küçük fabrikalardan oluşan bu parça belirli kalıplar dışında dünya tasarımı olan şeyleri üretebiliyordu. Yedek parça fabrikası gibiydi. kadimlerin onu neden kendilerine yakın tuttuğu anlaşılmıştı.yeni gemiler üretmek zorunda değillerdi sadece parçaları değiştirerek işi hallediyorlardı. Samanyolu ay ı ise halen kadim parçaları üretebiliyordu.
Uzun denemeler sonuç vermemiş ve aurora sınıfı gemiler üretimi devam etmişti. Ama diğer ay sayesinde yeni yedek parçalar üretilebileceği için asgard silahları üretiliyor ve eski kadim gemilerine monte ediliyordu. Ayrıca ikinci ay sınırsın dron kaynağı sağlıyordu. Derin uyku kapsülleri gemi yapım aşamasında iken atlanıyor gemi bittikten sonra pegasus ayında yerleri dron depoları olarak değiştiriliyordu. Kapasiteleri on kat armış ve artık plazma topları vardı. Ama halen büyük bir sorunları vardı. Kalkanlar! Kadim kalkanları çok gelişmişti ama bu teknoloji çok büyük güç istiyordu. Dünya insanlarının elinde ise kalkanları tam kapasite çalıştıracak hiçbir güç kaynağı yoktu. Onlara sıfır noktası modülü lazımdı.
İki ayda didik didik edilmiş ama snm üretimine dair hiçbir şey bulunamamıştı. Rodney snm için diğer parçalrın kullanıldığından gayet emindi ama diğer mu parçaları hiç var olmamış gibiydi. Haklarında hiçbir bilgi yoktu.
Shepprad ın odasının kapısı çalındı ve içeri Rodney girdi yanında radek vardı.
Rodney;
-john ilk üretilen kadim gemisi ile yapılan testlerin sonuçları geldi
Radek;
-sonuçlar hiç iyi değil. Silahlar için gerekli gücü asgard çekirdekleri karşılıyor ama kalkanlar…
John;
-Kalkanlar?
Rodney;
-Bir türlü dengeye kavuşamıyorlar. Orijinal jeneratörler bir türlü tam kapasite çalıştıramadık asgard çekirdekleri de
uyum sağlamıyorlar.
Radek;
-tonla silah ama sıfır kalkan. Snm lerimiz olsaydı sorunumuz kalmazdı.
John;
-ama yok başka bir yol bulmalıyız
Rodney;
-başka yolu yok. Bu kadar çok silah yükleyeceksek en güçlü kalkanları kullanmalıyız.
John;
-peki tamam birkaç tane üret iverde şunlardan kullanalım
Rodney;
-çok komik ha ha. Belki ben yapamam ama yapacak olan ayın yerini biliyor olabilirim
Radek;
-çok küçük bir olasılık ama galiba diğer parçaların yerini bulmuş olabiliriz
John;
-şunu baştan söylesenize iki saattir oyalamak yerine
Rodney;
-sorunda burada başlıyor ya zaten. Sinyallerin kaynağı andromeda ve aldığımız birkaç sinyalde bize parçaların harıl harıl çalıştığını söylüyor. Kadimlerde olabilir başka yaratıklarda.
John;
-kadimler olsa bilirdik şimdiye wraithlere saldırmış olurlarda. Kesinlikle başka şeyler olmalı. Albay simons a haber veririm bir iki gemi ile keşif yolculuğuna çıkabiliriz
Albay simons keşif için bir türk gemisi ile O’neill ı görevlendirmişti. O’neill halen john un komutasında idi ama john’un komuta etmesi gereken daha büyük şeyler vardı. Bu yüzden yerini eski ekip arkadaşı Ronon ve teyla’ya bırakmıştı.
Teyla aslında asıl komutandı. 2 aylık uzun yolculuğun sonunda gemiler andromeda’ya giriş yaptılar.
Önlerine gelen ilk yaşanabilir gezegene gidip etrafa bakmak istediler. Siteme girdiklerinde fark ettikleri ilk şey etrafta dolanan gemi parçlarıydı. Geminin bilgisayarları alarm vermeye başlamıştı. Gelenler vardı. Ardı ardına hiper uzay pencereleri açıldı ve yüz elliye yakın gemi çıktı. Gemiler aurora sınıf gemilerdi. Dünya gemilerinin etrafını sarmaya başlamışta hiçbir iletişim çabaları yoktu ve silahlara güç vermeye başlamışlardı
199
Stargate Senaryoları / Ynt: Stargate Rise of Mu
« : 25 Haziran 2014, 12:47 »
BÖLÜM 3
Samanyolu galaksisi sirius takım yıldızı…
O’neill ın mürettebatı general Carter dan gelen mesaj karşısında donakalmışlardı. John şaşkınlığını gizleyemeyerek generalle konuşmaya başladı
-efendim siz? nasıl?
-pegasustan selamlar beyler biz galiba önce davrandık.
-pegasusta iseniz nasıl bizimle bağlantıya geçtiniz?
-mu nun parçalarından birisi wraithlerin elindeydi bildiğiniz gibi 1 saat önce onu almak için operasyona başladık…
1 saat önce
Uzayın derinliğin mavi bir yıldız tüm heybei ile etrafındaki gezegeleri kavuruyordu. Ne gezegenler nede uzay yaşamaya uygundu. Yıldız o kadar parlaktı ki dev gaz bulutu gezegenin etrafında dönen küçük ay fark bile edilemiyordu. Ancak yanından geçerken görüne biliyordu.
20 jumper gaz bulutuna doğru yavaş ve sarsıntılı bir yoldan ilerliyorlardı. Jumperlardaki merkez komuta ise binbaşı Evan Lorne’du. Binbaşı deadalus ta bulunan general Carter la iletişime geçti.
-efendim yıldızın yaydığı radyasyon yüzünden görünmezlik bozulmak üzere gezegenin arkasında saklanıyoruz ama ay tam güneşe bakıyor dayanabileceğimizi zannetmiyorum.
-bu kadar imkansız bir yerde ise hiç koruması olmayan basit uydular nasıl fotoğraflar çekip geri dönebilirler.
-ayın yörüngesi istihbarat sırasında güneşe en uzak konumundaymış. Şimdi işler değişmişe benziyor.
-öneriniz ne binbaşı?
-füzeleri gezgenin çekim alanını kullanarak hedeflere atabiliriz isabet olasılığı düşer ama şu anda buraya kadar gelmişken denememiz lazım
-daha kaç gemi var onu bilmiyoruz bildik diyelim konumları ne? Attığımız füzelerin aya çarpma olasılığı da cabası.
-düşününce mantıklı gelmişti ama siz olasılıkları söyleyince hiçbir mantığı kalmadı. Tek bir şansımız kaldı
-dakara bombalarını göndermelisiniz
-tabi büyük bir sorunumuz var. Gerekli frekansları ayarlayacak kimse yok burada uzaktan ayar ise günler sürer
-ayara gerek yok binbaşı. Sitemde yaşayan canlı yok. Bombaların etki alanından çıkın ve patlatın. Böylce ayın üstündeki asalak wraith organizmaları da toptan yok olur.
-ama efendim bu silahın kullanımını onaylamadığınızı zannediyordum yanımıza almamıza izin verinken bile asla kullanmayın diye direkt emir verdiniz.
O jumperlarda 60 ın üzerinde adamım var binbaşı ve artık geri dönebilecek mesafede değiller yapın..
1 saat sonra Samanyolu sirius….
-işte böyle beyler 3 bombada tam başatıyla patladı ve ay bizim. Hatta daha iyi haberlerim var ay tan olarak şarj edildi birazdan samanyoluna doğru yola çıkıyoruz bu arada sizde kendi ayınıza bir giriş bulup çalıştırsanız iyi olur. Burada ki mavi güneş sayesinde oldukça çabuk şarj olduk ama orada bir kırmızı dev olması lazım uzun sürebilir
-merkezde iki yıldızımız var biri kırmızı dev diğeri sıradan sarı bir güneş. Sizden ileti gelmese ayı bile bulamazdık bırakalım da rodney bir şeyler düşünsün.
-işiniz düşünce hemen rodney. Başka zaman olsa deli olurum tam bir görünmezlik içinde
-sızlanma rodney senin işin bu…
-biliyorum
O’neill aya yaklaştıkça ayın yüzeyinde hareketlenmeler oluyordu. Ayın bir yüzünde devasa bir dikdörtgen parça içe doğru katlanmaya ve iç kısıma doğru bir yol oluşturmaya başladı. Oluşan tünel dünya gemisini alabilecek hatta bir kadim savaş gemisinin geçebileceği bir büyüklükteydi
Rodney
-merkez bilgisayarla iletişime geçmeye başlıyoruz. Çok fazla kontrol var hepsini gemiye aktaramayız aşağıya bir üs kurmalıyız.
Jonh:
-amacımız da bu değil mi kendimize yeni bir ay edinmek
Tünelden geçtikçe beyaz ışıklar yanıyor ve ileriye doğru aydınlanıyordu. Bir süre sonra tünel sona ermişti karşılarında devasa bir boşluk vardı. Işıklar yanmaya başlayınca her şey daha net ortaya çıkmaya başlamıştı.burası bir gemi tersanesiydi, uzay gemisi.dört aurora sınıfı gemiyi içine alabilecek oval bir oda idiler. En son ışık girişin tam karşında yandı. Işığın yandığı yerde bir platform vardı ileri doğru uzanan platform giriş için kullanılabilirdi. Albay Sheppard geminin platforma kenetlenmesini ve denizcilerin kendisi ile birlikte girişe gelmelerini emretmişti.
Platforma doğru yaklaştıkça duvarlar daha da netleşiyordu. Duvarlar bir bütün gibi görünsede aslında değillerdi. Çeşitli şekil ve büyüklükteki robotlar duvarları bir yapboz gibi kaplıyordu. O’neill ın yuvarlak ve körüklü bağlantı yolu eski girişin etrafını kapladı ve basınç dengelendikten sonra jonh komutasındaki denizciler bağlantı yoluna girdi. Üzerlerinde astronot kıyafetlerine benzeyen ama daha ince kıyafetler vardı. John kapının girişe yaklaştığında girişin üstünde kadimce yazılar belirdi. Yazılar eski lehçede oldukları için john gemide bulunan mackey e döndü
-rodney görüntüleri alıyor musun?
-net ve açık
-ne yazdığını anlamadım fikrin var mı?
-aslında yok. Ama bir tür çeviri programı geliştirmiştim belki o yardım edebilir. Sembolleri giriyorum ve şöyle diyor. “fezalandırma sürüyor”
-güzel programmış peki şimdi programın ne demek isteğini çevirmek için bir programın var mı?
-feza gökyüzü demekti heralde. Atmosferlendirme ve ya yaşam destek sistemi olsa gerek
-Feza?
Kapı yavaşça gıcırdayarak açılmaya başladı önce bir hava dalgası aniden dışarı çıktı. İçeride ki basınç biraz fazla olmuştu ama dengelenmesi çok hızlı idi. İçeri giren tim kendilerini bir koridorda buldular. Atlantisin koridorlarını anımsatıyordu. Koridorun sonunda farklı yönlere giden iki oda vardı biri içerilere doğru diğeri ise tam olarak boşluğa bakıyordu. Önce boşluğa bakan kapıya yöneldiler. Kapı açılmadı ama devrelerle bir iki oynama ile açılmaya başlamıştı. Ekip ne olur ne olmaz diye kıyafetlerini çıkarmamışlardı ki bu güzel bir düşünce idi. Çünkü kapı açılır açılmaz ani bir hava hareketi tüm havayı açılan kapıdan içeri doğru çekti. Kapının arkasında girişte buldukları tersanenin kontrol odası vardı ve bir camı kırıktı. Tüm hava dışarı çıkmıştı.
Birkaç saatlik keşifin ardından ekipler 2. Kapının ayın merkezine yani ana kontrol odasına gittiğini bulmuşlardı. Rodney tüm ekip ve teçhizatını buraya getirmiş ve işe başlamıştı.
-albay galiba tüm sistemlere erişimi başardık. Durum pek iç açıcı değil
-sorun nedir?
-Kayıt defterleri gemisin en son elli bin yıl önce tam kapasite ile çalıştığını gösteriyor. Her şey zamanla eskimiş çoğu sistemin bakım olmadan çalıştırılması sorun olabilir ama en büyük sorun toplayıcı robotlarda.
-onlarda ne?
-burası bir gemi üretim merkezi devasa bir fabrika ve gemi üretebilmek için hammaddeye ihtiyaç var. Toplayıcı robotlarda burada devreye giriyor. Göktaşı,ay gezegen artık ne varsa gidiyor kazıyor ve işe yarar olanları getiriyor. Bizim elimizdeki toplayıcı robotların tamamı devre dışı. Manuel olarak çalıştırılmaları lazım.
-hiç iyi haber yok mu?
-Var diyebiliriz. Toplayıcılar çalışmıyor ama içeride ki üretim robotları aktif durumda istersek bir gemi üretebiliriz elimizde ki ham madde stoğu ancak bir gemiye yeter.
-peki o zaman geldiğimiz işi yapalım ve yeni O’neill yapalım bilirsin deneme amaçlı.
-bunu yapamam
-neden? Emirlerimiz bize bunu söylüyor yeni gemiler….
-yeni gemiler tamam ama hangi tip yeni gemi. Burada ki şablonlar kadimlere ait be kendi şablonlarımızı bir tür kabul ettiremedim sadece auroro sınıfı üretim söz konusu.
-emin misin?
-kesinlikle!
-o zaman onlardan yapalım etrafta bir iki tane bulunması güzel olur.
Bilgisayarlar ayın içinde girişte buldukları gibi 72 tane daha boşluk olduğunu söylüyordu. İçlerinden en sağlam olanın seçip robotları aktif hale getirdiler. Ham maddeler kol genişliğinde ki borulardan toz halinde yada erimiş olarak robotlara geliyor daha sonra robotlar bu maddelere şekil vererek gemiyi oluşturmaya başlıyordu. Tahminler bir geminin 3 haftada tamamlanabileceğini gösteriyordu. Tabi biraz bakımla bu zaman kısaltılabilirdi. İşlem başlayalı 4
saat olmuştu ki dünyadan bir ileti almaya başladılar. General O’neill ekibi selamlıyordu.
-tebrikler beyler ilk gemiyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
-saolun efendim işin çoğunu general Carter halletti biz sadece başında duruyoruz.
-eski günlerdeki gibi desene. Neyse asıl konumuza gelelim albay. Siz üretime başlar başlamaz yıldız geçidi komutanlığına ziyaretçilerimiz oldu. Korkmayın iyi ziyaretçiler geldi. Noxlar. Bir delege yanımda sizinle konuşmak istiyor. Biz ikna edemedik
Rengarenk saçlı delege ekranın önüne gelerek albayı selamladı.
-selamlar albay. Umarım nasıl bir gücü yönettiğinizi biliyorsunuzdur.
-aslında öğrenmeye çalışıyorum.
-ne kadar bilirseniz o kadar iyi albay. Bunu unutmayın. O şeyler bir zamanlar kardeşleri birbirine düşürdü. Sağladıkları
güç ve zenginlik hiçbir şey ile ifade edilemez. Belki farkında değilsiniz ama bu gün medeniyetinizin ve iki galaksinin tüm kaderi ellerinizde.
-endişelerinizi anlıyorum ama buranın komutası geçici olarak bende yakında dünyadan yeni bir general gelip komutayı benden alacaktır değimli general?
-kimsenin geldiği falan yok albay tüm komuta sizde. Bu ve bulunan diğer parçaların.
-biz noxlar uzun zaman önce kendi halimize çekilsekte her zaman böyle değildik. Bir zamanlar dörtlü ittifak vardı ve mu bu ittifakın en büyük ortak parçasıydı. O ayda bizimde hakkımız var albay. Ama artık gemilere ve savaşa haz duymuyoruz. Bunun için hakkımızı size bırakıyoruz. Tek bir şartımız var oda komuta daima sizde kalacak.
-dünya savunma ajansı bunu kabul etti albay. O şeyler içinde ki en yetkili kişi siz olacaksınız. Ha bir de 3 gemi ile yeni mürettebat ve malzeme yola çıkmak üzere
Konuşmanın ardından albay şaşkın bir şekilde dönerek etrafına bakıyordu. Mutluydu ama bir o kadarda korkmuştu.
1 gün sonra antartika savunma üssü
General o’neill merkez odaya çağırılmıştı. Pegasustan ve samanyolu karakollarından acil durum raporlarını gelmeye başlamıştı. Samanyolunda ki karakollara lucian gemileri saldırıyor pegasusta ise atlantisi bilinmeyen bir uzaylı ırkı ablukaya almıştı. general Carter kalkanları açmış ama savunmada hiç gemimiz bulunmuyordu.
Samanyolu galaksisi sirius takım yıldızı…
O’neill ın mürettebatı general Carter dan gelen mesaj karşısında donakalmışlardı. John şaşkınlığını gizleyemeyerek generalle konuşmaya başladı
-efendim siz? nasıl?
-pegasustan selamlar beyler biz galiba önce davrandık.
-pegasusta iseniz nasıl bizimle bağlantıya geçtiniz?
-mu nun parçalarından birisi wraithlerin elindeydi bildiğiniz gibi 1 saat önce onu almak için operasyona başladık…
1 saat önce
Uzayın derinliğin mavi bir yıldız tüm heybei ile etrafındaki gezegeleri kavuruyordu. Ne gezegenler nede uzay yaşamaya uygundu. Yıldız o kadar parlaktı ki dev gaz bulutu gezegenin etrafında dönen küçük ay fark bile edilemiyordu. Ancak yanından geçerken görüne biliyordu.
20 jumper gaz bulutuna doğru yavaş ve sarsıntılı bir yoldan ilerliyorlardı. Jumperlardaki merkez komuta ise binbaşı Evan Lorne’du. Binbaşı deadalus ta bulunan general Carter la iletişime geçti.
-efendim yıldızın yaydığı radyasyon yüzünden görünmezlik bozulmak üzere gezegenin arkasında saklanıyoruz ama ay tam güneşe bakıyor dayanabileceğimizi zannetmiyorum.
-bu kadar imkansız bir yerde ise hiç koruması olmayan basit uydular nasıl fotoğraflar çekip geri dönebilirler.
-ayın yörüngesi istihbarat sırasında güneşe en uzak konumundaymış. Şimdi işler değişmişe benziyor.
-öneriniz ne binbaşı?
-füzeleri gezgenin çekim alanını kullanarak hedeflere atabiliriz isabet olasılığı düşer ama şu anda buraya kadar gelmişken denememiz lazım
-daha kaç gemi var onu bilmiyoruz bildik diyelim konumları ne? Attığımız füzelerin aya çarpma olasılığı da cabası.
-düşününce mantıklı gelmişti ama siz olasılıkları söyleyince hiçbir mantığı kalmadı. Tek bir şansımız kaldı
-dakara bombalarını göndermelisiniz
-tabi büyük bir sorunumuz var. Gerekli frekansları ayarlayacak kimse yok burada uzaktan ayar ise günler sürer
-ayara gerek yok binbaşı. Sitemde yaşayan canlı yok. Bombaların etki alanından çıkın ve patlatın. Böylce ayın üstündeki asalak wraith organizmaları da toptan yok olur.
-ama efendim bu silahın kullanımını onaylamadığınızı zannediyordum yanımıza almamıza izin verinken bile asla kullanmayın diye direkt emir verdiniz.
O jumperlarda 60 ın üzerinde adamım var binbaşı ve artık geri dönebilecek mesafede değiller yapın..
1 saat sonra Samanyolu sirius….
-işte böyle beyler 3 bombada tam başatıyla patladı ve ay bizim. Hatta daha iyi haberlerim var ay tan olarak şarj edildi birazdan samanyoluna doğru yola çıkıyoruz bu arada sizde kendi ayınıza bir giriş bulup çalıştırsanız iyi olur. Burada ki mavi güneş sayesinde oldukça çabuk şarj olduk ama orada bir kırmızı dev olması lazım uzun sürebilir
-merkezde iki yıldızımız var biri kırmızı dev diğeri sıradan sarı bir güneş. Sizden ileti gelmese ayı bile bulamazdık bırakalım da rodney bir şeyler düşünsün.
-işiniz düşünce hemen rodney. Başka zaman olsa deli olurum tam bir görünmezlik içinde
-sızlanma rodney senin işin bu…
-biliyorum
O’neill aya yaklaştıkça ayın yüzeyinde hareketlenmeler oluyordu. Ayın bir yüzünde devasa bir dikdörtgen parça içe doğru katlanmaya ve iç kısıma doğru bir yol oluşturmaya başladı. Oluşan tünel dünya gemisini alabilecek hatta bir kadim savaş gemisinin geçebileceği bir büyüklükteydi
Rodney
-merkez bilgisayarla iletişime geçmeye başlıyoruz. Çok fazla kontrol var hepsini gemiye aktaramayız aşağıya bir üs kurmalıyız.
Jonh:
-amacımız da bu değil mi kendimize yeni bir ay edinmek
Tünelden geçtikçe beyaz ışıklar yanıyor ve ileriye doğru aydınlanıyordu. Bir süre sonra tünel sona ermişti karşılarında devasa bir boşluk vardı. Işıklar yanmaya başlayınca her şey daha net ortaya çıkmaya başlamıştı.burası bir gemi tersanesiydi, uzay gemisi.dört aurora sınıfı gemiyi içine alabilecek oval bir oda idiler. En son ışık girişin tam karşında yandı. Işığın yandığı yerde bir platform vardı ileri doğru uzanan platform giriş için kullanılabilirdi. Albay Sheppard geminin platforma kenetlenmesini ve denizcilerin kendisi ile birlikte girişe gelmelerini emretmişti.
Platforma doğru yaklaştıkça duvarlar daha da netleşiyordu. Duvarlar bir bütün gibi görünsede aslında değillerdi. Çeşitli şekil ve büyüklükteki robotlar duvarları bir yapboz gibi kaplıyordu. O’neill ın yuvarlak ve körüklü bağlantı yolu eski girişin etrafını kapladı ve basınç dengelendikten sonra jonh komutasındaki denizciler bağlantı yoluna girdi. Üzerlerinde astronot kıyafetlerine benzeyen ama daha ince kıyafetler vardı. John kapının girişe yaklaştığında girişin üstünde kadimce yazılar belirdi. Yazılar eski lehçede oldukları için john gemide bulunan mackey e döndü
-rodney görüntüleri alıyor musun?
-net ve açık
-ne yazdığını anlamadım fikrin var mı?
-aslında yok. Ama bir tür çeviri programı geliştirmiştim belki o yardım edebilir. Sembolleri giriyorum ve şöyle diyor. “fezalandırma sürüyor”
-güzel programmış peki şimdi programın ne demek isteğini çevirmek için bir programın var mı?
-feza gökyüzü demekti heralde. Atmosferlendirme ve ya yaşam destek sistemi olsa gerek
-Feza?
Kapı yavaşça gıcırdayarak açılmaya başladı önce bir hava dalgası aniden dışarı çıktı. İçeride ki basınç biraz fazla olmuştu ama dengelenmesi çok hızlı idi. İçeri giren tim kendilerini bir koridorda buldular. Atlantisin koridorlarını anımsatıyordu. Koridorun sonunda farklı yönlere giden iki oda vardı biri içerilere doğru diğeri ise tam olarak boşluğa bakıyordu. Önce boşluğa bakan kapıya yöneldiler. Kapı açılmadı ama devrelerle bir iki oynama ile açılmaya başlamıştı. Ekip ne olur ne olmaz diye kıyafetlerini çıkarmamışlardı ki bu güzel bir düşünce idi. Çünkü kapı açılır açılmaz ani bir hava hareketi tüm havayı açılan kapıdan içeri doğru çekti. Kapının arkasında girişte buldukları tersanenin kontrol odası vardı ve bir camı kırıktı. Tüm hava dışarı çıkmıştı.
Birkaç saatlik keşifin ardından ekipler 2. Kapının ayın merkezine yani ana kontrol odasına gittiğini bulmuşlardı. Rodney tüm ekip ve teçhizatını buraya getirmiş ve işe başlamıştı.
-albay galiba tüm sistemlere erişimi başardık. Durum pek iç açıcı değil
-sorun nedir?
-Kayıt defterleri gemisin en son elli bin yıl önce tam kapasite ile çalıştığını gösteriyor. Her şey zamanla eskimiş çoğu sistemin bakım olmadan çalıştırılması sorun olabilir ama en büyük sorun toplayıcı robotlarda.
-onlarda ne?
-burası bir gemi üretim merkezi devasa bir fabrika ve gemi üretebilmek için hammaddeye ihtiyaç var. Toplayıcı robotlarda burada devreye giriyor. Göktaşı,ay gezegen artık ne varsa gidiyor kazıyor ve işe yarar olanları getiriyor. Bizim elimizdeki toplayıcı robotların tamamı devre dışı. Manuel olarak çalıştırılmaları lazım.
-hiç iyi haber yok mu?
-Var diyebiliriz. Toplayıcılar çalışmıyor ama içeride ki üretim robotları aktif durumda istersek bir gemi üretebiliriz elimizde ki ham madde stoğu ancak bir gemiye yeter.
-peki o zaman geldiğimiz işi yapalım ve yeni O’neill yapalım bilirsin deneme amaçlı.
-bunu yapamam
-neden? Emirlerimiz bize bunu söylüyor yeni gemiler….
-yeni gemiler tamam ama hangi tip yeni gemi. Burada ki şablonlar kadimlere ait be kendi şablonlarımızı bir tür kabul ettiremedim sadece auroro sınıfı üretim söz konusu.
-emin misin?
-kesinlikle!
-o zaman onlardan yapalım etrafta bir iki tane bulunması güzel olur.
Bilgisayarlar ayın içinde girişte buldukları gibi 72 tane daha boşluk olduğunu söylüyordu. İçlerinden en sağlam olanın seçip robotları aktif hale getirdiler. Ham maddeler kol genişliğinde ki borulardan toz halinde yada erimiş olarak robotlara geliyor daha sonra robotlar bu maddelere şekil vererek gemiyi oluşturmaya başlıyordu. Tahminler bir geminin 3 haftada tamamlanabileceğini gösteriyordu. Tabi biraz bakımla bu zaman kısaltılabilirdi. İşlem başlayalı 4
saat olmuştu ki dünyadan bir ileti almaya başladılar. General O’neill ekibi selamlıyordu.
-tebrikler beyler ilk gemiyi sabırsızlıkla bekliyoruz.
-saolun efendim işin çoğunu general Carter halletti biz sadece başında duruyoruz.
-eski günlerdeki gibi desene. Neyse asıl konumuza gelelim albay. Siz üretime başlar başlamaz yıldız geçidi komutanlığına ziyaretçilerimiz oldu. Korkmayın iyi ziyaretçiler geldi. Noxlar. Bir delege yanımda sizinle konuşmak istiyor. Biz ikna edemedik
Rengarenk saçlı delege ekranın önüne gelerek albayı selamladı.
-selamlar albay. Umarım nasıl bir gücü yönettiğinizi biliyorsunuzdur.
-aslında öğrenmeye çalışıyorum.
-ne kadar bilirseniz o kadar iyi albay. Bunu unutmayın. O şeyler bir zamanlar kardeşleri birbirine düşürdü. Sağladıkları
güç ve zenginlik hiçbir şey ile ifade edilemez. Belki farkında değilsiniz ama bu gün medeniyetinizin ve iki galaksinin tüm kaderi ellerinizde.
-endişelerinizi anlıyorum ama buranın komutası geçici olarak bende yakında dünyadan yeni bir general gelip komutayı benden alacaktır değimli general?
-kimsenin geldiği falan yok albay tüm komuta sizde. Bu ve bulunan diğer parçaların.
-biz noxlar uzun zaman önce kendi halimize çekilsekte her zaman böyle değildik. Bir zamanlar dörtlü ittifak vardı ve mu bu ittifakın en büyük ortak parçasıydı. O ayda bizimde hakkımız var albay. Ama artık gemilere ve savaşa haz duymuyoruz. Bunun için hakkımızı size bırakıyoruz. Tek bir şartımız var oda komuta daima sizde kalacak.
-dünya savunma ajansı bunu kabul etti albay. O şeyler içinde ki en yetkili kişi siz olacaksınız. Ha bir de 3 gemi ile yeni mürettebat ve malzeme yola çıkmak üzere
Konuşmanın ardından albay şaşkın bir şekilde dönerek etrafına bakıyordu. Mutluydu ama bir o kadarda korkmuştu.
1 gün sonra antartika savunma üssü
General o’neill merkez odaya çağırılmıştı. Pegasustan ve samanyolu karakollarından acil durum raporlarını gelmeye başlamıştı. Samanyolunda ki karakollara lucian gemileri saldırıyor pegasusta ise atlantisi bilinmeyen bir uzaylı ırkı ablukaya almıştı. general Carter kalkanları açmış ama savunmada hiç gemimiz bulunmuyordu.
200
Stargate Senaryoları / Ynt: Stargate Rise of Mu
« : 25 Haziran 2014, 12:47 »
2.BÖLÜM
Tam 22 yıl olmuştu jack O’neill ve Daniel Jacson geçitten geçip Ra yı öldüreli. Ra dünyaya gelememiş ama ondan sonra bir sürü farklı ırk ve ittifak dünyaya saldırmıştı. Hiç biri dünyayı yenememiş ve yok olmaya doğru ilerlemişti. Ama bir düşman halen yaşıyordu. Wraithler !! öyle bir düşmandılar ki evrenin görüp görebileceği en büyük ırklardan birini, milyar yıllık bir imparatorluğu sadece tek yüz yılda yok oluşa sürükleyebilmişlerdi. On bin yıl önce kadimler savaşı kaybedip Atlantis’i okyanusun dibine gömdüklerinde kalanların çoğu yükselmeyi ve kardeşlerine katılmayı seçmişti. Bazıları da eski vatanları olan dünyaya dönmüşlerdi. Ama çok küçük bir topluluk, sayıları iki yüzü bile bulmayan bir gurup savaşmaktan vazgeçmemişti. yıllar önce denediklerini tekrar deneyeceklerdi.
Savaş kaybedilmeden birkaç yıl önce konseye bir seçenek sunmuştu general Komorius. Yüz yıl süren savaşı birkaç gün içerisinde bitirebilecek bir seçenek. İnsan imparatorluğunu tekrar şaha kaldırıp tüm evrene meydan okuya bilecek bir seçenek….
On bin yıl önce Atlantis
General odada bulunan konsey üyelerine dönerek
-bu savaşı kaybettiğimizi görmek zorundasınız. Atalarımız kadar güçlü ve yenilmez değiliz artık. Ama bu onlar gibi olamayacağımız anlamına gelmez
“-ne demeye çalışıyorsun” diye çıkıştı konsey üyesi merlin.
-bu savaşı kazana biliriz. Her şeyi yeniden inşa edebiliriz.
Morgan araya girdi ve;
-boş sözlerle bizi oyalamaya çalışma komorius amacın nedir?
-peki. Amacım şu. Mu’yu tekrar bir araya getirmek.
Komorius sözleri konseye bomba gibi düşmüştü. Herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyordu çünkü yıllardır düşünmelerine rağmen hiçbirinin aklına gelememişti Mu. Konsey üyeleri yavaş yavaş gülümsemeye başlamıştı. Ama merlin oturduğu yerden kalkarak şiddetli bir sesle komoriusa bağırmaya başladı.
-nasıl böyle bir fikri aklına getirebilirsin. Milyon yıl önce olan olayların yaralarını halen kapatamıyoruz. Kurtarıcı olarak sunduğun şey bize kendi kardeşlerimizi öldürttü. Atalarımız kardeşlerini öldürdükleri için kendilerini affedemediler. Çoğu intihar etti.şimdi gelmiş kardeş kanı döktüren bu şeyi tekrar bir araya getirmekten bahsediyorsun!
-her şey geçmişte kaldı. Artık ne muryalılar var nede lantianlar. Geriye sadece biz kaldık.
-o haklı merlin. Artık iki kavimde yaşamıyor karar bize ait. Dedi Morgan
Ellerini masanın üstüne koyan merlin başını aşağıya eğdi. Ayalarına bakıyordu. Bir müddet düşündükten sonra komorius a döndü ve…
-her gün insanlarımdan binlercesi katledilirken eski bir kan davasını gütmem aptallık olur. Oylamaya sunuyorum. Evet diyenler?
Tüm konsey üyeleri yavaşça ellerini kaldırdı. Onayını alan komorius hemen atlantisten ayrılarak gemisine doğru yola çıktı. Komorius son bir kez camdan bakarak atlantise baktı.
On bin yıl sonra dünya.
Mavi gezegen tüm ihtişamı ile uzayın sonsuz boşluğunda kendi güneşinin etrafında süzülüyordu. Gezegen yörüngesinde ise telaş vardı. 6 adet deadalus sınıfı dünya gemisi yan yana dizilmiş aynı noktaya odaklanmışlardı. Ayın yörüngesinde iki gemi belirdi. Amerikan gemisi O’neill ve Türk gemisi Atatürk’tü. Albay Sheppard yörüngedeki odysey le bağlantıya geçti.
-erken geldik galiba?
-tam zamanında albay tam zamanında. Dedi deadalus komutanı albay Samuel Sins.
Ve konuşmasına devam etti
-geldiğinize göre konumlarımızı almaya başlaya biliriz. Wraitler birkaç dakikaya gelmiş olur.
-konum derken?
-güneşe sırtımızı vererek yan yana dizeceğiz gemileri albay.
- peki sebebini sorabilir miyim.
-elbette albay. Bir planımız var.
Gemiler konumlarını almış wraitleri bekliyorlardı. Birkaç saniyelik şimşek fırtınasının ardından 11 kovan jüpiterin yörüngesinde ortaya çıktılar. Dünyada ise güney kutbundaki merkez komutanlıkta bu hareketlilik hemen yakalanmıştı. General O’neill kendisinin hemen mars üssüne bağlanmasını istedi.
-albay Chan wraitler dünyaya gelirken marsın yanından geçecekler. Tahminimiz sizi fark etmedikleri yönünde
-bizde aynısı düşünüyoruz general. Asgard topları şarj olmak üzereler. Görünmezlik kalkanları da tam güçte. Umarım fark edilmeyiz.
-albay sizden kovanları yok etmenizi beklemiyoruz. Elinizden gelenin en iyisini yapın ve tüm kovanlara verebileceğiniz en büyük hasarı verin. Kalkanların sizi koruduğunu anlayınca dünyaya yöneleceklerdir. Ondan sonrası bizde
-anlaşıldı general. İyi şanslar. Mars üssü tamam.
Kovanlar her şeyde habersiz marsın yanından geçmeye başladılar. Dünya yörüngesindeki gemilerin dizilişine bir anlam verememişlerdi. Dünya ile kendi aralarına girmektense sırtlarını güneşe vermişlerdi. Ama fark etmezdi. Tam bir ziyafet istiyorlardı ve kimse onlara engel olamamalıydı. Kovanlar daha bu mesafeden dartları salmaya başlamıştı ki, marsın ve güneş sisteminin en büyük dağı 27 km olimpos dağından mars üssü ateşe başlamıştı. V formasyonunda ilerleyen kovanları sol kanadı ağır ateş altındaydı. En arkadaki kovan ansızın bir iç patlama yaşadı. Gemi yok olmamış ama artık hareket edemez durumdaydı. Diğer gemiler durumun vahimiyetini anlamışlardı çünkü dağ çok büyüktü ve ateş edilen noktalar birbirin çok farklı yerdeler di. Birini yok etseler diğerleri saldırıya devam ediyordu. Kaçmaya çalışırken iki gemi daha kaybettiler. Sonunda silahların menzilinden çıkmışlardı. Kalan 3 gemi ise mars üssü tarafından ateş yağmuruna tutuldu ve çok geçmeden yok edildiler.
Wraithler böyle bir savunma beklemiyorlardı. Kalan sekiz kovan tüm dartları salarak 4 erli iki guruba ayrıldı. İki grupta geride beklemeye ve dartların sonuç elde etmesine odaklanmıştı. Bin beş yüze yakın dart atmosfere doğru yaklaşırken dünya gemileri hareketsizdi. Dartlar gruplara ayrılıyor ve çeşitli noktalara saldırmaya hazırlanıyorlardı ama atmosfere girmeye başladıklarında onları bir sürpriz bekliyordu. Atmosfere girer girmez yanmaya başlamışlardı. Daha ne olduklarını anlamadan ateş topuna dönmüşlerdi. Bu sırada yörüngede
DR. Rodney albay john a dönerek.
-atmosferin başlangıç noktasına birazcık elektrik verince güzel bir sinek tuzağımız oldu.
-birincisi sen bunun çalışacağına hiç inanmadın ve ikincisi birazcı dediğin elektirik için yüz kilo naquadah kullandık.
-çalışmayacağına halen eminim tabi benim hesaplarım olmazsa.
-sen ve egon!!! Gruplardan biri bize doğru yöneldi. Kalkanlar tam güç. Silahlar beklemede kalsın. Merkez komutaya başlayın daha ne kadar süre ördek gibi durmamızı bekliyorlar?
Merkezden gelen yanıt olduğunuz yerden kıpırdamayın dı. Kovanlar gemilerimizin tam karşısına geçmiş ve güneşle bir çizgi oluşturmuşlardı. Menzile girer girmez ateşe başlamışlar ama bizim gemilerden hiçbir karşılık alamıyorlardı. Bunu gören diğer dört gemide savaş alanına yönelmişlerdi. Yan yana duran gemilerimizin arasından sarı sarı ateş topları geçmeye başladı. Rastgele geliyorlar ama hiçbir dünya gemisine çarpmıyorlardı. Kovanlar hiçbir anlam verememişlerdi anlam verecek kadar da zamanları olamamıştı zaten. Dört kovanda yok olmuştu. Diğer dört kovan ise birkaç isabet almış ve uzaklaşarak kurtulmuşlardı. Formasyondan ayrılan dünya gemileri kovanların peşine düşmüş ve işler tersine dönmüştü. Asgard topları ve nükleer füzelerle ağır hasar alan kovanlar hiper uzaya atlamaya çalıştılar. Biri başaramadan havaya uçtu ama üçü atlayışa geçti. 2 kovan pegasusa doğru yol alırken bir kovan pencereyi kaçırmış ve insanların merhametine kalmıştı. Kendi halkından beslenen bu yaratıklara insanların bir merhamet göstermeyeceği ortada idi. Son gemide yok edilmişti.
Savaş kazanılmış ve dünya kurtarılmıştı ama kaçan kovanlar dünyanın yerin tüm ırktaşlarına söyleyeceklerdi ve herkes bunu biliyordu. Sevinç kısa ve buruk sürdü.
6 saat sonra Antartika; Dünya Askeri Komutanlığı
Yörüngede ki gemiler kendi ülkelerine bakım dönüşümlü bir şekilde iniş yapmaya başlamışlardı. John ve rodney ise antartikaya ışınlanmış ve general O’neill la olan toplantılarına doğru gidiyorlardı.
Rodney;
-bakım için gemide olmam gerekiyor. Burada değil.
-ne bakımı gemi hasar almadı ki.
-geminin bakımından bahseden de kim. 8 saattir hiçbir şey yemedim.
-aman ne önemli
İkili yavaşça salona girdiler. Salonun ortasında u şeklinde 30 kişilik bir masa vardı. General ikiliye dönerek
-hoş geldiniz beyler.
-teşekkürler efendim. Burada olmak güzel.
-maalesef fazla kalamayacaksın.
-maalesef mi? Neden wraitler gerimi geliyor?
-hayır doktor.Az önce dünya savunma ajansı ile bir toplantıdan çıktım. Ve sizin için yeni bir maceramız var.
-nasıl bir macera efendim?
- dünyaya gelmeden önce içine girdiğiniz macera. Ajans atlantisden gelen yeni bilgileri ve daniel ın harika sunumu ile ikna oldu.
-yeni bilgiler dediniz nasıl bilgiler?
-daniel ın bir saatlik harika açıklamasından sonra anladığım kadarı ile Mu denilen şey bir tür uzay üssü. Yada uzay üsleri.her neyseler artık. 6 parçadan mı ne oluşuyormuş ve en güze kısmı onu bir parçasını bulabilirsek kendimize yeni kadim gemileri inşa edebiliriz.
-o gemilerle wraithleri tarih edebiliriz. Kovan gemileri mısır gibi patlata biliyorlar. Harika şeyler…..ee… efendim
-onları ter bile dökmeden yendik artık tehdit değiller sanıyordum.
-dünyaya saldıran grup tüm galaksi içinde küçük bir gruptu. Gittiklerinde ilk yapacakları iş tüm galaksiye dünyanın yerini yaymak olacaktır. Elimizde ki olanaklar sınırlı ve artık gizli üssümüzde kalmadı.
-gizli üs demişken efendim şu sarı ateş topları onlarda neydi öyle?
-çek dostumuz radek in destiny den aldığımız bilgilerle geliştirdiği yeni savunma sistemimiz. Güneş enerjisini alıp eski gouald enerji silahlarına yüklüyor. Eski falan ama o kadar enerjiyi alınca yeni oluyorlar.
-radek mi? O hale yaşıyor mu?bir dakika o şimdi dünyayı mı kurtardı? Altı üstü bir kaç aylığına gemi turuna çıktım ve dünyayı o kurtarıyor.
-tura çıkmadın rodney sürüldün.
-sürülmedim kendim seçtim.
-aptal bir deney için bir volkanı patlattın rodney. Tüm kıta yaşanamaz durumda.
-birincisi deney benim deneyim değildi ve o aptal deneyi hiç onaylamadım. Neymiş kıtalar arası kaymaları kontrol edeceklermiş. Ben olmasaydım tüm gezegen ateş topuna dönüşmüştü.
-BEYLER!!! Tartışmanıza yolda devam edebilirsiniz!
-özür dilerim efendim. Nereye gidiyoruz?
-atlantis de ki araştırmalar 6 parçadan birinin wraitlerin elinde diğerinin ise siriusta olduğunu söylüyor.
-wraitlerin mi?
-casus gemilerimiz daha önce fotorafları çektiği bir bölgede. Fotolarda wraitlerin onun ne işe yaradığını bilmediğin yada kullanamadıklarını gösteriyor. Ama yinede etrafında onlarca kruvazör var. Onun için önce sirius. Ha birde daniel sizinle gelemeyecek.
-o olmadan çok zorlanırız efendim
-biliyorum ama Mu araştırmaları sırasında destiny e bir gidiş bileti bulmuş olabiliriz. 2 yıl önce starz kapsüllerinden çıkmış olmalılar ve biz halen haber alamadık. Gideceğiniz yer belli ona ihtiyacınız yok.
Emirlerini alan ekibimiz gemilerine dönerek sirius a doğru yola çıktılar. Pegasusta ise general Carter galakside bulunan 2 gemi ile wraith lere karşı saldırı hazırlığındaydılar. Planları görünmez jumperlarla etrafa nükleer bombalar bırakmak ve tam da ani saldırı anında bombaları patlatmaktı. Mu ya ait parça önce ki resimlere bakıldığında ayın dörtte biri büyüklüğünde be mükemmel bir yuvarlaktı.
O’neill hiper uzaydan çıktı e rodney hemen atıldı.
-aradığımız şey devasa gibi muhtemelen etrafta ki gezegenlerin birinin yörüngesinde olmalı.
- bir milyon yıldır orda ve kimse onu bulamadı.planın ne?
-önce gemi tarayıcılarını kullanıp sistemin taramasını yaparız. Ondan sonrası teknik detay
-peki bu teknik detaylar sonuç verecek mi?
-aslında düşük bir olasılık. Bulabilmek için muhtemelen etrafta ki tüm aylara ateş etmemiz gerekecek.
-işte bunu sevdim. Yeni silah sistemlerini denemenin zamanı gelmişti.
Yan koltukta oturan subay albaya dönerek efendim galiba bunlara gerek kalmayacak. 3. Gezegenin yörüngesinde ki aylardan birinden enerji sinyalleri alıyoruz. Hatta bir ileti alıyoruz
-ileti mi? Ekrana ver
Ekrana gelen görüntü herkesi şaşırtmıştı. Ekranda general carter vardı ve gülümsüyordu.
-beyler galiba biz daha önce geldik
.
-Siz? Ama? Nasıl?
Rodney şaşkınlık içinde ekrana baka kalmıştı Carter ise sinsi sinsi gülümsüyordu……….
Tam 22 yıl olmuştu jack O’neill ve Daniel Jacson geçitten geçip Ra yı öldüreli. Ra dünyaya gelememiş ama ondan sonra bir sürü farklı ırk ve ittifak dünyaya saldırmıştı. Hiç biri dünyayı yenememiş ve yok olmaya doğru ilerlemişti. Ama bir düşman halen yaşıyordu. Wraithler !! öyle bir düşmandılar ki evrenin görüp görebileceği en büyük ırklardan birini, milyar yıllık bir imparatorluğu sadece tek yüz yılda yok oluşa sürükleyebilmişlerdi. On bin yıl önce kadimler savaşı kaybedip Atlantis’i okyanusun dibine gömdüklerinde kalanların çoğu yükselmeyi ve kardeşlerine katılmayı seçmişti. Bazıları da eski vatanları olan dünyaya dönmüşlerdi. Ama çok küçük bir topluluk, sayıları iki yüzü bile bulmayan bir gurup savaşmaktan vazgeçmemişti. yıllar önce denediklerini tekrar deneyeceklerdi.
Savaş kaybedilmeden birkaç yıl önce konseye bir seçenek sunmuştu general Komorius. Yüz yıl süren savaşı birkaç gün içerisinde bitirebilecek bir seçenek. İnsan imparatorluğunu tekrar şaha kaldırıp tüm evrene meydan okuya bilecek bir seçenek….
On bin yıl önce Atlantis
General odada bulunan konsey üyelerine dönerek
-bu savaşı kaybettiğimizi görmek zorundasınız. Atalarımız kadar güçlü ve yenilmez değiliz artık. Ama bu onlar gibi olamayacağımız anlamına gelmez
“-ne demeye çalışıyorsun” diye çıkıştı konsey üyesi merlin.
-bu savaşı kazana biliriz. Her şeyi yeniden inşa edebiliriz.
Morgan araya girdi ve;
-boş sözlerle bizi oyalamaya çalışma komorius amacın nedir?
-peki. Amacım şu. Mu’yu tekrar bir araya getirmek.
Komorius sözleri konseye bomba gibi düşmüştü. Herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyordu çünkü yıllardır düşünmelerine rağmen hiçbirinin aklına gelememişti Mu. Konsey üyeleri yavaş yavaş gülümsemeye başlamıştı. Ama merlin oturduğu yerden kalkarak şiddetli bir sesle komoriusa bağırmaya başladı.
-nasıl böyle bir fikri aklına getirebilirsin. Milyon yıl önce olan olayların yaralarını halen kapatamıyoruz. Kurtarıcı olarak sunduğun şey bize kendi kardeşlerimizi öldürttü. Atalarımız kardeşlerini öldürdükleri için kendilerini affedemediler. Çoğu intihar etti.şimdi gelmiş kardeş kanı döktüren bu şeyi tekrar bir araya getirmekten bahsediyorsun!
-her şey geçmişte kaldı. Artık ne muryalılar var nede lantianlar. Geriye sadece biz kaldık.
-o haklı merlin. Artık iki kavimde yaşamıyor karar bize ait. Dedi Morgan
Ellerini masanın üstüne koyan merlin başını aşağıya eğdi. Ayalarına bakıyordu. Bir müddet düşündükten sonra komorius a döndü ve…
-her gün insanlarımdan binlercesi katledilirken eski bir kan davasını gütmem aptallık olur. Oylamaya sunuyorum. Evet diyenler?
Tüm konsey üyeleri yavaşça ellerini kaldırdı. Onayını alan komorius hemen atlantisten ayrılarak gemisine doğru yola çıktı. Komorius son bir kez camdan bakarak atlantise baktı.
On bin yıl sonra dünya.
Mavi gezegen tüm ihtişamı ile uzayın sonsuz boşluğunda kendi güneşinin etrafında süzülüyordu. Gezegen yörüngesinde ise telaş vardı. 6 adet deadalus sınıfı dünya gemisi yan yana dizilmiş aynı noktaya odaklanmışlardı. Ayın yörüngesinde iki gemi belirdi. Amerikan gemisi O’neill ve Türk gemisi Atatürk’tü. Albay Sheppard yörüngedeki odysey le bağlantıya geçti.
-erken geldik galiba?
-tam zamanında albay tam zamanında. Dedi deadalus komutanı albay Samuel Sins.
Ve konuşmasına devam etti
-geldiğinize göre konumlarımızı almaya başlaya biliriz. Wraitler birkaç dakikaya gelmiş olur.
-konum derken?
-güneşe sırtımızı vererek yan yana dizeceğiz gemileri albay.
- peki sebebini sorabilir miyim.
-elbette albay. Bir planımız var.
Gemiler konumlarını almış wraitleri bekliyorlardı. Birkaç saniyelik şimşek fırtınasının ardından 11 kovan jüpiterin yörüngesinde ortaya çıktılar. Dünyada ise güney kutbundaki merkez komutanlıkta bu hareketlilik hemen yakalanmıştı. General O’neill kendisinin hemen mars üssüne bağlanmasını istedi.
-albay Chan wraitler dünyaya gelirken marsın yanından geçecekler. Tahminimiz sizi fark etmedikleri yönünde
-bizde aynısı düşünüyoruz general. Asgard topları şarj olmak üzereler. Görünmezlik kalkanları da tam güçte. Umarım fark edilmeyiz.
-albay sizden kovanları yok etmenizi beklemiyoruz. Elinizden gelenin en iyisini yapın ve tüm kovanlara verebileceğiniz en büyük hasarı verin. Kalkanların sizi koruduğunu anlayınca dünyaya yöneleceklerdir. Ondan sonrası bizde
-anlaşıldı general. İyi şanslar. Mars üssü tamam.
Kovanlar her şeyde habersiz marsın yanından geçmeye başladılar. Dünya yörüngesindeki gemilerin dizilişine bir anlam verememişlerdi. Dünya ile kendi aralarına girmektense sırtlarını güneşe vermişlerdi. Ama fark etmezdi. Tam bir ziyafet istiyorlardı ve kimse onlara engel olamamalıydı. Kovanlar daha bu mesafeden dartları salmaya başlamıştı ki, marsın ve güneş sisteminin en büyük dağı 27 km olimpos dağından mars üssü ateşe başlamıştı. V formasyonunda ilerleyen kovanları sol kanadı ağır ateş altındaydı. En arkadaki kovan ansızın bir iç patlama yaşadı. Gemi yok olmamış ama artık hareket edemez durumdaydı. Diğer gemiler durumun vahimiyetini anlamışlardı çünkü dağ çok büyüktü ve ateş edilen noktalar birbirin çok farklı yerdeler di. Birini yok etseler diğerleri saldırıya devam ediyordu. Kaçmaya çalışırken iki gemi daha kaybettiler. Sonunda silahların menzilinden çıkmışlardı. Kalan 3 gemi ise mars üssü tarafından ateş yağmuruna tutuldu ve çok geçmeden yok edildiler.
Wraithler böyle bir savunma beklemiyorlardı. Kalan sekiz kovan tüm dartları salarak 4 erli iki guruba ayrıldı. İki grupta geride beklemeye ve dartların sonuç elde etmesine odaklanmıştı. Bin beş yüze yakın dart atmosfere doğru yaklaşırken dünya gemileri hareketsizdi. Dartlar gruplara ayrılıyor ve çeşitli noktalara saldırmaya hazırlanıyorlardı ama atmosfere girmeye başladıklarında onları bir sürpriz bekliyordu. Atmosfere girer girmez yanmaya başlamışlardı. Daha ne olduklarını anlamadan ateş topuna dönmüşlerdi. Bu sırada yörüngede
DR. Rodney albay john a dönerek.
-atmosferin başlangıç noktasına birazcık elektrik verince güzel bir sinek tuzağımız oldu.
-birincisi sen bunun çalışacağına hiç inanmadın ve ikincisi birazcı dediğin elektirik için yüz kilo naquadah kullandık.
-çalışmayacağına halen eminim tabi benim hesaplarım olmazsa.
-sen ve egon!!! Gruplardan biri bize doğru yöneldi. Kalkanlar tam güç. Silahlar beklemede kalsın. Merkez komutaya başlayın daha ne kadar süre ördek gibi durmamızı bekliyorlar?
Merkezden gelen yanıt olduğunuz yerden kıpırdamayın dı. Kovanlar gemilerimizin tam karşısına geçmiş ve güneşle bir çizgi oluşturmuşlardı. Menzile girer girmez ateşe başlamışlar ama bizim gemilerden hiçbir karşılık alamıyorlardı. Bunu gören diğer dört gemide savaş alanına yönelmişlerdi. Yan yana duran gemilerimizin arasından sarı sarı ateş topları geçmeye başladı. Rastgele geliyorlar ama hiçbir dünya gemisine çarpmıyorlardı. Kovanlar hiçbir anlam verememişlerdi anlam verecek kadar da zamanları olamamıştı zaten. Dört kovanda yok olmuştu. Diğer dört kovan ise birkaç isabet almış ve uzaklaşarak kurtulmuşlardı. Formasyondan ayrılan dünya gemileri kovanların peşine düşmüş ve işler tersine dönmüştü. Asgard topları ve nükleer füzelerle ağır hasar alan kovanlar hiper uzaya atlamaya çalıştılar. Biri başaramadan havaya uçtu ama üçü atlayışa geçti. 2 kovan pegasusa doğru yol alırken bir kovan pencereyi kaçırmış ve insanların merhametine kalmıştı. Kendi halkından beslenen bu yaratıklara insanların bir merhamet göstermeyeceği ortada idi. Son gemide yok edilmişti.
Savaş kazanılmış ve dünya kurtarılmıştı ama kaçan kovanlar dünyanın yerin tüm ırktaşlarına söyleyeceklerdi ve herkes bunu biliyordu. Sevinç kısa ve buruk sürdü.
6 saat sonra Antartika; Dünya Askeri Komutanlığı
Yörüngede ki gemiler kendi ülkelerine bakım dönüşümlü bir şekilde iniş yapmaya başlamışlardı. John ve rodney ise antartikaya ışınlanmış ve general O’neill la olan toplantılarına doğru gidiyorlardı.
Rodney;
-bakım için gemide olmam gerekiyor. Burada değil.
-ne bakımı gemi hasar almadı ki.
-geminin bakımından bahseden de kim. 8 saattir hiçbir şey yemedim.
-aman ne önemli
İkili yavaşça salona girdiler. Salonun ortasında u şeklinde 30 kişilik bir masa vardı. General ikiliye dönerek
-hoş geldiniz beyler.
-teşekkürler efendim. Burada olmak güzel.
-maalesef fazla kalamayacaksın.
-maalesef mi? Neden wraitler gerimi geliyor?
-hayır doktor.Az önce dünya savunma ajansı ile bir toplantıdan çıktım. Ve sizin için yeni bir maceramız var.
-nasıl bir macera efendim?
- dünyaya gelmeden önce içine girdiğiniz macera. Ajans atlantisden gelen yeni bilgileri ve daniel ın harika sunumu ile ikna oldu.
-yeni bilgiler dediniz nasıl bilgiler?
-daniel ın bir saatlik harika açıklamasından sonra anladığım kadarı ile Mu denilen şey bir tür uzay üssü. Yada uzay üsleri.her neyseler artık. 6 parçadan mı ne oluşuyormuş ve en güze kısmı onu bir parçasını bulabilirsek kendimize yeni kadim gemileri inşa edebiliriz.
-o gemilerle wraithleri tarih edebiliriz. Kovan gemileri mısır gibi patlata biliyorlar. Harika şeyler…..ee… efendim
-onları ter bile dökmeden yendik artık tehdit değiller sanıyordum.
-dünyaya saldıran grup tüm galaksi içinde küçük bir gruptu. Gittiklerinde ilk yapacakları iş tüm galaksiye dünyanın yerini yaymak olacaktır. Elimizde ki olanaklar sınırlı ve artık gizli üssümüzde kalmadı.
-gizli üs demişken efendim şu sarı ateş topları onlarda neydi öyle?
-çek dostumuz radek in destiny den aldığımız bilgilerle geliştirdiği yeni savunma sistemimiz. Güneş enerjisini alıp eski gouald enerji silahlarına yüklüyor. Eski falan ama o kadar enerjiyi alınca yeni oluyorlar.
-radek mi? O hale yaşıyor mu?bir dakika o şimdi dünyayı mı kurtardı? Altı üstü bir kaç aylığına gemi turuna çıktım ve dünyayı o kurtarıyor.
-tura çıkmadın rodney sürüldün.
-sürülmedim kendim seçtim.
-aptal bir deney için bir volkanı patlattın rodney. Tüm kıta yaşanamaz durumda.
-birincisi deney benim deneyim değildi ve o aptal deneyi hiç onaylamadım. Neymiş kıtalar arası kaymaları kontrol edeceklermiş. Ben olmasaydım tüm gezegen ateş topuna dönüşmüştü.
-BEYLER!!! Tartışmanıza yolda devam edebilirsiniz!
-özür dilerim efendim. Nereye gidiyoruz?
-atlantis de ki araştırmalar 6 parçadan birinin wraitlerin elinde diğerinin ise siriusta olduğunu söylüyor.
-wraitlerin mi?
-casus gemilerimiz daha önce fotorafları çektiği bir bölgede. Fotolarda wraitlerin onun ne işe yaradığını bilmediğin yada kullanamadıklarını gösteriyor. Ama yinede etrafında onlarca kruvazör var. Onun için önce sirius. Ha birde daniel sizinle gelemeyecek.
-o olmadan çok zorlanırız efendim
-biliyorum ama Mu araştırmaları sırasında destiny e bir gidiş bileti bulmuş olabiliriz. 2 yıl önce starz kapsüllerinden çıkmış olmalılar ve biz halen haber alamadık. Gideceğiniz yer belli ona ihtiyacınız yok.
Emirlerini alan ekibimiz gemilerine dönerek sirius a doğru yola çıktılar. Pegasusta ise general Carter galakside bulunan 2 gemi ile wraith lere karşı saldırı hazırlığındaydılar. Planları görünmez jumperlarla etrafa nükleer bombalar bırakmak ve tam da ani saldırı anında bombaları patlatmaktı. Mu ya ait parça önce ki resimlere bakıldığında ayın dörtte biri büyüklüğünde be mükemmel bir yuvarlaktı.
O’neill hiper uzaydan çıktı e rodney hemen atıldı.
-aradığımız şey devasa gibi muhtemelen etrafta ki gezegenlerin birinin yörüngesinde olmalı.
- bir milyon yıldır orda ve kimse onu bulamadı.planın ne?
-önce gemi tarayıcılarını kullanıp sistemin taramasını yaparız. Ondan sonrası teknik detay
-peki bu teknik detaylar sonuç verecek mi?
-aslında düşük bir olasılık. Bulabilmek için muhtemelen etrafta ki tüm aylara ateş etmemiz gerekecek.
-işte bunu sevdim. Yeni silah sistemlerini denemenin zamanı gelmişti.
Yan koltukta oturan subay albaya dönerek efendim galiba bunlara gerek kalmayacak. 3. Gezegenin yörüngesinde ki aylardan birinden enerji sinyalleri alıyoruz. Hatta bir ileti alıyoruz
-ileti mi? Ekrana ver
Ekrana gelen görüntü herkesi şaşırtmıştı. Ekranda general carter vardı ve gülümsüyordu.
-beyler galiba biz daha önce geldik
.
-Siz? Ama? Nasıl?
Rodney şaşkınlık içinde ekrana baka kalmıştı Carter ise sinsi sinsi gülümsüyordu……….
201
Stargate Senaryoları / Ynt: Stargate Rise of Mu
« : 25 Haziran 2014, 12:47 »
BÖLÜM 1
okyanusun dalgaları kayara çarpıyordu. sakin ama emin bir şekilde aşındırmaya devamediyordu onlarca metrelik kaya bloklarını. gece olmuş gökte her renkten yıldız vardı. önce hafif bir vızıltı ardındanda küçük bir gemi dalgaların üstünden geçip kalalıklara paralel bir şekilde süzülüyordu. bu gemi br zamanlar galaksiyi yönetmiş ama gururlarına yenik düşmüş evrenin görebileceği en büyük medeniyetlerden birini yani kadimleri temsil ediyordu.
ama artık gemilerinde ve yüce şehirleri atlantiste başkaları kalıyordu. atlantisi artık başkaları koruyordu. kadimlerin soydaşları ve mirasçıları dünyanın inatçı insanları. yıllar önce wraith denilen yaratık dünyaya ulaştığında atlantis binlerce yl sonra havalanmış ve milyonlarca yıl önce terk ettiği dünyaya oldukça gösterişli bir iniş yapmıştı. yok olmak pahasınada olsa dünyayı ve insanlarını kurtarmıştı.
o gün atlantis keşif ekibi güvende olduklarını zannetmişlerdi ama asıl tehlike dışarıda değil içerideydi. Sayısız devlet ve grup atlantisi alabilmek için saldırmış ve başarılı olamamıştı. Bu saldırıların sonucunda g20 ülkeleri bir birlik kurmuş ve dünyanın savunmasını ele almışlardı. Birliğin alınan ilk kararı ise atlantisin diğer devletler ve samanyolundaki düşmanlardan uzağa pegasusa geri dönmesi olmuştu. Yıllar içinde alınan kararlara wraithlerin yok edilmesi için seferberlikler başlatılmış bunun bir parçası olarakta dünya gemilerinin kovan gemilerine farklı silahlarla ssaldırılar düzenlemesi. Yapımı daha yeni biten amerikan emisi O’neill ın kaptanlık görevi atlantisin eski komutanı albay jonh sheppard a verilmişti.
İlk görevleri olarak yalnız gezen bir kovana gelişirilmiş asgard silahlarıyla saldırma emri almıştı albay. Her şey planlandığı gibi gitmiş kovana saldırmışlar ve tam yok edecekleri sırada onlarca krüvazör savaşa girmiş ve ava giden O’neill av durumuna düşmüştü. Albayın çabuk hamlesi ile hiper uzaya atalmış ve rastgele bir kordinata kaçmıştı. Hiper uzaydan çıktılarında ise orda olmaması gereken hatta var olmaması gerekn bir gezegenin atmosferinde bulmuşlardı kendilerini. Hiper uzay dışındaki tüm sistemler buzuk yada işlev gömez durumda olduğu için kaya gibi düşerlerken tekrar ani bir kararla kısa bir atlayış yaparak yörüngeye zar ulaşmışlardı. Çok geçmeden gezegende anormallikler olduğunu anlayan mürettebat bir jumper alarak gezegene inişe geçmiş okyanusun manzarasını izleyerek anormlliklerin merkezine doğru bir yolda gidiyorlardı
Dr. Mackey albaya dönerek;
- sanırım su tepenin arkasında, gedik.
- biraz daha yükselirsek görüntü almaya başlarız
Demişti albay ve bir kaç saniye içinde de umdukları görüntüyü almışlardı. Jumpeda ki altı kişilik grup cama yapışmış ve gördüklerine inanmaya çalışıyorlardı. Karşılarında bir gemi enkazı vardı. Bir kadim gesmsiydi. Biliyorlardı çünkü tasarımı irebir auroro ile aynıydı ama bir fark vardı bu gemi auroro nın neredeyle kırk katı kadar büyüktü. Gemi o kadar büyüktü ki düştüğü vadiyi ordan bir baraj gibi kapatmştı. Vadiden geçen nehirde aldırmaksızın biriktirdiği suyla tam anlmıyla bir baraj gölü oluşturmuştu. Gemiin bazı yerleri delinmiş ve içinden su geçişine olanak sağlıyordu. Bir zamanla belkide birilerinin odaları artık bir şelale olmuştu.
Rodney manzadan elindeki bilgissayara dönerek homurdandı ve;
- gemi neredeyse ölü ama güç kaynağı çalışıyor. Tabi çok büyük hasar almış ve bir çeşit
radyasyon ve manyetik alan yayıyor
Arkada oturan teğmen williams endişeli bir şekilde
-peki şu anda tehlikedemiyiz?
-hayır sanmıyorum.
Albay john;
-Ne demek sanmıyorum?
-gemi düşeli 100 bin yıl olmuş belki düştüğü anda olsak tehlikede olabilirdik ama zamanla gücü azalmış. Muhtemeken televizyonlr bu şeyden daha tehlikeli. Tasarın auroro ile aynı gibi şurası………da köprü olmalı.
-gördüm. Büyük ve kırılmış bir cam bakalım içeri girebilecekmiyiz.
Devasa camın kırıklarından içeri giren jumper ekibini onlarca katlı bir komuta merkezi selamlıyordu. Üst üste dizilmiş onlarca balkon vardı içeride ama doğa gemiyi kendine katmış her yeri yeşillikle kaplamıştı. Jumper hafifce en alt kamana indi ve arka kapısı açıldı. Deniz komandoları silahları ateşe hazır bir şekilde jumperdan dışarı çıkmış alanı güvene alıyorlardı.
Albay ve teğmen komandoları takip etmiş en arkada ise rodney burnunu kapatarak konuşmaya başladı
- ne kokusu bu portakala benziyor etrafa iyi portakal ağacı olabilir gördüğünüz anda indirin.
- saçmalama rodney. Sol da bir kontrol paneli var it ve bak bakalım kayıt defterine ulaşabilecekmisin
Albayın sözleri üzerine dr konsola yönelmiş üstündeki toz ve yaprakları koluyla temizledikten sonra elindeki tableti konsala bağlamıştı
-Yanılmışım gemi yüz bin yıllık değilmiş. Daha eski 1.5milyon yıl olmuş inşası biteli.
-Desene bir dinazor bulduk. Dedi teğmen
-Kesinlikle bir dinazor. Ve son kayıtlara ulaştım. Dil biraz eski ama tahminimce şöyle yazıyor “ savaşı kaybettik lantiyanlar mu yu parçalamaya başladı. Bu çağrıyı alan tüm kardeşlerim kaçın artık burada bize ait bir şey kalmadı”
-“mu” derken? Doğru çevirdiğine eminmisin?
-Son derece eminim albay!
-Başka bir şey?
-Yok silinmiş. Sadece bu mesaj var
Rodney sözlerini tamamlamıştı ki cızırtılı bir ses geldi telsizden;
-albay burası O’neill beni duyabiliyormusunuz.
-cızırtılı fakat evet.
-ışık altı motorları aktif durumda
-rodney alabileceğimiz bir şey varmı?
-yok herşey toz olmuş.
-toplan gidyoruz atlantise rapor vermemiz lazım
Kırıktan dışarı çıkan jumper yukarı yöneldi. Sağ hangardan gemiye giriş yaptı. Bir kaç bin metre ilerledikten sonra gezegenin alanıdan kutulmauşları artık gezgende görümüyordu. Geminin rotası atlantise çevrildi ve hiper uzya atladı.
O’neill bol okyanuslu ve tek kıtaya sahip bir gezegenin yörüngesinde bekliyordu. Yanında ki dört dünya gemisi ise onunla beraber gezegeni ve atlantisi koruyordu.atlantis bu sefer okyanus yerine gezegenin tek kıtsı üzürinde bulunan bir göle iniş yapmıştı. Göl eski ir süper volkanın krateriydi ve marmara denizi kadar büyüktü.
Ana toplantı odasında albay sheppard atlantisin lideri ve pegasus sorumlu tuğ general sam. Carter a raporunu anlatmış ve söz gezegen ve düşmüş gemiye gelmişti. Mu kelimesini duyan Sam bir an tereddüte düşmüş ama sonradan bu kelimeyi duyduğunu hatılamıştı. Yinede emin olamıyordu. Toplantı odasından çıkarak dünyanın çevrilmesini emretti. Bir kaç dakika sonra SGC ile bağlantı kurmuşları ve general daniel jacson un acilen atlantise gelmesini istemişti. Bir kaçsaatlik bekleyişin ardından geçit dönmeye başladı ve aktif hale geldi. Güvenlik kodunun ardından kalkan indirildi. Bir kaç saniyesonra daniel geçit odasında buldu kendini. Karşısında ise general carte vardı.
- hoş geldin daniel
- evde olmak gibisi yok. Bir oyuncak buldunuz galiba yoksa beni bu kadar acele istemezdin
- aslında bir şey bulamadık ama galiba sen bulabilirsin
- peki elmizde ne var?
- sadece bir kelime
- kelimemi? Neymiş bu kelime?
- senin araştırmalarında şans eseri gördüğüm ve son görevi sırası john un son görevi sırasında düşmüş bir kadim gemisinin son mejanında geçen bir kelime.
- aynı kelime olduğuna eminmisin?
- kesinlikle. Zaten çok kısa “MU”
- şaka falan değil bu dimi? Vala nın pis şakalrından biri değil?
- kesinlikle değil.
- hemen o geöiye gitmek istiyorum bu mumkün mü?
- malesef. Geminin bulunduğu yer wraih bölgesinin çok içlerinde. Oraya ulaşablsek bile gezegen bir tür görünmezlik kalkanıyla korunuyor bulma olasılığımız neredeyse sıfır..
- peki beni neden çağırdım o zaman?
- john ve rodney O’neill da gezegen yörünesinde seni bekliyor.
- peki nereye gidiyorum?
- orasını sen biliyosundur diye düşündüm gei artık senin.
- ha ha tamam peki güzel oynadın. Kameralar nerde?
- şaka değil. Atlantis önceden bir mitti ama bak şimdi nerdeyiz. Ve bu sefer elimizdeki kaynak söylentiler değil bire bir eski bir kadim gemisi kayıtı. General Oneill la konuştum oda destek verdi.
Daniel şaşkın bir şekilde yörüngedeki geiye ışınlandı ve karşısında albay sheppard buldu.
- Nereye gidiyoruz doktor?
- Şey… gmeinin bulunduğu gezegen?
- O olmaz başka bir gezegen seçin.
- Tamam o zaman…. Kaynağa gidiyoruz dünyaya. Çine!!
2 hafta sonra dünya yörüngesine ulaşabilmişlerdi. Gemi bakım için ay tershanesine giderken ekip çin in xian kentine gitmişti. 4 jumperlık ekip atmosfere girerken çin hava kuvvetlerine ait f302 ler onları selamlıyordu. Bir kaç dakika sonra ekip pramitlerin birinin yanına iniş yaptı. Seçilen pramit rasgtgele seçilmemişti. Enkazda bulunan radyasyona göre frekanslar ayarlamış ve ekip yoldayken pramitler taranmıştı. Aldıkları gemiler ve bu araştırmadan kazanabilecekleri bilgiyi düşünerek çin hükümed pek ses çıkarmamıştı. Jumperlardan inen ekip pramite girebilmek için kazılan tünelden ilerleriler. Karşılarına yazılar olan 3 gen bir duvar çıkmıştı mackey tablate bakarak
- Kesinlikle kadimlerin işin aldığım enerji sinyalleri bire bir uyuyor. Aşağıda bir tesis olamalı
- Yazılar kadif alfabesi ama kelimeler eski türkçe. Oldukça eski dedi daniel.
- Bir şey bulduş olabilirim galiba bu kapıyı çabiliriii..
Diyemeden kapı gürültü bir şekilde aşağıya doğru indi kapı. John rodney e dönerek
- Aferim rodney iyi iş
- Aslında o beni buldu. Tebletteki kadim kristalleri sistemi direkt algıladı. Sadece aç a dokundum
- Herneyse yinede aferim
Ekip içeri dikkatli bir şekilde girdi. Ilerledikçe bir koridorda olduklarını fark etiler. Onlarilerledikçe koridorda ışıklar yanmaya başlıyordu. Koridorun sonunda bir odaya ulaştılar. Oda yaklaşık 40x40 metre ebatlarında idi. John rodney e dönerek.
- E ne bulabildin?
- Kapat düğmesi dışında hiç bir şey
- Sakın deneme!! Daniel sende ne var?
- eski bir türk hakanın mezarıymış. Yaşam hikayesi falan filan ama girişin tam kaşısında bir kaç kaimce yazı var eski bir versiyon. Biraz uğraştıracak.
“Efedim” diye seslendi. Arkadam bir bilim adamı
- mezarın içinden bir enerji sinyali alıyoruz
- açmamız gerekecek gibi. Albay chan bu sizin için sorun olurmu?
- Bana elimden gelen tüm olanakları sunmak istendi ama yinede dikkatli lalım ülkemin tarihi mirası sonuçta.
- Peki, o zaman millet şu lahitin etrafına oplanın kapağınıdan herkez tutsun kaldırıp yavaşça yere bırakacağız.
Albayın emri ile herkes kapağın etrafına toplandı ve geri sayım yapıp kaldırmaya başladılar. Zor bela kapağı yan tarafa yatıra bildiler. Lahit açılığında ise herkes şaşırmıştı. Içinde bir mumya vardı etrafında çeşitli mücevherler vardı. John mumyanın elindeki taşı fark etti. Tavaşça uzandı ve taşı aldı. Taşın üzerinde bir geçit adresi vardı ve john daniel a dönerek.
- Galiba aradığımızı buldum
- Geçit adresi di mi?
- Sen? Nereden biliyorsun?
- Burda yazanlara göre mu gerçekten bir kıta kadar büyük olabilir. Büyük bir tershane gibi bir şeyden bahsedilyor. Öyle bir şeyin burada olmasını beklememeliyiz bence. Kısacatahmin ettim
- Tersh.. kıta gibi? Atlantisi inşa ettikleri yer gibi mi?
- O kadar emin olamam. Burada masal gibi anlatmışlar ama yazı dili kadimce.
Rodney konuşmayı keserek araya daldı.
- Geçit adresinin kordinatlarını buldum. Sirius akım yıldızını işaret ediyor.
- Mu ile ilgili araştırma ve efsanelerde tek bir ortak nokta var oda sirius. Dünyanın çeşitli kavimleri tarih öncesi orayı işaret edip biz oradan geldi demişler yada buna benzer şeyler.
- O zaman yeni bir hedefimiz doktor alanı size bırakıyorun albay chan bişey ulursanız bize haber verin lütfen
- Elbette albay.
Ekipmanlar toplanarak piramit dışına oradanda jumperlara aktarıldı. O’neill a ulaşıldıktan sonra dünya savunma ajansı(DAJ) rapor verildi. Ajansın isteiyle O’neill a eşlik etmesi için türk gemisi Atatürk görevlendirildi ve iki gemi zaman kaybetmeden. Hiper uzaya atlayış yapıldı. Herkes çok heyecanlıydı. Sonun kadimlerin gemileri yaptkları daha da önemlisi atlantisi yaptıkları yeri bulmuşlardı. Bu sadece bir teoriydi ama daniel bundan emindi çünkü efsaneler ve mitler atlantisin bir mu kolonisi olduğunu söylüyor. Bu atlantisin asıl medeniyet değil sadece bir koloni olabileceğini gösteriyordu. Hiper uzayda son sürat yol alınırken sgcden acil bir ileti gemiye ulaştı. Ekranda general carter vardı ve haberler kötüye benziyordu. Zira carter terlemiş ve reni solmuş gözüküyordu. Albay;
- Efendim iyimisinz?
- Değilim albay değilim!
- Peki ne oldu?
- Yeni silah denemesi yapan bir brezilya gemisi. Sizin gibi onlarda tuzağa düşmüş. Saatlar sonra haberimiz oldu. Müettebat yakanmış. Onlardan beslenmişler
- NE?
- Kurtulan yok
- Kaç kayıp?
- 114
- Lanet…
- Daha öenmlisi var. wraitler dünyanın kordinatlarını öğrenmiş olablirler.
- Eminmisiniz o görevler önce tüm gemi bilgisayarlarında ki bilgiler silinir. Mürettebatta gerekliği eğitimi almış olmalı
- Eminiz albay.şu anda pegasusun biraz dışında kocaman uzayda yönü dünya olan 11 kovan gemisi var. kesinlikle eminiz. Oyun bitti tekrar dünyay dönmeniz için tüm emirlerimi iptal ediyorum artık DAJ ın komutasındasınız oyun bitti…
okyanusun dalgaları kayara çarpıyordu. sakin ama emin bir şekilde aşındırmaya devamediyordu onlarca metrelik kaya bloklarını. gece olmuş gökte her renkten yıldız vardı. önce hafif bir vızıltı ardındanda küçük bir gemi dalgaların üstünden geçip kalalıklara paralel bir şekilde süzülüyordu. bu gemi br zamanlar galaksiyi yönetmiş ama gururlarına yenik düşmüş evrenin görebileceği en büyük medeniyetlerden birini yani kadimleri temsil ediyordu.
ama artık gemilerinde ve yüce şehirleri atlantiste başkaları kalıyordu. atlantisi artık başkaları koruyordu. kadimlerin soydaşları ve mirasçıları dünyanın inatçı insanları. yıllar önce wraith denilen yaratık dünyaya ulaştığında atlantis binlerce yl sonra havalanmış ve milyonlarca yıl önce terk ettiği dünyaya oldukça gösterişli bir iniş yapmıştı. yok olmak pahasınada olsa dünyayı ve insanlarını kurtarmıştı.
o gün atlantis keşif ekibi güvende olduklarını zannetmişlerdi ama asıl tehlike dışarıda değil içerideydi. Sayısız devlet ve grup atlantisi alabilmek için saldırmış ve başarılı olamamıştı. Bu saldırıların sonucunda g20 ülkeleri bir birlik kurmuş ve dünyanın savunmasını ele almışlardı. Birliğin alınan ilk kararı ise atlantisin diğer devletler ve samanyolundaki düşmanlardan uzağa pegasusa geri dönmesi olmuştu. Yıllar içinde alınan kararlara wraithlerin yok edilmesi için seferberlikler başlatılmış bunun bir parçası olarakta dünya gemilerinin kovan gemilerine farklı silahlarla ssaldırılar düzenlemesi. Yapımı daha yeni biten amerikan emisi O’neill ın kaptanlık görevi atlantisin eski komutanı albay jonh sheppard a verilmişti.
İlk görevleri olarak yalnız gezen bir kovana gelişirilmiş asgard silahlarıyla saldırma emri almıştı albay. Her şey planlandığı gibi gitmiş kovana saldırmışlar ve tam yok edecekleri sırada onlarca krüvazör savaşa girmiş ve ava giden O’neill av durumuna düşmüştü. Albayın çabuk hamlesi ile hiper uzaya atalmış ve rastgele bir kordinata kaçmıştı. Hiper uzaydan çıktılarında ise orda olmaması gereken hatta var olmaması gerekn bir gezegenin atmosferinde bulmuşlardı kendilerini. Hiper uzay dışındaki tüm sistemler buzuk yada işlev gömez durumda olduğu için kaya gibi düşerlerken tekrar ani bir kararla kısa bir atlayış yaparak yörüngeye zar ulaşmışlardı. Çok geçmeden gezegende anormallikler olduğunu anlayan mürettebat bir jumper alarak gezegene inişe geçmiş okyanusun manzarasını izleyerek anormlliklerin merkezine doğru bir yolda gidiyorlardı
Dr. Mackey albaya dönerek;
- sanırım su tepenin arkasında, gedik.
- biraz daha yükselirsek görüntü almaya başlarız
Demişti albay ve bir kaç saniye içinde de umdukları görüntüyü almışlardı. Jumpeda ki altı kişilik grup cama yapışmış ve gördüklerine inanmaya çalışıyorlardı. Karşılarında bir gemi enkazı vardı. Bir kadim gesmsiydi. Biliyorlardı çünkü tasarımı irebir auroro ile aynıydı ama bir fark vardı bu gemi auroro nın neredeyle kırk katı kadar büyüktü. Gemi o kadar büyüktü ki düştüğü vadiyi ordan bir baraj gibi kapatmştı. Vadiden geçen nehirde aldırmaksızın biriktirdiği suyla tam anlmıyla bir baraj gölü oluşturmuştu. Gemiin bazı yerleri delinmiş ve içinden su geçişine olanak sağlıyordu. Bir zamanla belkide birilerinin odaları artık bir şelale olmuştu.
Rodney manzadan elindeki bilgissayara dönerek homurdandı ve;
- gemi neredeyse ölü ama güç kaynağı çalışıyor. Tabi çok büyük hasar almış ve bir çeşit
radyasyon ve manyetik alan yayıyor
Arkada oturan teğmen williams endişeli bir şekilde
-peki şu anda tehlikedemiyiz?
-hayır sanmıyorum.
Albay john;
-Ne demek sanmıyorum?
-gemi düşeli 100 bin yıl olmuş belki düştüğü anda olsak tehlikede olabilirdik ama zamanla gücü azalmış. Muhtemeken televizyonlr bu şeyden daha tehlikeli. Tasarın auroro ile aynı gibi şurası………da köprü olmalı.
-gördüm. Büyük ve kırılmış bir cam bakalım içeri girebilecekmiyiz.
Devasa camın kırıklarından içeri giren jumper ekibini onlarca katlı bir komuta merkezi selamlıyordu. Üst üste dizilmiş onlarca balkon vardı içeride ama doğa gemiyi kendine katmış her yeri yeşillikle kaplamıştı. Jumper hafifce en alt kamana indi ve arka kapısı açıldı. Deniz komandoları silahları ateşe hazır bir şekilde jumperdan dışarı çıkmış alanı güvene alıyorlardı.
Albay ve teğmen komandoları takip etmiş en arkada ise rodney burnunu kapatarak konuşmaya başladı
- ne kokusu bu portakala benziyor etrafa iyi portakal ağacı olabilir gördüğünüz anda indirin.
- saçmalama rodney. Sol da bir kontrol paneli var it ve bak bakalım kayıt defterine ulaşabilecekmisin
Albayın sözleri üzerine dr konsola yönelmiş üstündeki toz ve yaprakları koluyla temizledikten sonra elindeki tableti konsala bağlamıştı
-Yanılmışım gemi yüz bin yıllık değilmiş. Daha eski 1.5milyon yıl olmuş inşası biteli.
-Desene bir dinazor bulduk. Dedi teğmen
-Kesinlikle bir dinazor. Ve son kayıtlara ulaştım. Dil biraz eski ama tahminimce şöyle yazıyor “ savaşı kaybettik lantiyanlar mu yu parçalamaya başladı. Bu çağrıyı alan tüm kardeşlerim kaçın artık burada bize ait bir şey kalmadı”
-“mu” derken? Doğru çevirdiğine eminmisin?
-Son derece eminim albay!
-Başka bir şey?
-Yok silinmiş. Sadece bu mesaj var
Rodney sözlerini tamamlamıştı ki cızırtılı bir ses geldi telsizden;
-albay burası O’neill beni duyabiliyormusunuz.
-cızırtılı fakat evet.
-ışık altı motorları aktif durumda
-rodney alabileceğimiz bir şey varmı?
-yok herşey toz olmuş.
-toplan gidyoruz atlantise rapor vermemiz lazım
Kırıktan dışarı çıkan jumper yukarı yöneldi. Sağ hangardan gemiye giriş yaptı. Bir kaç bin metre ilerledikten sonra gezegenin alanıdan kutulmauşları artık gezgende görümüyordu. Geminin rotası atlantise çevrildi ve hiper uzya atladı.
O’neill bol okyanuslu ve tek kıtaya sahip bir gezegenin yörüngesinde bekliyordu. Yanında ki dört dünya gemisi ise onunla beraber gezegeni ve atlantisi koruyordu.atlantis bu sefer okyanus yerine gezegenin tek kıtsı üzürinde bulunan bir göle iniş yapmıştı. Göl eski ir süper volkanın krateriydi ve marmara denizi kadar büyüktü.
Ana toplantı odasında albay sheppard atlantisin lideri ve pegasus sorumlu tuğ general sam. Carter a raporunu anlatmış ve söz gezegen ve düşmüş gemiye gelmişti. Mu kelimesini duyan Sam bir an tereddüte düşmüş ama sonradan bu kelimeyi duyduğunu hatılamıştı. Yinede emin olamıyordu. Toplantı odasından çıkarak dünyanın çevrilmesini emretti. Bir kaç dakika sonra SGC ile bağlantı kurmuşları ve general daniel jacson un acilen atlantise gelmesini istemişti. Bir kaçsaatlik bekleyişin ardından geçit dönmeye başladı ve aktif hale geldi. Güvenlik kodunun ardından kalkan indirildi. Bir kaç saniyesonra daniel geçit odasında buldu kendini. Karşısında ise general carte vardı.
- hoş geldin daniel
- evde olmak gibisi yok. Bir oyuncak buldunuz galiba yoksa beni bu kadar acele istemezdin
- aslında bir şey bulamadık ama galiba sen bulabilirsin
- peki elmizde ne var?
- sadece bir kelime
- kelimemi? Neymiş bu kelime?
- senin araştırmalarında şans eseri gördüğüm ve son görevi sırası john un son görevi sırasında düşmüş bir kadim gemisinin son mejanında geçen bir kelime.
- aynı kelime olduğuna eminmisin?
- kesinlikle. Zaten çok kısa “MU”
- şaka falan değil bu dimi? Vala nın pis şakalrından biri değil?
- kesinlikle değil.
- hemen o geöiye gitmek istiyorum bu mumkün mü?
- malesef. Geminin bulunduğu yer wraih bölgesinin çok içlerinde. Oraya ulaşablsek bile gezegen bir tür görünmezlik kalkanıyla korunuyor bulma olasılığımız neredeyse sıfır..
- peki beni neden çağırdım o zaman?
- john ve rodney O’neill da gezegen yörünesinde seni bekliyor.
- peki nereye gidiyorum?
- orasını sen biliyosundur diye düşündüm gei artık senin.
- ha ha tamam peki güzel oynadın. Kameralar nerde?
- şaka değil. Atlantis önceden bir mitti ama bak şimdi nerdeyiz. Ve bu sefer elimizdeki kaynak söylentiler değil bire bir eski bir kadim gemisi kayıtı. General Oneill la konuştum oda destek verdi.
Daniel şaşkın bir şekilde yörüngedeki geiye ışınlandı ve karşısında albay sheppard buldu.
- Nereye gidiyoruz doktor?
- Şey… gmeinin bulunduğu gezegen?
- O olmaz başka bir gezegen seçin.
- Tamam o zaman…. Kaynağa gidiyoruz dünyaya. Çine!!
2 hafta sonra dünya yörüngesine ulaşabilmişlerdi. Gemi bakım için ay tershanesine giderken ekip çin in xian kentine gitmişti. 4 jumperlık ekip atmosfere girerken çin hava kuvvetlerine ait f302 ler onları selamlıyordu. Bir kaç dakika sonra ekip pramitlerin birinin yanına iniş yaptı. Seçilen pramit rasgtgele seçilmemişti. Enkazda bulunan radyasyona göre frekanslar ayarlamış ve ekip yoldayken pramitler taranmıştı. Aldıkları gemiler ve bu araştırmadan kazanabilecekleri bilgiyi düşünerek çin hükümed pek ses çıkarmamıştı. Jumperlardan inen ekip pramite girebilmek için kazılan tünelden ilerleriler. Karşılarına yazılar olan 3 gen bir duvar çıkmıştı mackey tablate bakarak
- Kesinlikle kadimlerin işin aldığım enerji sinyalleri bire bir uyuyor. Aşağıda bir tesis olamalı
- Yazılar kadif alfabesi ama kelimeler eski türkçe. Oldukça eski dedi daniel.
- Bir şey bulduş olabilirim galiba bu kapıyı çabiliriii..
Diyemeden kapı gürültü bir şekilde aşağıya doğru indi kapı. John rodney e dönerek
- Aferim rodney iyi iş
- Aslında o beni buldu. Tebletteki kadim kristalleri sistemi direkt algıladı. Sadece aç a dokundum
- Herneyse yinede aferim
Ekip içeri dikkatli bir şekilde girdi. Ilerledikçe bir koridorda olduklarını fark etiler. Onlarilerledikçe koridorda ışıklar yanmaya başlıyordu. Koridorun sonunda bir odaya ulaştılar. Oda yaklaşık 40x40 metre ebatlarında idi. John rodney e dönerek.
- E ne bulabildin?
- Kapat düğmesi dışında hiç bir şey
- Sakın deneme!! Daniel sende ne var?
- eski bir türk hakanın mezarıymış. Yaşam hikayesi falan filan ama girişin tam kaşısında bir kaç kaimce yazı var eski bir versiyon. Biraz uğraştıracak.
“Efedim” diye seslendi. Arkadam bir bilim adamı
- mezarın içinden bir enerji sinyali alıyoruz
- açmamız gerekecek gibi. Albay chan bu sizin için sorun olurmu?
- Bana elimden gelen tüm olanakları sunmak istendi ama yinede dikkatli lalım ülkemin tarihi mirası sonuçta.
- Peki, o zaman millet şu lahitin etrafına oplanın kapağınıdan herkez tutsun kaldırıp yavaşça yere bırakacağız.
Albayın emri ile herkes kapağın etrafına toplandı ve geri sayım yapıp kaldırmaya başladılar. Zor bela kapağı yan tarafa yatıra bildiler. Lahit açılığında ise herkes şaşırmıştı. Içinde bir mumya vardı etrafında çeşitli mücevherler vardı. John mumyanın elindeki taşı fark etti. Tavaşça uzandı ve taşı aldı. Taşın üzerinde bir geçit adresi vardı ve john daniel a dönerek.
- Galiba aradığımızı buldum
- Geçit adresi di mi?
- Sen? Nereden biliyorsun?
- Burda yazanlara göre mu gerçekten bir kıta kadar büyük olabilir. Büyük bir tershane gibi bir şeyden bahsedilyor. Öyle bir şeyin burada olmasını beklememeliyiz bence. Kısacatahmin ettim
- Tersh.. kıta gibi? Atlantisi inşa ettikleri yer gibi mi?
- O kadar emin olamam. Burada masal gibi anlatmışlar ama yazı dili kadimce.
Rodney konuşmayı keserek araya daldı.
- Geçit adresinin kordinatlarını buldum. Sirius akım yıldızını işaret ediyor.
- Mu ile ilgili araştırma ve efsanelerde tek bir ortak nokta var oda sirius. Dünyanın çeşitli kavimleri tarih öncesi orayı işaret edip biz oradan geldi demişler yada buna benzer şeyler.
- O zaman yeni bir hedefimiz doktor alanı size bırakıyorun albay chan bişey ulursanız bize haber verin lütfen
- Elbette albay.
Ekipmanlar toplanarak piramit dışına oradanda jumperlara aktarıldı. O’neill a ulaşıldıktan sonra dünya savunma ajansı(DAJ) rapor verildi. Ajansın isteiyle O’neill a eşlik etmesi için türk gemisi Atatürk görevlendirildi ve iki gemi zaman kaybetmeden. Hiper uzaya atlayış yapıldı. Herkes çok heyecanlıydı. Sonun kadimlerin gemileri yaptkları daha da önemlisi atlantisi yaptıkları yeri bulmuşlardı. Bu sadece bir teoriydi ama daniel bundan emindi çünkü efsaneler ve mitler atlantisin bir mu kolonisi olduğunu söylüyor. Bu atlantisin asıl medeniyet değil sadece bir koloni olabileceğini gösteriyordu. Hiper uzayda son sürat yol alınırken sgcden acil bir ileti gemiye ulaştı. Ekranda general carter vardı ve haberler kötüye benziyordu. Zira carter terlemiş ve reni solmuş gözüküyordu. Albay;
- Efendim iyimisinz?
- Değilim albay değilim!
- Peki ne oldu?
- Yeni silah denemesi yapan bir brezilya gemisi. Sizin gibi onlarda tuzağa düşmüş. Saatlar sonra haberimiz oldu. Müettebat yakanmış. Onlardan beslenmişler
- NE?
- Kurtulan yok
- Kaç kayıp?
- 114
- Lanet…
- Daha öenmlisi var. wraitler dünyanın kordinatlarını öğrenmiş olablirler.
- Eminmisiniz o görevler önce tüm gemi bilgisayarlarında ki bilgiler silinir. Mürettebatta gerekliği eğitimi almış olmalı
- Eminiz albay.şu anda pegasusun biraz dışında kocaman uzayda yönü dünya olan 11 kovan gemisi var. kesinlikle eminiz. Oyun bitti tekrar dünyay dönmeniz için tüm emirlerimi iptal ediyorum artık DAJ ın komutasındasınız oyun bitti…
202
Stargate Senaryoları / Stargate Rise of Mu
« : 25 Haziran 2014, 12:46 »STARGATE RİSE OF MU
PİLOT BÖÜLÜM
Ilık bir son bahar akşamıydı. Güneş üçüz dağların arasına girmiş kırmızı bir ışıkla vadiyle vedalaşıyordu. Vadide ki tüm ağaçlar adeta güneşe karşılık verir gibi turuncu yapraklarıyla son ışık taneciklerini almak için yarışıyorlardı. Tüm vadi yavaş ve sessizce geceye hazırlanırken bir ses tüm kuşları havalandırmaya yetmişti. Ağaların bir kaç bin metre üstünde mor ve mavi elektirik akımları oluşmaya başlmış ve bir metal yığını tam bu şimşeklerin arasından tüm griliği ile bir anda ortaya çıkmıştı.gri metal yığının içinde ise birileri hararetle tartışıyordu;
-biri şu lanet alarmı sustursun!
-ışık altı jeneratörleri yanıt vermiyor albaz kaya gibi düşüyoruz.
-hiper uzay jeneratörlerini çalıştırın en azından yörüngeye çıksak yeter!
-sıçrama için son 3..2...1....
vadi tekrar eski huzurlu ve sessiz rutinine dönmüştü. Bu arada gezegen yörüngesinde ise;
T-albay bunu görmelisiniz! Gezegende alışılmadık bir bir manyetik alan var.
J-alışılmadık derken?
T-sanki iç içe geçmiş iki gezegen var gibi ikişer manyetik kutup var.birisi olamsı gereken yerde ama diğerleri ekvatorun bir kaç derece ile sıyırıyorlar
J-yaşam belirtisi?
T-hayvanlar dışında olumsuz.
J-yıldız geçidi?
T-oda olumsuz. Ama zayıf bir sinayal alıyorum. Kadim gemisi olabilir.
J-sadece sinyale bakarak mı kadim diyorsun?
T-auroro ile benzer bir sinyali var efendim.
J-peki bu sinyali atlantis neden daha önce algılayamadı?
Köprü girişnden koşarak gelen Dr. mackey hemen konuşmaya dalıyordu
R-gezegende ki ikinci manyetik kutup! Giden gelen tüm iltişimi sıfırlıyor. Bir çeşit ters dalga jenaratörü gibi radyo ,alt uzay hatta ışık dalgalarını bile bozuyor.
J-ışık mı? Aşağısı rengarenk sende gördün.
R-ışık gelirken bir sorun yok sorun yansıyıp çıkan ışık. Frekansı bozuluyo ve uzaya dengesizce dağılıyor.
J-yani gezegen bir nevi görünmez bunu mu kastettin?
R- aslında tam olarak böyle.
J-peki atlantisle nasıl iletişim kuracağız?
R- önce ışık altı motorları çalıştırıp uzaklaşmamız gerekiyor
J- peki ne bekliyorsun?
R- mühendisler o kunu ile ilgileiniyor bir kaç saate halledeler. Bizde bu arada aşağıdaki sinyali kontrol edebiliriz.
J- teğmen ışınlama siste..
T- devre dışı.
J- malzemelerini hazırla 10 dakikaya sol hangara gel rodney bende bir ekip toplayıp geliyorum.
NOT !: Diziyle ilgili geney olarak;
kullanılan kişilere özel harf veya harfler kullanılacak yeni kişilerin simgeleri bölüm başında, sonunda yada içinde belirtilecektir.
Albay john sheppard (J)
dr. rodney mackay (R)
203
Stargate Senaryoları / Stargate - SGU Last War
« : 25 Haziran 2014, 12:46 »
NOT : Tek Hikayedir. Sonunu açık bıraktım çünkü ileride bu hikaye ile ilgili bir dizi senaryo düşüncelerim var.
Destiny yeni bir galakside 3 yıl aradan sonra ftl den çıkar. Çıktığında tüm kapsüllerdeki insanları uyandırır.
Albay Young : Neler oluyor... Başardık mı? Bana Rush ı bulun ve biriniz Eli nerede baksın.
Asker (sendeleyerek): Ta. Tamam efendim.
5dk sonra Rush Albayın yanına gelir
-Tahmin ettiğimiz gibi başarıyla yeni galaksiye geçiş yaptık. Eli ise son kapsülü onarmayı başarmış.. Ama bir sorun var. Gemi kapsülü tanımıyor ve onu uyandıramadık.
-Ona ihtiyacımız var. bizden 2 hafta sonra uykuya girdi ve gelişmeleri öğrenmemiz lazım. Çıkartın onu lanet kapsülden.
-Elimizden geleni yapacağız.
Arkadan Bir asker : Efendim... Bir not bulduk. Eli ın kapsülünün kontrol paneline yapıştırılmış.
Rush nota bakar :
Beni çıkartmak için gemiyi yeniden başlatmalısınız....
Young : Bu da ne demek rush?
-Bu demek oluyorki gemideki tüm sistemleri sıfırlayıp tekrar yüklemek... Böyle bir şeyi yapmak gemide kalıcı hasar bırakabilir ama çok az bir ihtimal..
-Öyleyse şansımızı deneyelim. Gemi 3 yıldır FTL de seyehat ediyordu. Yeniden başlamayı hak ediyor bence
-Pekala. ama sonuçlarından sorumlu değilim.
Rush ana kontrol odasından gerekli işlemleri yaptıktan sonra komutu geminin kontrol koltuğundan gönderir. Tüm gemi kapanır. Tüm sistemler sırayla kapanmaktadır. Önce gemi ışıklandırması sonra Silahlar sonra kalkan ardından yaşam destek sistemi ve en son geminin kendisi...
5dk Sonra tüm sistemler yeniden başlamıştı.
-Görünürde bir sorun yok gibi. Gidip kapsülü açmayı deneyelim.
Kapsül odasına giderler..
Eli çoktan kapsülden çıkmış ve pencereden karşıdaki gezegene bakmaktadır. O ana kadar kimse bir gezegenin yörüngesinde olduklarını fark etmemişti.
-ah demek notumu okudunuz.
2 hafta benim için çok sıkıcıydı. Tek başına koca gemide yaşamak ah. Tek başına Minecraft oynamak gibi
-dalga geçmeyi bırak eli. Son 2 haftanda neler yaptığını bilmemiz gerek.
-Tamam öyleyse albay.
Bir bakalım.. neler yaptım neler yaptım... aha hatırladım bunu nasıl unutabilirim bir anlık dalgınlığıma geldi. aşağıdaki gezegen....
- Aşağıdaki gezegen ne??!
-Şu anda misyonumuzu tamamladık....
-Rush : Ne diyorsun sen ELi! Dalga geçme !
-Dalga geçmiyorum. Misyonumuz Kadimlerin hedefi Destiny Amacı herşey o gezegende olanlar içindi!
-Bu bilgiyi nereden buldun ve bu kadar güveniyorsun peki?
-Son 2 haftamda sıkıntıdan patlıyordum ve kendime bir tür similasyon oyunu kodladım. Bunu koltuğa yükledim ve 3 yıl sonra olacak olasılıkları görmek istedim. Koltuğa oturup işlem başladığında aynı şu anda olanlar yaşanıyordu. Aşağıdaki gezegene iniyorduk ve orada arkaplan ışımasını açıklayacak tek kaynağı keşfediyorduk.
-Eee sonra?
-Sonrası yok. eğer daha fazla bağlı kalsaydım burada olmayacaktım. Gemi bağlantımı kesti. Daha sonra kapsülü onarıp içerisine girdim ve bum. Buradayız. 3 yıl geçti artık 27 yaşındayım 3 senedir ailemi görmedim ve yüzünü en son dün görmüşüm gibi hissediyorum garip bir duygu.
Arkadan bir asker : Efendim dünya ile bağlantıya geçmeyi denedik ancak iletişime geçemedik. Taşlar bizi atlantise yönlendirdi.
-Atlantis Dünyada sanıyordum?
-Biz kapsüldeyken efendim çok kötü şeyler olmuş....
Wraithler tekrar saldırmış ve Dünya savunmasında gemi olmadığından dünyayı yok etmişler. Atlantis son anda atmosferden hiper uzaya atlamış ve galaksinin ortalarına kadar gidebilmiş. SNM leri bittiğinde ise bir gezegene yerleşmişler ve Wraithlerden gizli gezegen ayında yaşamaya başlamışlar....
Wraithler şu anda galaksiye hükmediyormuş.
-Asker doğrumu bunlar!
-malesef efendim...
-Rush bilim ekibini hazırla Askerler toparlanın aşağıya iniyoruz. Eli Sayacı durdur geminin kontrolüne geç. Elle kumandaya geçir gemiyi ve bizi aşağıda indir!
Mekikleri hazırlayın Eli ın söyledikleri doğru ise aşağıdaki sorularımıza yanıt bularak yeni bir hayat kurabiliriz!
-Gemiyi gezegene indirmekmi? ciddimisin sen! Bu gemi binlerce yıldır biz gezegen atmosferine girmedi. Kalkanların bunu kaldırabileceğini bile bilmiyoruz! Gemi tam güçte çalışsa bile başarabilmemiz çok az!
-Eli! ne diyorsam onu yap.
Destiny yeni bir galakside 3 yıl aradan sonra ftl den çıkar. Çıktığında tüm kapsüllerdeki insanları uyandırır.
Albay Young : Neler oluyor... Başardık mı? Bana Rush ı bulun ve biriniz Eli nerede baksın.
Asker (sendeleyerek): Ta. Tamam efendim.
5dk sonra Rush Albayın yanına gelir
-Tahmin ettiğimiz gibi başarıyla yeni galaksiye geçiş yaptık. Eli ise son kapsülü onarmayı başarmış.. Ama bir sorun var. Gemi kapsülü tanımıyor ve onu uyandıramadık.
-Ona ihtiyacımız var. bizden 2 hafta sonra uykuya girdi ve gelişmeleri öğrenmemiz lazım. Çıkartın onu lanet kapsülden.
-Elimizden geleni yapacağız.
Arkadan Bir asker : Efendim... Bir not bulduk. Eli ın kapsülünün kontrol paneline yapıştırılmış.
Rush nota bakar :
Beni çıkartmak için gemiyi yeniden başlatmalısınız....
Young : Bu da ne demek rush?
-Bu demek oluyorki gemideki tüm sistemleri sıfırlayıp tekrar yüklemek... Böyle bir şeyi yapmak gemide kalıcı hasar bırakabilir ama çok az bir ihtimal..
-Öyleyse şansımızı deneyelim. Gemi 3 yıldır FTL de seyehat ediyordu. Yeniden başlamayı hak ediyor bence
-Pekala. ama sonuçlarından sorumlu değilim.
Rush ana kontrol odasından gerekli işlemleri yaptıktan sonra komutu geminin kontrol koltuğundan gönderir. Tüm gemi kapanır. Tüm sistemler sırayla kapanmaktadır. Önce gemi ışıklandırması sonra Silahlar sonra kalkan ardından yaşam destek sistemi ve en son geminin kendisi...
5dk Sonra tüm sistemler yeniden başlamıştı.
-Görünürde bir sorun yok gibi. Gidip kapsülü açmayı deneyelim.
Kapsül odasına giderler..
Eli çoktan kapsülden çıkmış ve pencereden karşıdaki gezegene bakmaktadır. O ana kadar kimse bir gezegenin yörüngesinde olduklarını fark etmemişti.
-ah demek notumu okudunuz.
2 hafta benim için çok sıkıcıydı. Tek başına koca gemide yaşamak ah. Tek başına Minecraft oynamak gibi
-dalga geçmeyi bırak eli. Son 2 haftanda neler yaptığını bilmemiz gerek.
-Tamam öyleyse albay.
Bir bakalım.. neler yaptım neler yaptım... aha hatırladım bunu nasıl unutabilirim bir anlık dalgınlığıma geldi. aşağıdaki gezegen....
- Aşağıdaki gezegen ne??!
-Şu anda misyonumuzu tamamladık....
-Rush : Ne diyorsun sen ELi! Dalga geçme !
-Dalga geçmiyorum. Misyonumuz Kadimlerin hedefi Destiny Amacı herşey o gezegende olanlar içindi!
-Bu bilgiyi nereden buldun ve bu kadar güveniyorsun peki?
-Son 2 haftamda sıkıntıdan patlıyordum ve kendime bir tür similasyon oyunu kodladım. Bunu koltuğa yükledim ve 3 yıl sonra olacak olasılıkları görmek istedim. Koltuğa oturup işlem başladığında aynı şu anda olanlar yaşanıyordu. Aşağıdaki gezegene iniyorduk ve orada arkaplan ışımasını açıklayacak tek kaynağı keşfediyorduk.
-Eee sonra?
-Sonrası yok. eğer daha fazla bağlı kalsaydım burada olmayacaktım. Gemi bağlantımı kesti. Daha sonra kapsülü onarıp içerisine girdim ve bum. Buradayız. 3 yıl geçti artık 27 yaşındayım 3 senedir ailemi görmedim ve yüzünü en son dün görmüşüm gibi hissediyorum garip bir duygu.
Arkadan bir asker : Efendim dünya ile bağlantıya geçmeyi denedik ancak iletişime geçemedik. Taşlar bizi atlantise yönlendirdi.
-Atlantis Dünyada sanıyordum?
-Biz kapsüldeyken efendim çok kötü şeyler olmuş....
Wraithler tekrar saldırmış ve Dünya savunmasında gemi olmadığından dünyayı yok etmişler. Atlantis son anda atmosferden hiper uzaya atlamış ve galaksinin ortalarına kadar gidebilmiş. SNM leri bittiğinde ise bir gezegene yerleşmişler ve Wraithlerden gizli gezegen ayında yaşamaya başlamışlar....
Wraithler şu anda galaksiye hükmediyormuş.
-Asker doğrumu bunlar!
-malesef efendim...
-Rush bilim ekibini hazırla Askerler toparlanın aşağıya iniyoruz. Eli Sayacı durdur geminin kontrolüne geç. Elle kumandaya geçir gemiyi ve bizi aşağıda indir!
Mekikleri hazırlayın Eli ın söyledikleri doğru ise aşağıdaki sorularımıza yanıt bularak yeni bir hayat kurabiliriz!
-Gemiyi gezegene indirmekmi? ciddimisin sen! Bu gemi binlerce yıldır biz gezegen atmosferine girmedi. Kalkanların bunu kaldırabileceğini bile bilmiyoruz! Gemi tam güçte çalışsa bile başarabilmemiz çok az!
-Eli! ne diyorsam onu yap.
210
Bilgiler / Kadimlerin Yönetim Biçimleri
« : 25 Haziran 2014, 12:27 »
Zaman zaman dizide Eskiler toplumunu gördük. Ancak topluluklarda genelde hep aynı kişiler konuşuyordu.
SG-A 1. Sezonda ( BEFORA I SLEEP ) Dr. Weir kendi bedeni ile karşılaştığı bölümde Antlantis terk edilirken ve Gerçeğin sandığı filminde sandığın kullanımı yasaklanarak Alteran galaksisi terk edilirkende olduğu gibi sanki herkesinin konuşabildiği bir topluluk değilde bir kaç baskın bireyin herkes hakkında her kararı alabildiği bir konsül yönetimi gibiydiler. Yani büyük bir mecliste kararlar alınmadı bir kaç kişi dikte karar verdi gibi.
SG-A 1. Sezonda ( BEFORA I SLEEP ) Dr. Weir kendi bedeni ile karşılaştığı bölümde Antlantis terk edilirken ve Gerçeğin sandığı filminde sandığın kullanımı yasaklanarak Alteran galaksisi terk edilirkende olduğu gibi sanki herkesinin konuşabildiği bir topluluk değilde bir kaç baskın bireyin herkes hakkında her kararı alabildiği bir konsül yönetimi gibiydiler. Yani büyük bir mecliste kararlar alınmadı bir kaç kişi dikte karar verdi gibi.



