Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz
Sayfa: [1]
1
Stargate Senaryoları / Ynt: Stargate Rise of Mu
« : 05 Ekim 2014, 20:17 »
orjinal metinde böyle bir sorun yok muhtemelen kopyalarken oldu. bir daha kine daha sıkı kontrol ederim
2
Stargate Senaryoları / Ynt: Stargate Rise of Mu Bölüm 6
« : 03 Ekim 2014, 20:18 »
hoşbulduk
zamanım oldukça yazmaya çaılışacağım. okuyan varmı bilmem ama yazmak hoşuma gidiyor.
BÖLÜM 6
General Carter yeni lantian gemisi ile dünyaya varalı bir saat bile olmamıştı. Dünya güvenlik konseyine yeni raporunu sunmak için Berlin’e bir jumperla inmişti. Sunum için toplantı odasında herkes carter ın hazır olması beklerken bir delege kendini tutamadı sinirli bir tavırla herkesin aklında ki soruyu sordu;
-tam iki ay. Ne atlantisten nede en üst rütbeli iki generalimizden haber alamıyoruz. Geriye hiçbir güvenlik prosedürü bırakmadıkları içinde 3. Dünya savaşının kıyısından dönüyoruz. Sonra bir gün öldü dediğimiz generallerimizden biri antika bir gemiyle çıkagelip hala yetki ondaymış gibi konseyi topluyor
-öncelikle sayın delege size daha önce bilgi gönderemediğimiz ve gerekli prosedürleri oluşturmadığımız için özür dilerim
Başka bir delege sıkkın bir ifade ile;
-boş verin özrü artık çok geç neden buradayız onu açıklayın
-iki ay önce hepimizin bildiği gibi atlantise kimliği belirsiz güçlerce saldırı yapıldı. Ne kalkanlarımız nede silahlarımız yeterince etkili değildi tam savaşı kaybedeceğiz derken başka bir gemi gurubu ilk guruba saldırdı ve ani bir saldırıyla ilk gurubu neredeyse yok etti. neredeyse diyorum çünkü arta kalan gemiler atmosfere girerek atmosfere girerek üstümüze bir intihar saldırısı düzenlediler.
Sonra ne olduğunu anlamadan kendimizi uzayda bulduk. Birkaç dakika sonrada ikinci saldırgan grup aniden çevremizde belirdi.
-atlantisin dedektörleri çalışmıyor muydu?
-hayır çalışıyordu ama gelenler ne hiperuzayı nede bildiğimiz başka bir teknolojisi kullanıyordu. Daha sonra iletişime geçtiler ve kendilerini tanıttılar. Dedikleri doğruysa ki paylaştıkları bilgiler sayesinde artık eminiz kendileri ve bize ilk saldıran grup murya kökenli 12 imparatorluk üyesi imiş.
-devam etmeden şu imparatorluk olayını açabilir misiniz?
-tabiki. Onlardan aldığımız bilgiye göre tam 6 milyon yıl önce kadimler ve muryalılar dünyayı paylaşan iki farklı yönetimmiş. Hatta antik hikayelerdeki gibi atlantis muryanın birkaç kolonisinden biriymiş. Galaksiye yayılan salgına kadar da pek bir sorunları olmamış. Ama salgınla murya gücünü kaybetmeye başlayınca diğer koloniler baş kaldırmış ve savaş çıkmaması için tüm uygfarlıklar aynı anda hem gezegeni hem de galaksiyi terk etmiş. Diğer koloniler hakkında pek bilgi yok ama Atlantisliler pegasusa muryalılarda andomedaya yerleşmiş.
- Noxlar diğer kolonilerden biri olabilir mi?
- muhtemel bir olasılık. Çok süre geçmeden taraflar birbirine savaş ilan etmiş. Kaynak bakımında murya tarshane aylar sayesinde ne kadar güçlü olsa da bir mu generali nedeni bilinmeyen bir sebepten Atlantis saflarına geçmiş ve savaşın kaderi tamamen değişmiş. Tüm muryayılar tabiri caizse kanlarının son damlasına kadar savaşmışlar ve yok olmuşlar. Yada Atlantisliler öyle zannetmiş.Aylar etkisizleştirilmiş ve birbirinden uzak konumlara taşınmış.
General konuşmasına devam ederken bir subay toplantı odasına girerek generalin kulağına birkaç şey fısıldadı. General subaya dönerek “ortamı güvenlik altına alın” dedi ve konseye geri döndü.
-savaş bittikten yüzlerce yıl sonra kurtulan yada saklanan murya kralları tekrar pegasusta ayları toplamışlar. Bizdekiler dışında tüm ayları toplayarak her bir kral kendine yeni bir ay takımı inşa etmiş ve birbirinden uzak galaksilere yayılarak her şeye yeniden başlamışlar.
- Atlantislilere kin gütme veya intikam duygusu olmadan mı?
-aslında kurtulan krallar daha çok küçük krallar. Kin tutmak yerine müteşekkir olmuşlar. Bu güne gelene kadar da yayılmaya ve büyümeye devam etmişler. Bize saldıran grup ile müttefik olduğumuz grup aynı krallık içinden küçük prensler. Kendileri için ilk himaye alanlarını oluşturmak istiyorlar.
-ve bizde küçük prenslerin oyuncakları olacağız.
-maalesef sayın delege. Ya galaktik bir filo kurup savaşacağız yada sitemin bir parçası olacağız. Ki siteme dahil olmamıza pek bir engel kalmadı. İlk saldıran grup yani 7. seviye prensi tamamen yenilmek üzere ve evet seviye. Bizde ki monarşik tahta oturma seviyesine göre aileler seviyelere ayrılmış baştaki düşerse bir alt seviye başa geçiyor.
-peki bizim prens kaçınc…
-5. Seviye ve doğal olarak orduları daha güçlü.
-birkaç prens oyun oynasın diye gemilerde ve gezegenlerde binlerce insan ölüyor doğru anlamış mıyım?
-sadece insanlar değil farklı türlerde söz konusu. Neyse asıl konuya dönelim. Müttefikimiz olan prens adı da biraz tanıdık gelebilir Zeus. Ailesi muryalı kralları onurlandırmak için bu adı vermiş yani orijinal Zeus değil bizi kendi imparatorluğuna almak için bir tek şart koştu.
- verilecek tüm kararları vermişsiniz bize sadece izlemek düştü. Hiç memnun olmasak ta başka çaremiz yok. Uygulayın
- efendim bizden istedikleri bir başka prensi yakalamamız. Ve bu prensin babası müttefikimizde dahil olduğu siyah imparatorluğun 1. Seviye kralın oğlu. Yani tüm imparatorluğun asıl prenslerinden biri.
- daha 5. Seviye ile uğraşacak güçte değiliz o kadar güçlüsünü nasıl ele geçirelim? Ha birde koca galaktik imparatorluğun adı siyah mı?
-ismini tam olarak çeviremedik efendim. Siyah şimşekli bir bayrağı olduğu için kısaltma olarak öyle diyoruz. Prense gelirse sorun şu ki prens pek gözde değil. Babası imparator olsada annesi düşman imparatorluklardan birinin 2. Seviye kraliçesi. Nasıl olduda bu prens doğdu hiçbir fikrim yok ve açıkçası bilmekte istemiyorum. Bilinen bir ordusu yada koruması yok. Yıllardır da saklanıyormuş. Burada dünyada!
-eğer burada ve güçsüzse nasıl olduda bu zamana kadar kimse gelip almaya çalışmadı.
- dünya antik ve dokunulmaz bir statüsü varmış ve ayrı daha güçlü bir ırkın yönettiği başka bir galaktik küme imparatorluğu ile arada ki dokunulmaz bölgede bulunuyor muş. Muş çünkü bu imparatorluk zayıflamaya ve gerilemeye başlamış. Bu yüzden de prensler ve yeni akıncılar gözünü buraya dikti. Birde kimse imparatorun oğluna silah doğrulmak istemiyor ne olur ne olmaz.
- pis işleri yapmak bize düşüyor o zaman. Nerde olduğunu bulun ama hemen silah doğrultmayın derim. Önce onunla konsey olarak bir konuşmak isteriz.
- deneye biliriz ama söz veremem. Yerini tespit ettik şu anda pariste uydu görüntüleri de gelmeye başadı.
Salonda ki büyük ekranda sgc nin işareti belirdi ve uydu görüntüleri gelmeye başladı. Uydu paris in merkezinde hafif yeşillik bir alana yaklaştı. Görüntü git gide koşu yapan kapşonlu birine yakınlaşmaya başladı. Sıradan biri gibi yavaş tempoda koşayordu. Görüntü yakınlaşmaya başladıkça oda hızını yavaşlatmaya başladı. Görüntü en yakın noktaya geldiğinde artık koşmuyor. Önce sağına sonra soluna döndü etrafına bakınıyordu. Sonra birden bire yukarıya tam da uyduya doğru bakmaya başladı. Delegelerden biri;
-Bana mı öyle geliyor yoksa bize mi bakıyor?
-Galiba. Dedi carter.
Sonrasında koşucunun gözleri parlamaya başladı. Tıpkı bir goual gibi ama sarı değil bembeyaz parlıyordu. Görüntü tamamen gitmişti sadece bir beyazlık vardı. Birkaç saniye sonrasın görüntü geldi ama koşucu artık orada değildi. Carter hemen telefonuna sarıldı ama bir anda salonun ortasında bir ışık patlaması oldu. İzledikleri adam salonun ortasında duruyordu. Kopşunun indirdi görüntü esmer tenli 1.75 boylarında kahverengi gözlü yirmili yaşlarında birine aitti. Ve cartera dönerek;
-Parkın etrafında ki bir tugay askere ve bana kilitlenmiş bir düzine uyduya bakılırsa rahatsız edilmeden koşma zamanı sona erdi gibi?General Carter yeni lantian gemisi ile dünyaya varalı bir saat bile olmamıştı. Dünya güvenlik konseyine yeni raporunu sunmak için Berlin’e bir jumperla inmişti. Sunum için toplantı odasında herkes carter ın hazır olması beklerken bir delege kendini tutamadı sinirli bir tavırla herkesin aklında ki soruyu sordu;
-tam iki ay. Ne atlantisten nede en üst rütbeli iki generalimizden haber alamıyoruz. Geriye hiçbir güvenlik prosedürü bırakmadıkları içinde 3. Dünya savaşının kıyısından dönüyoruz. Sonra bir gün öldü dediğimiz generallerimizden biri antika bir gemiyle çıkagelip hala yetki ondaymış gibi konseyi topluyor
-öncelikle sayın delege size daha önce bilgi gönderemediğimiz ve gerekli prosedürleri oluşturmadığımız için özür dilerim
Başka bir delege sıkkın bir ifade ile;
-boş verin özrü artık çok geç neden buradayız onu açıklayın
-iki ay önce hepimizin bildiği gibi atlantise kimliği belirsiz güçlerce saldırı yapıldı. Ne kalkanlarımız nede silahlarımız yeterince etkili değildi tam savaşı kaybedeceğiz derken başka bir gemi gurubu ilk guruba saldırdı ve ani bir saldırıyla ilk gurubu neredeyse yok etti. neredeyse diyorum çünkü arta kalan gemiler atmosfere girerek atmosfere girerek üstümüze bir intihar saldırısı düzenlediler.
Sonra ne olduğunu anlamadan kendimizi uzayda bulduk. Birkaç dakika sonrada ikinci saldırgan grup aniden çevremizde belirdi.
-atlantisin dedektörleri çalışmıyor muydu?
-hayır çalışıyordu ama gelenler ne hiperuzayı nede bildiğimiz başka bir teknolojisi kullanıyordu. Daha sonra iletişime geçtiler ve kendilerini tanıttılar. Dedikleri doğruysa ki paylaştıkları bilgiler sayesinde artık eminiz kendileri ve bize ilk saldıran grup murya kökenli 12 imparatorluk üyesi imiş.
-devam etmeden şu imparatorluk olayını açabilir misiniz?
-tabiki. Onlardan aldığımız bilgiye göre tam 6 milyon yıl önce kadimler ve muryalılar dünyayı paylaşan iki farklı yönetimmiş. Hatta antik hikayelerdeki gibi atlantis muryanın birkaç kolonisinden biriymiş. Galaksiye yayılan salgına kadar da pek bir sorunları olmamış. Ama salgınla murya gücünü kaybetmeye başlayınca diğer koloniler baş kaldırmış ve savaş çıkmaması için tüm uygfarlıklar aynı anda hem gezegeni hem de galaksiyi terk etmiş. Diğer koloniler hakkında pek bilgi yok ama Atlantisliler pegasusa muryalılarda andomedaya yerleşmiş.
- Noxlar diğer kolonilerden biri olabilir mi?
- muhtemel bir olasılık. Çok süre geçmeden taraflar birbirine savaş ilan etmiş. Kaynak bakımında murya tarshane aylar sayesinde ne kadar güçlü olsa da bir mu generali nedeni bilinmeyen bir sebepten Atlantis saflarına geçmiş ve savaşın kaderi tamamen değişmiş. Tüm muryayılar tabiri caizse kanlarının son damlasına kadar savaşmışlar ve yok olmuşlar. Yada Atlantisliler öyle zannetmiş.Aylar etkisizleştirilmiş ve birbirinden uzak konumlara taşınmış.
General konuşmasına devam ederken bir subay toplantı odasına girerek generalin kulağına birkaç şey fısıldadı. General subaya dönerek “ortamı güvenlik altına alın” dedi ve konseye geri döndü.
-savaş bittikten yüzlerce yıl sonra kurtulan yada saklanan murya kralları tekrar pegasusta ayları toplamışlar. Bizdekiler dışında tüm ayları toplayarak her bir kral kendine yeni bir ay takımı inşa etmiş ve birbirinden uzak galaksilere yayılarak her şeye yeniden başlamışlar.
- Atlantislilere kin gütme veya intikam duygusu olmadan mı?
-aslında kurtulan krallar daha çok küçük krallar. Kin tutmak yerine müteşekkir olmuşlar. Bu güne gelene kadar da yayılmaya ve büyümeye devam etmişler. Bize saldıran grup ile müttefik olduğumuz grup aynı krallık içinden küçük prensler. Kendileri için ilk himaye alanlarını oluşturmak istiyorlar.
-ve bizde küçük prenslerin oyuncakları olacağız.
-maalesef sayın delege. Ya galaktik bir filo kurup savaşacağız yada sitemin bir parçası olacağız. Ki siteme dahil olmamıza pek bir engel kalmadı. İlk saldıran grup yani 7. seviye prensi tamamen yenilmek üzere ve evet seviye. Bizde ki monarşik tahta oturma seviyesine göre aileler seviyelere ayrılmış baştaki düşerse bir alt seviye başa geçiyor.
-peki bizim prens kaçınc…
-5. Seviye ve doğal olarak orduları daha güçlü.
-birkaç prens oyun oynasın diye gemilerde ve gezegenlerde binlerce insan ölüyor doğru anlamış mıyım?
-sadece insanlar değil farklı türlerde söz konusu. Neyse asıl konuya dönelim. Müttefikimiz olan prens adı da biraz tanıdık gelebilir Zeus. Ailesi muryalı kralları onurlandırmak için bu adı vermiş yani orijinal Zeus değil bizi kendi imparatorluğuna almak için bir tek şart koştu.
- verilecek tüm kararları vermişsiniz bize sadece izlemek düştü. Hiç memnun olmasak ta başka çaremiz yok. Uygulayın
- efendim bizden istedikleri bir başka prensi yakalamamız. Ve bu prensin babası müttefikimizde dahil olduğu siyah imparatorluğun 1. Seviye kralın oğlu. Yani tüm imparatorluğun asıl prenslerinden biri.
- daha 5. Seviye ile uğraşacak güçte değiliz o kadar güçlüsünü nasıl ele geçirelim? Ha birde koca galaktik imparatorluğun adı siyah mı?
-ismini tam olarak çeviremedik efendim. Siyah şimşekli bir bayrağı olduğu için kısaltma olarak öyle diyoruz. Prense gelirse sorun şu ki prens pek gözde değil. Babası imparator olsada annesi düşman imparatorluklardan birinin 2. Seviye kraliçesi. Nasıl olduda bu prens doğdu hiçbir fikrim yok ve açıkçası bilmekte istemiyorum. Bilinen bir ordusu yada koruması yok. Yıllardır da saklanıyormuş. Burada dünyada!
-eğer burada ve güçsüzse nasıl olduda bu zamana kadar kimse gelip almaya çalışmadı.
- dünya antik ve dokunulmaz bir statüsü varmış ve ayrı daha güçlü bir ırkın yönettiği başka bir galaktik küme imparatorluğu ile arada ki dokunulmaz bölgede bulunuyor muş. Muş çünkü bu imparatorluk zayıflamaya ve gerilemeye başlamış. Bu yüzden de prensler ve yeni akıncılar gözünü buraya dikti. Birde kimse imparatorun oğluna silah doğrulmak istemiyor ne olur ne olmaz.
- pis işleri yapmak bize düşüyor o zaman. Nerde olduğunu bulun ama hemen silah doğrultmayın derim. Önce onunla konsey olarak bir konuşmak isteriz.
- deneye biliriz ama söz veremem. Yerini tespit ettik şu anda pariste uydu görüntüleri de gelmeye başadı.
Salonda ki büyük ekranda sgc nin işareti belirdi ve uydu görüntüleri gelmeye başladı. Uydu paris in merkezinde hafif yeşillik bir alana yaklaştı. Görüntü git gide koşu yapan kapşonlu birine yakınlaşmaya başladı. Sıradan biri gibi yavaş tempoda koşayordu. Görüntü yakınlaşmaya başladıkça oda hızını yavaşlatmaya başladı. Görüntü en yakın noktaya geldiğinde artık koşmuyor. Önce sağına sonra soluna döndü etrafına bakınıyordu. Sonra birden bire yukarıya tam da uyduya doğru bakmaya başladı. Delegelerden biri;
-Bana mı öyle geliyor yoksa bize mi bakıyor?
-Galiba. Dedi carter.
Sonrasında koşucunun gözleri parlamaya başladı. Tıpkı bir goual gibi ama sarı değil bembeyaz parlıyordu. Görüntü tamamen gitmişti sadece bir beyazlık vardı. Birkaç saniye sonrasın görüntü geldi ama koşucu artık orada değildi. Carter hemen telefonuna sarıldı ama bir anda salonun ortasında bir ışık patlaması oldu. İzledikleri adam salonun ortasında duruyordu. Kopşunun indirdi görüntü esmer tenli 1.75 boylarında kahverengi gözlü yirmili yaşlarında birine aitti. Ve cartera dönerek;
-Parkın etrafında ki bir tugay askere ve bana kilitlenmiş bir düzine uyduya bakılırsa rahatsız edilmeden koşma zamanı sona erdi gibi?
zamanım oldukça yazmaya çaılışacağım. okuyan varmı bilmem ama yazmak hoşuma gidiyor.BÖLÜM 6
General Carter yeni lantian gemisi ile dünyaya varalı bir saat bile olmamıştı. Dünya güvenlik konseyine yeni raporunu sunmak için Berlin’e bir jumperla inmişti. Sunum için toplantı odasında herkes carter ın hazır olması beklerken bir delege kendini tutamadı sinirli bir tavırla herkesin aklında ki soruyu sordu;
-tam iki ay. Ne atlantisten nede en üst rütbeli iki generalimizden haber alamıyoruz. Geriye hiçbir güvenlik prosedürü bırakmadıkları içinde 3. Dünya savaşının kıyısından dönüyoruz. Sonra bir gün öldü dediğimiz generallerimizden biri antika bir gemiyle çıkagelip hala yetki ondaymış gibi konseyi topluyor
-öncelikle sayın delege size daha önce bilgi gönderemediğimiz ve gerekli prosedürleri oluşturmadığımız için özür dilerim
Başka bir delege sıkkın bir ifade ile;
-boş verin özrü artık çok geç neden buradayız onu açıklayın
-iki ay önce hepimizin bildiği gibi atlantise kimliği belirsiz güçlerce saldırı yapıldı. Ne kalkanlarımız nede silahlarımız yeterince etkili değildi tam savaşı kaybedeceğiz derken başka bir gemi gurubu ilk guruba saldırdı ve ani bir saldırıyla ilk gurubu neredeyse yok etti. neredeyse diyorum çünkü arta kalan gemiler atmosfere girerek atmosfere girerek üstümüze bir intihar saldırısı düzenlediler.
Sonra ne olduğunu anlamadan kendimizi uzayda bulduk. Birkaç dakika sonrada ikinci saldırgan grup aniden çevremizde belirdi.
-atlantisin dedektörleri çalışmıyor muydu?
-hayır çalışıyordu ama gelenler ne hiperuzayı nede bildiğimiz başka bir teknolojisi kullanıyordu. Daha sonra iletişime geçtiler ve kendilerini tanıttılar. Dedikleri doğruysa ki paylaştıkları bilgiler sayesinde artık eminiz kendileri ve bize ilk saldıran grup murya kökenli 12 imparatorluk üyesi imiş.
-devam etmeden şu imparatorluk olayını açabilir misiniz?
-tabiki. Onlardan aldığımız bilgiye göre tam 6 milyon yıl önce kadimler ve muryalılar dünyayı paylaşan iki farklı yönetimmiş. Hatta antik hikayelerdeki gibi atlantis muryanın birkaç kolonisinden biriymiş. Galaksiye yayılan salgına kadar da pek bir sorunları olmamış. Ama salgınla murya gücünü kaybetmeye başlayınca diğer koloniler baş kaldırmış ve savaş çıkmaması için tüm uygfarlıklar aynı anda hem gezegeni hem de galaksiyi terk etmiş. Diğer koloniler hakkında pek bilgi yok ama Atlantisliler pegasusa muryalılarda andomedaya yerleşmiş.
- Noxlar diğer kolonilerden biri olabilir mi?
- muhtemel bir olasılık. Çok süre geçmeden taraflar birbirine savaş ilan etmiş. Kaynak bakımında murya tarshane aylar sayesinde ne kadar güçlü olsa da bir mu generali nedeni bilinmeyen bir sebepten Atlantis saflarına geçmiş ve savaşın kaderi tamamen değişmiş. Tüm muryayılar tabiri caizse kanlarının son damlasına kadar savaşmışlar ve yok olmuşlar. Yada Atlantisliler öyle zannetmiş.Aylar etkisizleştirilmiş ve birbirinden uzak konumlara taşınmış.
General konuşmasına devam ederken bir subay toplantı odasına girerek generalin kulağına birkaç şey fısıldadı. General subaya dönerek “ortamı güvenlik altına alın” dedi ve konseye geri döndü.
-savaş bittikten yüzlerce yıl sonra kurtulan yada saklanan murya kralları tekrar pegasusta ayları toplamışlar. Bizdekiler dışında tüm ayları toplayarak her bir kral kendine yeni bir ay takımı inşa etmiş ve birbirinden uzak galaksilere yayılarak her şeye yeniden başlamışlar.
- Atlantislilere kin gütme veya intikam duygusu olmadan mı?
-aslında kurtulan krallar daha çok küçük krallar. Kin tutmak yerine müteşekkir olmuşlar. Bu güne gelene kadar da yayılmaya ve büyümeye devam etmişler. Bize saldıran grup ile müttefik olduğumuz grup aynı krallık içinden küçük prensler. Kendileri için ilk himaye alanlarını oluşturmak istiyorlar.
-ve bizde küçük prenslerin oyuncakları olacağız.
-maalesef sayın delege. Ya galaktik bir filo kurup savaşacağız yada sitemin bir parçası olacağız. Ki siteme dahil olmamıza pek bir engel kalmadı. İlk saldıran grup yani 7. seviye prensi tamamen yenilmek üzere ve evet seviye. Bizde ki monarşik tahta oturma seviyesine göre aileler seviyelere ayrılmış baştaki düşerse bir alt seviye başa geçiyor.
-peki bizim prens kaçınc…
-5. Seviye ve doğal olarak orduları daha güçlü.
-birkaç prens oyun oynasın diye gemilerde ve gezegenlerde binlerce insan ölüyor doğru anlamış mıyım?
-sadece insanlar değil farklı türlerde söz konusu. Neyse asıl konuya dönelim. Müttefikimiz olan prens adı da biraz tanıdık gelebilir Zeus. Ailesi muryalı kralları onurlandırmak için bu adı vermiş yani orijinal Zeus değil bizi kendi imparatorluğuna almak için bir tek şart koştu.
- verilecek tüm kararları vermişsiniz bize sadece izlemek düştü. Hiç memnun olmasak ta başka çaremiz yok. Uygulayın
- efendim bizden istedikleri bir başka prensi yakalamamız. Ve bu prensin babası müttefikimizde dahil olduğu siyah imparatorluğun 1. Seviye kralın oğlu. Yani tüm imparatorluğun asıl prenslerinden biri.
- daha 5. Seviye ile uğraşacak güçte değiliz o kadar güçlüsünü nasıl ele geçirelim? Ha birde koca galaktik imparatorluğun adı siyah mı?
-ismini tam olarak çeviremedik efendim. Siyah şimşekli bir bayrağı olduğu için kısaltma olarak öyle diyoruz. Prense gelirse sorun şu ki prens pek gözde değil. Babası imparator olsada annesi düşman imparatorluklardan birinin 2. Seviye kraliçesi. Nasıl olduda bu prens doğdu hiçbir fikrim yok ve açıkçası bilmekte istemiyorum. Bilinen bir ordusu yada koruması yok. Yıllardır da saklanıyormuş. Burada dünyada!
-eğer burada ve güçsüzse nasıl olduda bu zamana kadar kimse gelip almaya çalışmadı.
- dünya antik ve dokunulmaz bir statüsü varmış ve ayrı daha güçlü bir ırkın yönettiği başka bir galaktik küme imparatorluğu ile arada ki dokunulmaz bölgede bulunuyor muş. Muş çünkü bu imparatorluk zayıflamaya ve gerilemeye başlamış. Bu yüzden de prensler ve yeni akıncılar gözünü buraya dikti. Birde kimse imparatorun oğluna silah doğrulmak istemiyor ne olur ne olmaz.
- pis işleri yapmak bize düşüyor o zaman. Nerde olduğunu bulun ama hemen silah doğrultmayın derim. Önce onunla konsey olarak bir konuşmak isteriz.
- deneye biliriz ama söz veremem. Yerini tespit ettik şu anda pariste uydu görüntüleri de gelmeye başadı.
Salonda ki büyük ekranda sgc nin işareti belirdi ve uydu görüntüleri gelmeye başladı. Uydu paris in merkezinde hafif yeşillik bir alana yaklaştı. Görüntü git gide koşu yapan kapşonlu birine yakınlaşmaya başladı. Sıradan biri gibi yavaş tempoda koşayordu. Görüntü yakınlaşmaya başladıkça oda hızını yavaşlatmaya başladı. Görüntü en yakın noktaya geldiğinde artık koşmuyor. Önce sağına sonra soluna döndü etrafına bakınıyordu. Sonra birden bire yukarıya tam da uyduya doğru bakmaya başladı. Delegelerden biri;
-Bana mı öyle geliyor yoksa bize mi bakıyor?
-Galiba. Dedi carter.
Sonrasında koşucunun gözleri parlamaya başladı. Tıpkı bir goual gibi ama sarı değil bembeyaz parlıyordu. Görüntü tamamen gitmişti sadece bir beyazlık vardı. Birkaç saniye sonrasın görüntü geldi ama koşucu artık orada değildi. Carter hemen telefonuna sarıldı ama bir anda salonun ortasında bir ışık patlaması oldu. İzledikleri adam salonun ortasında duruyordu. Kopşunun indirdi görüntü esmer tenli 1.75 boylarında kahverengi gözlü yirmili yaşlarında birine aitti. Ve cartera dönerek;
-Parkın etrafında ki bir tugay askere ve bana kilitlenmiş bir düzine uyduya bakılırsa rahatsız edilmeden koşma zamanı sona erdi gibi?General Carter yeni lantian gemisi ile dünyaya varalı bir saat bile olmamıştı. Dünya güvenlik konseyine yeni raporunu sunmak için Berlin’e bir jumperla inmişti. Sunum için toplantı odasında herkes carter ın hazır olması beklerken bir delege kendini tutamadı sinirli bir tavırla herkesin aklında ki soruyu sordu;
-tam iki ay. Ne atlantisten nede en üst rütbeli iki generalimizden haber alamıyoruz. Geriye hiçbir güvenlik prosedürü bırakmadıkları içinde 3. Dünya savaşının kıyısından dönüyoruz. Sonra bir gün öldü dediğimiz generallerimizden biri antika bir gemiyle çıkagelip hala yetki ondaymış gibi konseyi topluyor
-öncelikle sayın delege size daha önce bilgi gönderemediğimiz ve gerekli prosedürleri oluşturmadığımız için özür dilerim
Başka bir delege sıkkın bir ifade ile;
-boş verin özrü artık çok geç neden buradayız onu açıklayın
-iki ay önce hepimizin bildiği gibi atlantise kimliği belirsiz güçlerce saldırı yapıldı. Ne kalkanlarımız nede silahlarımız yeterince etkili değildi tam savaşı kaybedeceğiz derken başka bir gemi gurubu ilk guruba saldırdı ve ani bir saldırıyla ilk gurubu neredeyse yok etti. neredeyse diyorum çünkü arta kalan gemiler atmosfere girerek atmosfere girerek üstümüze bir intihar saldırısı düzenlediler.
Sonra ne olduğunu anlamadan kendimizi uzayda bulduk. Birkaç dakika sonrada ikinci saldırgan grup aniden çevremizde belirdi.
-atlantisin dedektörleri çalışmıyor muydu?
-hayır çalışıyordu ama gelenler ne hiperuzayı nede bildiğimiz başka bir teknolojisi kullanıyordu. Daha sonra iletişime geçtiler ve kendilerini tanıttılar. Dedikleri doğruysa ki paylaştıkları bilgiler sayesinde artık eminiz kendileri ve bize ilk saldıran grup murya kökenli 12 imparatorluk üyesi imiş.
-devam etmeden şu imparatorluk olayını açabilir misiniz?
-tabiki. Onlardan aldığımız bilgiye göre tam 6 milyon yıl önce kadimler ve muryalılar dünyayı paylaşan iki farklı yönetimmiş. Hatta antik hikayelerdeki gibi atlantis muryanın birkaç kolonisinden biriymiş. Galaksiye yayılan salgına kadar da pek bir sorunları olmamış. Ama salgınla murya gücünü kaybetmeye başlayınca diğer koloniler baş kaldırmış ve savaş çıkmaması için tüm uygfarlıklar aynı anda hem gezegeni hem de galaksiyi terk etmiş. Diğer koloniler hakkında pek bilgi yok ama Atlantisliler pegasusa muryalılarda andomedaya yerleşmiş.
- Noxlar diğer kolonilerden biri olabilir mi?
- muhtemel bir olasılık. Çok süre geçmeden taraflar birbirine savaş ilan etmiş. Kaynak bakımında murya tarshane aylar sayesinde ne kadar güçlü olsa da bir mu generali nedeni bilinmeyen bir sebepten Atlantis saflarına geçmiş ve savaşın kaderi tamamen değişmiş. Tüm muryayılar tabiri caizse kanlarının son damlasına kadar savaşmışlar ve yok olmuşlar. Yada Atlantisliler öyle zannetmiş.Aylar etkisizleştirilmiş ve birbirinden uzak konumlara taşınmış.
General konuşmasına devam ederken bir subay toplantı odasına girerek generalin kulağına birkaç şey fısıldadı. General subaya dönerek “ortamı güvenlik altına alın” dedi ve konseye geri döndü.
-savaş bittikten yüzlerce yıl sonra kurtulan yada saklanan murya kralları tekrar pegasusta ayları toplamışlar. Bizdekiler dışında tüm ayları toplayarak her bir kral kendine yeni bir ay takımı inşa etmiş ve birbirinden uzak galaksilere yayılarak her şeye yeniden başlamışlar.
- Atlantislilere kin gütme veya intikam duygusu olmadan mı?
-aslında kurtulan krallar daha çok küçük krallar. Kin tutmak yerine müteşekkir olmuşlar. Bu güne gelene kadar da yayılmaya ve büyümeye devam etmişler. Bize saldıran grup ile müttefik olduğumuz grup aynı krallık içinden küçük prensler. Kendileri için ilk himaye alanlarını oluşturmak istiyorlar.
-ve bizde küçük prenslerin oyuncakları olacağız.
-maalesef sayın delege. Ya galaktik bir filo kurup savaşacağız yada sitemin bir parçası olacağız. Ki siteme dahil olmamıza pek bir engel kalmadı. İlk saldıran grup yani 7. seviye prensi tamamen yenilmek üzere ve evet seviye. Bizde ki monarşik tahta oturma seviyesine göre aileler seviyelere ayrılmış baştaki düşerse bir alt seviye başa geçiyor.
-peki bizim prens kaçınc…
-5. Seviye ve doğal olarak orduları daha güçlü.
-birkaç prens oyun oynasın diye gemilerde ve gezegenlerde binlerce insan ölüyor doğru anlamış mıyım?
-sadece insanlar değil farklı türlerde söz konusu. Neyse asıl konuya dönelim. Müttefikimiz olan prens adı da biraz tanıdık gelebilir Zeus. Ailesi muryalı kralları onurlandırmak için bu adı vermiş yani orijinal Zeus değil bizi kendi imparatorluğuna almak için bir tek şart koştu.
- verilecek tüm kararları vermişsiniz bize sadece izlemek düştü. Hiç memnun olmasak ta başka çaremiz yok. Uygulayın
- efendim bizden istedikleri bir başka prensi yakalamamız. Ve bu prensin babası müttefikimizde dahil olduğu siyah imparatorluğun 1. Seviye kralın oğlu. Yani tüm imparatorluğun asıl prenslerinden biri.
- daha 5. Seviye ile uğraşacak güçte değiliz o kadar güçlüsünü nasıl ele geçirelim? Ha birde koca galaktik imparatorluğun adı siyah mı?
-ismini tam olarak çeviremedik efendim. Siyah şimşekli bir bayrağı olduğu için kısaltma olarak öyle diyoruz. Prense gelirse sorun şu ki prens pek gözde değil. Babası imparator olsada annesi düşman imparatorluklardan birinin 2. Seviye kraliçesi. Nasıl olduda bu prens doğdu hiçbir fikrim yok ve açıkçası bilmekte istemiyorum. Bilinen bir ordusu yada koruması yok. Yıllardır da saklanıyormuş. Burada dünyada!
-eğer burada ve güçsüzse nasıl olduda bu zamana kadar kimse gelip almaya çalışmadı.
- dünya antik ve dokunulmaz bir statüsü varmış ve ayrı daha güçlü bir ırkın yönettiği başka bir galaktik küme imparatorluğu ile arada ki dokunulmaz bölgede bulunuyor muş. Muş çünkü bu imparatorluk zayıflamaya ve gerilemeye başlamış. Bu yüzden de prensler ve yeni akıncılar gözünü buraya dikti. Birde kimse imparatorun oğluna silah doğrulmak istemiyor ne olur ne olmaz.
- pis işleri yapmak bize düşüyor o zaman. Nerde olduğunu bulun ama hemen silah doğrultmayın derim. Önce onunla konsey olarak bir konuşmak isteriz.
- deneye biliriz ama söz veremem. Yerini tespit ettik şu anda pariste uydu görüntüleri de gelmeye başadı.
Salonda ki büyük ekranda sgc nin işareti belirdi ve uydu görüntüleri gelmeye başladı. Uydu paris in merkezinde hafif yeşillik bir alana yaklaştı. Görüntü git gide koşu yapan kapşonlu birine yakınlaşmaya başladı. Sıradan biri gibi yavaş tempoda koşayordu. Görüntü yakınlaşmaya başladıkça oda hızını yavaşlatmaya başladı. Görüntü en yakın noktaya geldiğinde artık koşmuyor. Önce sağına sonra soluna döndü etrafına bakınıyordu. Sonra birden bire yukarıya tam da uyduya doğru bakmaya başladı. Delegelerden biri;
-Bana mı öyle geliyor yoksa bize mi bakıyor?
-Galiba. Dedi carter.
Sonrasında koşucunun gözleri parlamaya başladı. Tıpkı bir goual gibi ama sarı değil bembeyaz parlıyordu. Görüntü tamamen gitmişti sadece bir beyazlık vardı. Birkaç saniye sonrasın görüntü geldi ama koşucu artık orada değildi. Carter hemen telefonuna sarıldı ama bir anda salonun ortasında bir ışık patlaması oldu. İzledikleri adam salonun ortasında duruyordu. Kopşunun indirdi görüntü esmer tenli 1.75 boylarında kahverengi gözlü yirmili yaşlarında birine aitti. Ve cartera dönerek;
-Parkın etrafında ki bir tugay askere ve bana kilitlenmiş bir düzine uyduya bakılırsa rahatsız edilmeden koşma zamanı sona erdi gibi?
3
Stargate Senaryoları / Ynt: Stargate Rise of Mu
« : 27 Eylül 2014, 21:22 »
bilmem kaç aylık geçikmeden dolayı özür dilerim. karşınızda 5.bölüm
5.bölüm
Andromeda galaksisinin merkezinden çok uzaklar bir yıldız sisteminde iki dünya gemisi bilinmeyen düşmanlarca saldırıya uğramak üzereydi. 2 gemiye karşılık 6 gemi vardı ve düşman gemilerin ne gücü nede yetenekleri bilinmiyordu.
Teyla;
-kalkanları açın ve hiper uzay jeneratörlerini hazırda bekletin
-kalkanlar tam kapasitede…. Efendim gelen gemiler
Sol taraftan yaklaşan farklı tasarımlı gemiler ilk gelen düşman tavırlı gemilere ateş açmaya başlamışlardı. Başa baş ve zor bir mücadeleydi ve iki tarafta kazanamıyordu. İki tarafta gemi kaybetmeden birbirinden uzaklaşmaya başladılar. Bu sıralarda ise dünya gemileri çoktan galaksi dışına atlamışlar.
Dümen subayı;
-galaksi dışına çıktık efendim.
-gemiler veri tabanımızda ki herhangi bir bir şeyle uyum sağladımı?
-hayır efendim. Efendim gelen ileti var. Video gönderisi.
-kaynak?
-andromedadan geliyor.
-ekrana ver.
Ekranda görüntü belirdiğinde tüm köprü şaşkın şaşkın ekranda ki tanıdık yüze bakıyorlardı.
10000 yıl önce andromeda; general komorius murlyalıların eski an vatanı olan gezegenin yörüngesinde gemisi Athena ile bekliyordu. Yanına gelen bir subay generale bir tableti göstererek büyük cam pencereden gezegenin yörüngesinde ki ayları gösteriyor du. Bunlar eski antik metinlerde geçen efsane MU tersanesinin parçalarıydı. Altı parçanın biri pegasusta diğeri samanyolunda idi. Kalan 4 parça ise generalin emrine girmek için yörüngede bekliyorlardı. General;
“-artık geri çekilmek yok, artık kaybetmekte yok…” sözlerini bitiremeden subay araya girerek
-efendim 4 parça olması lazım ama gezegenin etrafında gördüğümüz 3 parçanın dışında 7 parça daha var.
-nasıl olur bu? Milyon yıl önce bu topraklarda yaşayan tüm canlılar katledildi! Parçalar durduk yere kendilerini kopyalamadılar ya?
-efendim ne olduysa bu arada olmuş olmalı. Çünkü parçalar yüzbinlerce yıldır pasif olduğu gelen veriler arasında.
-insan olmayan hiçbir canlı o gemileri çalıştıramaz teğmen
-biliyorum efendim kim çalıştırmışsa bunu çok uzun zaman önce yapmış ve işi bitince de bırakıp gitmiş.
Bir baç dakika sonra kalan parçalarda görüş alanına girdi ve fark hemen anlaşıldı. Diğer parçalar hem tamamlanmamıştı hem de Mu’nun orijinal parçalara hiç benzemiyordu. Teğmen;
-her neyin parçaları ise tamamlanmamışlar ve içerden bir patlama ile çok büyük hasar almışlar,
-yeni parçalardan gelen enerji sinyali varmı teğmen?
- var efendim. Bizimkilere benziyor ama biraz farklılar. Aslında her parçanın ki birbirinden farklı. Bir birlerin benzer türeleri.
-teğmen tüm tarayıcıları aktif hale getirin ve var olabilecek tüm benzer enerji sinyallerini tarayın.
Bir günlük tarama işlemi bitmiş general gördükleri karşısında donmuş kalmıştı. Ekranda ki her yer küçük parlak noktalarla kaplıydı. Ekran adromeda galaksisini değil samanyolunun ve etrafında ki tüm galaksileri içinde bulunduğu milyonlarca galaksiden oluşan süper kümeyi gösteriyordu. Her yerde eski murya gemileri veya benzerleri vardı.
General emrindekilere dönerek gemiyi sitemin içlerine doğru gitmesini emretti. Kendisi ise odasına çekilerek atlantise son bir mesaj gönderiyordu;
“adım general filaus komodius. Atlantis 6.sevieye generali ve şu ana kadar yaşadığını bildiğim tek murya torunu. Mesajın yüce konseye.
Size soyumu ve keşif görevindeki amaçlarımı tam olarak söylememiş olabilirim ama niyetim kötü değildi. Sadece beni engellemenizden korktum. Gemim Athena ile çıktığımız keşif başarı oldu ama öğrendiklerimiz aradıklarımız daha büyük bir yardım bulabileceğimiz gösterdi. Uzun zaman önce olan ve atalarımın kaybettiği imparatorluk savaşlarında tüm muryalı imparatorlar yok edildi olarak biliyordum ama değilmiş. Savaştan kurtulanlar mu yu kullanarak kendi mularını yapmış. Tam parça ve tam güçte çalışmak üzere. Bildiğimiz kadarı ile 12 imparatorluk mu su yapılmış ve milyonlarca yıl önce andromedayı terk etmişler. Şimdi ise milyonlarca galaksiden oluşan bir ağa yayılan imparatorluklar kurmuşlar. Lantiyanların korktukları ve kardeşleri ödürmek zorunda kaldıkları olasık kaderlerine dönüşmüş. Kalan eski mu parçalarının koordinatlarını ve elimizde olan tüm verileri gönderiyorum. Ben ve mürettebatım bu imparatorluklarda yardım alabilmek için sistemin içlerine doğru ilerleme kararı aldık. Destek bulabilirsek savaşı birkaç gün içinde bitirebiliriz. Geri dönemezsem ise öldüğümüzü varsayın”
Günümüz andromeda sınırı;
teyla;
-general biz sizin öl…
-lütfen o kelimeyi sevmiyorum.
Ronan;
-ölmüş?
-neden…? Ahh her neyse anlaşılan snmleri kendi kendime göndermemişim tuzakmış. Aktif olur olmaz kedimizi atlantisle beraber andromeda da bulduk. Yeni müttefikimiz bizi kurtarmak için yok olmuş gibi gösterip-tüm gezegeni patlatarak- kendi düşmanlarından korudu. Şimdi onun için savaşacak gemi üretiyoruz. Ben carter sen o şu bu hepimiz,
-hangi müttefik? Ne savaşı? Wraitler yanlış yönde.
-kim?
Ronan;
-şu yaşam emen siyah pelerinli asalak tipler?
-ha onlar. Onlar sorun değil. Daha büyük sorunlarımız var. General carter yeni gemimizle biradan yanınıza gelmiş olur. O sizinle birlikte dünyaya gidip her şeyi açıklayacak şimdilik bu kadar.
Görüşme bittikten iki dakika sonra mavi süslemeleriyle bir kadim gemisi görüş alanında belirdi. Gemilerin yeni rotaları dünya olarak ayarlayıp yola çıktılar.
5.bölüm
Andromeda galaksisinin merkezinden çok uzaklar bir yıldız sisteminde iki dünya gemisi bilinmeyen düşmanlarca saldırıya uğramak üzereydi. 2 gemiye karşılık 6 gemi vardı ve düşman gemilerin ne gücü nede yetenekleri bilinmiyordu.
Teyla;
-kalkanları açın ve hiper uzay jeneratörlerini hazırda bekletin
-kalkanlar tam kapasitede…. Efendim gelen gemiler
Sol taraftan yaklaşan farklı tasarımlı gemiler ilk gelen düşman tavırlı gemilere ateş açmaya başlamışlardı. Başa baş ve zor bir mücadeleydi ve iki tarafta kazanamıyordu. İki tarafta gemi kaybetmeden birbirinden uzaklaşmaya başladılar. Bu sıralarda ise dünya gemileri çoktan galaksi dışına atlamışlar.
Dümen subayı;
-galaksi dışına çıktık efendim.
-gemiler veri tabanımızda ki herhangi bir bir şeyle uyum sağladımı?
-hayır efendim. Efendim gelen ileti var. Video gönderisi.
-kaynak?
-andromedadan geliyor.
-ekrana ver.
Ekranda görüntü belirdiğinde tüm köprü şaşkın şaşkın ekranda ki tanıdık yüze bakıyorlardı.
10000 yıl önce andromeda; general komorius murlyalıların eski an vatanı olan gezegenin yörüngesinde gemisi Athena ile bekliyordu. Yanına gelen bir subay generale bir tableti göstererek büyük cam pencereden gezegenin yörüngesinde ki ayları gösteriyor du. Bunlar eski antik metinlerde geçen efsane MU tersanesinin parçalarıydı. Altı parçanın biri pegasusta diğeri samanyolunda idi. Kalan 4 parça ise generalin emrine girmek için yörüngede bekliyorlardı. General;
“-artık geri çekilmek yok, artık kaybetmekte yok…” sözlerini bitiremeden subay araya girerek
-efendim 4 parça olması lazım ama gezegenin etrafında gördüğümüz 3 parçanın dışında 7 parça daha var.
-nasıl olur bu? Milyon yıl önce bu topraklarda yaşayan tüm canlılar katledildi! Parçalar durduk yere kendilerini kopyalamadılar ya?
-efendim ne olduysa bu arada olmuş olmalı. Çünkü parçalar yüzbinlerce yıldır pasif olduğu gelen veriler arasında.
-insan olmayan hiçbir canlı o gemileri çalıştıramaz teğmen
-biliyorum efendim kim çalıştırmışsa bunu çok uzun zaman önce yapmış ve işi bitince de bırakıp gitmiş.
Bir baç dakika sonra kalan parçalarda görüş alanına girdi ve fark hemen anlaşıldı. Diğer parçalar hem tamamlanmamıştı hem de Mu’nun orijinal parçalara hiç benzemiyordu. Teğmen;
-her neyin parçaları ise tamamlanmamışlar ve içerden bir patlama ile çok büyük hasar almışlar,
-yeni parçalardan gelen enerji sinyali varmı teğmen?
- var efendim. Bizimkilere benziyor ama biraz farklılar. Aslında her parçanın ki birbirinden farklı. Bir birlerin benzer türeleri.
-teğmen tüm tarayıcıları aktif hale getirin ve var olabilecek tüm benzer enerji sinyallerini tarayın.
Bir günlük tarama işlemi bitmiş general gördükleri karşısında donmuş kalmıştı. Ekranda ki her yer küçük parlak noktalarla kaplıydı. Ekran adromeda galaksisini değil samanyolunun ve etrafında ki tüm galaksileri içinde bulunduğu milyonlarca galaksiden oluşan süper kümeyi gösteriyordu. Her yerde eski murya gemileri veya benzerleri vardı.
General emrindekilere dönerek gemiyi sitemin içlerine doğru gitmesini emretti. Kendisi ise odasına çekilerek atlantise son bir mesaj gönderiyordu;
“adım general filaus komodius. Atlantis 6.sevieye generali ve şu ana kadar yaşadığını bildiğim tek murya torunu. Mesajın yüce konseye.
Size soyumu ve keşif görevindeki amaçlarımı tam olarak söylememiş olabilirim ama niyetim kötü değildi. Sadece beni engellemenizden korktum. Gemim Athena ile çıktığımız keşif başarı oldu ama öğrendiklerimiz aradıklarımız daha büyük bir yardım bulabileceğimiz gösterdi. Uzun zaman önce olan ve atalarımın kaybettiği imparatorluk savaşlarında tüm muryalı imparatorlar yok edildi olarak biliyordum ama değilmiş. Savaştan kurtulanlar mu yu kullanarak kendi mularını yapmış. Tam parça ve tam güçte çalışmak üzere. Bildiğimiz kadarı ile 12 imparatorluk mu su yapılmış ve milyonlarca yıl önce andromedayı terk etmişler. Şimdi ise milyonlarca galaksiden oluşan bir ağa yayılan imparatorluklar kurmuşlar. Lantiyanların korktukları ve kardeşleri ödürmek zorunda kaldıkları olasık kaderlerine dönüşmüş. Kalan eski mu parçalarının koordinatlarını ve elimizde olan tüm verileri gönderiyorum. Ben ve mürettebatım bu imparatorluklarda yardım alabilmek için sistemin içlerine doğru ilerleme kararı aldık. Destek bulabilirsek savaşı birkaç gün içinde bitirebiliriz. Geri dönemezsem ise öldüğümüzü varsayın”
Günümüz andromeda sınırı;
teyla;
-general biz sizin öl…
-lütfen o kelimeyi sevmiyorum.
Ronan;
-ölmüş?
-neden…? Ahh her neyse anlaşılan snmleri kendi kendime göndermemişim tuzakmış. Aktif olur olmaz kedimizi atlantisle beraber andromeda da bulduk. Yeni müttefikimiz bizi kurtarmak için yok olmuş gibi gösterip-tüm gezegeni patlatarak- kendi düşmanlarından korudu. Şimdi onun için savaşacak gemi üretiyoruz. Ben carter sen o şu bu hepimiz,
-hangi müttefik? Ne savaşı? Wraitler yanlış yönde.
-kim?
Ronan;
-şu yaşam emen siyah pelerinli asalak tipler?
-ha onlar. Onlar sorun değil. Daha büyük sorunlarımız var. General carter yeni gemimizle biradan yanınıza gelmiş olur. O sizinle birlikte dünyaya gidip her şeyi açıklayacak şimdilik bu kadar.
Görüşme bittikten iki dakika sonra mavi süslemeleriyle bir kadim gemisi görüş alanında belirdi. Gemilerin yeni rotaları dünya olarak ayarlayıp yola çıktılar.
Sayfa: [1]