Gönderen Konu: İntikal  (Okunma sayısı 330 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı eregion

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Sci Fi Puanı: 0
  • Cinsiyet: Bay
  • Sci Fi Türkiye!
    • Favori Dizileri: Fringe
    • Profili Görüntüle
İntikal
« : 06 Mayıs 2016, 15:24 »
Öncelikle kitabın arkasında yer alan metni koyayım:

"Uzak bir gelecekte, bugün gelişmekte olan bir ülkenin tüm hatlarıyla çökmesinin ardından bir grup insanın ıslak bir cehennemde adım adım yok oluşa yürüyüşü…

İnsanlar itaat etmeme yeteneklerini kaybedip, kendi vahim sonlarına doğru yol aldıklarından habersizdirler. Tüm değer ve inançları terk eden iktidar sert bir kabuğa çekilip tükenişi ekonomik bir kazanca çevirmekte, dar bir sınıfın çıkarları kalabalık ve karmaşık bir insan kalabalığının üzerine karabasan gibi çökmektedir."

Kitabı istek üzerine okudum ve hem kitaptan sizi haberdar etmek hem de biraz kendimce yorumlamak istiyorum.

Her şeyden önce kısa ve bir oturuşta okunabilecek bir kitap, hepsi hepsi 99 safya :)

Kitap bir distopyayı ele alıyor. Gerçekleşmesi muhtemel bir kötü bir senaryo içine sıkışmış üç beş karakterin yolculuğu anlatılıyor.

Kitabın başında star wars'ın başındaki akan metin gibi bir kısım var "giriş" olarak adlandırılmış bu bölüm ve ardından hikaye başlıyor. Hikayedeki karakterlerden birisi bir iş icap ettiği üzere yola koyuluyor. Hikayenin geri planındaki dünyaya ait ipuçları hikaye boyunca verilmeye çalışılmış, okurken adeta sisli bir görüntü içinde ilerlemeye çalışıyorsunuz. Tabi bu sis nemli ve dar görüş açısından ziyade hikayede net olmayan dünyadan kaynaklanıyor.

Kötü bir gelecekten söz ediliyor her şeyden önce, bir eşitlik sorunu var bu sınıfsal-ekonomik bir durum, insanlar hapsedildikleri bir altyapıda yaşamak zorunda bırakılmışlar ve karın tokluğuna çalışıyorlar... İnsanların en temel ihtiyacı olan beslenme konservelerle karşılanıyor... Ekonomik sistemin para gibi işlev gören bir aracı olmuş bu konserveler; tıkılı kalmış toplumun oluşturduğu pazar, bu konserveleri bir tür değişim aracı olarak da görüyor.

Haliyle bu sefalete karşı koyan insanlar ve bu insanların neden olduğu küçük gerilimler de var. En sonunda kitabın başındaki paspal karakterler farkında olmadıkları bir plana zorunlu olarak dahil oluyorlar ve büyük bir sabotaj işine girişiyorlar: konserve fabrikasına enfekte etmek ve konserve ile beslenen tüm insanları öldürmek için. (ve konserveler insanlardan yapılıyor olabilir... bu net değil ama ip uçları var...)

Konserve fabrikasını enfekte etmek için ise prionlar kullanılıyor... bu konuda çok fazla bilgim yok ne yazık ki...

Nihayetinde, ideoloji çağlarının ötesinde, değerlerini yitiren bir toplumsal düzende artık insan için hiç bir umudun kalmaması gibi bir durum söz konusu hikayede... Üstelik bu umutsuzluk durumundaki insanlar, yüksek duvarlar arkasındaki elitlerin sermaye birikimi sağlamak için kullandığı bir faktöre indirgenmiş ve dramın boyutu bir miktar daha artmış...   

Ne yazık ki tünelin sonunda bir ışık yok...