Battlestar Galactica - Season 1
Part 1:Pilot
İnsanoğlu Kobol'dan geldi.Uzaya yayıldılar ve 13 koloni kurdular.13. koloni,diğer 12 koloniden ayrıldı ve Dünya adında bir gezegene yerleşti.Diğer kolonideki insanlar ise diğer gezegenlere yayıldılar...
**************************************************************
Caprica gezegeni.12 koloninin merkezi.
30'lu yaşlardaki,kumral uzun saçlarını ensesinde toplamış genç kadın,elindeki mifrofona konuştu.
-Merhaba.Ben CNB'den Sarah Morgan.Cylonlar,Tauron'u bombalamaya devam ediyor.Başkan Howard Parker, Cylon saldırısı hakkında yeni bir açıklama yaptı.Şimdi onu dinliyoruz.
Kır saçları tamamen dökülmüş,60 yaşları civarında,gri takım elbiseli bir adam ekranda belirdi.
-Bu sadece Tauron'a değil,tüm insan ırkına yapılmış bir saldırıdır.
Cylonlar,insan ırkına savaş açtılar ve bunun hesabını verecekler.
**************************************************************
Caprica filosunun en iyi savaş gemilerinden biri.Battlestar Galactica.
Pilotlar arasında Apollo olarak bilinen yüzbaşı John Scott,diğer pilotlarla beraber masada oturmuş ve poker oynuyordu.40'lı yaşlardaydı.Ama daha genç gösteriyordu.Siyah saçlarında tek bir beyaz bile yoktu.1.89 boyunda ve atletik bir vücuda sahipti.John,kağıtlarını açtı.Hepsi as çıkmıştı.Diğer pilotlar kızgın bir şekilde John'a bakıyorlardı.Sonra biri konuştu.
-Çok şanlısın ha.
-Evet,öyleyim.
Michelle,John'un yanına geldi.Siyah uzun saçlarını arkasında toplamıştı.30'lı yaşlarda,esmer tenli ve oldukça güzel bir kadındı.John'un kulağına birşeyler fısıldadı.Pilotlardan biri,John'a baktı.
-Ne o,tiyo mu alıyorsun?
John,oturduğu yerden kalktı ve adamın yanına geldi.
-Bana birşey mi demeye çalışıyorsun?
Michelle,John'un yanına geldi.
-Birşey demiyor John.Masaya dönelim tamam mı?
John,Michelle ile beraber masaya geri döndü ve yerine oturdu.Bu sırada Storm olarak bilinen Brian Madsen içeri girdi.John'dan birkaç yaş daha gençti.Kumral saçlı ve atletik yapılıydı.Boyu John'dan üç santim uzundu.Brian'ı gören Michelle,John'u üzerine eğildi ve onu öptü.Brian,birşey söylemedi.Sonra,yere eğildi ve yerde duran oyun kağıdını eline aldı ve diğerlerinin önünde John'a gösterdi.
-Sanırım birşey düşürmüşsün.
Diğer pilotlar,John'a kötü bir şekilde baktılar.
-Hile yaptığını biliyordum.
Sonra onun üzerine yürümeye başladılar.Brian,Michelle'ye baktı.
-Gidelim.
Brian ve Michelle uzaklaşırken John,adamlarla kavgaya girmişti bile.İlk önüne çıkanı bir yumrukta yere serdi.Sonra diğerleri ile dövüşmeye devam etti.
**************************************************************
Galactica nezareti.
Albay Charles Tigh,John'un hücresine yaklaştı.50'li yaşlardaydı.Kumral saçları vardı ve sakalı kırlaşmıştı.John,o sırada şınav çekiyordu.Tigh'i görünce ayağa kalktı.Üzerinde bir atlet vardı.Parmaklıklara yaklaştı ve Tigh'e baktı.
Tigh,nöbetçilere hücreyi açmalarını işaret etti.Nöbetçiler hücreyi açtılar.Tigh,konuştu.
-Bana kalsa bu hücrede çürümeye devam ederdin.Ama komutan Adama seni görmek istiyor.
**************************************************************
Komutan Adama'nın odası.
Kumral saçları hafiften beyazlaşmaya başlamış,60 yaşlarında,1.93 boylarında,üzerinde lacivert yıldız filosu subayı üniforması bulunan orta yaşlı adam,masasının önünde ayakta duran John'a baktı.Sonra,masadan kalktı ve ilerideki dolabı açtı ve oradan bir viski çıkardı.Sonrada masaya iki tane bardak koydu.Bardakların ikisinede viski doldurdu.Sonrada bardaklardan birini John'a uzattı.
-Yanlız içmeyi sevmem.
John,bardağı aldı ve bir yudum içti.Arkasından Adama diğer bardağı aldı ve bir yudumda kendisi içti.
-Daima en kalitelisini tercih ederim.
Adama konuşmaya devam etti.
-Cylonlar hakkında ne düşünüyorsun?
-Onları,onların beni sevdiğinden daha fazla sevmiyorum.
Tam bu sırada Tigh içeri girdi.Sonra elindeki kumandanın düğmesine bastı ve duvardaki dev ekran açıldı.Sonra ekranda Cylon saldırısı altındaki Tauron'un görüntüleri belirdi.Cylon avcı gemileri,caddeleri bombalıyorlardı.Binalar yıkılıyor ve insanlar yıkıntıların altında kalıyordu.Tigh,konuşmasına başladı.
-Bunlar,Cylonların Tauron'a yaptığı saldırı sırasında çekilmiş görüntüler.Tauron'da milyonlarca insan Cylon saldırıları sonucu hayatını kaybetti.Cylonların,saldırıları hala devam ediyor.Tauron'a gidip durum hakkında bir rapor hazırlamanı istiyoruz.
-Tauron'mu? Hiç sanmıyorum.
Adama,araya girdi.
-Bu göreve gönüllü olabilirsin.Yada huzuru bozmaktan bir ay hücrede yatarsın.
-Ne yani,sırf bir kavga için bir ay hücre cezası mı alacağım?
Adama,eline bir dosya aldı.Ve onu okumaya başladı.
-İçkiliyken viper kullanmak.Üst subaya saldırı.Karıştığın kavgaları saymıyorum bile.Bu sicil ile hala Galactica'da görev yapıyor olduğun için şanslısın.Ama bu şansın uzun sürmeyebilir.
-Hep Tauron'u görmek istemişimdir.
-Bu görevde sana Pegasus'tan gelen bir subay eşlik edecek.
-Ben yanlız çalışırım.
-Artık değil.Paul öldüğünden beri hiç yeni ortakla çalışmadın.Artık yeni bir ortağın olacak.
-Eğer biriyle çalışacaksam bunun Galactica'dan biri olmasını tercih ederim.
Tigh,araya girdi.
-Buradaki hiç kimseyle geçinemiyorsun.Seninle çalışmayı kimse istemiyor.
-Boomer.O beni sever.
-Yatakta ve çıplak olduğun zamanlar.
-Michael.Onu gerçekten severim.
-Michael,geçen hafta Cylonlarla girdiği çatışmada öldü.
-O yüzden seviyorum.
Adama,araya girdi.
-Starbuck ile çalışacaksın.Başka seçeneğin yok.
-Starbuck mı? Şu lanet olası pilot mu? Tabi ya.Onunla çalışacak kadar salak birini bulamadınız ve onu bana kakalamak istiyorsunuz.
Tigh güldü.
-Vurduğu Cylonların sayısının,senin vurduklarından daha fazla olmasını hazmedemiyorsun öyle değil mi?
-Saçmalık bu.Starbuck,gösteriş budalasının teki.
-Starbuck'ın bugüne kadar tek bir ceza bile almadı.Tüm filoya örnek teşkil edebilecek bir sicili var.
-Eminim öyledir.
Adama,John'a baktı.
-Bu kadar yüzbaşı Scott.Gidebilirsin.
John,Adama ve Tigh'e selam verdi.
-Efendim.
Sonra odadan çıktı ve kapıyı kapattı.John,çıktıktan sonra Tigh,Adama'ya döndü.
-Ona güveniyormusun?
-Hayır ama Tauron'a birini göndermemiz gerekiyor.Ve elimdeki hiçbir pilotu orada kaybetmek istemiyorum.
Tigh güldü.
-Ama Apollo gibi biri rahatlıkla harcanabilir.
-Kesinlikle.
**************************************************************
Akşam üstü.
John,Galactica'daki bir bara gitmişti.Barmen'e baktı.
-Herzamankinden.
Barmen,John'un içkisini verdi.John içkisinden bir yudum aldı.Sonra içeri giren uzun sarı saçlı kadını farketti.Makyajlıydı ve üzerinde kırmızı bir elbise vardı.1.69 boylarında olmalıydı.Yaşıda 30 civarındaydı.
John,kadının yanına yaklaştı.
-Seni Galactica'da daha önce gördüğümü hatırlamıyorum.
-Burada yeniyim.
-Sana bir içki ısmarlayabilrmiyim?
-Galactica'ya yeni gelen her kıza asılıyormusun?
-Sadece güzel olanlara.
-Eminim öyledir.
-John Scott.
-Karen Locklear.
-Seninle tanıştığıma sevindim.
-Ben aynı şeyi söyleyebileceğimden emin değilim.
-Ne?
-Benimle yatmak istiyorsun öyle değil mi?
-Ben sadece sana bir içki ısmarlamak istemiştim.
-Sadece o kadar mı? Bir içki mi? Ondan sonra yakamdan düşecekmisin?
-Kesinlikle.
-Tamam.İçkimin parasını ödeyebilirsin.
-Ben ısmarlama terimini kullanmayı tercih ederim.
-Öylede diyebilirsin.
-Pekala,ne içersin?
-Viski,en pahalısından.
-Öyle olsun.
John,barmene döndü.
-Viski,en pahalısından.
Bu arada barmene fısıldadı.
-En ucuzundan olsun.
Barmen,Karen'in viskisini verdi.John'da kendine bir viski aldı.Arkasından bardaklar birbirini izledi.John,Karen'i sarhoş edip,odasına çıkarmayı,sonrada onunla beraber olmayı planlıyordu.Ancak 7. bardaktan sonra artık ayakta duramayacak hale gelmişti.Karen,barmene baktı.
-Hesabı alalım.
-560 dolar.
Karen,elini John'un cebine soktu ve cüzdanını çıkardı.Sonra içinden 600 dolar çıkarıp barmene verdi.
-Üstü kalsın.
Barmen,Karen'ın hala ayık olmasına şaşırmıştı ama birşey söylemedi tabiki.
**************************************************************
Ertesi gün.
John uyandı.Yataktaydı ve çırılçıplaktı.Dün gece ile ilgili anıları bulanıktı.Son hatırladığı güzel bir sarışın ile içki içmesiydi.Sonrasını hatırlamıyordu.Kızın adı Karen'mi,Kara'mı öyle birşeydi galiba.John,saate baktı.Saat 09:00 olmuştu.
-Lanet olsun.
Saat 09:00'da Adama'nın odasında olması gerekiyordu.Yataktan kalktı.Acele ile tıraş oldu.Duş aldı.Sonrada üniformasını giydi.Sonra saate tekrar baktı.Saat 09:30 olmuştu.
-Lanet olsun.
John,acele ile odasından çıktı.Koşar adımlarla koridorlardan geçti.Asansöre bindi ve Adama'nın odasının önünde indi.Sonra kapıyı vurdu ve içeri girdi.
Adama,Tigh oturmuş onu bekliyorlardı.Yanlarındada ayakta duran genç bir kadın vardı.Sarı uzun saçlarını at kuyruğu yapmıştı.Üzerinde lacivert subay üniforması vardı.Adama,konuştu.
-Apollo,Starbuck ile tanış.
Karen,John'a baktı.
-Daha önce tanışmıştık.Seni tekrar görmek güzel yüzbaşı John Scott.
John,şaşkın bir şekilde baktı.
-Starbuck,senmisin?
-Son baktığımda öyleydim.
-Ben senin şey olduğunu sanıyordum?
-Erkek olduğu mu mu? Genelde herkes öyle sanıyor.
-Dün geceki halinden çok farklı görünüyorsun.
Tigh,araya girdi.
-Yarın Tauron'a gidiyorsunuz.Şimdi gidip hazırlıklarınızı tamamlayın.
John ve Karen,odadan çıktılar.
**************************************************************
Caprica gezegeni.
Dr. Nicholas Baltar,1.75 boylarında,36 yaşlarında,yakışıklı sayılabilecek bir adamdı.Lüks evinde,çıplak olarak yatağında uzanmış buzlu içkisini yudumluyordu.Yanındada sarı saçları omuz hizası uzunluğunda,1.75 boyunda,25 yaşlarında,oldukça güzel bir kadın vardı.Baltar,kıza baktı.
-Gerçekten,çok güzelsin Lara Locklin.
Lara,gülümsedi.
-Beni seviyormusun?
-Evet,seni seviyorum.
-Diğer kızları sevdiğinden daha fazla mı?
-Hayatımda senden başka kimse yok Lara.
-Buna inanmalımıyım?
-Kesinle inanmalısın.Hayatımda senden başka kimse yok.
Tam o sırada Baltar'ın telefonu çaldı.Baltar,telefonu açtı.
-Seni sonra ararım.
Ve telefonu kapattı.Lara,Baltar'a baktı.
-Kimdi o? Diğer kız mı?
-İşten arıyorlar.Kız filan yok.
Tam o sırada Baltar'ın telefonu tekrar çaldı.Baltar telefonu açtı.
-O konuyu sonra hallederiz.
Baltar,telefonu gene kapattı ve Lara'ya döndü.
-Gene işten.Bugünlerde işler çok yoğun.
-Eminim öyledir.
Tam o sırada Baltar'ın telefonu tekrar çaldı.Baltar,telefonu açmadı.Düğmesine basıp kapattı ve masaya bıraktı.
-Bugünlük bu kadar iş yeter.Şimdi,nerede kalmıştık?
Part 2:Pilot Part 2
İnsanoğlu Kobol'dan geldi.Uzaya yayıldılar ve 13 koloni kurdular.13. koloni,diğer 12 koloniden ayrıldı ve Dünya adında bir gezegene yerleşti.Diğer kolonideki insanlar ise diğer gezegenlere yayıldılar...
**************************************************************
Caprica gezegeni.CNB televizyonu merkez binası...
-Merhaba.Ben,Sarah Morgan.Senatör Jack Erickson,şu anda bizimle beraber.
Kendisi Cylonlarla bir anlaşma yaptığını açıkladı.Eğer bu anlaşma başkan Howard Parker tarafından onaylanırsa Cylonlar ile barış görüşmeleri başlayacak.Senatör Erickson,bize bu anlaşmadan biraz bahsedebilirmisin?
70'li yaşlarda,1.91 boyunda,gri saçlı bir adamdı senatör Jack Erickson.70'li yaşlarda olmasına rağmen 60'dan fazla göstermiyordu.Üzerinde lacivert,koyu çizgili bir takım elbise vardı.Senatör,Sarah'ın sorusuna cevap verdi.
-Bu anlaşma,Cylonlar ile aramızda bir tür ateşkes sağlayacak.Bu süre içinde Cylonlar ile 12 koloni başkanları barış görüşmelerinde bulunacaklar.Eğer bu görüşmelerden olumlu bir sonuç alınırsa,Cylon imparatorluğu ile 12 koloni arasında barış anlaşması imzalanacak.Bu anlaşma Cylonlar ile olan savaşı tamamen sona erdirecek.
-Bu anlaşmanın 11 kolonin başkanları tarafından onaylandığı doğru mu?
-Evet.11 kolonin başkanları ile tek tek görüştüm ve hepside bu anlaşmaya sıcak bakıyorlar.
-Başkan Howard Parker'ın sizinle görüşmeyi kabul etmediği söyleniyor.Bu konuda ne diyorsunuz?
-Başkan Parker'dan henüz bir randevu alamadım.Programı bugünlerde çok yoğun.
-Bize bu anlaşmanın içeriğinden bahsedebilirmisiniz?
-Anlaşmanın içeriği hakkında henüz birşey söyleyemem.
-Programımıza katıldığınız ve sorularımızı yanıtladığınız için size teşekkür ediyoruz senatör Erickson.
-Ben teşekkür ederim.
**************************************************************
Caprica,12 koloni başkanı Howard Parker'ın evi...
Başkan Parker,masasında oturmuş ve yardımcısı Dean Wells ile konuşuyordu.
Dean Wells,gri saçları,beyaza doğru hızla gitmekte olan,65 yaşında,1.77 boyunda bir adamdı.Parker,Wells'e baktı.
-Emeklik kararını tekrar gözden geçirmeni umuyordum.
-Uzun yıllardır siyasetin içindeyim.Artık bu işler için çok yaşlandım.Emekli olmak benim için en iyisi olacak.
-Emekli olmaya karar vermenin sebebi,senatör Jack Erickson'ın Cylonlarla yaptığı anlaşmayı onaylamaya karar vermiş olmam öyle değil mi?
-Cylonların,bizimle anlaşma yapacağına inanmıyorum.Sadece yeni bir saldırı için zaman kazanmaya çalışıyorlar.Eğer bu anlaşmayı onaylarsan ve anlaşma sırasında Cylonlar bir saldırı gerçekleştirirse,12 kolonideki insanları büyük bir tehlike içine atmış olacaksın.Bu sorumluluğu alabilirmisin?
-Cylonlarla barış yapma fırsatını gözardı edemem.Eğer Cylonlarla bir anlaşma imzalayacak olursak bu yıllardır süren savaş dönemini sona erdirebilir.
12 kolonideki insanlar huzura ve barışa kavuşabilirler.
-Ve bu sana gelecek seçimlerde büyük oy kazandırır.
-Bunu oy kazanmak için yapmıyorum Dean.İnsanlarımıza barış getirmek için bu anlaşmaya onay vereceğim.
-Üzgünüm eski dostum,ama bu kararında seni desteleyemem.
-Bende üzgünüm.
-İstifa dilekçem yarın masanın üstünde olacak.
Wells,sandalyesinden kalktı ve kapıdan çıktı.Sonra kapıyı arkasından kapattı.
**************************************************************
Cylon ana gemisi...
Dört gri renkli,metal derili Centrion,geminin uzun koridorlarında ilerliyordu.Centrion'ların yanında senatör Jack Erickson vardı.Senatör,
Centrionlar ile beraber koridorlardan geçti.Sonunda Centrionlar,bir kapının önünde durdular ve kapı açıldı.Centrionlar dışarıda beklerken,senatör içeri girdi ve kapı arkasından kapandı.Senatör,koltukta oturan,siyah metal derili,gelişmiş Centrion modeline baktı.
-Lord Crawler.Beni buraya bu şekilde nasıl getirirsiniz? Ben 12 koloni senatosunun bir üyesiyim ve bu yaptığınız...
Metalik,bir ses,senatörün sözünü kesti.
-Bana,bu diplomatik saçmalıklarından sözetme.Neden burada olduğunu ikimizde biliyoruz senatör.Şimdi,bana anlaşmadan bahset.
-Anlaşmanız 11 koloni tarafından onaylandı.12 koloni başkanı anlaşmaya onay verdiği zaman,12 koloni avucumuzun içine düşecek.
-Başkan Howard Parker'ın bu anlaşmayı onaylamasını sağlaman gerekiyordu ve sen bunu bile başaramadığını mı söylüyorsun?
-Başkan Parker'ın programı çok yoğun.Bu yüzden henüz ondan randevu almayı başaramadım.
-O zaman bunu başarsan senin için iyi olur.
**************************************************************
Lord Crawler,odasında yanlızdı.Hologramı çalıştırdı ve karşısında yüzü kertenkeleye benzeyen,yeşil pullu derili,ağzının iki yanında uzun azı dişleri olan bir varlık belirdi.Varlığın üzerinde rahip cüppesine benzeyen koyu renk bir giysi vardı.Crawler,yere çömeldi.
-Emirlerinizi bekliyorum güçlü efendim.
Evet,lord Crawler'in hologramda görüştüğü kişi Cylon imparatorunun ta kendisiydi.Adını kimse bilmiyordu.Herkes ona imparator diyordu.Çok sayıda Cylon kolonisi vardı.Ne kadar olduklarını kimse bilmiyordu.Her koloninin başında bir imparator bulunuyordu.İmparatorlar,aslında savaşlar sonucu soyları tükenmiş olan bir ırkın son temsilcileriydi.Kertenkele ile insan arası bir ırk.İnsanlar,onlar için tükenmez bir yiyecek kaynağıydı.İnsan çiftlikleri.Cylonlar,bu çitfliklerde insan depoluyordu..Onları besliyorlar ve zamanı gelincede,kesip,yemeye hazır hale getiriyorlardı.İnsanların hepsini öldürmezlerdi.
İnsan kanıda Cylonlar için önemliydi.İnsan kanı Cylon ırkı için uygun değildi ama Cylonlar,insanlardan aldıkları kanları başka işler için kullanıyorlardı.Ne için olduğunu sadece Cylonlar biliyordu.İmparatorun ürkütücü,kalın sesi duyuldu.
-Tüm insan ırkının yokedilmeli.
-Evet,güçlü efendim.
**************************************************************
Battlestar Galactica...
Karen,odasındaydı.Lavabodaki aynaya bakıyordu.Göğüslerine kadar gelen uzun sarı saçlarına baktı.Ertesi sabah,yeni ortağı yüzbaşı John Scott ile beraber Tauron'a gidecekti.Ciddi bir görüntü vermeliydi.Saçlarının çok kısa olması gerekiyordu.Makası eline aldı ve saçlarını kesmeye başladı.Saçları tutam tutam lavaboya dökülüyordu.Sonunda Karen saçlarını kesmeyi bitirmişti.Saçları çene hizasına kadar kısalmıştı.Saçları şimdi sekreter modeli olmuştu.Oğlan saçından az uzun,anne saçından daha kısa.Karen,aynaya baktı.
-Hiç fena değil.
**************************************************************
John,geceyi spor salonunda geçirmeyi tercih etmişti.Geç saatlere kadar boks torbasını yumruklamış ve şınav çekmişti.Gece yarısı ise odasındaki yatağında sızmıştı.John,çalar saatin sesiyle uyandı.Sonra saate baktı.Saat 09:00'ı gösteriyordu.Yataktan kalktı ve duşa girdi.Duştan çıktıktan sonra,tıraş oldu ve aceleyle uniformasını giyindi.Sonra odasında çıktı ve asansöre bindi.
**************************************************************
Galactica hangarı...
Şef,Nathan Jones,siyah tenli bir adamdı.45 yaşlarında ve 1.78 boyundaydı.
Saçları beş numara makina tıraşıydı.Hafif bıyığı vardı.Gamzesindede küçük bir sakalı vardı.Turuncu işçi tulumu giyiyordu.Şu anda John'un viper'ını gözden geçiyordu.Bu sırada John yanına geldi.
-Viper'ın bir saat içinde hazır olması gerekiyor.
-Bir saat mi? Dalga mı geçiyorsun? Ancak yarına hazır olur.
-Bugün Tauron'da olmam gerekiyor.Bana bir viper lazım.
-Neden diğer pilotlardan istemiyorsun? Sana viper'ını ödünç verecek biri çıkar.
-Hayır,sen bana bir viper ayarlayacaksın.Burada bir sürü,iyi durumda viper olmalı.Onlardan birini bana hazırlayabilirsin.
-Tamam,bir tane ayarlarım.Şimdi,izninle yapmam gereken işler var.
John,uzaklaştıktan sonra şef kendi kendine söylendi.
-Bana bir viper ayarla.Tabi,benim başka işim yok zaten.Yüzbaşı Apollo'ya yeni viper ayarlarım.Bu arada eskisinide tamir ederim.Ben lanet bir zenciyim ve yüzbaşı Apollo'ya hizmet etmek için yaşıyorum.
Şef'in yardımcısı Jennifer Preston,onun yanına geldi.Oda turuncu işçi tulumu giyiyordu.1.68 boyunda,siyah tenli bir kadındı.40'lı yaşlardaydı ama 30'larında gösteriyordu.Siyah saçları,oğlan çocuğu gibi kulak hizasında kısacık kesilmişti.Kakülleri bile kökünden kısaltılmıştı.Buna rağmen çok güzel görünüyordu.Yüzünde ağır makyaj vardı.Buda kısa saçın verdiği erkeksi ifadeyi tamamen ortadan kaldırıyordu.Şef,Jennifer'a baktı.
-Apollo,kendisine yeni bir viper ayarlamamı istedi.Sanki o kadar kolaymış gibi.
Jennifer güldü.
-Eminim bir tane bulursun.
-Bu arada Apollo'nun viper'ının da tamir edilmesi gerekiyor ki,bu yarına kadar sürer.Starbuck'ın viper'ı na daha hiç bakamadım bile.
-Meşhur Starbuck'ın nasıl biri olduğunu çok merak ediyorum.Eminim çok yakışıklıdır.
Şef güldü.
-Starbuck bir kadın.Yüzbaşı Karen Locklear.
-Starbuck,kadın mı? Gerçekten mi?
-Evet.
-Peki güzel mi?
-Ne o,kıskanıyormusun?
-Kıskanmalımıyım?
-Kesinle hayır.Aslında,düşündümde,Apollo'nun viper'ı biraz bekleyebilir.
-Peki aklındaki nedir?
Şef,Jennifer'a yaklaştı ve onu dudağından öptü.
-Öğrenmek istermisin?
Jennifer,bacaklarını çapraz yapıp,şef'in kucağına atladı.
-Kesinlikle.
**************************************************************
John ve Karen,uçuş giysilerini giymiş ve viperlarlara binmeye hazırlanıyorlardı.
John,Karen'in çene hizasında kesilmiş,kısa saçlarına baktı.
-Saçın uzunken daha iyiydi.
-Böylesi daha rahat.
Evet,John,Karen'ın uzun saçlı halini çok beğenmişti.Ama şimdi artık dikkatini dağıtmıyordu.Yani kısa saçlı halide güzeldi ama uzun saçlı hali gibi kendisini tahrik etmiyordu.Artık Karen,moda dergisi kapağından fırlamış gibi durmuyordu.Aksine,normal bir kadın gibi görünüyordu.John,Karen'a baktı.
-Önceki gece olanları unutup yeniden başlayabilirmiyiz?
-Hiçbirşey olmadı.Sen,odana gittikten sonra hemen sızdın.
-Daha önce içkiye bu kadar dayanıklı bir kadın görmemiştim.
-Beni sarhoş etmeye çalışan ilk erkek sen değilsin.
John,Karen'e elini uzattı.
-Dost muyuz?
Karen,John'un elini sıktı.
-Kesinlikle.
Apollo ve Starbuck,pilot başlıklarını takıp,viper'larına bindiler ve Galactica'dan ayrıldılar.
**************************************************************
Cylon saldırısı altındaki Tauron gezegeni...
Her yer cesetlerle doluydu.İnsanlar hızla kaçışırken birbirlerini eziyorlardı.Her tarafı dumanlar kaplamıştı.Göz gözü görmüyordu.Karen ve John,etraflarına şaşkın bir şekilde bakıyorlardı.John,Karen'e baktı.
-Hangi cehenneme geldik böyle?
-En kötüsüne.
Tam o sırada çipler ve motosikletler ortaya çıktı.Adamların hepsi silahlıydı ve çevredeki insanlara rastgele ateş ediyorlardı.Karen,John'a baktı.
-Yağmacılar.
John,gülümsedi.
-Bir onlar eksikti zaten.
Karen,John'a baktı.
-Yağmacılar,tüm bu insanları öldürecekler.
-Öyle görünüyor.
-Onlara yardım etmeliyiz.
-Bu insanlar için kendimi öldürecek değilim.Görmemiz gerekeni gördük.Raporumuzu yazıp,bu lanet olası gezegenden gidelim.
-Sen istersen gidebilirsin ama ben burada kalıyorum.Bu insanların yardıma ihtiyacı var ve ben onları yüzüstü bırakacak değilim.
-Burada kalırsan ölürsün.
-Hepimiz bir gün öleceğiz öyle değil mi?
John,Karen'e baktı.
-Lanet olsun.Buna pişman olacağım.
Karen,güldü.
-Pekala,sen soldakileri al,Bende sağdakileri alayım.
-Neden ben soldakileri alıyorum?
-Boşver,kafana göre saldır.
-Bende öyle yapmayı düşünüyorum zaten.
John ve Karen,bir yandan koşarlarken,bir yandanda önlerine çıkan cip ve motosikletlere ateş etmeye başladılar.John,ateş ederken ayırım yapmıyor ve sivil insanlarıda vuruyordu.Karen,ona bağırdı.
-Sorunun ne senin? Sivilleride vuruyorsun.
-Burada kendimi öldürtmemeye çalışıyorum.Onu,bunu düşünecek halim yok.
-Buraya bu insanlara yardım etmeye geldik.Onları öldürmeye değil.
-O zaman onlarda önüme çıkmasınlar.
Tam bu sırada,Karen ensesinde bir silah hissetti.Sonra bir adam sesi duydu.
-Silahını at güzelim.Ölmek istemezsin,öyle değil mi?
Part 3:Tiger-X
İnsanoğlu Kobol'dan geldi.Uzaya yayıldılar ve 13 koloni kurdular.13. koloni,diğer 12 koloniden ayrıldı ve Dünya adında bir gezegene yerleşti.Diğer kolonideki insanlar ise diğer gezegenlere yayıldılar...
**************************************************************
Tauron gezegeni...
Karen ensesinde bir silah hissetti.Sonra bir adam sesi duydu.
-Silahını at güzelim.Ölmek istemezsin,öyle değil mi?
**************************************************************
Picon gezegeni,18 yıl önce...
Sarı uzun saçlı,14 yaşlarında bir kız,ormanlık bir alanda koşuyordu.Yüzünden terler damlıyordu.Karen'ın peşinden silahlı askerler geliyordu.Ama Karen,yakalanmayı göze alamazdı.Bu herşeyin sonu demek olurdu.
Askerlerden biri,komutana baktı.
-Efendim.Kız,nehire doğru ilerliyor.
Komutan,askerlere döndü.
-Onu kıstırdık.Fazla uzağa gidemez.
Karen,nehire yaklaşmıştı.Askerlerin kendisine yetişmesinin fazla sürmeyeceğini biliyordu.Üzerinde sadece bıçağı vardı.Askerler ise tepeden tırnağa silahlıydılar.Karen,nehre girdi ve derinlere doğru ilerlemeye başladı.
Askerlerin nehre ulaşması çok uzun sürmemişti.Komutan,askerlere baktı.
-Kızı hemen bulmanızı istiyorum ve onu canlı olarak bana getirin.
Askerler yavaş yavaş nehire doğru ilerlediler.Bir tanesi nehire girdi.Sonra bacağına birşeyin saplandığını hissetti.Bacağından kanlar kışkırmaya başladı.Asker acıyla bağırdı.
-Bacağım.Beni bir şey ısırdı.
Komutan,askerlere döndü.
-Kız,nehirde.Yakalayın onu.
Askerler nehiri taramaya başladılar.Komutan onlara bağırdı.
-Kızı canlı istiyorum dedim sersemler.Ateşi kesin ve gidip,kızı yakalayın.
Karen'in,askerler tarafından yakalanıp,nehirden çıkarılması uzun sürmemişti.
Sarı uzun saçları ıslanmış ve geriye doğru yatmıştı.Islak olduğu için kumrala yakın bir renkte görünüyordu.Komutan,Karen'e baktı.
-Bize gerçekten çok uğraştırdın hayatım.Ama bugüne kadar elimden hiç kimse kaçamadı.
Karen,gülümsedi.
-Herşeyin bir ilki vardır.
Birden Karen,askerlerden birinin kolunu büktü ve diğerine doladı.Sonra diğer iki askerin üstünden atladı.Komutan,askerlerine öfkeyle bağırdı.
-Küçük bir kızla başa çıkamıyormusunuz?
Karen,havada bir takla attı ve önüne gelen iki askerin üstüne atladı.Sonra birini birini bacağıyla yakaladı.Bacağını boynuna doladı ve onu nefessiz bırakıncaya kadar sıkıştırdı.Sonra adam yere yığıldı.Karen,üzerine gelen yumruğu yakaladı.Sonra adamın elini büküp,onu yere fırlattı.En sonunda komutan ile karşı karşıya gelmişti.Komutan,Karen'e baktı.
-Buraya kadar hayatım.Artık yolun sonuna geldin.
Karen,komutan'a bir uçan tekme savurdu.Ama komutan,Karen'ın bacağını yakaladı.Sonra onu bükerek kırdı.Karen,bacağında dayanılmaz bir acı hissetti.Sonra yüzüne gelen bir yumruk ile ortalık karardı.
**************************************************************
Tauron gezegeni.Günümüz...
Karen ensesinde bir silah hissetti.Sonra bir adam sesi duydu.
-Silahını at güzelim.Ölmek istemezsin,öyle değil mi?
Karen,gülümsedi.
-Hayır.İstemem.
Karen,birden adamın boynuna bir bıçak fırlattı.Adamın boynundan oluk oluk kan akmaya başladı. Ve adam yere yığıldı.Karen,yerde bir takla attı.Sonra diğer yağmacılarıda taramaya başladı.John,Karen'in yağmacıları taramasını şaşkınla izliyordu.Karen'in tek bir mermisi bile boşa gitmiyordu.Kadın,adeta bir savaş makinasıydı.Sonunda yağmacıları kaçırmayı başarmışlardı.John,
Karen'e baktı.
-Böyle ateş etmeyi nerede öğrendin?
-Asker kızıyım ben.
-Pekala asker kızı.Yağmacılar,daha fazla adamla geri dönmeden önce buradan gitsek iyi olacak.
-Bende oturup onları beklemeyi düşünüyordum.
-İstersen bekleyebilirsin.
Karen ve John,oradan uzaklaştılar.
**************************************************************
Caprica gezegeni.Dr. Nicholas Baltar'ın evi.
-Merhaba.Ben,Sarah Morgan.Şu anda Dr. Nicholas Baltar'ın ile beraberiz.Dr. Baltar,ilk insansız viper,Tiger-X'i üretmeyi başardı.Dr. Baltar,bize Tiger-X hakkında biraz bilgi verebilirmisiniz?
-Bugüne kadar savaşlarda pek çok iyi pilotumuzu kaybettik.Artık buna bir dur dememizin zamanı geldi.Tiger-X'ler,pilotsuz uçuş yapabilen,son derece gelişmiş bir viper modelidir.Artık pilotlarımız ölmeyecek.Pilota ihtiyaç duymayan Tiger-X'leri her alanda güvenle kullabileceğiz.
-Tiger-X'ler,kullanılmaya başlandıktan sonra viper pilotları işşiz kalacak gibi görünüyor.
Nicholas Baltar,gülümsedi.
-Kimseyi işinden etmek amacında değiliz.
-Ben CNB'den Sarah Morgan.Bizi izlemeye devam edin.
Albay Charles Tigh,televizyonu kapattı.Sonra koltuğunda oturan komutan Edward Adama'ya baktı.
-Pilotsuz viper.Ne saçmalık.
-Pilotsuz bir viper'a asla güvenemem.
**************************************************************
Yüzbaşı Brian Madsen,diğer pilotlarla beraber masada oturuyor ve birşeyler içiyordu.Yanında duran teğmen Michelle Logan'a döndü.
-Tiger-X'ler piyasaya çıktığında bizler işşiz kalacağız.
Michelle güldü.
-Tiger-X'lerin bizim yerimizi alacağına inanmıyorum.Onları sadece savaşlarda kullanacaklar.Kalan işi gene biz yapacağız.
Şef,araya girdi.
-En azından,onlar sizin gibi şikayet etmeyecekler.
Brian,cevap verdi.
-Onlar gelince bizi çok arayacaksın.
Jennifer Preston,Brian'a baktı.
-Sizi bulmak için Rising Star'a bakmamız yeterli olacak.
Michelle,araya girdi.
-Bizde seni bulmak istersek nereye bakacağımızı biliyoruz.
Jennifer'ın suratı asıldı.Ve arkasını dönüp uzaklaştı.Şef,sinirli bir şekilde Michelle'ye baktı.
-Bunu söylemek zorunda değildin.
Sonra,Jennifer'ın peşinden gitti.Brian,Michelle'ye baktı ve güldü.
-Onu kızdırmaktan zevk alıyorsun öyle değil mi?
-Sadece biraz eğleniyordum.
Tam o sırada Debbie'nin anonsu duyuldu.
-Kod kırmızı.Tüm pilotlar görev yerlerine.Kod kırmızı,tüm pilotlar görev yerlerine.
Herkes hangarlara doğru koşmaya başladı.Hangara ulaşanlar,uçuş giysilerini giyerek viperlarına biniyorlardı.Michelle,Brian'ın uçağının yanına geldi.
-İyi şanslar.
-Sanada.
Viperlar,teker teker Galactica'dan ayrılıyorlardı.Storm,Boomer'a telsizinden seslendi.
-Geliyorlar.
-Onları görüyorum.
-Pekala,şu tost makinalarına nasıl savaşıldığını gösterelim.
Storm,Cylon avcılarının arasına daldı.Sonra birini hedef bilgisayarına kilitledi ve ona ateş etmeye başladı.Cylon avcısıda ona karşılık verdi.Mermiler uzayda karşılıklı olarak uçuşuyordu.Boomer,önündeki bir avcıyı hedef bilgisayarına kilitledi ve ona ateş etmeye başladı.Avcıda ona karşılık verdi.Tam o sırada Boomer,telsizinden Brian'ın sesini duydu.
-Boomer,arkandalar.
-Tamam,gördüm.
Boomer,viper'ı ile ani bir dönüş yaptı.Sonra ateş etmeye başladı.Arka arkaya birkaç el ateş ettikten sonra avcıyı havaya uçurdu.
-Evet.
Sonra,Storm'un sesi duyuldu.
-Gidiyorlar.Cylon avcıları geri çekiliyor.
Boomer,bir sevinç çığlığı attı.
-İşimi seviyorum.
Tüm viper pilotları Galactica dönmeye başladılar.Bu arada Cylon ana gemisinde...
İki Centrion koridorlardan ilerlediler.Sonra bir kapı açıldı ve iki Centrion içeri girdi.Koltukta oturan lord Crawler,iki Centrion'a baktı.
-Rapor verin.
Centrion'lardan biri konuştu.
-İstediniz gibi saldırı sona erdirildi.
-Güzel.Şimdi,görev yerlerinize dönün.
-Nasıl emredersiniz lord Crawler.
Centrionlar,odadan çıktılar ve kapı arkalarından kapandı.
**************************************************************
Dr. Nicholas Baltar,büyük firmların başkanları ile görüşme masasına oturmuştu.Yanındada yardımcısı Lara Locklin vardı.Lara'nın özenle taranmış sarı uzun saçları omuzlarından aşşağı dökülüyordu.Üzerinde kırmızı bir jeket ve aynı renkte bir etek vardı.Yüzü makyajlıydı ve dudağındaki kırmızı ruj özellikle dikkat çekiyordu.
Baltar,karşısında oturan şirket yöneticilerine baktı ve konuştu.
-Aranızda,hala bazı şüpheleri olanların olduğunun farkındayım.Ancak Tiger-X'leri üretime geçirdiğimizde,yaptığınız bu yatırımın size ne kadar kar getireceğini göreceksiniz.
Şirket başkanlarından NCS şirketinin başkanı Paul Spencer,konuştu.Beyaz saçları tamamen dökülmüş,orta yaşlı bir adamdı.
-Tüm yatırımı bizim yapmamızı bekliyorsunuz ve siz tek kuruş bile vermiyorsunuz.Üzgünüm ama biz bu şekilde iş yapmıyoruz.Bizim koyduğumuz kadar parayı,sizde koyacaksınız.Aksi halde,bir anlaşma olmayacak.
Baltar,güldü.
-Anladığınızı sanmıyorum bay Spencer.
Baltar'ın işaretiyle,Lara,sandalyesinden kalktı.Cebinden bir tabanca çıkardı ve şirket başkanlarından dört tanesini vurdu.Adamlar,kanlar içinde yere yığılırken
,Baltar,Paul Spencer'a baktı.
-Şimdi anlıyorsunuz öyle değil mi bay Spencer.
-Evet bay Baltar.
-Bu daha iyi.Şimdi,izninizle,yetişmem gereken başka bir randevum var.
Baltar,Lara ile beraber odadan dışarı çıktı.
**************************************************************
Senator Jack Erickson'ın ofisi.
Nicholas Baltar ve Lara Locklin,senatör'ün masasının önündeki sandalyede oturuyorlardı.Baltar konuştu.
-Ben üzerime düşeni yaptım.Şimdi sıra sende.
-Başkan Howard Parker ile bu hafta sonu görüşeceğiz.Bir sorun çıkacağını sanmıyorum.
-Umarım öyle olur.Yoksa Lara'nın seninle ilgilenmesi gerekebilir.
Baltar,Lara ile beraber,senatörün odasından çıktı.Lara,Baltar'a baktı ve gülümsedi.
-İş bitirme yöntemini seviyorum.
-Öyle mi?
**************************************************************
Dr. Nicholas Baltar'ın evi...
Baltar ile Lara,yataktaydılar.Lara,Gaius'un üzerinde ileri geri hareket ederken konuştu.
-Senatör Erickson'a daha ne kadar katlamaya devam edeceğiz?
-Başkan Howard Parker'a anlaşmayı imzalatmak için ona ihtiyacımız var.
-Ama anlaşma imzalandıktan sonra ona ihtiyacımız kalmayacak.
-Zamanı gelince onu görmene izin vereceğim.
-Seni seviyorum Nicholas.
-Biliyorum.
Tam o sırada Baltar'ın cep telefonu çaldı.Baltar,sinirli bir şekilde söylendi.
-Neden hep birileri rahatsız etmek zorunda?
Baltar,yataktan çıktı ve cep telefonu açtı.Telefondaki kişi onu bayağı tedirgin etmişti.
-Evet Lordum,herşey istediğiniz gibi yürüyor.Hiçbir sorun yok.
-Tiger-X'ler neden hala piyasada değil? Sana çok yatırım yaptık Baltar.Biz olmasak hala üniversitede ders veriyor olurdun.
-Bana sağlamış olduğunuz olanaklar için size minnetarım lordum.Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım.Tiger-X'ler bir ay içinde piyasada olacak.
Baltar,cep telefonunu kapattı.Tedirgin bir yüz ifadesi vardı.Lara,Baltar'a sarıldı.
-Oydu,öyle değil mi?
-Tiger-X'ler piyasaya çıktığında bana ihtiyaçları kalmayacak.Lanet olsun.Bu işe asla girmemeliydim.
-Onlara hayır diyemezdin Nicholas.Endişenmene gerek yok.Ben varken kimse sana zarar veremez.
-Sen olmasan ben ne yapardım Lara?
Baltar ve Lara,tekrar yatağı girdiler ve Baltar,kendini Lara'nın ellerine bıraktı.
**************************************************************
Tauron gezegeni...
Karen ve John,bara girmişlerdi.Daha çok belalı tiplerin,çetelerin takıldığı bir yerdi.Karen,etrafına baktı.
-Burası hiç hoşuma gitmedi.
-Sana tecavüz etmelerine izin vermem.
-Bende öyle.
Herkes,Karen ve John' bakıyordu.Askerler buraya pek uğramazdı.Bara giren iki viper pilotu oldukça dikkat çekiyordu.Üstelik biri kadındı.Barmen,Karen'e baktı.
-Genelev yan tarafta.
Karen,barmene baktı.
-Ne dedin,bir daha söyle.
-Genelev yan tarafta.
Karen,laser silahını çıkardı.Herkes soluğunu tutmuş,Karen'e bakıyordu.John,Karen'e baktı.
-Kaldır şu silahı.Bizi öldürtmeye mi çalışıyorsun?
Ama Karen,silahını barmene çevirdi.
-Bir daha söyle.
Barmen korkudan ter içinde almıştı.
-Size ne verebilirim bayan?
-Bira.
Karen ve John,biralarını alıp masaya oturdular.John,Karen'e baktı.
-Barmeni gerçekten öldürecekmiydin?
-Tabiki hayır.Sadece biraz korkutmak istedim.
Tam o sırada siyah deri giysili,yırtık eldivenli ve silahlı bir grup adam içeri girdi.Herkes acele ile bardan dışarı çıktı.Karen ve John ise masalarında oturmaya devam ediyorlardı.Adamlardan dazlak ve sakallı olanı,masaya yaklaştı.Sonra,Karen'e baktı.
-Burada ne parçalar varmış böyle.
Adam,Karen'in saçlarına dokundu.
-Sana unutamayacağın bir zevk yaşatabilirim güzelim.
John,silahını,adama çevirdi.
-Beyninin dağılmasını istemiyorsan,defol.
Birden etraflarını bir sürü siyah deri giysili adam sardı.Sonra bir tanesi,John'a baktı.
-Biz ne istersek,onu alırız.Öncelikle silahını istiyorum.
John,Karen ve kendisine doğrultulmuş bir sürü silah farketti.Silahını yere fırlattı.Adamlardan biri,yerdeki silahı aldı.Sonra,adamlar,John'u sandalyeden kaldırıp duvara dayadılar.Sonra adamların lideri konuştu.
-Kızı becereceğiz ve sende seyredeceksin.
Adamlar,Karen'i sandalyeden kaldırdılar.Tam bu sırada Karen,adamlardan birinin kolunu büküp silahını aldı.Sonra iki el ateş etti.İki adam kanlar içinde yere yığıldı.Diğer adamlardan silahlarına davranınca ortalık karışmıştı.John'da hemen yere yatmıştı.Havaya uçuşan kurşun yağmuru içinde John,yerde süründü ve Karen'in vurmuş olduğu adamlardan birinin silahını kaptı.Sonra yerde yatarken ateş etmeye başladı.Bir,iki adamı vurdu.Sonra ayağa kalkarak ateş etmeye devam etti.Bu arada Karen,havada taklalar atarak ateş etmeye devam ediyordu.Sonunda tüm adamlar yere serilmişti.John gülümsedi.
-Sanırım hepsi bu kadardı.
Karen,birden silahını,John'a çevirdi.
-Hayır.Bir tane kaldı.
Sonra,ateş etti.John,şaşkınlık içinde Karen'e baktı.
-Ne yapıyorsun?
Sonra,arkasına döndü ve yere düşen silahlı dazlak ve sakallı adamı gördü.
Karen,gülümsedi.
-Artık buradan gidebilirmiyiz?
John,gülümsedi.
-Senden gerçekten hoşlanmaya başladım.
Karen,John'a baktı.
-Göründüğün kadar sert biri değilsin öyle değil mi?
Tam bu sırada içeri bir sürü gri renkli Centrion girdi.Sonra bir tanesi konuştu.
-Siz ikiniz,bizimle geliyorsunuz.
Devam edecek