Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz
1
Bilgiler / Kozmosun Mimarları: Alteranlar ve Kadimler’in Milyon Yıllık Destanı Stargate
« : 30 Mart 2026, 06:07 »
🌌 Kozmosun Mimarları: Alteranlar ve Kadimler’in (Diğer adıyla Eskiler'in) Milyon Yıllık Destanı
Stargate evreninin temel taşı, galaksiler arası köprülerin kurucusu ve insanlığın "ataları" olan Alteranlar, bilimkurgu tarihinin en karmaşık ve büyüleyici medeniyetlerinden biridir. Bu makalede, onların doğuşundan Yükseliş’lerine kadar uzanan trajik ve ihtişamlı tarihlerini derinlemesine inceleyeceğiz.
🌅 1. Bölüm: Doğuş ve Büyük Ayrılık (Celestis)
Her şey milyonlarca yıl önce, uzak bir galaksideki Celestis gezegeninde başladı. O dönemde kendilerine sadece Alteran (Ötekiler/Değişenler) diyen bu halk, teknolojide ve zihinsel kapasitede devasa adımlar atmıştı. Ancak bu gelişmişlik, ideolojik bir uçurumu da beraberinde getirdi:
Ori, kendilerine inanmayan Alteranları yok etmeye karar verdiğinde, Alteranlar şiddete başvurmayı reddettiler (bu, onların pasifist doğasının ilk büyük sınavıydı). Kendi galaksilerini terk etmek üzere devasa bir gemi inşa ettiler ve milyonlarca yıl sürecek bir yolculuğa çıktılar.
🛸 2. Bölüm: Samanyolu ve "Astria Porta" Dönemi
Alteranlar, milyonlarca yıl süren yolculuğun ardından bizim galaksimiz olan Samanyolu'na ulaştılar. Burada kendilerine Lantean ya da bizlerin bildiği adıyla Kadimler (The Ancients) demeye başladılar.
🦠 3. Bölüm: Büyük Veba ve Atlantis’in Göçü
Yaklaşık 5 ila 10 milyon yıl önce, Kadimler tarihlerindeki en büyük felaketle karşılaştılar: Büyük Veba. Bazı teorilere göre bu veba, onları hala takip eden Ori tarafından gönderilmişti.
Kadimlerin çoğu öldü, bir kısmı ise Yükseliş (Ascension) sürecine girdi. Ancak geriye kalan sağlıklı bir grup, devasa şehir-gemileri Atlantis'i havalandırarak Samanyolu'nu terk edip Pegasus Galaksisi'ne göç ettiler. Samanyolu'nda bıraktıkları yaşam ise milyonlarca yıl sonra bizleri (İkinci Nesil İnsanlar) oluşturacaktı.
🌊 4. Bölüm: Pegasus ve Wraith Felaketi
Kadimler Pegasus Galaksisi’ni bir cennete çevirdiler. Binlerce gezegene hayat verdiler. Ancak kibirleri, en büyük düşmanlarını yarattı: Wraith.
✨ 5. Bölüm: Yükseliş ve "Müdahale Etmeme" Yasası
Dünya'ya dönen son Kadimler (Moros, Janus gibi isimler), buradaki ilkel insanlarla karıştılar veya inzivaya çekildiler. Birçoğu meditasyon ve zihinsel disiplin yoluyla fiziksel bedenlerini terk ederek saf enerji formuna, yani Yükselmiş Varlıklar (The Others) katına geçtiler.
🛠️ Alteran Teknolojisinin Zirve Noktaları
📜 Sonuç: Onların Mirası Biziz
Alteranlar, sadece teknoloji bırakan bir ırk değil, aynı zamanda dizi evreninde bizim biyolojik olarak ilk evrimimizdir.. Samanyolu'ndaki insanlık, Kadimlerin bıraktığı genetik kodun bir devamıdır. Onların hataları (Wraith, Ori, Asuranlar) evreni şekillendirirken; başarıları (Stargate ağı, Atlantis) bizlere evrenin kapılarını açmıştır.
Onlar artık galaksiyi yönetmiyorlar, ancak her bir Yıldız Geçidi açıldığında, Alteranların mirası sessizce parlamaya devam ediyor.
Stargate evreninin temel taşı, galaksiler arası köprülerin kurucusu ve insanlığın "ataları" olan Alteranlar, bilimkurgu tarihinin en karmaşık ve büyüleyici medeniyetlerinden biridir. Bu makalede, onların doğuşundan Yükseliş’lerine kadar uzanan trajik ve ihtişamlı tarihlerini derinlemesine inceleyeceğiz.
🌅 1. Bölüm: Doğuş ve Büyük Ayrılık (Celestis)
Her şey milyonlarca yıl önce, uzak bir galaksideki Celestis gezegeninde başladı. O dönemde kendilerine sadece Alteran (Ötekiler/Değişenler) diyen bu halk, teknolojide ve zihinsel kapasitede devasa adımlar atmıştı. Ancak bu gelişmişlik, ideolojik bir uçurumu da beraberinde getirdi:
Ori, kendilerine inanmayan Alteranları yok etmeye karar verdiğinde, Alteranlar şiddete başvurmayı reddettiler (bu, onların pasifist doğasının ilk büyük sınavıydı). Kendi galaksilerini terk etmek üzere devasa bir gemi inşa ettiler ve milyonlarca yıl sürecek bir yolculuğa çıktılar.
🛸 2. Bölüm: Samanyolu ve "Astria Porta" Dönemi
Alteranlar, milyonlarca yıl süren yolculuğun ardından bizim galaksimiz olan Samanyolu'na ulaştılar. Burada kendilerine Lantean ya da bizlerin bildiği adıyla Kadimler (The Ancients) demeye başladılar.
🦠 3. Bölüm: Büyük Veba ve Atlantis’in Göçü
Yaklaşık 5 ila 10 milyon yıl önce, Kadimler tarihlerindeki en büyük felaketle karşılaştılar: Büyük Veba. Bazı teorilere göre bu veba, onları hala takip eden Ori tarafından gönderilmişti.
Kadimlerin çoğu öldü, bir kısmı ise Yükseliş (Ascension) sürecine girdi. Ancak geriye kalan sağlıklı bir grup, devasa şehir-gemileri Atlantis'i havalandırarak Samanyolu'nu terk edip Pegasus Galaksisi'ne göç ettiler. Samanyolu'nda bıraktıkları yaşam ise milyonlarca yıl sonra bizleri (İkinci Nesil İnsanlar) oluşturacaktı.
🌊 4. Bölüm: Pegasus ve Wraith Felaketi
Kadimler Pegasus Galaksisi’ni bir cennete çevirdiler. Binlerce gezegene hayat verdiler. Ancak kibirleri, en büyük düşmanlarını yarattı: Wraith.
✨ 5. Bölüm: Yükseliş ve "Müdahale Etmeme" Yasası
Dünya'ya dönen son Kadimler (Moros, Janus gibi isimler), buradaki ilkel insanlarla karıştılar veya inzivaya çekildiler. Birçoğu meditasyon ve zihinsel disiplin yoluyla fiziksel bedenlerini terk ederek saf enerji formuna, yani Yükselmiş Varlıklar (The Others) katına geçtiler.
🛠️ Alteran Teknolojisinin Zirve Noktaları
📜 Sonuç: Onların Mirası Biziz
Alteranlar, sadece teknoloji bırakan bir ırk değil, aynı zamanda dizi evreninde bizim biyolojik olarak ilk evrimimizdir.. Samanyolu'ndaki insanlık, Kadimlerin bıraktığı genetik kodun bir devamıdır. Onların hataları (Wraith, Ori, Asuranlar) evreni şekillendirirken; başarıları (Stargate ağı, Atlantis) bizlere evrenin kapılarını açmıştır.
Onlar artık galaksiyi yönetmiyorlar, ancak her bir Yıldız Geçidi açıldığında, Alteranların mirası sessizce parlamaya devam ediyor.
2
Bilgiler / Ori Rahiplerine Savaştan Sonra Neler Oldu?
« : 30 Mart 2026, 05:53 »
İşte Ori Galaksisi'nde yaşananlar ve arkada kalan teknolojinin akıbeti:
1. Ori Galaksisi'nde "Tanrısız" Bir Dünyanın Kaosu
Ark açılıp rahipler gerçeği gördüğünde, Ori Galaksisi'ndeki milyonlarca "sıradan" insan için dünya başlarına yıkıldı.
- İç Savaşlar: Yapımcılar, galaksideki köyler ve şehirler arasında büyük bir iç savaşın başladığını belirttiler. Bir yanda hala "eski usul" inanmaya devam etmek isteyen muhafazakarlar, diğer yanda ise kandırıldığını anlayıp rahipleri ve kilise binalarını yakmaya çalışan isyancılar oluştu.
- Celestis'in Kaderi: Tanrıların şehri olan Celestis, bir "hayalet şehre" dönüştü. Rahiplerin birçoğu kaçtı, geri kalanlar ise halkın gazabına uğradı. Yapımcı notlarına göre, Celestis artık kutsal bir yer değil, yağmalanan bir antik kalıntı haline geldi.
Ori Galaksisi'nde bırakılan teknoloji, Samanyolu'ndaki Goa'uld teknolojisinden kat kat daha tehlikeliydi:
- Ori Ana Gemileri (Warships): Galakside düzinelerce, belki yüzlerce tamamlanmış veya yarıda kalmış devasa gemi kaldı. Sızan bilgilere göre, bu gemilerin çoğu "Kayıp Filo" haline geldi. Bazı yerel savaş ağaları bu gemileri ele geçirmeye çalıştı ancak gemiler "Zihinsel Kontrol" (Rahiplerin asasıyla) çalıştığı için sıradan insanlar onları uçuramadı.
- Supergate (Süper Geçit): Samanyolu ile Ori Galaksisi arasındaki köprü olan Süper Geçit, Dünya (SGC) tarafından kontrol altına alınmaya çalışıldı. Ancak yapımcılar, bu geçidin güvenliğinin sağlanmasının imkansız olduğunu, bu yüzden stratejik olarak "kilitlendiğini" belirttiler.
- Asalar ve Zırhlar: Rahiplerin asaları, Samanyolu'ndaki SGC laboratuvarlarında incelenmek üzere toplandı. Bu asaların içindeki kristal teknolojisi, Dünya'nın enerji üretiminde (Naquadah jeneratörlerinin geliştirilmesinde) devrim yaratacak bir veri kaynağı oldu.
3. "Anti-Ori" Direnişinin Akıbeti
Dizide gördüğümüz Anti-Ori yeraltı direnişi, galaksideki yeni hükümeti kurmaya çalıştı.
- Tomin'in Rolü: Vala'nın eski kocası Tomin, halkına önderlik etmek için Ori Galaksisi'nde kaldı. Yapımcıların sızdırdığına göre Tomin, "yeni bir demokrasi" kurmaya çalışıyordu ancak rahiplerin genetik güçleri olmadan halkı bir arada tutmakta çok zorlanıyordu.
- SGC'nin Çekilmesi: Dünya, lojistik zorluklar ve "başka bir galaksinin iç işlerine karışmama" politikası gereği Ori Galaksisi'nden tamamen çekildi. Sadece gözlem amaçlı küçük insansız sondalar bırakıldı.
Sızan en ilginç detaylardan biri; Adria'nın (Orici), gitmeden önce galaksinin çeşitli yerlerine "otomatik savunma sistemleri" yerleştirmiş olmasıydı.
- Eğer galaksiye yabancı bir güç (Dünya veya Jaffa gibi) toplu halde girmeye çalışırsa, bu sistemler Ori'ler olmasa bile devreye girip gezegenleri yok edecek şekilde programlanmıştı. Bu yüzden Ori Galaksisi, dış dünyalar için uzun bir süre "Yasak Bölge" olarak kaldı.
3
Bilgiler / Stargate Atlantis: Kayıp Film "Extinction" – Teknik ve Kurgusal Analiz
« : 30 Mart 2026, 03:08 »
Stargate Atlantis'in 5. sezon finaliyle Samanyolu Galaksisi’ne (Dünya’ya) gelişi, aslında büyük bir hikayenin sadece başlangıcıydı. İşte çekilemeyen o filmde bizi bekleyen ve serinin DNA'sını değiştirecek olan detaylar:
1. Kadimlerin "Güvenlik Duvarı": Failsafe Protokolü
Dizide hiç işlenmeyen bir detay bu filmle karşımıza çıkacaktı: Şehir bir canlı gibidir. Kadimler, Atlantis'i Pegasus dışında uzun süre kalırsa (düşman eline geçme riskine karşı) kendi enerjisini tüketip çekirdeğini patlatacak şekilde programlamışlar.
Solucan Deliği Sürücüsü (Wormhole Drive) arızalanınca gidilen Triangulum (M33) galaksisinde karşımıza çıkacak olan düşmanlar, bugüne kadar gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyordu:
Senaryonun en vurucu kısmı Zaman Yolculuğu mekaniğiydi.
Filmin sonunda Atlantis, Lantea gezegenine değil, yepyeni bir adrese iniyordu.
📝 Editör Notu:
1. Kadimlerin "Güvenlik Duvarı": Failsafe Protokolü
Dizide hiç işlenmeyen bir detay bu filmle karşımıza çıkacaktı: Şehir bir canlı gibidir. Kadimler, Atlantis'i Pegasus dışında uzun süre kalırsa (düşman eline geçme riskine karşı) kendi enerjisini tüketip çekirdeğini patlatacak şekilde programlamışlar.
- Teknik Detay: Bu geri sayım başladığında, şehrin ZPM'leri kontrolsüz bir enerji dalgalanması yaratarak kalkanları devre dışı bırakıyor. Ekibin tek şansı, sistemi "evdeyim" (Pegasus’tayım) diyerek kandırmak.
Solucan Deliği Sürücüsü (Wormhole Drive) arızalanınca gidilen Triangulum (M33) galaksisinde karşımıza çıkacak olan düşmanlar, bugüne kadar gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyordu:
- Kimlerdi? Bu medeniyet, ne Wraithler gibi biyolojik ne de Asuranlar gibi nanoteknolojikti. Onlar "saf enerji mühendisleriydi".
- Yıldız Emiciler: İki yıldızın arasına kurdukları devasa bir ağ ile enerji topluyorlardı. Atlantis'in aniden galaksilerine girişi, bu hassas enerji dengesini bozduğu için şehri yok etmeye yeminliydiler.
Senaryonun en vurucu kısmı Zaman Yolculuğu mekaniğiydi.
- Kurgu: Atlantis, Triangulum'daki enerji ağının yarattığı kütleçekim alanı nedeniyle zamanın farklı aktığı bir "cep evrene" hapsoluyor.
- Todd’un Fedakarlığı: Todd, ekibi kurtarmak için kendisinin 2 saat önceki haliyle iletişim kurmak zorunda kalıyor. Bir sahnede, Todd kendi geçmiş versiyonuna "Eğer bunu yapmazsan, asla benim olduğum kadar zeki (ve hayatta) olamayacaksın" diyerek stratejik bir intihar hamlesine ikna ediyordu.
- Sonuç: Bu hamle, Atlantis'in hem Triangulum’dan kaçmasını hem de Pegasus’a tam zamanında varmasını sağlıyordu.
Filmin sonunda Atlantis, Lantea gezegenine değil, yepyeni bir adrese iniyordu.
- M35-117 Gezegeni: Stratejik olarak daha güvenli, bol miktarda yeraltı kaynağına sahip ve Wraithlerin radarında olmayan bir yer.
- Politik Değişim: Richard Woolsey, Atlantis’in artık sadece bir araştırma üssü değil, Pegasus Galaksisi’nin "Birleşmiş Milletler" merkezi olması gerektiğini ilan ediyordu.
📝 Editör Notu:
Alıntı
"Stargate: Extinction, sadece bir veda değil, seriyi daha karanlık ve bilimsel temelli bir yöne çekme çabasıydı. Eğer çekilseydi, bugün belki de 10. sezonu konuşuyor olabilirdik. Bu film, Sheppard ve Todd arasındaki o ince 'dost-düşman' çizgisini efsaneleştirecek bir finale sahipti."
4
Bilgiler / Stargate 2026: Günlük Durum Raporu
« : 25 Mart 2026, 21:11 »
🎬 Londra Setinden Teknik Sızıntılar
Londra'daki stüdyolardan gelen son bilgiler, prodüksiyonun "The Volume" (sanal prodüksiyon) teknolojisini nasıl kullanacağına dair ipuçları veriyor:
Resmi bir isim hala telaffuz edilmese de, Londra merkezli ajanslar arasında şu hareketlilik dikkat çekiyor:
GateWorld forumlarında ve yapımcı ekibe yakın kaynaklarda yeni bir teori dolaşmaya başladı:
Londra'daki stüdyolardan gelen son bilgiler, prodüksiyonun "The Volume" (sanal prodüksiyon) teknolojisini nasıl kullanacağına dair ipuçları veriyor:
- Gelişmiş Kapı Efekti: Yeni seride Yıldız Geçidi'nin "olay ufku" (event horizon) efekti, post-prodüksiyonda eklenmek yerine, çekim sırasında LED duvarlara yansıtılacak. Bu sayede oyuncuların üzerindeki su efektli ışık yansımaları tamamen gerçekçi olacak.
- Görsel Dil: Yapım tasarımcısı Nathan Crowley, SGC'nin (Stargate Command) yeni merkezini "Retro-Futuristik" bir tarzda tasarlıyor. Yani orijinal serinin o 90'lar askeri havası ile modern, yüksek teknolojili bir estetik birleşiyor.
Resmi bir isim hala telaffuz edilmese de, Londra merkezli ajanslar arasında şu hareketlilik dikkat çekiyor:
- İngiliz Esintisi: Ana ekipte en az bir tane İngiliz aksanlı "bilim insanı" karakteri olacağı ve bu rol için Doctor Who veya The Crown geçmişi olan genç yeteneklerle deneme çekimleri yapıldığı konuşuluyor.
- General Sheppard?: Joe Flanigan'ın sadece danışman değil, dizinin "Hamond/Landry" figürü olarak General rütbesiyle döneceğine dair sızıntılar her geçen gün güçleniyor.
GateWorld forumlarında ve yapımcı ekibe yakın kaynaklarda yeni bir teori dolaşmaya başladı:
- Düşman: Goa'uld veya Wraith gibi tek bir baskın tür yerine, Yıldız Geçidi'nin halka açıklanmasıyla (Disclosure) birlikte dünyadaki "anti-Stargate" gruplarının ve galaksideki "teknoloji yağmacılarının" (Scavengers) ana tehdit olacağı söyleniyor. Yani hikaye daha çok siyasi entrika ve hayatta kalma üzerine odaklanabilir.
5
Videolar / Stargate 101 - Daniel Jackson
« : 24 Mart 2026, 06:08 »
Stargate serisine yeni başlayacaklar için Daniel Jackson'ın sunumu ile ufak bir oryantasyon sizlerle. Keyifli izlemeler.
6
Bilgiler / Stargate Universe 3. Sezon Dosyası: Eli Kurtuldu mu? Kader Yolculuğu Çizgi Roman
« : 21 Mart 2026, 22:12 »
Merhaba SciFiTurkiye ailesi! 2011 yılında "Gauntlet" bölümüyle ekranlara veda eden ve kalbimizde dev bir boşluk bırakan Stargate Universe (SGU), bildiğiniz gibi tarihin en büyük "askıda kalan" finallerinden birine imza atmıştı. Eli Wallace’ın o meşhur balkonda, karanlık uzaya bakarak attığı gülümseme hala hafızalarımızda. Peki, kameralar kapandıktan sonra ne oldu?
Yıllar sonra yayınlanan ve dizinin yapımcılarıyla dirsek temasında hazırlanan resmi çizgi roman serisi "Back to Destiny" bu soruların cevabını verdi. İşte dizinin kaldığı yerden itibaren yaşananların tüm detayları!

1. O Kritik 2 Hafta: Eli Wallace’ın Hayatta Kalma Mücadelesi
Dizi bittiğinde Eli’ın önünde iki seçenek vardı: Ya podu tamir edecek ya da yaşam desteği bittiğinde ölecekti. Çizgi roman, o sahneden sadece saniyeler sonrasını anlatıyor.

2. Uyanış: Beklenmedik Misafirler (The Keepers)
Yıllar süren (yaklaşık 3 yıl) galaksiler arası boşluk yolculuğundan sonra mürettebat uyanmaya başlar. Ancak Destiny, yeni bir galaksiye girmek yerine devasa bir yabancı gemi tarafından durdurulmuştur.

3. Chloe ve "Kozmik Mimari"nin Keşfi
Dizide Chloe'nin geçirdiği genetik mutasyon, çizgi romanda hikayenin kilit noktası haline gelir.
4. Rush ve Young’ın Dinamiği: Aynı Hamam Aynı Tas
Çizgi romanda karakter gelişimleri de hız kesmiyor:
Çizgi roman serisi (6 sayı) şu noktada düğümlenir: Mürettebat istilacıları gemiden atmayı başarır, Destiny ağır hasarlı olsa da bir sonraki galaksiye sıçrama yapar. Ancak hikaye burada, tam da o gizemli sinyalin kaynağına yaklaştıkları noktada yayıncılık krizleri nedeniyle durur.
Peki Yeni Amazon Dizisiyle Bağlantısı Ne Olacak?
Gelen haberlere göre yeni Stargate serisinin yapımcısı Martin Gero, SGU'nun bu yarım kalan hikayesini tamamen yok saymıyor. Yeni dizide "Kader" (Destiny) gemisinden gelen zayıf bir sinyal veya geminin akıbetini araştıran bir yan görev görmemiz çok muhtemel.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Yıllar sonra yayınlanan ve dizinin yapımcılarıyla dirsek temasında hazırlanan resmi çizgi roman serisi "Back to Destiny" bu soruların cevabını verdi. İşte dizinin kaldığı yerden itibaren yaşananların tüm detayları!

1. O Kritik 2 Hafta: Eli Wallace’ın Hayatta Kalma Mücadelesi
Dizi bittiğinde Eli’ın önünde iki seçenek vardı: Ya podu tamir edecek ya da yaşam desteği bittiğinde ölecekti. Çizgi roman, o sahneden sadece saniyeler sonrasını anlatıyor.
- Zamana Karşı Yarış: Gemi enerjiyi korumak için sistemleri kapatırken Eli, Destiny'nin veri tabanında daha önce keşfedilmemiş bir simülasyon protokolü bulur. Bu, Antiklerin bıraktığı bir tür "yapay zeka rehber"dir.
- Tamirat: Eli, bu dijital rehberin yardımıyla, podun güç kristallerini başka sistemlerden aktararak tamir etmeyi başarır. Ancak kendini dondurmadan önce geminin otonom sistemlerini optimize eder. Eli artık sadece bir yolcu değil, geminin ruhuyla bütünleşmiş bir dehadır.

2. Uyanış: Beklenmedik Misafirler (The Keepers)
Yıllar süren (yaklaşık 3 yıl) galaksiler arası boşluk yolculuğundan sonra mürettebat uyanmaya başlar. Ancak Destiny, yeni bir galaksiye girmek yerine devasa bir yabancı gemi tarafından durdurulmuştur.
- Sahte Antikler: Gemideki yabancılar Antik kıyafetleri giymekte ve Latince konuşmaktadır. İlk başta gerçek "Kadimler" (Ancients) oldukları sanılır ancak gerçek çok geçmeden ortaya çıkar: Bunlar "The Keepers" (Koruyucular) adlı bir tarikattır.
- İstila: Bu grup, Antik teknolojisine tapan ve Destiny'nin aradığı "Kozmik Sinyal"i sadece kendilerinin hak ettiğine inanan bir tür teknolojik fanatiktir. Gemiyi ele geçirmeye ve mürettebatı dışarı atmaya çalışırlar.

3. Chloe ve "Kozmik Mimari"nin Keşfi
Dizide Chloe'nin geçirdiği genetik mutasyon, çizgi romanda hikayenin kilit noktası haline gelir.
- Canlı Anten: Chloe, geminin peşinde olduğu o gizemli sinyal ile fiziksel bir bağ kurar. Sinyal artık sadece bir radyasyon dalgası değildir; Chloe bunun bir "Evren İnşa Planı" olduğunu fark eder.
- Büyük Sır: Evren tesadüfen oluşmamıştır. Sinyal, evrenin birileri tarafından belirli bir amaçla "programlandığını" kanıtlayan bir mimari kod içermektedir. Destiny'nin görevi bu "kodun" kaynağına ulaşmaktır.
4. Rush ve Young’ın Dinamiği: Aynı Hamam Aynı Tas
Çizgi romanda karakter gelişimleri de hız kesmiyor:
- Albay Young: Koridorlarda bu "Koruyucu" istilacılara karşı gerilla savaşı başlatır. Klasik bir asker refleksiyle gemiyi korumaya odaklanır.
- Dr. Rush: Her zamanki gibi etik çizgileri zorlar. Bu yabancıların teknolojisini gizlice inceleyerek Destiny'nin enerji depolarını doldurmanın bir yolunu bulur. Rush'a göre mürettebatın hayatı, "Büyük Plan"ın yanında önemsizdir.
Çizgi roman serisi (6 sayı) şu noktada düğümlenir: Mürettebat istilacıları gemiden atmayı başarır, Destiny ağır hasarlı olsa da bir sonraki galaksiye sıçrama yapar. Ancak hikaye burada, tam da o gizemli sinyalin kaynağına yaklaştıkları noktada yayıncılık krizleri nedeniyle durur.
Peki Yeni Amazon Dizisiyle Bağlantısı Ne Olacak?
Gelen haberlere göre yeni Stargate serisinin yapımcısı Martin Gero, SGU'nun bu yarım kalan hikayesini tamamen yok saymıyor. Yeni dizide "Kader" (Destiny) gemisinden gelen zayıf bir sinyal veya geminin akıbetini araştıran bir yan görev görmemiz çok muhtemel.
Siz ne düşünüyorsunuz?
- Sizce Eli'ın podu tamir etmesi mantıklı mıydı?
- Chloe'nin bir "kozmik antene" dönüşmesi dizinin ruhuna uygun mu?
- Yeni dizide SGU ekibinden kimi görmek istersiniz?
7
Stargate / 15 Yıllık Hasret Bitiyor: Yeni Stargate Dizisi Hakkında Bildiğimiz Her Şey!
« : 21 Mart 2026, 21:57 »
Yıllardır sessizliğe bürünen Yıldız Geçidi, Amazon’un MGM hamlesiyle yeniden canlanıyor. Vancouver’ın çam ormanlarından Londra’nın yüksek bütçeli stüdyolarına taşınan prodüksiyon, sadece bir dizi değil, yepyeni bir evren vaat ediyor. SciFiTurkiye olarak, yeni serinin perde arkasını, oyuncu seçimlerini ve hayranların en çok merak ettiği 'Atlantis finali' meselesini masaya yatırıyoruz.
1. Yeni Stargate Serisi: Bir "Reboot" Değil, "Soft-Sequel"
Amazon, hayranların en büyük korkusu olan "her şeyi sıfırlama" fikrinden vazgeçmiş görünüyor. Gelen son bilgiler, yeni serinin mevcut kanona (SG-1, SGA, SGU evrenine) sadık kalacağını ancak hikayeyi modern bir perspektifle, yepyeni bir ana ekiple başlatacağını gösteriyor.
Yapımcı Koltuğunda Kim Var? Projenin başında, Stargate Atlantis ve Universe dönemlerinden tanıdığımız, Blindspot’un yaratıcısı Martin Gero bulunuyor.
Emektarların Rolü: Orijinal yaratıcı Brad Wright’ın senaryosu rafa kaldırılmış olsa da (bence doğru karar, kendisi sanırım bir full reboot planlıyordu.), Joseph Mallozzi gibi efsane isimlerin projeye danışmanlık yaptığı ve evrenin ruhunu korumak için devrede oldukları biliniyor.
2. Rotayı Kanada’dan Londra’ya Çevirmek: Neden İngiltere?
Stargate denince akla gelen "Vancouver ormanları" devri resmen kapanıyor. Prodüksiyonun merkezi Londra’daki Amazon MGM stüdyoları (Shepperton/Pinewood) olacak. Peki neden?
Görsel Devrim: Amazon, dizinin "ucuz bilimkurgu" etiketinden kurtulup The Mandalorian veya Dune kalitesinde bir görselliğe sahip olmasını istiyor.
Teknoloji ve Teşvik: Londra, dünyanın en gelişmiş görsel efekt (VFX) stüdyolarına ev sahipliği yapıyor. Ayrıca İngiltere hükümetinin sunduğu devasa vergi teşvikleri, bütçenin ekrana daha fazla "uzay gemisi ve yabancı dünya" olarak yansımasını sağlıyor.
3. Yarım Kalan Hikayeler: Atlantis ve Universe’e Ne Olacak?
Hayranların en çok sorduğu soru: Stargate: Extinction (Atlantis filmi) çekilecek mi?
Atlantis: Mevcut planlarda bağımsız bir film yok, ancak yeni dizinin başarısına göre Atlantis’in akıbetini anlatan mini seriler veya animasyon projeleri masada.
Universe: Destiny gemisinin ve dondurulan mürettebatın kaderi, yeni dizide bir yan hikaye veya "kayıp bir sinyal" olarak karşımıza çıkabilir. Yapımcılar bu hikayeleri tamamen terk etmediklerini, ancak yeni izleyiciyi de boğmak istemediklerini belirtiyorlar.
4. Konu ve Oyuncu Seçmeleri: "Sır Artık Saklanamıyor"
Yeni serinin merkezinde, Stargate programının artık dünya kamuoyuna açıklanma (disclosure) aşamasına gelmesinin yaratacağı jeopolitik kaosun yer alacağı konuşuluyor.
Kadro: Henüz resmi bir başrol açıklanmasa da, Amazon'un "yıldız gücü" yüksek isimlerle görüştüğü sızan bilgiler arasında. Richard Dean Anderson veya Amanda Tapping gibi isimlerin "onur konuğu" olarak yeni ekibe el vermesi (passing the torch) bekleniyor.
Mekanlar: Çekimlerin Londra stüdyoları dışında İzlanda (buz gezegenleri) ve Fas (çöl gezegenleri) gibi lokasyonlara yayılacağı, dizinin "galaktik" ölçeğini büyüteceği söyleniyor.
5. Ne Zaman İzleyeceğiz?
2025'in son çeyreğinde ön hazırlıkları tamamlanan projenin, 2026 içerisinde çekimlerine başlanması ve 2027 başında Prime Video üzerinden izleyiciyle buluşması hedefleniyor. Ancak şu ana kadar (Mart 2026) henüz bir oyuncu açıklaması veya seçmelere dair açıklama yapılmadı. Buda gösteriyor ki çekimler ve kurgunun 2027 yılına yetişmesi biraz zor gibi. En iyi ihtimal ile dizinin 2028 yılında yayına girmesi beklenebilir.
SciFiTurkiye Notu: Bu sadece başlangıç! Stargate evreninden gelecek her sızıntıyı, oyuncu duyurusunu ve set arkası bilgisini anbean paylaşmaya devam edeceğiz. Gözünüz kapıda olsun!
1. Yeni Stargate Serisi: Bir "Reboot" Değil, "Soft-Sequel"
Amazon, hayranların en büyük korkusu olan "her şeyi sıfırlama" fikrinden vazgeçmiş görünüyor. Gelen son bilgiler, yeni serinin mevcut kanona (SG-1, SGA, SGU evrenine) sadık kalacağını ancak hikayeyi modern bir perspektifle, yepyeni bir ana ekiple başlatacağını gösteriyor.
Yapımcı Koltuğunda Kim Var? Projenin başında, Stargate Atlantis ve Universe dönemlerinden tanıdığımız, Blindspot’un yaratıcısı Martin Gero bulunuyor.
Emektarların Rolü: Orijinal yaratıcı Brad Wright’ın senaryosu rafa kaldırılmış olsa da (bence doğru karar, kendisi sanırım bir full reboot planlıyordu.), Joseph Mallozzi gibi efsane isimlerin projeye danışmanlık yaptığı ve evrenin ruhunu korumak için devrede oldukları biliniyor.
2. Rotayı Kanada’dan Londra’ya Çevirmek: Neden İngiltere?
Stargate denince akla gelen "Vancouver ormanları" devri resmen kapanıyor. Prodüksiyonun merkezi Londra’daki Amazon MGM stüdyoları (Shepperton/Pinewood) olacak. Peki neden?
Görsel Devrim: Amazon, dizinin "ucuz bilimkurgu" etiketinden kurtulup The Mandalorian veya Dune kalitesinde bir görselliğe sahip olmasını istiyor.
Teknoloji ve Teşvik: Londra, dünyanın en gelişmiş görsel efekt (VFX) stüdyolarına ev sahipliği yapıyor. Ayrıca İngiltere hükümetinin sunduğu devasa vergi teşvikleri, bütçenin ekrana daha fazla "uzay gemisi ve yabancı dünya" olarak yansımasını sağlıyor.
3. Yarım Kalan Hikayeler: Atlantis ve Universe’e Ne Olacak?
Hayranların en çok sorduğu soru: Stargate: Extinction (Atlantis filmi) çekilecek mi?
Atlantis: Mevcut planlarda bağımsız bir film yok, ancak yeni dizinin başarısına göre Atlantis’in akıbetini anlatan mini seriler veya animasyon projeleri masada.
Universe: Destiny gemisinin ve dondurulan mürettebatın kaderi, yeni dizide bir yan hikaye veya "kayıp bir sinyal" olarak karşımıza çıkabilir. Yapımcılar bu hikayeleri tamamen terk etmediklerini, ancak yeni izleyiciyi de boğmak istemediklerini belirtiyorlar.
4. Konu ve Oyuncu Seçmeleri: "Sır Artık Saklanamıyor"
Yeni serinin merkezinde, Stargate programının artık dünya kamuoyuna açıklanma (disclosure) aşamasına gelmesinin yaratacağı jeopolitik kaosun yer alacağı konuşuluyor.
Kadro: Henüz resmi bir başrol açıklanmasa da, Amazon'un "yıldız gücü" yüksek isimlerle görüştüğü sızan bilgiler arasında. Richard Dean Anderson veya Amanda Tapping gibi isimlerin "onur konuğu" olarak yeni ekibe el vermesi (passing the torch) bekleniyor.
Mekanlar: Çekimlerin Londra stüdyoları dışında İzlanda (buz gezegenleri) ve Fas (çöl gezegenleri) gibi lokasyonlara yayılacağı, dizinin "galaktik" ölçeğini büyüteceği söyleniyor.
5. Ne Zaman İzleyeceğiz?
2025'in son çeyreğinde ön hazırlıkları tamamlanan projenin, 2026 içerisinde çekimlerine başlanması ve 2027 başında Prime Video üzerinden izleyiciyle buluşması hedefleniyor. Ancak şu ana kadar (Mart 2026) henüz bir oyuncu açıklaması veya seçmelere dair açıklama yapılmadı. Buda gösteriyor ki çekimler ve kurgunun 2027 yılına yetişmesi biraz zor gibi. En iyi ihtimal ile dizinin 2028 yılında yayına girmesi beklenebilir.
SciFiTurkiye Notu: Bu sadece başlangıç! Stargate evreninden gelecek her sızıntıyı, oyuncu duyurusunu ve set arkası bilgisini anbean paylaşmaya devam edeceğiz. Gözünüz kapıda olsun!
8
Haberler / Star Wars Episode 8
« : 07 Nisan 2016, 02:08 »
Biraz önce youtubeda gezinirken bir sneak peek yayınlandı. Star Wars Episode VIII trailerı bugün içinde yayınlanacak. Sneak peek bile beni heyecanlandırmaya yetti.
sizin düşünceleriniz neler?
| ! No longer available | |
sizin düşünceleriniz neler?
9
Stargate / Stargate Çizgi Roman oluyor!
« : 16 Kasım 2015, 23:12 »
Evet Gateworld forumlarında dolaşırken bugün gözüme bir başlık çarpı. Başlıkta Stargate çizgi roman olarak geri dönüyor yazıyordu ve içerikte gerçekten öyle diğer haberler gibi yalan haber değil gerçek bir kaynağa dayanıyor. 2016 yılında Stargate Atlantis 6. sezondan başlayacak olan bir çizgi roman ve Stargate Universe' i daha iyi anlamamızı sağlayacak 2. bir çizgi roman daha yayınlanacağı yer alıyor (Tam emin değilim ancak SG:U 3. sezonu konu olarak ele alabilir). Eğer bu projeler gerçekten tutar ve iyi para elde ederlerse gerçek bir universe 3. sezon TV de görebiliriz.
Haberin orjinalini okumak isteyenler için kaynak : Scoop
Umarım bu haber herkesi mutlu etmiştir ve en kısa sürede çizgi romanları satışta görmek dileğiyle!
Haberin orjinalini okumak isteyenler için kaynak : Scoop
Umarım bu haber herkesi mutlu etmiştir ve en kısa sürede çizgi romanları satışta görmek dileğiyle!
10
Stargate / Stargate Universe'ü Kurtarın!
« : 15 Kasım 2015, 20:16 »
Hepinizin bildiği gibi Stargate Universe SyFy tarafından gözünün yaşına bakmadan iptal edilen diziler arasında ve ileri ki yıllarda Roland Emmerich tarafından halen oyuncu ve ekip aranan Stargate 2 filmi hariç bir proje yok (Bu projenin de kesin yapılacağı belli değil sadece geçtiğimiz yıl Emmerich bir açıklama ile yeni bir stargate filmi için MGM ye gittiğini açıklamış ve oyuncu aradığını belirtmişti.). 3 yıldır Change.org üzerinde yürütülen bir imza kampanyası ile Stargate Universe hayranları 3. sezonun çekilmesi için / Stargate Yapım haklarının Netflix gibi başka şirketlere satılması için imza toplamakta. şu anda hedeflenen 100.000 kişiye zar zor ulaşılabilmiş olsada Change.org üzerinden yapılan kampanyalarda çoğunlukla bu imzalar ve istekler dikkate alınmış ve gerçekleşmiştir. Eğer sizde Stargate hayranı ve Universe 3. sezon bekleyen birisi iseniz lütfen 5 dakikanızı ayırıp kampanyaya katılın.
Kampanyaya katılmak için tıklayın. Destek veren herkese teşekkürler!
Kampanyaya katılmak için tıklayın. Destek veren herkese teşekkürler!
11
Sohbet Tartışma / Önerileriniz
« : 22 Ekim 2015, 13:03 »
Bildiğiniz gibi forumumuz da pek fazla aktif üye yok. Şu anda bunu arttırmak için Facebookta reklamlar veriyorum sürekli ancak halen sitede bir canlanma olmadı. Bende sizin fikirlerinizi almak istedim, sitemizi yaygınlaştırıp Bilim Kurgu Fantastik hayranlarının bildiği bir site haline getirmemiz için neler yapabiliriz?
12
Diğer Senaryolar / The Patrol
« : 03 Ekim 2015, 14:31 »
Sonunda hikayeye başlayabildim. tanıtım bölümünde bir kaç değişiklik mevcut. 2 chapter olarak yazacağım bölümleri ve her bölüm ilk ve son chapter olarak ikiye ayrılacak. bu bölümde ilk 2 chapterı okuyabilirsiniz.
Chapter 1
Johnson sıradan bir bahar gününde yine saat 6.30 da işine gitmek için uyanmıştı. Kalktı ve lavaboya yöneldi. Elini yüzünü yıkadıktan sonra saçını taradı. Johnsan uzun saçlı 1.85 boylarında uzun bir erkekti. Pek kası olmasa da yine de iyi bir bedene sahipti. İngiliz olduğu için yaşadığı şehir New York'ta bazı aksan sorunları yaşasa da hayatını sürdürüyordu.
Tekrar odasına dönen Johnson kıyafetlerini değiştirip sokağa çıktı. İş yerine doğru yürümeye başladı. 4 blok geçtik sonra yavaş yavaş yükselen ve kulakları sağır edecek derecede tiz olan bir ses ortaya çıktı. Johnsan iki eliyle kulaklarını kapasa da sese engel olamıyordu. Etrafındakiler Johnson'a sanki deliymiş gibi bakmaya başladılar. Johnsan birden duraksadı ve etraftakilere sormaya başladı "sesi duymuyor musunuz? çok kötü bir ses var, nasıl duruyorsunuz bu seste?" derken sesin şiddetinden kulakları artık duymaz oldu. Birden etraftaki yüksek gökdelenlerin içine gökten 5 tane dev gibi yaratık düştü. Ellerinde kocaman asalar tutuyorlardı. Hepsi birden Johnson a yöneldi. Etraftakiler o kargaşada kaçışırken Johnson tiz sesin etkisi ile sersemlemiş bir halde yerde yatıyordu. Dev yaratıklardan birisi asasını kaldırarak hızlıca yere vurdu ve Johnson ona doğru gelen hava akımını gördükten sonra bayıldı.
Uzayın derinliklerinde bilinmeyen bir galaksi
“-Devriyeler ortaya çıkmayalı yüzyıllar olmuştu.
-Evet, bu sefer ortaya çıktıkları konum keşfedilmemiş bölgeden bildirildi. Hedeflerinde genç bir insan türü varmış.
-Pekâlâ, artık bizim evrenimizde olduklarını biliyoruz. “
Koruyucuların ufak konuşmalarının üzerinden çok geçmeden ikisi de tiz bir ses duymaya başlar. Sesi duyduklarını doğruladıktan sonra kaynağını bulmaya ve kapatmaya çalıştılar ancak ses onlar nereye giderse oraya geliyordu adeta. Onlar ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın seste onlarla geliyor sanki ses onlardan çıkıyormuş gibi bir etki yaratıyordu. Bu yaklaşık 10 dakika sürdükten sonra uzay istasyonunun ortasında büyük bir patlama gerçekleşti. Koruyucu İleri Karakol Merkezi’nde bir patlama olma olasılığı çok düşük hatta imkânsıza yakındı. Koruyucular hemen patlamanın olduğu yere gittiler.
İkisi de gördüklerine şaşırmıştı. Uzay istasyonunda patlamanın gerçekleştiği yerde bir insan baygın halde yatıyordu.
“-Bir insan mı? Sanırım nereden geldiğine dair bir teorim var.
-Evet benimde. Devriyelerin baskısı onu buraya göndermiş olmalı. Hala canlı mı?
-Kontrol ediyorum…
…
-Evet, ama zar zor nefes alıyor gibi. Onu revire götürmeliyiz.
”
İki koruyucu zaman kaybetmeden Johnson’ı revire götürdüler.
Koruyucular gerekenleri yaptıktan sonra Johnson’ı uyandırmaya çalıştılar. Yavaş yavaş kendine gelmeye başlayan Johnson bilinmeyen bir galaksideki Uzay karakolunda uyanmıştı.
“-Neredeyim ben? ”
Koruyucular bu insanın ne hakkında konuştuğunu anlamadılar. Anlaşılan bu insan galakside bilinmeyen bir dilde konuşuyordu. Ana üsse durumu bildirdiklerinde hemen bir bilim ekibi ve doktor karakola doğru yola çıkmıştı. Oraya varmaları çok uzun sürmeyecekti ancak onlar gelene kadar bu insanı sakin tutmak biraz zor olacak gibiydi.
Johnson karşısındaki zırh giymiş iki kişiye bakarak sürekli nerede olduğunu ve buraya nasıl geldiğini sorsa da yanıtsız kalıyor ve herhangi bir cevap alamıyordu.
Chapter 2
Koruyucu Ana Gemisi karakola yanaşmış Bilim ekibi, doktorlar ve ekstra güvenlik önlemi olarak gönderilen 3 grup Koruyucu Ekip Johnson’ın bulunduğu revire doğru gitmeye başladı.
“-Konuştuğu dili tercüme etmeyi başardınız mı?
-Hayır efendim. Onu bulduğumuzda baygındı. Uyandığında ise daha bilmediğimiz bir dilde konuşmaya başladı. ”
Johnson birden odaya doluşan siyah ve mavi süit zırh giymiş insanları görünce panikledi. Daha sonra karşısındaki kişiler değişik bir dilde konuşmaya başladılar.
Bilim ekibinden bir kişi enjektöre benzeyen bir cihaz ile Johnson’a yaklaşıp ona bir şey enjekte ettiler.
“-Birazdan derdinin ne olduğunu anlarız. Karakol Merkezi bu durumu önceden tahmin edip çevirmen mikroplardan gönderdi.
-Ah, bunlar çok pahalı değil miydi? Bu mikropları bize bile vermiyorlar.
-Evet, ama şu anki durum göz önüne alındığında devriyeler hakkında her türlü bilgiyi almak için ona ihtiyacımız var. Biraz izin verelim de mikroplar işini yapsın daha sonra bizim dilimizde konuşmaya başlayacaktır.”
Johnson ona enjekte edilen şeyin bir tür ilaç olduğunu düşündü. Ancak kısa süre sonra hafif bir baş ağrısı hissetmeye başladı. Karşısında konuşan kişilere baktığında sanki onları anlamaya başlamış gibi bir his çöküyordu üstüne.
“-Evet! Sonunda sizi anlamayı başardım! Neredeyim ben ve buraya nasıl geldim?”
Tüm ekipler birdenbire bağırmaya başlayan Johnson’a baktılar. Mikroplar tahmin ettiklerinden daha kısa sürede işlerini yapmışlardı.
“-Aramıza hoş geldin. Öncelikle şu anda Neferium 3. Galaksi PB-4457 sisteminde bulunan bir Uzay Karakol üssündesin.
-Neferium 3. Galaksi mi? İyi ama bu olamaz ben Dünyada işime gitmeye çalışıyordum ve sonra... Sonrasında bir ses duyduğumu hatırlıyorum çok tiz bir ses. Sadece ben duyuyordum galiba etrafımdakiler bana deliymişim gibi bakıyorlardı. Tek hatırladığım bu.
-Demek sende duydun o sesi. Ben ve devriye arkadaşımda seni bulmadan önce devriyelerin tekrar galakside faaliyete geçip bir gezegen seçtiğini saptamıştık. Sonrasında ise tartışırken sanki bizden çıkıyor gibi ince bir ses duymaya başladık. Gerisini ise herkes biliyor. Büyük bir patlama yaparak buraya geldin.
-Ne yani? Buraya ışınlandım mı? İyide bir ses beni nasıl buraya ışınlayabilir daha o teknoloji icat edilmedi bile!
-Devriyeler dostum, devriyeler. Onları Neferium Birliği 14 yüzyıldır izliyor. En son 4 yüzyıl önce ortaya çıkmışlar. Bizden çok önce yani o dönemlerde Neferium Birliği devriyeleri bir teori olarak araştırıyorlardı ancak gezegenlerin yok olmaya başlaması ve elde edilen bulgularla devriyelerin gerçekliğini kanıtladırlar. Onları gören şu ana kadar olmadı, tabi sen hariç ama sende hatırlamıyor gibisin onları. Neferium Birliği onları izlemenin bir yolunu buldu ancak ortaya çıkmaları çok zaman aldı. Amaçları ve hedefleri hakkında kesin bir bilgi yok.
-Devriye mi? Galiba bir şeyler hatırlıyorum. Burada uyanmadan önce işime gittiğim caddenin 5 blok ötesinde gökdelenler savaş çıkmış gibi yıkılıyordu ve sonrasında ise… 3 tane saydım! Aman tanrım 3 tane dev gibi yaratık vardı! Ellerinde devasa asalar vardı ancak bir tanesi asasını yere vurduktan sonra tek gördüğüm ani bir hava dalgası yarattığı. Sonrasında burada şu ikisini bana bakarken gördüm.
-Söylediklerini kaydediyor musunuz? 1000 yıldır böyle net bilgilere ulaşamamıştık!“
Koruyucu Komutanı Johnson’ı Neferium Bilim Üssüne götürmek için talimat aldı. Daha sonrasında onu bir tür koruyucu alanı olan sedyeye yatırarak karakola yanaşmış olan ana gemiye götürdüler. Johnson bu sefer koruyucular tarafından uykuya yatırılmıştı. Gidecekleri yere kadar onu uyutma emri alan Koruyucular Neferium 5. Galaksi PD-1025 sisteminde bulunan Bilim Üssüne götürmek üzere Hiper-Uzaya atladılar.
Neferium Birliği Sınırı – Galaksiler arası boşlukta bir yer
“-Onu gönderdiniz mi?
-Evet, onu dediğiniz yere gönderdik ayrıca çamur gezegeni de yok edildi.
-İyi iş başardınız. Artık bu evrende bir işimiz kalmadı. Sonraki evrene geçiş için asaları hazırlayın.”
Chapter 1
Johnson sıradan bir bahar gününde yine saat 6.30 da işine gitmek için uyanmıştı. Kalktı ve lavaboya yöneldi. Elini yüzünü yıkadıktan sonra saçını taradı. Johnsan uzun saçlı 1.85 boylarında uzun bir erkekti. Pek kası olmasa da yine de iyi bir bedene sahipti. İngiliz olduğu için yaşadığı şehir New York'ta bazı aksan sorunları yaşasa da hayatını sürdürüyordu.
Tekrar odasına dönen Johnson kıyafetlerini değiştirip sokağa çıktı. İş yerine doğru yürümeye başladı. 4 blok geçtik sonra yavaş yavaş yükselen ve kulakları sağır edecek derecede tiz olan bir ses ortaya çıktı. Johnsan iki eliyle kulaklarını kapasa da sese engel olamıyordu. Etrafındakiler Johnson'a sanki deliymiş gibi bakmaya başladılar. Johnsan birden duraksadı ve etraftakilere sormaya başladı "sesi duymuyor musunuz? çok kötü bir ses var, nasıl duruyorsunuz bu seste?" derken sesin şiddetinden kulakları artık duymaz oldu. Birden etraftaki yüksek gökdelenlerin içine gökten 5 tane dev gibi yaratık düştü. Ellerinde kocaman asalar tutuyorlardı. Hepsi birden Johnson a yöneldi. Etraftakiler o kargaşada kaçışırken Johnson tiz sesin etkisi ile sersemlemiş bir halde yerde yatıyordu. Dev yaratıklardan birisi asasını kaldırarak hızlıca yere vurdu ve Johnson ona doğru gelen hava akımını gördükten sonra bayıldı.
Uzayın derinliklerinde bilinmeyen bir galaksi
“-Devriyeler ortaya çıkmayalı yüzyıllar olmuştu.
-Evet, bu sefer ortaya çıktıkları konum keşfedilmemiş bölgeden bildirildi. Hedeflerinde genç bir insan türü varmış.
-Pekâlâ, artık bizim evrenimizde olduklarını biliyoruz. “
Koruyucuların ufak konuşmalarının üzerinden çok geçmeden ikisi de tiz bir ses duymaya başlar. Sesi duyduklarını doğruladıktan sonra kaynağını bulmaya ve kapatmaya çalıştılar ancak ses onlar nereye giderse oraya geliyordu adeta. Onlar ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın seste onlarla geliyor sanki ses onlardan çıkıyormuş gibi bir etki yaratıyordu. Bu yaklaşık 10 dakika sürdükten sonra uzay istasyonunun ortasında büyük bir patlama gerçekleşti. Koruyucu İleri Karakol Merkezi’nde bir patlama olma olasılığı çok düşük hatta imkânsıza yakındı. Koruyucular hemen patlamanın olduğu yere gittiler.
İkisi de gördüklerine şaşırmıştı. Uzay istasyonunda patlamanın gerçekleştiği yerde bir insan baygın halde yatıyordu.
“-Bir insan mı? Sanırım nereden geldiğine dair bir teorim var.
-Evet benimde. Devriyelerin baskısı onu buraya göndermiş olmalı. Hala canlı mı?
-Kontrol ediyorum…
…
-Evet, ama zar zor nefes alıyor gibi. Onu revire götürmeliyiz.
”
İki koruyucu zaman kaybetmeden Johnson’ı revire götürdüler.
Koruyucular gerekenleri yaptıktan sonra Johnson’ı uyandırmaya çalıştılar. Yavaş yavaş kendine gelmeye başlayan Johnson bilinmeyen bir galaksideki Uzay karakolunda uyanmıştı.
“-Neredeyim ben? ”
Koruyucular bu insanın ne hakkında konuştuğunu anlamadılar. Anlaşılan bu insan galakside bilinmeyen bir dilde konuşuyordu. Ana üsse durumu bildirdiklerinde hemen bir bilim ekibi ve doktor karakola doğru yola çıkmıştı. Oraya varmaları çok uzun sürmeyecekti ancak onlar gelene kadar bu insanı sakin tutmak biraz zor olacak gibiydi.
Johnson karşısındaki zırh giymiş iki kişiye bakarak sürekli nerede olduğunu ve buraya nasıl geldiğini sorsa da yanıtsız kalıyor ve herhangi bir cevap alamıyordu.
Chapter 2
Koruyucu Ana Gemisi karakola yanaşmış Bilim ekibi, doktorlar ve ekstra güvenlik önlemi olarak gönderilen 3 grup Koruyucu Ekip Johnson’ın bulunduğu revire doğru gitmeye başladı.
“-Konuştuğu dili tercüme etmeyi başardınız mı?
-Hayır efendim. Onu bulduğumuzda baygındı. Uyandığında ise daha bilmediğimiz bir dilde konuşmaya başladı. ”
Johnson birden odaya doluşan siyah ve mavi süit zırh giymiş insanları görünce panikledi. Daha sonra karşısındaki kişiler değişik bir dilde konuşmaya başladılar.
Bilim ekibinden bir kişi enjektöre benzeyen bir cihaz ile Johnson’a yaklaşıp ona bir şey enjekte ettiler.
“-Birazdan derdinin ne olduğunu anlarız. Karakol Merkezi bu durumu önceden tahmin edip çevirmen mikroplardan gönderdi.
-Ah, bunlar çok pahalı değil miydi? Bu mikropları bize bile vermiyorlar.
-Evet, ama şu anki durum göz önüne alındığında devriyeler hakkında her türlü bilgiyi almak için ona ihtiyacımız var. Biraz izin verelim de mikroplar işini yapsın daha sonra bizim dilimizde konuşmaya başlayacaktır.”
Johnson ona enjekte edilen şeyin bir tür ilaç olduğunu düşündü. Ancak kısa süre sonra hafif bir baş ağrısı hissetmeye başladı. Karşısında konuşan kişilere baktığında sanki onları anlamaya başlamış gibi bir his çöküyordu üstüne.
“-Evet! Sonunda sizi anlamayı başardım! Neredeyim ben ve buraya nasıl geldim?”
Tüm ekipler birdenbire bağırmaya başlayan Johnson’a baktılar. Mikroplar tahmin ettiklerinden daha kısa sürede işlerini yapmışlardı.
“-Aramıza hoş geldin. Öncelikle şu anda Neferium 3. Galaksi PB-4457 sisteminde bulunan bir Uzay Karakol üssündesin.
-Neferium 3. Galaksi mi? İyi ama bu olamaz ben Dünyada işime gitmeye çalışıyordum ve sonra... Sonrasında bir ses duyduğumu hatırlıyorum çok tiz bir ses. Sadece ben duyuyordum galiba etrafımdakiler bana deliymişim gibi bakıyorlardı. Tek hatırladığım bu.
-Demek sende duydun o sesi. Ben ve devriye arkadaşımda seni bulmadan önce devriyelerin tekrar galakside faaliyete geçip bir gezegen seçtiğini saptamıştık. Sonrasında ise tartışırken sanki bizden çıkıyor gibi ince bir ses duymaya başladık. Gerisini ise herkes biliyor. Büyük bir patlama yaparak buraya geldin.
-Ne yani? Buraya ışınlandım mı? İyide bir ses beni nasıl buraya ışınlayabilir daha o teknoloji icat edilmedi bile!
-Devriyeler dostum, devriyeler. Onları Neferium Birliği 14 yüzyıldır izliyor. En son 4 yüzyıl önce ortaya çıkmışlar. Bizden çok önce yani o dönemlerde Neferium Birliği devriyeleri bir teori olarak araştırıyorlardı ancak gezegenlerin yok olmaya başlaması ve elde edilen bulgularla devriyelerin gerçekliğini kanıtladırlar. Onları gören şu ana kadar olmadı, tabi sen hariç ama sende hatırlamıyor gibisin onları. Neferium Birliği onları izlemenin bir yolunu buldu ancak ortaya çıkmaları çok zaman aldı. Amaçları ve hedefleri hakkında kesin bir bilgi yok.
-Devriye mi? Galiba bir şeyler hatırlıyorum. Burada uyanmadan önce işime gittiğim caddenin 5 blok ötesinde gökdelenler savaş çıkmış gibi yıkılıyordu ve sonrasında ise… 3 tane saydım! Aman tanrım 3 tane dev gibi yaratık vardı! Ellerinde devasa asalar vardı ancak bir tanesi asasını yere vurduktan sonra tek gördüğüm ani bir hava dalgası yarattığı. Sonrasında burada şu ikisini bana bakarken gördüm.
-Söylediklerini kaydediyor musunuz? 1000 yıldır böyle net bilgilere ulaşamamıştık!“
Koruyucu Komutanı Johnson’ı Neferium Bilim Üssüne götürmek için talimat aldı. Daha sonrasında onu bir tür koruyucu alanı olan sedyeye yatırarak karakola yanaşmış olan ana gemiye götürdüler. Johnson bu sefer koruyucular tarafından uykuya yatırılmıştı. Gidecekleri yere kadar onu uyutma emri alan Koruyucular Neferium 5. Galaksi PD-1025 sisteminde bulunan Bilim Üssüne götürmek üzere Hiper-Uzaya atladılar.
Neferium Birliği Sınırı – Galaksiler arası boşlukta bir yer
“-Onu gönderdiniz mi?
-Evet, onu dediğiniz yere gönderdik ayrıca çamur gezegeni de yok edildi.
-İyi iş başardınız. Artık bu evrende bir işimiz kalmadı. Sonraki evrene geçiş için asaları hazırlayın.”
14
Haberler / Captain America : Civil War'dan Görseller Geldi!
« : 27 Ağustos 2015, 21:39 »
Marvel sonunda yeni Kaptan Amerika filminin resmi görsellerini yayınladı. Bu görseller ile birlikte çoğu yenilmezler üyesinin hangi takımda yer alacağını marvel bizlere göstermiş.







15
Bilim Kurgu Kitapları / The 100 Serisi : Kass Morgan
« : 26 Ağustos 2015, 16:14 »
Dünyada yaşanan bir nükleer felaketten sonra insanlar daha fazla dünyada yaşayamamışlardır ve hayatlarını bir uzay boşluğunda 300 yıl süren bir uzay gemisinde sürdürmeye çalışmışlardır. Ne yazık ki belirli bir süre Koloni'nin kaynakları insanlar için yeterli olsa da bir süre sonra insanlar kaynak sıkıntısı çekmeye başlamıştır. Bu yüzden de Koloni'de çok katı kurallar bulunmaktadır, çünkü hiçbir kaynak boş yere tüketilmemeli ve insan ırkı ellerinden geldiği sürece uzun yaşamaya çalışmalıdır.
Yaklaşan kaynak kıtlığı Koloni yöneticilerini harekete geçirmiştir ve insanların hayatlarını sürdürmeye devam edebilmeleri için bir yol aramaya zorlamıştır. Son çare olarak da Dünya'da hala yaşanılabilir bir hayatın var olup olmadığını araştırmak için Dünya'ya bir ekibin gönderilmesinde karar kılınmıştır. Bu ekip de Koloni'deki hırsız, yalancı, vatana ihanet gibi suçlardan hüküm giyen 18 yaşındaki azılı gençlerden seçilmiştir. Koloni görev için bu 100 genci seçmiştir çünkü her nasılsa suçlu olduklarından 18 yaşına geldiklerinde hapisten çıkarılıp idam edileceklerdir. Koloni de bunu yapmak yerine onları Dünya görevine göndermeyi seçmiştir.
Kitap 4 ana karakterin yaşadıklarını, her bölümde ayrı bir kişiyi inceleyerek anlatıyor. Ama bunları okurken hikayeyi bu 4 kişinin ağzından değil, üçüncü bir tekil kişinin ağzından okuyoruz.
The 100 serinin ilk kitabı olduğu için mi bilmiyorum çok fazla aksiyon yaşanmadı, onun yerine karakterleri, geçmişlerini ve Koloni'yi daha iyi tanımamız sağlandı. Ve bence düşününce bu ilk kitap için iyi bir tanışma vesilesi oldu. Kitapta farklı olan bir diğer özellik ise hikayede ara ara yaşanan geriye dönüş kısımlarıydı. Yani karakterlerin Dünya'ya gönderilmeden önce Koloni' de yaşadığı ve karşılaştığı durumları bu sayede okuyabildik. Bazılarına bu geriye dönüş kısımları biraz kafa karıştırıcı gelmiş olabilir belki, ama bence bu sayede kitap daha da bir derinlik kazandı ve olayları, neyin neden yaşandığını daha iyi anlayabildik.
Son olarak belirtmek gerekirse kitap dizi ile aynı şeyleri anlatıyor. Dizi şu anda 3. sezon hazırlıklarına başlamış durumda ancak The 100 Serisi kitaplara baktığımızda 3. sezonun kitabı çoktan yayınlandı bile. Yani diziyi beklemek istemeyen kişiler kitabı okuyarak kendilerini avutabilirler.
Yaklaşan kaynak kıtlığı Koloni yöneticilerini harekete geçirmiştir ve insanların hayatlarını sürdürmeye devam edebilmeleri için bir yol aramaya zorlamıştır. Son çare olarak da Dünya'da hala yaşanılabilir bir hayatın var olup olmadığını araştırmak için Dünya'ya bir ekibin gönderilmesinde karar kılınmıştır. Bu ekip de Koloni'deki hırsız, yalancı, vatana ihanet gibi suçlardan hüküm giyen 18 yaşındaki azılı gençlerden seçilmiştir. Koloni görev için bu 100 genci seçmiştir çünkü her nasılsa suçlu olduklarından 18 yaşına geldiklerinde hapisten çıkarılıp idam edileceklerdir. Koloni de bunu yapmak yerine onları Dünya görevine göndermeyi seçmiştir.
Kitap 4 ana karakterin yaşadıklarını, her bölümde ayrı bir kişiyi inceleyerek anlatıyor. Ama bunları okurken hikayeyi bu 4 kişinin ağzından değil, üçüncü bir tekil kişinin ağzından okuyoruz.
The 100 serinin ilk kitabı olduğu için mi bilmiyorum çok fazla aksiyon yaşanmadı, onun yerine karakterleri, geçmişlerini ve Koloni'yi daha iyi tanımamız sağlandı. Ve bence düşününce bu ilk kitap için iyi bir tanışma vesilesi oldu. Kitapta farklı olan bir diğer özellik ise hikayede ara ara yaşanan geriye dönüş kısımlarıydı. Yani karakterlerin Dünya'ya gönderilmeden önce Koloni' de yaşadığı ve karşılaştığı durumları bu sayede okuyabildik. Bazılarına bu geriye dönüş kısımları biraz kafa karıştırıcı gelmiş olabilir belki, ama bence bu sayede kitap daha da bir derinlik kazandı ve olayları, neyin neden yaşandığını daha iyi anlayabildik.
Son olarak belirtmek gerekirse kitap dizi ile aynı şeyleri anlatıyor. Dizi şu anda 3. sezon hazırlıklarına başlamış durumda ancak The 100 Serisi kitaplara baktığımızda 3. sezonun kitabı çoktan yayınlandı bile. Yani diziyi beklemek istemeyen kişiler kitabı okuyarak kendilerini avutabilirler.
